DEMOKRASİ
Demokrasinin sadece oy çokluğuna dayanmayan bir rejim olduğunu savunan Güneş, “Her oyçokluğuna dayalı iktidar halk nezdinde meşru sayılsa da, adil sayılmayabilir. Kimi iktidarlar hegemonik güce ulaştıklarında kimi dalkavuklarca yüceltilebilir. Ancak toplumun geniş bir kesiminin vicdanında bunun adil olmadığı kanısı uyanırsa, o iktidara istibdat niteliği yakıştırılır. Bundan mutlaka sakınmak gerekir. İnsanlığa yollanan en yüce vicdani değer olan adalet, sadece mahkeme salonlarında aranmaz, özellikle de siyasette aranır. Özgür ve eleştirel medya ile bireylerin sivil itiraz hakkı adil bir demokrasiyi sağlar. İktidar yönetirken geri kalan eleştirecek, demokratik iktidarlar da bunları koruma sorumluluğunu üstlenecektir” dedi.
MUHALEFET ELEŞTİRİLİYOR
AKP’nin icraatlarını anlatmaktan çok muhalefeti eleştirdiğini belirten Güneş, “Neden? Hiçbir başka demokratik ülkede görmeyeceğiniz bir durumla karşı karşıyayız. Muhalefetten rahatsız olan iktidar demokratik olabilir mi? Elbette olamaz. Üstelik muhalefetten rahatsız olan bir iktidarla aslında Anayasa da yapılmaz. Çünkü bu demokrasiyi ortadan kaldırmak isteyen bir zihniyeti yansıtmaktadır. Parlamentonun amacı: tartışa tartışa uzlaşma alanlarının bulunması değil midir? Hal böyleyken, tahammül ve hoşgörü kalmayıp kürsüde bir hatip tartaklanır ve bu özürle sonuçlanmazsa, demokrasiden söz edilebilir mi?” diye konuştu.
OY ÇOKLUĞU
Güneş şöyle devam etti: “Bakınız katılımcı demokrasiyi, adalet ruhuna sahip iktidarı ve hoşgörünün önemini vurguluyoruz. Çünkü eksikliğini hissediyoruz. Parlamento kürsüsü kimi zaman çatışmayla, kimi zaman da uzlaşmayla halkın özgür iradesini yansıtır. Burada hitabeti kısar ya da kısıtlarsanız, özgür tartışma mabedi olan parlamentoya o denli zarar verirsiniz. Parlamentoda etkinliği artıracak bin tane çözüm varken onun adını yani konuşmayı kısıtlamanın hiçbir izahı olamaz. İktidarların demokratik raydan çıkmalarının en önemli şeytani dürtüsü de etkin icraatın muhalefet tarafından engellendiği vehmidir. Asla bu vehme kapılmayınız. Toplumsal mutabakatın olmadığı bir Anayasa nasıl olmazsa uzlaşmanın olmadığı bir Meclis çalışma sistemi de olamaz. İktidarlar elbette muhalefetin yürütmeyi engellemesi karşısında çabalayacaktır. Ancak bunun meşru yöntemi oy çokluğudur. Tartışmanın kısıtlanması değil. Geçmişte darbelerle gelen iktidarlar da muhalefeti susturmuyorlar mıydı? Onlardan ne fark kalır? Sadece bu kez failler sivil olur” dedi.