Anasayfa Gündem Siyaset Asayiş Sivil Toplum Ekonomi Eğitim Kent Yönetimi Teknoloji Sağlık Spor İş İlanları
Reklam | Künye | İletişim
  En Çok Okunanlar
Suadiye'de cinayet
SUMOTAŞ derdini Başbakan’a anlattı
Kaçakçılıkta yeni trend jet yakıtı
Şenlikte alkol alan öğrenci fenalaştı
İnşaattan düşüp hayatını kaybetti
Haber Arama
Anket

 Bizi hangi ilçeden takip ediyorsunuz?












 

 
Vefat Edenler
 
 
 
Yazarlar
Mevlüt SOYSAL mevsoy_83@hotmail.com      
Kentin göbeğinde insan hakları komedisi

BOYNUMUN borcudur özür dilemek...

Öyle ki, “Hem ‘dindar gençlik yetiştirmek istiyoruz’ deyip hem de belediyelerde Atıf Hoca’nın ruhunu sızlatırcasına, bir takım törenlerde ve gençlik şölenlerinde şapkadan da beter Hande Yener gibi açık-saçık artistleri getirtmekle hizmet ettiğini düşünen AK Partililere duyurulur. Buyurun size konu: Atıf hocayı nesle tanıtacak icraatlar-tiyatrolar-film günleri yapınız” diyen 10 kişilik derneği ciddiye aldığım için;

Bir mecburiyettir özür dilemek…

Tüm okuyucularımdan…

***

Anlarım;

Elma ile armut karşılaştırılabilir; Cem Karaca ile Barış Manço kıyaslanabilir; Kadir İnanır ile Cüneyt Arkın arasında bir değerlendirme yapılabilir; Pink Floyd ile Led Zeppelin tartışılabilir; pantolon ve etek arasından bir seçim yapılabilir…

İyi de…

Bir nesne ile canlı arasında bir kıyaslama yapılabilir mi?

Şapka ve Hande Yener…

“Şapkadan da beter Hande Yener” denilir mi yahu?

Merak ederim;

Acaba kim yazar bu derneğin basın açıklamalarını?

Ki tanışmak isterim;

Çünkü Cem Yılmaz’da dahi öyle bir yetenek yoktur.

Cumhuriyet değerleri bunları öyle bir noktaya getirmiş ki;

Zihinsel bir buhran yaşıyorlar.

***

Bir gerekliliktir özür dilemek…

Kimsenin önemsemediği derneği önemseyip, bir de yazı yazdım onlarla ilgili… Hatta iki…

“Biz varız, Cumhuriyeti yıkamazsınız” dedim…

Sarhoşmuşum herhalde…

Bunlar bırakın Cumhuriyeti yıkmayı, hezeyan dolu açıklamaları nedeniyle yıkılacak Cumhuriyet dahi ayağa kalkar.

***

İnsan Hakları Derneği…

İnsan haklarını nasıl koruyorlarsa, bir müzisyeni dahi giydiği kıyafet yüzünden aşağılayıp, şapkayla bir tutuyorlar.

Merak ediyorum;

Korudukları hangi insan tipi…

Ya da “insan” haklarını koruduklarından eminler mi?

Neyse… Gerek yok uzatmaya… Önemsenmeyecek bir cenahı dikkate aldığım için okuyucularımdan özür dilerim.

Bir de şunu eklemek isterim;

Bu 10 kişilik derneğin temsilcilerinden birisi, benim küçücük köşe yazımın ardından 13 sayfalık bir mail attı;

Oku oku bitmedi…

İleride benimle ilgili bir kitap yazmasından endişe ettim.

Ama yinede takdir ettim kendisini…

Bu azim, bu çaba, bu dikkat, bu hedefe kilitlenmişlik… Bizim cenahta hiç yok…

Tek ricam;

Bu yazıyla ilgili de bir mail atacaksa biraz kısa yazsın…

Bir de “zeka seviyesi” değerlendirmesi pek yapmasın;

Zararlı çıkar…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Bu Yazı 404 defa okundu.
  Yazara E-posta Arkadaşına gönderÇıktı Al
   
 
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar (6)
Erdal Hepşen
04-02-2012 11:15
Gerçekten çok haklısınız Mevlüt bey, bunlar tam komedi.TV lerde dar ağacı falan çıkmış akılları sıra düdükler bunları Atatürk astı demeye lafı getiriyorlar.Sonra darağacındaki adam cep telefonu çıkartıyor.Ulan o zamanlar cep telefonumu vardı siz kimi uyutuyorsunuz, bide asılmış adam cep telefonunu duyarmı.Atamızın kemiklerini sızlattınız be, çok iyi yapmuş bu gerici yobaz takımını ipte sallandırmış.Braksaydı da ülke arabistanamı dönseydi.Sizi gidi laiklik karşıtı şeriat özlemcileri.Ulan bu herifler İzmit gibi senelerce CHP nin kalesi olmuş çağdaş bir kentte laiklik referanduma götürlsün diyorlar.Sizden başka hiç kimseden tık yok.Ulan yazıklar olsun be.Sizi kutluyorum Mevlüt bey bu hainlere iyi dersini veriyorsunuz, sonuna kadar arkanızdayız.
Erdinç Dilli
05-02-2012 11:03
Atatürk iyi yapmışta bu yobazı asmış.5 tane kendini bilmez meydana çıkmış Atatürke dil uzatıyor.Bu meydeanda açıklama yapanlar var ya, Atamız sağ olsaydı onlarıda böyle asardı.Bunlar azıttı.Hep dinci AKP den yüz buluyor bu gerici yobaz takımı.Ulan bu ülkeyi İranmı yapmak istyorsunuz be.Kadınlar çarşaflı kafes arkasında erkekler fesle dolaşacak.Birde laiklik aleyhinede açıklama yapmşsınız.Sizin amacınız bellli olm ülkeye şeriet getirmek istyorsunuz.Ama biz atatürkçüler buna müsade etmiyeceğiz.Geçen hafta o meydana yüzüne tükürmeye gelecektik te, arkadaşlarla sohbet birhanesinde Atatürk devrimleri üzerine sohbete dalmışız unuttum gitti.Bu haftada akşamdan kalma olduğum için sızıp kalmışım, fakat bi gün mutlaka size dersinizi vereceğiz.Ey şreritaçılar savulun Atatürkün çocukları geliyor, kim tutar bizi be.10yıl marşımnı söyleye söyleye rap rap alana geleceğiz.
isa
05-02-2012 11:56
erdinc dili sanırım bu yorumuda kafan dumanlıyken kyazdın kı boyle sacmalamısın seriat demek islam demek sen musluman değilsen baska ınsanların kafasında sarık degıl beynındekı orumcekler yer ve zarar verır sizde anca Atatürk ve dusuncelerini bıranelerde konusur ve sızar kalırısnız sen rap rap yurumeye devam et bence kımse senın ıcmene scmana karısmıyor sende insanların dını ınancıyla ve gıyım kusamıyla yadırgama 10 yıl marsıyla rap rapppp devamme et
Abdülmecit
05-02-2012 09:47
Selam Mevlüt bey yazınızda şapka ile hande yener'in karşılaştırılamlayacağını ifade etmişsiniz. bu sizinle farklı yerde durduğunmuzu gösteriyor. salt mantık oyunu ile bu arkadaşları mantıksız göstermek istemişsiniz. şapka nasıl bu millete batıcı değerleri zorla kabul ettirmek ve onları bir şekilde dini kimlikten uzaklaştırmak içinse aynı şekilde batılı bir eğlence tarzı ve açık giyimiyle günah bir sanatçıyı seyretmek de batının değerlerine bürünmektir. cumhiriyetin ilk yıllarında zorla bizi değerlerimizden uzaklaştırdılar şimdi ise sağolsun ak partili bazı başkanlar halkın oyunu çekmek için gönüllü onları batı tipi eğlence ve hayat tarzına alıştırıyorlar. biz iikisine de karşıyız. siz de mutlaka biraz iman vardır siz de karşı olmalısınız.
Dr. Abdülmecit Karaaslan
12-02-2012 11:23
tez antitez, sentez=metafizik diyalektik mantık: ifrat(çoğa doğru aşırılık) tefrit(aza doğru aşırılık) ortada itidal (dengelilik) bulanık mantık doğru-daha doğru-en doğru-mutlak doğru ve yanlış-en yanlış, daha yanılış yanlış olmak üzere toplamda gerekçelerinin fazlalığı azlığına göre ortadaki mutlak açık bilgi ayet ve sahih hadis hariç hiç kimsenin ve faninin görüşü tek doğru değildir beyler! kuran buna ikili yedi der. Alimler en doğru yöntemle; kıyas ile mutlak doru ve yanlışı tespit etmeye çalışırlar ki buna rağmen kıyas % 90 kesin de olsa zann taşır. Onun için kıyas ile ibadet tesis edilmez. Diğer hükümlerde eğer kUranda bir hükmün olmazsa olmaz sebebi açıksa alim buna kıyas ederek günümüzdeki ve sonraki yüzyıllardaki yeni meseleleri buna dayanak benzeterek çözer bu da mutlak bilgi taşır. Bulanık mantık Felsefe ve matematikte öncülleri kuvvetil gerekçeleri kuvvetli doğruları ifade ediyor. Bunu bilime, Türk bilim adamı matematik ile mantığı birleştiren Azeri Lütfi Askarzade, bunu dünyaya hediye etmiş. Fuzzy logic de denir. Bu mantığa göre kemalizm ile ilgili görüşlerinizi elden geçirebilirsiniz. Aslında siz de dindarsınız inançta ama amelde şu benim şu içkime, örtüsüzlüğüme, mutlu birlikteliğime(zina) vssss günahlarıma dokunmasınlar diye düşünüyorsunuz. Aslında onların günah olduğunu sizi ne derece belalara soktuğunu da biliyorsunuz. Bak içkiniz sizi ideolojinizi müdafaa ettirtmek için meydana bile getirmedi. Aslanda biz sizi ve içinizdeki sizi seviyoruz biz günahkara değil günaha düşmanız. İnsanlar alışkanlıklarına hayat tarzlarına mani olacak diye islamın bu husustaki emirlerinin günah doğru bilimsel ve caydırıcı olarak yasaklanmasını istemiyorlar. Şayet içinizden de bu davranışlar günah değil diye düşünüyorsanız o zaman kafirsiniz demektir. Çünkü İslam bir bütündür. İnandığını yapamayabilirsiniz ama inandığınızı reddederseniz o zaman iman dairesinin dışına çıkarsınız. Günahla birlikte iman vardır halbuki günah diye inanırsanız. Günah diye inanıyorsan o zaman kamu hayatında kimseye kötü örnek olmasın diye kalkmasını da isteyeceksin. İma insanlar hem içip hemde günah olduğu noktasındaki ikilemlerden kurtulmak ve rahat yaşamak için günahı günah görmek istemiyorlar. Kuran “siz bu kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını red mi ediyorsunuz/” diyerek kısmen din kabulünün olmadığını gösteriyor. Ve yine Kuran “ve takattağu emrehum beynehum; onlar işlerini (emr; yönetim) aralarında (din işi, dünya işi ) diye böldüler.” (Enbiya, 93) âyetine göre; dünya işleri, din işleri birbirinden tam ayrılmaz bunları bölmek ayırmak insanı dinden çıkarır. “Emr” kelimesi yönetim işi anlamına gelir. Hatta biliyorsunuz; halifelere emir'el-müminin de denir. Dünya işi ile din/ahrete yönelik işlerin kesişim kümeleri vardır. Tam ayrı değildirler. Yani bir şey ya çoğunlukla dünya işidir ya da çoğunlukla ahirete yöneliktir. Sırf ahirete yönelik olana din işi denmesi, bu ayete göre yanlıştır. Dünya da ahirette insan ve onun içindir. Her şey doğrudan veya dolaylı birbiriyle ilgilidir. Tam ayrılmaz. Gerçek ve sonsuz hazz cennettedir. Sonsuzun yanında geçicinin lafı mı olur. Tabiî ki insanın sevap işleme de günah işlemede özgürlüğü vardır. Ama gizli özel mekânında hem müslümanım diyeceksin hem de dışarıda açıktan günah işleyerek müslüman çocuklara göstere göstere kötü örnek olacaksın… o zaman herkes ve özellikle çocuklar gençler; genelleme mantığından hareketle “-madem bu işi, bu, şu, o yapıyor, devlet de serbest bırakmış, koskoca devlet bilmez mi kötü olsa bırakmazdı, ben de yapıyım!” der. Bir günah çok yapılınca “-madem çok yapılıyor demek ki meşru, yasal, günah değil, doğru, özgürlük bu…” gibi algılar meydana geleceğinden dışarıda, kamusal hayatta bir islam devletinde günaha müsaade edilmez. Ama nüfus kağıdında dinsiz, laikçi, müşrik yazdırırsan o zaman sana belli kurtarılmış yerlerde, müslümanlara kapalı olan yerlerde, kapısında Müslüman nöbetçinin bulunduğu sadece Müslüman olmayanların kendi dinlerince felsefeleri (örneği dünyaya yayılmış bir din ve felsefe olacak, tutarlı olacak) nce günah işleme içki içme hakkı verilir. Osmanlıda Beyoğlunda hristiyanlara meyhane açma izni verildiği gibi... Buna çok hukuklu sistem deniyor. Malezyada olduğu gibi… Peygamberimiz de Medine Vesikası ile Medine’de yaşayan müşrik ve Yahudilere kendi hayat tarzı ve hukuklarına göre yaşama tarzı hakkı vermişti. İki konu olmazsa olmazdı: bir Mekke müşrikleriyle birleşip Müslümanlara ihanet etmeyecekler, ikincisi; kendi hukuklarında anlaşamazlarsa son hukuk mercii olan Peygambere danışacaklardı. Bu gün de bir benzeri laikçilerle Müslümanlar arasında olabilir. Anlaşmazlıklara İslam hukukuna zıt olmayan, ispatlanmış tutarlı evrensel mantık ilkeleriyle muhakeme yapan karma mahkemeler bakabilir., Aslında bu alanda ilk çığırı, modernizmi yeni uygulamaları ilk defa Atatürk değil 2.Mahmut yapmıştır. O, ilk defa pandoranın kutusunu açtı. Kıyafette müslüman ile kafir arasındaki görünümü, birbirine benzetince, zamanla İstanbul’da İzmir’de Anadolu’da bazı büyük şehirlerde; Müslümanlar Agopun meyhanesine giderek zamanla batılı ve batıl hristiyan hayat tarzına alıştılar. Aslında İncil’de domuz eti ve içki haramdır ama bozulan ve son gelinen şekliyle hristiyan din adamları bunun helal olduğuna fetva verdiler asıl geçerli olan budur şimdi. Ama ilerde Mesih ve Mehdi Aleyhihimâ’-(S.A.S) selam gelince bu adetleri kaldıracaktır.) Osmanlıda kıyafetin asakir-i mansure-i muhammediye denilen yeni ordu ile pantolon ceket fes yaygınlaşınca zamanla aydınlar, beyefendiler İstanbul halkı önceden yasak olan içkiyi hristiyanların meyahanelerine giderek içmeye başladılar. Önceden kıyafet farklı olduğundan Müslüman kıyafetli cesaret edemezdi bu meyhanelere gitmeye.. Bir takım mağaralarda, dehlizlerde 4.murat döneminde olduğu gibi gizli içilirdi veya millet şıra yapıyorum diye evde içerdi... Padişahlar dahi şıra içerlerdi. Bazısı uykusuzluk hastalığına yakalanınca 4.murat gibi şıranın kışın 10 yazın 5 günü geçen hali şarap olurdu onu içerlerdi doktorların tavsiyesiyle ve biraz da sinir yatıştırmak için ama bunun şıra mı şarap mı olduğu konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz. Osmanlı sultanları gibi şeriata bağlı kimselyerin bilerek şarap içmesi pek akla uygun değil... Emevi sultanlarının bir kısmı gibi içse de doğrudan dini bağlamaz kendi hatalarıdır. Ama çoğu padişahların içmezdi. Yöneticiler içiyor diye bir şey meşru olmaz. Atatürk bir sözünde “-uyuyamıyorum ondan içiyorum Allah affetsin!” demiştir (bkz. Atatürk’ün Manevi Dünyası, Rahmi Vardı, Kelam Yay.) selamlar bilgi eksikliği inşallah giderilmiştir, ilgilenen daha fazlasını gogle babadan anahtar kelimelerle araştırır. Doğru bilgi-doğru düşünce-doğru davranış; tersi yanlış bilgi-yanlış düşünce-yanlış davranış ve hayat tarzı diyoruz....
ali akbaş
15-02-2012 01:16
Sayın yazar! Siz önce âlemleri yoktan vareden âlemlerin rabbi olan ALLAH’tan özür dileyin ve buna ihtiyacınız var, kimliğinizin arka tarafını çevirin ve din hanesinde ne yazdığına bakın, eğer İSLAM yazıyorsa bu yazdıklarınız ve yaptıklarınız çok büyük hata, hemen bu yanlıştan dönün, ALLAH’tan bir kere özür dileyin, yok eğer İSLAM yazmıyor’da, Putperest, Kemalizm, komünizm, sosyalizm, Ateizm, demokrasi’izm, emperyalizm, vs. yazıyorsa ALLAH’tan bin kere özür dileyin, sizin bu İSLAM düşmanlığınızı anlamış değilim, ne zaman Müslüman olduğunuzu hatırlayacaksınız’da gereklerini yerine getireceksiniz, şunu unutmayın ALLAH çok merhametlidir, fakat ALLAH aynı zamanda intikam alıcıdır, ipinizi biraz gevşetti diye ortalıkta istediğiniz gibi at oynatamazsınız, aklınızı başınıza alın ve kendinize İSLAM’dan başka bir din aramayın, eğer bir gün Müslüman olduğunuzu ve İSLAM’ı ve İSLAM sistemini ve yaşam tarzını anladığınız zaman eyvah ben ne yapmışım diye çok dövünürsünüz, size bir tavsiyede bulunayım, lütfen kendinize bir iyilik edin ve İSLAM sistemini ve nizamını araştırın hoşunuza gitmez ise yine eski kendi Kemalizm dininize dönersiniz. KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ BAŞKANI ALİ AKBAŞ
Yazarın Diğer Yazıları
19 Mayıs da suç sayılacak (19-05-2012)
CHP’ye nasıl bir il başkanı? (18-05-2012)
Örengül ne yapsın? (17-05-2012)
Genco Erkal ve uyanan umutlar (16-05-2012)
Yalçın Kuşkan ve yönetim hataları (15-05-2012)
Selman Yıldırım ve bundan sonrası (14-05-2012)
Dostlardan şiirler (13-05-2012)
Ömer Hazer (12-05-2012)
Her sabah yeni bir kaosa uyanmaktansa (11-05-2012)
CHP İzmit’te önde olan aday (10-05-2012)
Yazara Ait Tüm Yazılar 
 
 
 
Sporda Bugün
 
Yazarlarımız
Metin EROĞLU
Bayram, sizlere ömür!
Erdin AĞDEDE
Türk gençliğinin içler acısı hali
Galip ATAMAN
İl başkan adayını, ilçe başkanları belirlemeli
Erkan NİGİZ
Ulaşımda yeni düzen ve Kent Kart
Mevlüt SOYSAL
19 Mayıs da suç sayılacak
Mehmet ÖZMEN
Numan Kurtulmuş başarılı olabilir mi?
Uğraş ÇİFTÇİ
Dış politika ve akılcılık…
Kenan SEYREK
Gökten anneye bir gün düştü
Mehmet SÖNMEZOĞLU
Hz. Peygamber’in(s.a.s) anne sevgisi
Gülfem ERDİNÇ CEBE
İnsan insandır
OLTAYA VURANLAR
Benzinde ÖTV indirimi
MEKTUBUNUZ VAR
Parti yöneten gazeteciler!
OKUR TEMSİLCİSİ
Vurun abalıya gazetecilik midir?
Cihat KAYMAS
Kritik seviyeler
Abdullah MALÇOK
Bu olayların hesabı verilmeli
Zeki KAYA
Körfez’in stres melodisi
Levent ULUSAY
TFF kanunları!
Bülent EKİNCİ
Otomobil de yaparız LİMUZİN’de
Pınar BOZDEMİR
Meleksin Annem
 
  Anasayfa Gündem Siyaset Ekonomi Spor Sivil Toplum Eğitim Teknoloji Sağlık Kent Yönetimi Magazin Asayiş

Her Hakkı Saklıdır © 2009 Demokrat Kocaeli Gazetesi     Gür Gazetecilik Matbacılık Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri Tic. LTD. ŞTİ.
Ömerağa Mah. Şahabettin Bilgisu Cad. no 71İZMİT/KOCAELİ
Tel : 0262 325 30 83 - 0262 323 40 00 (Pbx) | Fax: 0262 325 30 93 E-mail : kocaelidemokrat@gmail.com