Kavga, dindar nesil için.
AK Parti ile CHP arasında başlayan, daha sonra da diğer katmanlara sıçrayan tartışmanın hedefi de yok, sonucu da.
Amaçsız kuru gürültü.
Mahalle kadınlarının yaz günü kapı önünde dedikodu yaparken başlattığı ağız dalaşının siyasi arenada yapılanı.
Gaz çıkarma yarışı.
Medya için de malzeme.
İktidarın “Yürütme” kimliğiyle 10 yıldan beri dindar nesil yetiştirme çabasını, Başbakan söyledikten sonra fark edenlerin aklından zoru olmalı.
Görmediği ve anlamadığı için.
Her ne kadar yasaklanmasına karşı olsam da, üniversitelerde türbanın, imam hatiplerin önündeki katsayının, yaz sezonlarında Kur-an kurslarındaki yaş sınırın kaldırılmasının arkasındaki gerçeği görememek aptallık göstergesidir bana göre.
Başka bir şey gören varsa o başka.
Yaşananlar karşısında kafasını kuma gömerek, ülke sorunları hakkında yorum yapmak her halde böyle bir şey olsa gerek.
Saf olmayalım bu kadar.
Hem “laiklik elden gidiyor” diye dindar nesil yetiştirdiğini söyleyene karşı çakacaksın, hem de bunca yapılana göz yumacaksın.
Duyarsızlığın bedelidir bu.
Kadına yönelik şiddet de öyle.
Yaşananları görmezden gelerek, sadece devletin alacağı yasal önlemlerle sorunu çözmeye çalışmanın bedelini ödüyoruz her gün.
Cinayet de var, sapıklık da.
Din kisvesine arkasına sığınarak, kendisini Allah yoluna adamış gibi gösterip, sapık ruhlu yaratık misali ortalıkta suç işleyenlerin çokluğunu da inkar edemeyiz.
Bakın Antalya’da ki iğrençliğe.
Adam ibadetini aksatmayan, dindar kimliği ile tanınmış, kimsenin malına, mülküne göz koymayan biri.
Öyle tanınıyor çevresinde.
Namus hariç.
Çünkü ruhu hasta.
İnşaat işçisi komşusunun 12yaşındaki kızı E.Y’yi, derin devlet için yetiştirmek vaadiyle 5 bin liraya satın almış yıllar önce.
Hem de sözleşme yaparak.
Kimse şüphelenmemiş bile.
Haftanın belli günleri evinden aldığı küçük kızı Kemer’de götürüp, otel odasında dindirmiş iğrenç arzularını.
Ta ki, ilköğretim okulunda öğretmenin “Başınızdan geçen ve sizi en çok üzen olayı yazın” diye kompozisyon ödevi verene kadar.
Peki ne değişti?
Dindar görüntüsünün altından sapık ruhlu Yusuf A’nın iğrenç suça karşılık tutuklanması tam 6 yıl sonra yapılabildi.
Ailenin şikayetine rağmen.
Anlaşıldı ki hasta ruhlu Yusuf A, yaşı küçük iki çocuğu daha iğrenç emellerine alet etmiş aynı gerekçeyle.
Küçük kızın annesi, “Biz onu dindar biri olarak biliyorduk” derken, insanların dini hangi iğrenç amaç uğruna kılıf yaptıkları da çıkıyor ortaya.
Bir benzeri de Diyarbakır Ergani’de.
Köyde yaşayan ve yüzde 36 zihinsel özürlü olan Emine B’nin başına gelen de tam bir dram.
Eşi ölen ve 3 çocuğuyla ortada kalan genç kadına komşusunun 24 yaşındaki oğlu tecavüz etti 2 yıl süreyle.
Allah ve din yemini ettirerek.
Kaymakam tarafından yaptırılan sağlık taramasında 8 aylık hamile olduğu anlaşılan genç kadın, anlatmış yapılan tecavüzü.
İbrahim H.T, tutuklanmış.
Buraya kadar sapık bir hikaye.
Adli Tıp Kurumu’na gönderilen genç kadın için hazırlanan rapor, bu kuruma niye güven duyulmadığının en güzel göstergesi.
İsteseydi bağırıp, kendini savunabilirdi, bağırmadı çünkü rızası vardı.
Gelen raporun özeti.
Sapık tecavüzcü tahliye edildi, tutuksuz yargılanmak üzere.
Tıpkı Hüseyin Üzülmez’ gibi.
Başkalarına ekranlardan veya gazete sayfalarından din ve ahlak konusunda ahkam keserken, yaptığı rezillik unutulmadı henüz.
Bunun dindarlıkla ilgisi yok.
Müslüman nesil yetiştirmekle de.
Bu hasta ruhlu, sapık insan işi.
Daha çok örneğini yaşarız, tedavi edilmez, eğitip topluma kazandırılmazsa eğer.
Henüz 12 yaşındaki çocukla sapık ilişkiyi kendine hak görüp, dini inancını kılıf yapanlara ceza bile işlemez.
İğrençliğine“Hadis” bile uydurur.