Son zamanlarda gündemde ciddi bir yere sahip “yerli otomobil” konusu.
Sayın Başbakan’ ın ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Sayın Bakanı’ mızın üzerinde ciddiyetle durduğu ve çok önemsediği bu konu bence uygulamaya geçirilebilirse takdire şayan olacak.
Böylelikle ilk yerli otomobil olan “Devrim” e yapılan suikastlerden de korunup kollanabilirse bence bunu yapma cesaretini ve gücünü gösteren iktidar işte o gün ölümsüz olacaktır.
Yıllardır otomotiv sektöründe aslında hiç de yabana atılmayacak mühendisleri yetiştiren, ciddi teknik bilgi ve donanıma sahip teknik adamlara sahip ülkemiz yüzde yüz kendi sermayesi ve kendi hammaddesi ile yüzde yüz yerli otomobili üretebilecek güçte bence.
Yaklaşık 10 yıldır eşim nedeniyle otomotiv sektörünün içinde bulunuyorum. İlk başta otomotiv sektöründe hatırı sayılır bir nama sahip olan makine mühendisi olan eşime, onun beynine, bilgisine, donanımına ve tecrübesine olan yüzde yüz hayranlığım ve güvenim bana bu işin olmamasının imkânsız olduğunu söylüyor.
Bununla birlikte yine aynı sektörde olan eşimin üstadı konumundaki büyükler, onun birlikte yüzlerce projeye başarı ile imza attığı ekip arkadaşlarını da düşündüğümde Sayın Başbakan’ ımızın ve Sayın Bakan’ ımızın bu konudaki hassasiyetlerinin ne kadar yerinde olduğunu bizzat anlayabiliyorum.
Ben yerli otomobile biner miyim? Neden olmasın? Zaten yabancı otomobillerin de alt yapılarını yapanları tanıyorum, onların işlerine duydukları saygıyı bizzat biliyorum. Aynı otomobilin üzerine yabancı bir amblem takıldığında üç katı fiyatla satın alacağıma, alt yapısından emin olduğum kendi üretimim bir otomobilden iki tane almayı tercih ederim elbette.
Ancak bu yolda ne gibi engellere takılınacağını da gayet görebiliyorum maalesef. Şimdi sizlere tamamen tecrübe ile sabit yaşananları aktaracağım yerli üretim yolunda verilen mücadele esnasında yaşananlara ilişkin olarak.
Yürüyen aksamın olmazsa olmazı olan aks üretimi işi dünyada tabiri caizse iki dev şirketin tekelinde. Aksı faydalı model ile daha az masrafla üretebilecek, her araca tek bir tuş ile uyarlama yapabilmek suretiyle yine çok az masrafla entegre edebilecek projeyi üreten bir beyinle birlikte yaşıyorum. Proje otomotiv piyasası için (piyasanın içindekiler iyi anlar) tam bir elmas niteliğinde. Ama bu proje 2 yıldır verilen tüm şahsi girişim ve çabalara rağmen hala üretime geçemedi. Evet, KOSGEB’ in bu projenin elmas olma özelliğini keşfetmesi ve proje için verdiği destek dışında üretim aşamasında hep set çekildi. Neden mi? Öncelikle Türk şirketi olmanın dezavantajı ile karşılaşıldı, dünya çapında dev markalar büyük ilgi göstermesine rağmen sırf “Türk” olmanın önyargısı ile araç üzerinde denenmesi gereken bu sistemin araç üzerinde test edilmesine onay alma konusunda sıkıntı yaşandı. Bunun dışında olayın arka planında duran iki dünya devi üretici şirketin durduğunu da biliyorduk. “Hele bir test aşamasına gelsin, bunalsın, satamasın, piyasaya girmesin biz zaten parayı bastırır alırız, ürettirmeyiz, kendimize rakip istemeyiz” anlayışı ile karşı karşıyaydık.
Bu süreçte Sayın Bakan’ ın konuya “yerli üretim” konusundaki hassasiyetini bildiğimiz için Bakanlıkla iletişime geçmeye çalıştık ancak iletişim sürecinde hala beklemedeyiz. Sayın Bakanımızın şahsi duruşu ve ilkelerine duyduğumuz derin saygı tartışılmaz ve bu konudaki hassasiyetleri de kendi ifadeleri ile sabit. Yerli otomobilin yürür aksamının en değerli mihenk taşını oluşturan söz konusu KOSGEB destekli aks projesinin üretimi için de belirli bir sermaye ve yer tahsisi gerekmekte. Şimdiye kadar maddi-manevi ciddi özverilerde bulunulan projede üretim aşamasında tıkanma noktasına gelindi ve desteğe ihtiyaç var. Yer tahsisi, üretim maliyeti desteği ve en önemlisi piyasada tanınırlık ve piyasada güven için devletin bu önemli projenin arkasında durması şart.
1961 yılında büyük bir hevesle yola çıkılan “Devrim” in akibeti ile aynı akibete sahip olmayacağını ben Sayın Bakan’ ımızın duruşu ile biliyorum. Yine Sayın Bakan’ ımızın bu yolda yerli üreticilerin yüzde yüz arkasındayız sözüne dayanarak “İşte buyurun Türk Otomotiv Sektöründe bir elmas proje var, destek olun” diyorum.