Bazılarınıza daha dün gibi gelecek ama Demokrat Kocaeli Gazetesi 10 Şubat 2012 Cuma günü 7. yaşına giriyor. Türkiye’nin medya açısından en güçlü illerinden birinde farklı bir ses, farklı bir kimlik olmak umuduyla 10 Şubat 2005 yılında ilk sayısını çıkarırken, beklentiler oldukça yüksekti.
Yayın ilkeleri her gazete için olması gereken içerik de olsa bile, o dönem üstlendiği siyasi misyon insanımızın kolay kabullenebileceği bir şey değildi. O yüzden istenilen satış rakamlarına da bir türlü ulaşamadı. Yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilan ve tiraj rakamlarının yetersizliği eklenince, bir süre sonra da el değiştirdi zaten. Bu kez, ilk dönemlerin aksine iktidara yakın, muhafazakâr bir yayın hayatının içinde buldu kendini. Bu kentin insanı, ne iktidarın karşısında, ne de yanında kabul etmedi, kabullenemedi gazeteyi. Tarafsız olmasını istedi. O yüzden tiraj rakamları yine istenilen düzeye bir türlü ulaşmadı.
Demokrat Kocaeli Gazetesi’ni Niyazi Genç’in devralmasıyla yeni bir süreç başladı. Genel Yayın Yönetmenliği görevini 19 ay önce kabul ederken, belli koşullarda, eskiye oranla çok daha farklı yayın politikası belirledik kendimize. Bazı arkadaşlarımızın, “Gazetecilikte artık herkesin tarafı var” görüşüne rağmen, siyasi konularda tarafsız, herkese eşit mesafede duran bir gazete yapmaya çalıştık. İktidarı da, muhalefeti de bizim için aynıydı. Sadece vatanımızın bölünmez bütünlüğüne göz diken, bayrağımızı gönderden indirmeye hedef seçen, askerimize ve polisimize kurşun sıkan, birlik ve beraberlik ortamında farklı etnik kimlikleriyle toplumu bölmeye çalışanlar karşısında taraf olduk.
Şahsi duygularla mesleği birbirine karıştırmadan, maddi çıkarlarla kalemimizi oynatmadan bir çizgi kurduk kendimize. Tercihimizi cüzdandan değil, vicdandan yana kullandık yolumuzu belirlerken. Dürüst, etik kurallara bağlı, toplum ahlak kurallarına değer veren, sorgulayan, din, dil, ırk, mezhep, cinsiyet ayırımı yapmaksızın, mağdurun yanında, haksızlığın karşısında, savunma hakkına saygılı bir yayın politikasıydı seçtiğimiz. İnsanların makam, siyasi ya da ekonomik gücüyle değil de, insani duygularıyla değerlendirildiği habercilik anlayışıydı bizimkisi. İnsanların, inanç, etnik kimlik ve siyasi düşünce olarak herkesin eşit olduğu bir yayın politikasıydı yaptığımız.
Karanlıkta el yordamıyla yol almaya çalışanların önündeki uçurumu görmesi için bir ışık yakmaktı amacımız. Elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince bunu yapmaya çalıştık. Becerebildik mi bilmiyorum. Ama şu bir gerçek ki, şahsımıza küfür edeni de aşağılamadık, eleştirileri beğenmediği için gazetemize ambargo koyanı da dışlamadık. Kimseyi ilan vermesi için zorlamadık. Vermeyene de “Niye vermiyorsun?” diye hesap sormadık. Yayın politikamızda zorbalık, tehdit, hakaret, aşağılama, kin ve nefret hiç olmadı.
Sizin anlayacağınız, ne iktidarın himayesine girdik, ne de muhalefetle kol kola, her şeyi eleştirme çabası içinde olduk. Çıkarları için bizi kullanmak isteyenlere de fırsat vermedik. Doğruya doğru, yanlışa yanlış, haksıza haksız diyecek kadar cesur, başımız dik, alnımız açık onurlu bir habercilik yapmaya gayret ettik.
Bizimkisi yalan ve hayali rakamlarla ilan toplama derdi değil. Geldiğimiz nokta Yay-Sat raporlarıyla ispatlıdır. Birileri gibi bayilerden gazete toplamak yerine, artan tirajımıza gazete yetiştirmek için, geçen haftadan itibaren baskımızı 500 daha artırmak zorunda kaldık. Kısa vadede hedefimizi ikinci sıraya yerleşmek olarak belirleyip, talepleri de dikkate alarak baskımızı 3 bin 500’e çıkardık.
Bu toplum, bu kent insanı, doğru yazanı, dürüst davrananı, etik kurallara bağlı gazetecilik yapanı kovmuyor, aksine bağrına basıyor. Hepinize teşekkür ediyoruz.
Birlikte nice mutlu yıllara.