Anasayfa Gündem Siyaset Asayiş Sivil Toplum Ekonomi Eğitim Kent Yönetimi Teknoloji Sağlık Spor İş İlanları
Reklam | Künye | İletişim
  En Çok Okunanlar
Suadiye'de cinayet
SUMOTAŞ derdini Başbakan’a anlattı
Kaçakçılıkta yeni trend jet yakıtı
Şenlikte alkol alan öğrenci fenalaştı
İnşaattan düşüp hayatını kaybetti
Haber Arama
Anket

 Bizi hangi ilçeden takip ediyorsunuz?












 

 
Vefat Edenler
 
 
 
Yazarlar
OKUR TEMSİLCİSİ kocaeli.demokrat@gmail.com      
İntihar haberinde insan mantığın almadığı ayrıntı

           Gazetecilikte haberlerin doğruluğu, belge ve bilgiye dayalı olmasının önemi kadar, içindeki detayların da mantığın kabul edebileceği, gerçekçi bilgilerle donatılması gerekir. Mantığın kabul edemeyeceği olağan dışı durumlarda ya haberi yazanın hayal gücü olaya fazla müdahil olmuştur, ya da tamamen yalan bir hikaye uydurularak, mizansen yapılmıştır. İkisi de aynı olmasına karşın günümüz medyasında bu tür asparagaslarla sık sık karşılaştığımız da bilinen bir gerçek.

         Bazen okuduğumuz haberlerde “İnanmak zor ama neler oluyormuş neler” desek bile, yinede mantığın yazılan detayları kabul etmesi gerekir. Özellikle bazı olaylarda mantık dışı şeyler kaleme alınmışsa, haberin içinde ihtimali bile imkansız kılan bir şey yazılıyorsa, çirkin bir yalan hikaye ile karşı karşıyayız demektir. Haber kaynağından aldığı bilgilerle olayı yönlendiren muhabirin gözünden kaçmış olsa bile, en azından haber sayfaya girerken son şeklini veren editörlerin bu tür durumlara müdahale etmesi, gerçekleri dile getirmesi, mantıksız ayrıntıların gerçeğine ulaşması gerekir.

         Haberde esas olan, önce muhabirin mantığı yazdığı bazı şeyleri kabul edecek. Eğer etmiyorsa soruşturacak, araştıracak, sorgulayacak. Doğrusunu öğrenene kadar bilgi edinmeye çalışacak. Haberde çelişen iddialar, bilgiler hem gazetecinin inandırıcılığını kaybettirir, hem de okuyucuyu medyaya karşı küstürür. Maliyeti sadece bir medya kuruluşuna, bir gazeteciye değil, bütün bir meslek grubuna çıkar.

         Geçen hafta içinde yeni evlendiği eşiyle İstanbul’dan Çanakkale’de ailesini ziyarete giden 33 yaşındaki Şebnem Zileli Görgün’ün intihar haberleri yansıdı ulusal medya sayfalarına. Eşiyle ailesinin evinde kalan genç kadın gece saat 03.00’e kadar annesi, babası ve kardeşleriyle özlem gidermiş. Daha sonra da eşi Yekta Onur Görgün ile odasına çekilmiş. Sabah kalktığında eşini yanında göremeyen Yekta Onur Görgün, onu çatı katında tavana asılı vaziyette bulmuş.

         Habere bu haliyle baktığınızda sıradan bir intihar veya cinayet gibi görebilirsiniz. Toplanacak deliller ve bilgiler ışığında aydınlatılacak bir olay. Bu haliyle yazılmış bir habere kimsenin de itirazı olmaz zaten. Fakat haberde çok ilginç bir ayrıntı var ki orası insanların akıl ve mantığının almadığı bir şey. İntihar diye verilen haberlerde, intihar mantığını tamamen silip süpüren bir ayrıntı. Genç kadının ellerinin arkadan bağlı olması, intihar olasılığını çürütüyor. Yine de haberi yazan muhabir veya editörler, buna kendilerince ya da bilgi verenlerin yönlendirmesiyle ilginç bir açıklama getirmiş. Sözde genç kadının intihar ederken, pişmanlık duyup vazgeçmemek için elleri bağlı olarak intihar ettiği iddiaları da haberde yer alan diğer açıklayıcı ayrıntı gibi konulmuş sayfaya.

         Her şey kabul edilebilir, fakat bir insanın iki elinin birden arkadan bağlıyken tavana ip bağlayıp, sandalyenin üzerine çıktıktan sonra ipi boynuna geçirmesi ve sandalyeyi iterek intihar etmesi gibi bir şey mümkün görünmüyor. Olasılık dahilinde baktığınız da biraz zor gibi. Bazılarınız, genç kadın yerdeyken bunu yapmış olabilir diye düşünürseniz eğer, bu kez de ipin uzunluğu yüzünden intihar edemez, sandalyeyi devirdiği anda yere düşer. Yani teknik olarak bir insanın elleri arkadan bağlıyken kendini tavana iple asması imkansız bir olay. Bu imkansızlığın kaynağı aile bireyleri mi, polis mi, yoksa haberi kaleme alan muhabir mi orası belli değil. Her kim olursa olsun, haber için uydurulan senaryo hayallerin bile ötesinde. Onun için de hiç inandırıcı gelmedi insanlara.

         İşin tuhaf olanı haberi sayfaya taşıyan editörler ve yazı işleri müdürleri de konunun ciddiyetini kavrayamamış anlaşılan. Haberi olduğu gibi verirken, bu ayrıntıyı haberin içinde unutması, ne kadar sorumsuzca bir çalışma sisteminde olduklarının göstergesi. Editörler haberleri sayfaya yerleştirirken bu tür ayrıntıları gözden kaçırabiliyorsa, bu onların ya bilgisizliği, ya beceriksizliği ya da işini ciddiye almayışı olarak görülür.

         Haberin ayakları yere basmalıdır. Eğer yere basmıyorsa, olayda bir sıkıntı var demektir. Zaman zaman muhabir arkadaşlarımızın hayali senaryolarla karşımıza çıkması kadar normal bir şey olamaz. Kendi haberini sayfaya sokabilmek için senaryo uyduranlar çok sık rastlanan bir şey. Ama önemli olan o hayali senaryo ile üretilmiş haberleri gerçek dünyamızla bağdaştıracak hale getirmektir. Yani içindeki hayali kısmını çıkarıp, gerçek ve yalın haline dönüştürerek okuyucuya sunmak bizim asli görevimizdir.

         Genel Yayın Yönetmenimiz Metin Eroğlu’nun “Asparagas” isimli kitabında, bir zamanlar kedinin soğuk kış koşullarında damdan dama atlarken havada donup buz kesmesi, ya da kedilerin konuşması gibi komik ve imkansız olaylar gazete sayfalarında yer bulabiliyordu. O zamanlar insanlar bu tür haberlere gülüp geçiyordu ve önemsemiyordu. Ama artık günümüzde bu tür yalan ve hayal gücünü zorlayan haberler tepki topluyor. İnsanlar gülüp geçmek yerine, medya mensuplarına yalan yazdığı için tepki gösteriyor.

         Unutmayalım ki gazetecilik insanlara haber satmak işidir. Siz sattığınız haberlerin yalan veya bayat olup olmadığına dikkat etmezseniz, müşteri konumundaki okuyucuyu bulamazsınız. Herkes kendine yeni bir tezgah, yeni bir satıcı aramak durumunda kalır.Bu mesleğin temel dayanağı okurun gazeteciye olan güveniyle doğru orantılıdır. O güveni yıkarsanız, alıcı bulmakta zorlanırsınız.

         Eğer okurumuzu kaybetmek istemiyorsak, gazete yöneticisinden, editöründen, muhabirine kadar herkes sayfaya taşınan haberden sorumludur. Haberin içinde yalan ve hayali senaryolarla üretilmiş bilgilerin olması, bu mesleğe yapılacak en büyük haksızlıktır.


Bu çirkin oyuna alet olunmamalı

         Hepinizin bildiği gibi geçen hafta bu kentte hiç de hoş olmayan bir tablo yaşandı. İnsanlar parçalanmış bir aile dramına sahne olurken, özellikle medyanın bu olayda yer alması hiç de hoş olmadı. Yıllar önce parçalanmış bir ailede baba ile kızı arasındaki şahsi kavganın çirkin boyutlarını izlemek zorunda kaldık. Bütün çirkinliğiyle medyaya yansıyan olayda genç bir kadının babasının ithamlarına karşı kendini raporlarla savunmak zorunda kalması büyük bir dram sayılır. Keşke olmasaydı.

         AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı için adaylığını açıklayan Sultan Öztürk inanılmaz bir karalama kampanyasının ortasında buldu kendini. AK Parti İl Başkanı Mahmut Civelek açık açık “Onu istemiyoruz” diyecek kadar ileri taşıdı olayı. Parti içi siyasi kavgalara karışmak işimiz değil ama medyanın da bulaştığı bu olayın konusu maalesef o makama yönelik bir yarıştan kaynaklanıyor.

         Sultan Öztürk öyle ya da böyle AK Parti Kadın Kolları’nın yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış bir insan. Başkanlığa aday olması, herkes kadar onun da demokratik hakkı. İl yönetimi ile aralarında olanlar, onların sorunu olabilir belki ama ondan öteye taşan sorunlar kamuoyunu da yakından ilgilendirdi. Ulusal medyaya “AK Parti Kadın Kolları’nda kirli savaş” olarak yansıdı.

         İlimizde hem babanın iddiaları, hem de kadının savunmasına yer verildi. Bir anda Kocaeli kamuoyu, 15 yıl önce parçalanmış bir ailede baba Adnan Öztürk ile kızı Sultan Öztürk’ün karşılıklı suçlamalarına ve savunmalarına sahne oldu. Gazeteler de bu suçlamaları maalesef çarşaf çarşaf yayınladı. Hoş olmayan özel bir aile kavgasının gazetelerde bu şekilde ele alınıp, kamuoyuna sunulmasında hiçbir kamu yararı göremiyorum. Ama yine de en ince ayrıntılarına kadar yazılıp, çizildi.

         Hiçbir babanın yapmayacağı bir davranışta bulunan Adnan Öztürk’ün davranışları ve suçlamaları da çok ilginçti. Kızının rakibi olan Oya Tunçel’in aracı ile parti binasına getirildiği iddiaları bile net bir açıklık kazanmadı. Burada İl Başkanı Civelek ile görüştükten sonra gazetecilerin karşısına geçip, kızını karalayacak, ağır ithamlar altında bırakacak konuşma yapması hoş olmadı.

         Yaşanan aile dramlarında gazetelerin ve gazetecilerin sorumlu habercilik anlayışı göstermeleri gerekiyor. Bu tür olayların sıradan adi bir vaka gibi verilmesi, hem bireylere, hem topluma, hem de saygı duyulması gereken aile değerlerimize zarar veriyor. Yaşanan kavganın özünde ne olduğu hiç önemli değildir oysa. Sadece ve sadece insanların birbirlerine kin ve nefret duygularıyla yaptıkları bu tür hakaretlerde en çok kullanmak istedikleri medya kuruluşlarının daha dikkatli davranması gerekir.

         Bu olayın arkasında eğer bir çirkin tezgah varsa, medyanın görevi o tezgahı ortaya çıkarıp, aydınlatmaktı. Ama medya nedense sadece kin ve nefret duygularıyla kızına anlaşılmaz bir şekilde iftira atan bir baba ile kızının ona karşı kendini savunmasına sahne oldu. Yani olay tamamen bir baba-kız kavgasına dönüştü.

         Uyuşturucu kullanmakla suçlanan Sultan Öztürk, babasına oranla çok daha etik ve ahlaki bir tavır sergiledi olay içinde. En azından babasına hakaret edip, kötü söz söylemedi. Eminim bizim medya onları da yazardı. İnsanların öfke ve nefret ile söyleyip, sonradan pişman olacağı bu tür kavgalardaki sözlerini kamuoyuna taşımak hiçbir zaman gazetecilik değildir. Bu olsa olsa kavgayı körükleyen dedikoduculuktur. 

         Gazetecilerin görevi, insanları kavga ettirip, aile sırlarını veya bireysel sıkıntılarını kamuoyuna deşifre etmek değildir. Kavgalar her zaman prim yapan şeyler olabilir. Ama bu onların gazetecilik kurallarında yeri olan etik bir davranış olduğunu göstermez.

         Keşke bu olayda gazeteci arkadaşlarımız veya gazete yöneticileri biraz daha duyarlı davranıp, bir ailenin kendi içindeki sorunları bu kadar deşifre edip, toplumun gözü önünde tartışmasına sebebiyet vermemiş olsaydı. İnsanların felaketleri üzerinden prim yapmak gazetecilik değildir. Gazetecinin asli görevlerinden biri de, özel sırlara saygı duymak, toplumun en küçük birimi olan aile bağlarını güçlendirecek haberlere ve yayınlara imza atmaktır. Ama yapılan bu haber anlayışı ile bırakın aile bağlarını güçlendirmeyi, koparmak adına elinden geleni yaptılar.

         Ne olursa olsun, insanların özel kalması gereken ailevi sorunlarının bu kadar açık bir şekilde tartışılması sorumsuzluk göstergesidir. AK Parti yöneticileri bu konuda ne kadar sorumluysa, kavgayı Kocaeli’nin gündemine taşıyan yerel medya da o kadar sorumlu ve suçludur bu olayda.

 
Bu Yazı 2067 defa okundu.
  Yazara E-posta Arkadaşına gönderÇıktı Al
   
 
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar (0)
Bu yazı için henüz yorum yapılmadı.
Yazarın Diğer Yazıları
Vurun abalıya gazetecilik midir? (14-05-2012)
Kaynağına ulaşılmayan haberde bilgi kirliliği kaçınılmazdır (07-05-2012)
Başkan ne söyledi, gazeteciler ne yazdı? (30-04-2012)
Çığırtkanlık, gazetecilik değildir (24-04-2012)
Siyasi haberlerde ayırım yapılabilir mi? (16-04-2012)
Her haber manşet olur mu? (09-04-2012)
Sosyal paylaşım siteleri medyanın yerini alıyor (02-04-2012)
Haberleri uzman görüşüyle yapmanın yararları (26-03-2012)
Haberdeki başlıkların okur için önemi (19-03-2012)
Haber, doğru olandır; kimliğe bakmaz (12-03-2012)
Yazara Ait Tüm Yazılar 
 
 
 
Sporda Bugün
 
Yazarlarımız
Metin EROĞLU
Bayram, sizlere ömür!
Erdin AĞDEDE
Türk gençliğinin içler acısı hali
Galip ATAMAN
İl başkan adayını, ilçe başkanları belirlemeli
Erkan NİGİZ
Ulaşımda yeni düzen ve Kent Kart
Mevlüt SOYSAL
19 Mayıs da suç sayılacak
Mehmet ÖZMEN
Numan Kurtulmuş başarılı olabilir mi?
Uğraş ÇİFTÇİ
Dış politika ve akılcılık…
Kenan SEYREK
Gökten anneye bir gün düştü
Mehmet SÖNMEZOĞLU
Hz. Peygamber’in(s.a.s) anne sevgisi
Gülfem ERDİNÇ CEBE
İnsan insandır
OLTAYA VURANLAR
Benzinde ÖTV indirimi
MEKTUBUNUZ VAR
Parti yöneten gazeteciler!
OKUR TEMSİLCİSİ
Vurun abalıya gazetecilik midir?
Cihat KAYMAS
Kritik seviyeler
Abdullah MALÇOK
Bu olayların hesabı verilmeli
Zeki KAYA
Körfez’in stres melodisi
Levent ULUSAY
TFF kanunları!
Bülent EKİNCİ
Otomobil de yaparız LİMUZİN’de
Pınar BOZDEMİR
Meleksin Annem
 
  Anasayfa Gündem Siyaset Ekonomi Spor Sivil Toplum Eğitim Teknoloji Sağlık Kent Yönetimi Magazin Asayiş

Her Hakkı Saklıdır © 2009 Demokrat Kocaeli Gazetesi     Gür Gazetecilik Matbacılık Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri Tic. LTD. ŞTİ.
Ömerağa Mah. Şahabettin Bilgisu Cad. no 71İZMİT/KOCAELİ
Tel : 0262 325 30 83 - 0262 323 40 00 (Pbx) | Fax: 0262 325 30 93 E-mail : kocaelidemokrat@gmail.com