TARİH 26.09.2017 SAAT 15:54:39

09.05.2017 Salı - 9:00

İlimizde yaşayan emekli kurmay albay Atabay, “Ayrılıkçı Kürtlerin Musalla Taşı PKK” kitabında çözüm için, alınacak askeri, sosyo-kültürel, ekonomik, siyasi ve diplomatik kararların aynı anda uygulamaya konulup eşgüdüm içinde yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Atabay’ın çözüm önerilerinin detayları da oldukça ilginç…

Adem TURGUT

Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ziyaretime geldi. Nisan ayında Alibi Yayıncılık’tan çıkan “Ayrılıkçı Kürtlerin Musalla Taşı PKK” isimli kitabını hediye etti. Tabi, konu naif, kitap adı ilginç olunca sohbet de oldukça uzun oldu. O uzun sohbeti sizler için söyleşileştirdim. İlimizde de görev yapan ve burada görev yaparken Öcalan’ın bulunduğu İmralı’daki faaliyetlerin planlanması ve koordinasyonundan sorumlu olan Atabay, Ankara görevi sırasında da güneydoğuyu karış karış gezmiş. Ünal Atabay, ülkemizin en önemli meselesi olan teröre askerce bir bakış ve çözüm önerisi getiriyor. Atabay önce terimleri ve kavramları yerli yerine oturtup sonra nasıl bir çözüm istediğini aktarıyor. Teknik bir anlatımı olsa da meraklısı için ilginç bir kitap. İşte o kitap ile ilgili Atabay’la yaptığımız söyleşi…

 

– Bu kitabı neden yazdınız?

Terörle mücadelede en üst seviyede görev yapınca meselenin bütününü görüyorsunuz. Meselenin askeri, siyasi ve stratejik ayağını daha net görüyorsunuz.

 

-Peki siz ne gördünüz, bizim bilmediğimiz?

Bu konuda büyük bir bilgi kirliliği var. Terörün operasyonel ayağında ve açılım sürecinde yaşananları, kamuoyu tam olarak algılayamadı. Kafalar karışık kaldı.

 

-Siz bu karışıklığı mı açmak istediniz?

Sadece bu değil elbette. Terör örgütüyle mücadelede önemli detaylardan biri bölücü terör örgütünün kamuoyu tarafından da doğru tanınması gerekiyor. Biraz açayım isterseniz, Terörle mücadele, topyekun mücadeleyi gerektirir. Topyekun mücadelenin askeri, siyasi ve güvenlik bürokrasi ayağı olduğu gibi kamuoyu ayağı da vardır. Kamuoyunun desteği şarttır. Kamuoyu terör örgütünü gerçekten bilmiyorsa bu destek sağlanamaz. En azından istenilen- beklenilen seviyede sağlanamaz.

 

-Bu derece önemli mi?

Bakın Çinli ünlü savaşçı- filozof Sun Tzu “Düşmanınızı ve kendinizi iyi tanıyorsanız, yüzlerce savaşa girseniz de sonuçlarını bilirsiniz” diyor.

 

-Bu kitap okuyucusunun PKK’yı tanımasını sağlıyor mu?

Elbette. Okurumuzun anlayacağı şekilde bölücü terör örgütünün tanıtımı var.

 

YANLIŞ TERİMLER

-Peki bizler neleri yanlış biliyoruz, neleri yanlış kullanıyoruz?

Çok güzel ve önemli bir soru. Bakın ülkemizin güneydoğusunda yaşananları tanımlamada kullanılan yanlış terimler ve kavramlar var.

 

-Nedir o terimler?

Savaş: Yaşananları savaş diye tanımlayamayız. Bu iç asayiş meselesidir. Savaş tanımlamasının ulusları hukuk nezdinde bir karşılığı var. Böyle tanımlarsanız birçok yaptırım ortaya çıkar ve mesele bir başka boyuta evrilir.

Barış: Bu da yanlış kullanılıyor. Dediğim gibi bu bir iç anlaşmazlıktır. Barış söylemi, savaş söylemi ile aynı hukuki sonuca bizi götürür. Türkler ve Kürtler hiçbir zaman etnik temelli karşı karşıya gelmedi ki. Biz içi içe yaşamaya devam ediyoruz. Etle tırnak gibiyiz. Sorun bir terör örgütünün varlığıdır.

Gerilla: Bu tanımlama uluslar arası sözleşmelerde yok. Genelde yurt içinde bazı odaklar bu tanımlamayı Cenevre Anlaşmasına gönderme yapmak için maksatlı olarak kullanırlar. Gerilla harbi bir mücadele tekniğidir. “Gerilla Harbi” denir. Bu mücadele tekniğini kullanması o örgütün, terör örgütü olduğu gerçeğini değiştirmez.

Silahlar gömülsün- Silahlar bırakılsın: Bu söylem ancak iki eşit güç arasında kullanılır. Burada kullanılması gereken terminoloji silahların teslim edilmesidir.

 

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN GERÇEK AMACI

-Peki biz bu sorunu coğrafi açıdan nasıl okuyacağız?

Önemli ve güzel bir soru. Bu ayrılıkçı terörün altında Kürtlerin federatif bir devlet kurması gibi Ermenistan’ın denize açılması stratejisi de var. Bazen duyuyoruz değil mi, Karadeniz’de bazı terör unsurlarının dolaştığını. İşte bu yüzden oralarda varlar. Kürtlerin temel amacı Akdeniz’e açılabilmek. Bu nedenle bir Kürt koridoru kurulmak isteniyor. Bu olmazsa da Karadeniz’e Artvin üzerinden çıkmak.

 

-Kitabınızın ilginç bir adı var: “Ayrılıkçı Kürtlerin Musalla Taşı PKK” . Bu ismi koyarak ne demek istediniz?

Öncelikle şunu tekrar edeyim; Kürt kardeşlerimizin hepsini aynı kefeye koymak büyük yanlış. Sorun bölücü örgüt sorunu. Ben bu mesele de PKK’nın başarılı olamayacağının altını çizmek için böyle bir başlığı uygun gördüm.

 

ETA VE IRA ÖRNEKLERİ

-İyi de biz bu ayrılıkçı terör meselesini nasıl çözeceğiz?

ETA ve IRA örnekleri verilir, genelde. Ancak altını çizelim ki hiçbir ülkenin çözümü bir başkası ile aynı değildir. Ancak izlenmesi gereken stratejik hamleler var.

Örneğin meselenin güvenlik boyutu…

 

-Bu örneklerde meselenin güvenlik boyutunda ne yapılmış?

Hem ETA hem IRA meselesinde karşılarındaki devletler güvenliği elden bırakmamışlar. İspanya ve İngiltere çözüme giderken bu örgütlerin askeri güçlerini minimize etmesini istemiş ve öyle olduktan sonra görüşmeler başlamış.

 

EŞGÜDÜMLÜ ÇALIŞMA

-Türk usulü çözüm dediğiniz nasıl olacak?

Bakın bölücü örgüt askeri gücünü bir manivela olarak kullandığından görüşme yapılabilmesinin temel aşaması olan silahlı gücünü minimize etmeye yanaşmıyor. Eğer o yanaşmıyorsa siz başka bir şey yapmalısınız. Onların askeri gücünü siz minimize etmelisiniz. Bakın Harp Akademilerinde bir çatışmada ‘harbin ağırlık merkezi tespitinin önemi’ öğretilir. Buradan hareketle bölücü örgütle mücadelede, örgütün ağırlık merkezini çökertirseniz gücünü kırarsınız. Bu olayda ağırlık merkezinin bölücü örgütün lider kadrosu olduğunu düşünüyorum. Bölgede feodalitenin egemen olduğunu düşünürseniz, tespitimin önemi daha iyi anlaşılır. Lider kadro çökertilmeli, amansız operasyonlarla örgütün gücü kırılmalı ve medya desteğiyle yeni durum kamuoyuna iyi anlatılmalıdır. Ve tabi ki olmazsa olmaz siyasi, sosyo- kültürel, ekonomik tedbirleri almak ve bölgenin kalkınmasını sağlamaktır. Uluslar arası diplomasi ayağına parelel ve eş zamanlı tüm bunlar ele alınırsa mesele çözülecektir.

 

 

 

Bölücü örgüt dış güçlerle

beraber Ortadoğu’ya

yeni şekil vermek istiyor

 

Ünal Atabay PKK’nın nasıl bir örgüt olduğunu nasıl özellikleri bulunduğunu ve son durumunun ne olduğunu da anlatıyor. İşte benim kısa sorularıma Atabay’ın cevapları:

 

PKK’nın ideolojisi nedir?

PKK Marksist- Leninist ideolojiyi benimser. Devletsiz yönetim modelini hedefler.

 

Dine bakışları nasıl?

Bölgesel kadim dini motiflere sıcak bakıyor gibi görünse de dinsel tanımlamalara uzak bir örgüttür.

 

Yönetim önerileri nedir?

Etnik temelli ırkçı önerileri var. Kürtlerin bir araya gelebilmesi için federatif bir yönetim tarzını benimsiyorlar. Önce özerklik istiyorlar. Sonra ise diğer sınırlarda yaşayan Kürtlerle bir araya gelmek hedeflerinde var.

 

İlişkileri nelerdir?

Uluslar arası güçlerin işbirlikçisidir. O dengelerden güç almaya çalışır.

 

Nasıl yönetiliyor?

Sert hiyerarşik bir yönetim anlayışı var. Bölgede her yerde yapılanmaları var. STK’larda, bürokraside ve halkın içinde işbirlikçi yapılanması var.

 

Nasıl eleman buluyorlar?

Ağırlıklı korkuya dayalı. Kırsaldan korkutarak eleman devşiriyorlar. İkincisi kent merkezlerinde STK’lara devam eden gençlerin aldatılması yöntemi var.

 

Örgütün son durumu nedir?

Sadece Türkiye olarak düşünmemek gerekir. Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde egemen güçlerle hareket ediyorlar. Yeni bölgesel dengelerin oluşmasında başat bir rol oynamaya çalışıyorlar.

 

Teröristin cebinden

çıkan mutabakat metni

 

-Göreviniz sırasında karşılaştığınız ilginç olaylar oldu mu?

 Hem ilginç bulduğum hem de önemli olduğunu düşündüğüm bir detayı ve anıyı anlatayım. Erzurum- Aşkale’de görevli olduğum dönem. Bize bağlı olan Erzincan’ın Munzur dağları bölgesinde sevk ve idare ettiğimiz bir komando birliğimizin girdiği bir çatışmada ele geçirilen teröriste ait sırt çantasında ilginç bir kağıt bulduk.

 

-Neler vardı, o kağıtta?

Aslında bu bir mutabakat metni. Biliyorsunuz o bölgede sayıları çok sınırlı olsa da PKK dışında illegal sol örgütlere bağlı küçük terörist unsurlar da var. Bunlar oturmuşlar birbirleriyle çatışmayacaklarına dair mutabakat yapmışlar. İlginçti ve karşı karşıya olduğumuz terör meselesinde yıkıcı unsurların nasıl bir araya gelebildiğini göstermesi açısından çok önemli bir belgeydi.

 

 

Ünal Atabay kimdir?

 

1962 yılında Bilecik- Pazaryeri’nde doğan Atabay, ilk orta ve lise eğitimini aynı şehirde yaptı. 1983 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu.  Kara Harp Akademisini 1996 yılında bitirerek kurmay subay oldu. Yüksek Sevk ve İdare Akademisini ise 1999 yılında bitirdi.  İlimizde 1998- 2000 yılları arasında 15. Kolordu Karargahında kurmay binbaşı rütbesiyle görev yaptı. Atabay, 2011 yılında kurmay albay olarak emekli olana kadar Kırklareli, Erzincan- Tunceli- Bingöl kuzeyi, Erzurum Aşkale, Kırıkkale, Ankara ve Kıbrıs’ta görev yaptı.

Ankara’da bulunduğu dönemde Kara Kuvvetleri ve Genel Kurmay karargahlarında İç Güvenlik Şube Müdürü olarak görev yapan Atabay, 7 yıl boyunca terör olaylarının yaşandığı bölgede inceleme ve denetleme, koordinasyon ve planlama faaliyetlerinde bulundu.

Emekli olduktan sonra çok sevdiği ilimizde Değirmendere’ye yerleşen Atabay evli ve iki kız çocuk babası…

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.