TARİH 20.02.2018 SAAT 00:51:15

13.02.2018 Salı - 16:48

 

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ dedi ki:

“Afrin’de Mehmetçik çatışıyor, askerimiz çatışıyor, şehit oluyor. Asker çatışırken, şehit olurken siyasidir falan gibi söylemlerin tartışılma zamanları değil. Asker canını almış, görevini almış, görev için çatışıyor. Şehit oluyor, kanını akıtıyor. Böyle konuların gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum. Türkiye geleceğin güçlü bir devleti olacak. Bugün de durumumuz zaten ortada, böyle bir devlet varken, siz küçük emeller peşinden gidip bunu YPG’ye, PYD’ye adeta Türkiye karşısında böyle bir tartışılması bile çok rahatsız ediyor. Bu rahatsız edici bir şey, bu mukayese edilecek, karşılaştırılacak bir konu değil. Bunu daha evvelde söyledik, ümit ediyorum sağduyulu hareket, sağduyulu bu olaya bakış nerede? Amerikan Birleşik Devletleri başta olmak üzere hakim olur ve bu yanlış maceradan vazgeçilir. Çünkü aynı şey devam ederse bakın Amerika Birleşik Devletleri çok şey kaybeder.”

Olabilecek, anlaşılacak asker bakışı…

***

Başbuğ’un söyledikleri makul görünüyor ama önce Bahçeli çıktı dedi ki:

“Sayın İlker Başbuğ’a sormak lazımdır. Afrin’i siyasete malzeme edenler kimdir ya da kimlerdir? İşbirlikçi emellere laf etmeyenler neden gocunmuşlardır? Maksadı nedir? Siyaset beka mücadelesini konuşmayacak da neyi konuşacaktır? Nesli tükenen balinaları mı anlatalım? Serengeti Parkı’ndaki safarileri mi izleyelim? Bize göre TSK’nın başında halihazırda değerli bir komutan vardır ve fiilen de olsa ikincisine gerek yoktur. Genelkurmay Başkanı’nı çatı davasının görüldüğü mahkemeye tanık olarak çağırmak düşüncesizce bir karardır.”

***

Ardından da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuştu:

“Az önce duydum. Genelkurmay Başkanı’ndan emekli de olsa böyle bir açıklamayı duymak büyük talihsizlik. Bunu söylemek kimin haddine? Askerin görevi nedir? Ülkesine saldıranlara karşı haddini bildirmek. Asker kışlasında oturup izleyecek mi?Siyasete alet edildiğini neye göre söylüyor? Gereken cevabı alacak.”

***

Bence Başbuğ, bu sözleri muhalefet ve iktidar ayırt etmeden söylenmiş. Neden sadece Ak Parti ve MHP kızdı, anlayamadım.

İster misiniz bir de Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Ey İlker Başbuğ…” desin!

Son cümle; İlker Başbuğ,- bence- askerin daha başarılı olması için siyasetin Afrin konusunda iç polemiklerden uzak durmasını istemiş.

Sadece bunu istemiş

Yanlış da değil…

Gözleriniz ‘sevgi’ dolu baksın…

 

Dünyanın en güzel sözcükleri nedir deseniz ilk üçe özgürlük, barış ve sevgiyi yazarım.

Üç güzel kelime…

Üç güzel kavram…

Bu sözcüklerden en önemlisi ise sevgi…

Sevmeyi bilirseniz özgürlük ve barış da gelir ardından.

Ne diyor şair:

Dünyayı güzellik kurtaracak / Bir insanı sevmekle başlayacak herşey

***

Bugün sevgi için sevgililer için özel bir gün 14 Şubat Sevgililer Günü, kapitalizmin çarklarında bir tüketim gününe dönüşse de bize sevmeyi- sevilmeyi hatırlattığı için bence çok kıymetli.

Sevmek adamı mutlu yapar, dertli yapar; hepsinden önemlisi de şair yapar.

Duygularınız şiir olur yağar, kıymetlinizin üstüne…

***

Sevgi “sessizce” de anlaşabilmektir.

Ataol BehramoğluEski Nisan” şiirinde şöyle diyor:

“Canımın yongası, sevdiğim,

Bir kaç gün çaldık ilkbahardan

Geçtik yıllardır özlediğim

Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar

Gençken tersini düşünürdüm

Akşamla dönerken geriye dalgalar.”

***

Sevgi onu hep düşünmektir.

Ne Böyle Sevdalar Gördüm” şiirinde İlhan Berk anlatıyor:

“Ne zaman seni düşünsem

Bir ceylan su içmeye iner

Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle

Yeşil bir zeytin tanesi

Bir parça mavi deniz

Alır beni.

Seni düşündükçe

Gül dikiyorum elimin değdiği yere

Atlara su veriyorum

Daha bir seviyorum dağları.”

***

“Sevgi” ondan başkasıyla olamamaktır.

Attila İlhan, “Ben Sana Mecburum” diyor:

“Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun.”

***

Sevgi beklemek, sevgi kavuşmaktır.

Hoş geldin Kadınım” şiirinde Nazım ne güzel anlatıyor:

“Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.

Yorulmuşsundur;

nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,

ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.

Susamışsındır;

buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.

Acıkmışsındır;

sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam

memleket gibi esir ve yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!

Ayağını bastın odama

kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.

Güldün,

güller açıldı penceremin demirlerinde.

Ağladın,

avuçlarıma döküldü inciler;

gönlüm gibi zengin,

hürriyet gibi aydınlık oldu odam.

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin…”

***

Dünyanın en güzel sözcüğünü size kim hatırlatıyor?

Bugün ona gidin…

Şiirler okuyun.

Gözlerinin içine bakın.

İyi ki hayatımdasın, ben sana mecburum” deyin.

Sussanız da sevginiz konuşsun.

Sussanız da gözleriniz sevginizi anlatsın.

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.




istanbul escort escort istanbul escort bayan bayan escor escort