TARİH 24.01.2018 SAAT 04:49:23

11.01.2018 Perşembe - 15:22

 

Siyaset 2019 yılında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlendi.

Her ne kadar teoride Cumhurbaşkanı seçecek olsak bile Nisan ayındaki referandum sonucuyla birlikte pratikte bir BAŞKAN seçeceğiz.

Bilindiği üzere başkan seçilebilmek için adaylardan birisinin yüzde 50’nin üzerinde oy alabilmesi şart.

Bu sebeple de bu süreç ittifaklara açık.

Hatta şimdiden ittifak safları belirlendi bile.

Geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkarmayacaklarını Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceklerini ifade etti.

Bahçeli’nin bu açıklaması 15 Temmuz darbe sürecinden beri izlediği devletçi politikanın devamı niteliğindeydi.

Bahçeli daha önce bazı noktalarda sert eleştirdiği Erdoğan’a bu desteği durup dururken vermedi elbet.

Bahçeli ve ekibi, 15 Temmuz darbe girişimin dış destekli bir darbe girişimi olduğunu, hedefin Erdoğan’ı devirmek değil de Türkiye’yi devirmek olduğunu iyi idrak ettiler.

Bu sebeple bazı noktalardaki görüş ayrılıklarına bakmadan “Önce Türkiye” diyerek Erdoğan’a destek kararı aldılar.

Üstelik bu kararı alırken herhangi bir pazarlık da yapmadılar.

Zira pazarlık yapılacak olsa Cumhurbaşkanlığı seçimine kısa bir süre önce kala bu destek açıklanırdı.

Karşılığında da bazı garantiler alınırdı.

Ama daha önümüzde seçime iki yıl olmasına rağmen verilen bu destek hiç bir karşılık beklenmediğinin göstergesi.

Üstelik bu birlikteliğe destek veren sadece MHP de değil.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici de 2019’da Erdoğan’ı destekleyeceklerini açıkladı.

Seçime daha yıllar varken, diğer adaylar henüz belli bile değilken yapılan bu destek açıklamaları ana muhalefet partisi CHP’nin de dengesini bozdu!

CHP’li yetkililer MHP’ye ve BBP’ye ateş püskürüyor!

Neden?

Çünkü “asıl olan devlet” dediler diye.

Neden?

Çünkü milli olanın yanında durdular diye!

Milli olmak maalesef CHP’nin son yıllarda izlediği politikaya aykırı!

Oysa Bahçeli, Erdoğan’ı değilde harhangi bir başka adayı hatta HDP adayını desteklese CHP’den çıt  sesi bile çıkmazdı.

Hatta “birlikte daha iyi sallarız, biz de destek veriyoruz” diye teklifte dahi bulunabilirlerdi.

Çünkü CHP’nin tüm politikası Erdoğan’ın gitmesi üzerine…

Erdoğan gitsinde ne olursa olsun CHP’nin umrunda değil.

Bunun için her türlüğü ittifağa razılar.

7 Haziran seçimleri sonrasında hükümet kurulamayınca Kılıçdaroğlu’nun Bahçeli’ye sunduğu, Bahçeli’nin düşünmeden veto ettiği HDP’li koalisyon teklifini hatırlayın.

Ve sonunda HDP barajı geçti diye tavuklu pilav dağıtan CHP’li belediye başkanını hatırlayın.

Sahi.

Siz bir ara birlikte iyi sallamış, zafer kazanmış muzaffer bir komutan edasında tavuk pilav bile dağıtmıştınız.

Şimdi sıra bizde!

Allah nasip kısmet ederse “Birlikte iyi sallayacağız”…

Bekleyin.

 

 

Halkların demokrasisi de yalan çıktı…

 

Sözüm ona ülkeye barış, demokrasi falan getireceklerdi!

Adlarını değiştirdiler kendilerine Halkların Demokrasi Partisi dediler!

Kadrolarına bir kaç tane Türk, bir kaç tane Ermeni, bolca Kürt, bir kaç tane Laikçi birazda İslamcı kattılar.

Böylelikle Kandil’e olan düşkünlüklerini gizleyeceklerini düşündüler.

CHP’li seçmenin bir kısmını, daha önce AK Parti’ye oy vermiş Kürtlerin bir kısmını, tatlı su solcularının ise tamamını bu masala inandırdılar.

Bu şekilde de hem 7 Haziran’da hem de 1 Kasım’da barajı geçtiler.

Oysa biz ne dedik!

“Bunlardan BARIŞ çıkmaz” dedik!

“Bunların yaptığına ırkçılık denir” dedik

Ama özellikle tatlı su solcularını inandıramadık.

Ta ki kendileri itiraf edene kadar.

Bakın, HDP’nin bir dönem önemli isimlerinden biri olan Hasip Kaplan, Türkmen kökenli olan Sırrı Süreyya Önder’in HDP’nin başına geçeçek olmasını sindiremedi!

HDP tabanına “HDP  Kürtlerindir. HDP Kürt partisidir” gibisinden mesajlar verdi.

HDP Genel Merkezi bu açıklamayı sahiplenmese de sosyal medyada HDP’ye oy veren isimlerin Hasip Kaplana verdiği destek aslında bu yapının ne kadar IRKÇI bir parti olduğunun ispatı idi!

Demek ki neymiş!

Sorun devlet değilmiş.

Sorun bu kafaların arkasındaki düşünce- niyetmiş.

Demek ki neymiş?

Adınızı Barış ve Demokrasi Partisi yapmakla barış olmuyormuş!

Neymiş?

Halkların Demokrasi Partisi diye ad koyarak içinizdeki ırkçıları gizleyemiyormuşsunuz..

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.