TARİH 12.12.2017 SAAT 07:35:27

Kocaeli Escort escort kocaeli

01.06.2017 Perşembe - 15:30

Şaşkınlıkla izliyorum.

Medyada Büyükşehir- Kent Konut ile KEV- Kocaelispor arasında varan 55 milyonluk devasa anlaşma çok hafife alındı.

Büyük özveri, gayret, emek ve risk yok sayılarak “Sade bir ticari faaliyete” indirgendi.

Anlatılamadı.

Evet! Bu kenti yönetenler geçmişte Kocaelispor ile ilgili -samimi bile olsalar- hata yaptılar.

Kocaelispor’un hazırlıksız yakalandığı son Süper Lig serüveninde Büyükşehir büyük riskler alarak ciddi yardımlar yaptı. Ve sütten ağzı yanınca da Kocaelispor defterini kapadı, yoğurdu üflemeye başladı.

Evet, Kocaelispor’u düştüğü yerden kaldırmak yerine Birlikspor ile çözüm aranma hatası yapıldı.

Ancak geldiğimiz noktada Bahri Yavuz büyük gayretiyle bu tabloyu yıktı, geçti.

Altını çizerek de kimseden hak etmedikleri bir şeyi istemediğini söylüyor.

Gelelim KEV arazisi meselesine… Yavuz olmasa Büyükşehir Belediyesi bu çetrefilli işe girmezdi. Ona güveniyorlar. Değeri 30- 35 milyon olan bir yer için toplamda 55 milyon lira verecekler. Bu mu ticaret?

Bunun adı Kocaelispor için risk almaktır.

Lütfen; yiğidi öldürelim ama hakkını teslim edelim.

İnsan karalamak

bu kadar kolay mı?

Arkadaş, bildiğin bir şey varsa çık gerçek kimliğinle yaz. Elinde belge varsa git yargıya teslim et. Böylesi şeytani yöntemler nereden çıkıyor?

Ama yok, elindeki gerçek olmadığı için böyle yapıyorsun.

Aç bir sahte Facebook hesabı sonra ver coşkuyu…

Dilin kalemi yok.

Yaz yazabildiğin kadar.

Bunun adı sanal- dijital terördür; algı yönetimi suikastidir.

***

Biliyorsunuz Başiskele Belediyesi çalışanı olduğunu iddia eden Osman Uçar adlı vatandaş, kullandığı sosyal medya hesabından bir süredir Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz hakkında dayanağı olmayan ağır iddialar ortaya atıyordu.

23 Mayıs’ta açılan hesabın sahte olduğu anlaşıldı.

Farklı bir kentte öğretmenlik yaptığı öğrenilen Osman Uçar, adına açılan sahte hesabı fark edince Facebook yönetimine şikayette bulundu ve sahte hesap kısa sürede erişime kapatıldı.

***

Bu işleri yapan her kimse o kadar umarsız ki kullandığı profil fotoğrafındaki detayı bile umursamamış. Profil fotoğrafına Başiskele sahiline benzeyen bir fotoğraf koyan sahte Osman Uçar, hesabındaki bir başka fotoğrafının  arkasında bulunan bankta “Mardin Belediyesi” yazısı dikkat çekiyor.

Güler misin, ağlar mısın?

Buradan “Hüseyin Ayaz’a geçmiş olsun” diyorum.

 

Deniz Kabuğundan Evler

Kocaeli onu İl Genel Meclisi Üyeliği yaptığı dönemdeki sert muhalefeti ile tanıyor.

Kocaeli Barosu’nun Kadın Hakları Merkezi Başkanlığını da yaptı.

Nurhan Atalay, kentin tanıdığı bildiği önemli bir isim.

Ancak onun bilmediğiniz bir yönü daha var: Yazarlık.

Doğrusu Demokrat Kocaeli’nin ilk döneminde köşe yazıları yazdı ama o yazıların daha çok politik, idari ve hukuki bir içeriği vardı.

***

Nurhan Atalay bir süre önce ziyaretime geldi ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitabı “Deniz Kabuğundan Evler; 17 Ağustos 1999: İstatistiğe Dönüşen Hayatlar” ismini taşıyan kitabını hediye etti.

Kitap bir süredir masamda olmasına karşın bir türlü fırsat bulup okuyamamıştım. Nihayet bulduğum bir boşlukta şöyle bir karıştırmak istedim.

Beş dakika sonra gerçek hayatın içinde savrulurken buldum kendimi.

Akıcı..

Duygusal..

Sonuna kadar gerçek bir deprem öyküsü.

Gözlerim doldu.

Kitabı bir solukta bitirdim.

***

Nurhan Atalay kitabında depremde hayatını kaybeden kardeşi Aslı’yı; onunla olan ilişkisini, yarım kalan bir kardeşlik öyküsünü ve adalet arayışını anlatıyor.

Çiçeği burnunda bir hukukçu olarak kardeşinin ölümüyle ilgili davada neler yaşadığını suratımıza bu ülkenin gerçeği olarak çarpıyor.

Hepsinden önemlisi Atalay, bir hukukçu olarak yargıda sağlayamadığı adaleti yazarak, haykırarak sağlamaya çalışıyor.

***

Binanın duvarlarından çıkan deniz kabuklarını, enkazdan kardeşinin yeşil botlarının kendine verilişini, ince saç bir plakaya dönüşmüş şofbeni görünce kardeşinin deprem anında neler yaşamış olabileceğini, öyle insani öylesine olduğu gibi anlatıyor ki gözlerinizin dolması kaçınılmaz.

Hele o 17 Ağustos gecesi İzmit’ten Yalova gidişin korku filmi tadındaki anlatımı…

Müthiş.

***

Bir fotoğraf var, yürek burkan. Aslı çimlerde yatıyor, ablası Nurhan yukarıdan fotoğrafı çekmiş. Çok neşeli ve güzel bir fotoğraf ancak; Nurhan Atalay depremde enkazın yığıldığı alanın aynı yer olduğunu söylüyor.

Ve güzel bir fotoğraf tarif edilmez acı bir duygu veriyor, size…

Ve Aslı’nın günlüğünde yazdıkları… Tarih 16 Mayıs 1999. Yani depremden  tam 3 ay önce, yazmış bu satırları:

Bir ölmesi gereken ben miyim?

Şu koca dünyada

Bir ben mi yanarım yaşadıklarıma

Karanlık odada dört duvar arasında?”

***

Bu kentin büyük acısı deprem ve Nurhan Atalay kendi kardeşinin acı öyküsünden bu şehrin deprem acısını öyle güzel anlatmış ki…

Mutlaka okuyun.

 

Aytaç Cici bizimle…

Aytaç ile pek anlaşamayız…

Birçok konuda farklı uçlarda düşünüyoruz.

Ancak samimiyeti- kaleminin keskinliği, inandığını yazma konusunda kararlılığı nedeniyle onu çok seviyorum.

Aytaç Cici, cuma ve pazartesi günleri köşe yazılarıyla aramızda olacak.

Biliyorum çok polemik olacak yazıları üzerine…

Çokça eleştiren ya da öven olacak.

Yeri geldiğinde ben de eleştireceğim ama keyif alınacak bir renk- kalem olacak diye düşünüyorum. Bugün ilk yazısını okuyun, demek istediklerimi daha iyi anlayacaksınız.

Hoş geldin kardeşim…

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.