TARİH 23.08.2017 SAAT 07:20:50

29.05.2017 Pazartesi - 16:15

Mutlaka bir doktora gidin; mutlaka bir uyku merkezinde test yaptırın.

***

İsmet (Çiğit) Abi uyku apnesi nedeniyle cihaz kullanmaya başladığını yazmış. İlk anda zorlandığını ama çabuk alıştığını söylüyor. Üstelik zinde kalkıyormuş.

Beni tanıyanlar bilir, eskiden ben de sabahları çok zor uyanır, en az bir iki saat bir şey yiyemez, verimli bir çalışma da yapamazdım.

Önceleri çok çalışmaya bağlasam da bunun kaynağının uyku apnesi olduğunu anlamam uzun sürmedi. Ancak işin çözümü noktasında ha bugün ha yarın derken çok zaman kaybettim.

***

Aydın’da çalışırken oradaki dostlardan biri ısrarcı oldu Aydın Devlet Hastanesi’nin uyku merkezine gittim. Her yerinize kablolar bağlıyorlar, gece uykunuzda nefesinizi ve vücudunuzun reaksiyonlarını ölçüyorlar.

Doktor sonuçlara baktı: Nefes oranı yüzde 87. Tercümesi şu; gece uyurken nefesim kesiliyor ve bazı zamanlar da nefes alamıyorum bu da yüzde 13 lük bir oksijen kaybına yol açıyor. Bu oranın yüzde 30’a çıktığı hastalar varmış. Sizin anlayacağınız, orta derecede uyku apnesi çıktı ben de…

Doktor “ya rejim ya cihaz” dedi.

Konformist adamım; rejim yapmak o zaman zor geldi, “cihaz” dedim. İyi ki demişim. OTOCPAP cihazı  ile uyuduğum ilk gece bir saat zorlandım sonrası derin bir uyku.

Normalde ben gece en küçük çıtırtı da kalkar, sürekli zihnimde bir şeyler düşünür ve terleme ile baş ağrısı ile uyanırdım.

Sabah bir kalktım melekler gibiyim. İçimde bir enerji, “kalk koş” diyen bir ruh halim var…

4 yıldır cihazı kullanıyorum.

Artık  her sabah çok kolay ve dinç uyanıyorum.

Gittiğim her yere de gece kalacaksam cihazı götürüyorum.

***

İsmet abinin yazdıklarını fırsat bilerek, ben de benzer sorun yaşayanları uyarmak istiyorum.

Kilolu olanlara şiddetle öneriyorum; gidin bir uyku merkezine kendinizi kontrol ettirin. Bu cihazı nasıl kullanacağım falan demeyin.

İnanın çok rahat edeceksiniz.

‘Yüzde 57 evet oyu

Kocaeli için başarıdır’

Sami Çakır, milletvekilleri içinde en keyifli sohbet ettiğim isimlerden biri.

Doğru bildiğini söyler. Eğilip bükülmez. Muhafazakar- entelektüel bir isim.

Onun aday listesine girmesine –zamanında– şaşıranlar olsa da benim hep beklediğim bir durumdu.  Direkten döndüğü 2011 ve 7 Haziran seçimlerinden sonra 1 Kasım’da milletvekili seçildi.

Tam bir görev adamı.

Plan Bütçe gibi kritik bir komisyonda olduğu için ilimize çok fazla zaman ayıramasa da her fırsatta burada. Her fırsatta halkın içinde.

Demokrat Kocaeli’nin başına tekrar geçtiğim süreçte referandum kampanyası vardı. Hayırlı olsun dileklerini iletse de Çakır ile oturup sohbet edememiştik.

Ramazan’a kısmetmiş. Sami Çakır, ile gazetede bir saate yakın sohbet ettik. Tabı çok çarpıcı, samimi şeyler anlattı.

Yorum katmadan buraya almak istiyorum:

 

MECLİS’İN İŞLEYİŞİ

Zamanı verimli kullanamıyoruz. Belli bir düzen yok. Herkes şikayetçi gibi ama kimse düzeltme konusunda bir adım atmıyor- atamıyor. Bazen sabah 03.00- 04.00’e kadar çalışıyoruz. O saatte yapılan görüşmelerden verim almak mümkün değil. Oysa öğleden sonra yerine sabah 10.00’da başlasak ve akşamüstü bıraksak çok daha verimli olacak.

Herkes biliyor ama Meclis TV yayını olduğu için bir şekilde seçmene ulaşmanın yöntemi olarak ekran görüldüğü için vazgeçilmiyor.

Komisyonlarda çok ciddi, çok teknik ve verimli tartışmalar- görüşmeler oluyor. Ne yazık ki komisyonlar az sayıdaki kavga görüntüsü ile gündeme geliyor.

Bir yasa tasarısı düşünün komisyonda tüm detaylarıyla tartışılıyor sonra Meclis’te aynı tartışmalar bir daha yaşanıyor. İnanılmaz bir enerji ve zaman kaybı var. Gerekirse pazartesi ve cuma günleri de çalışalım ama verimliliği sağlayacağımız saatlerde olsun.

 

REFERANDUM SÜRECİ

Kolay değildi. Sistem değiştiriyorsunuz. Anlamak da anlatmak da kolay değildi. Değişim tam anlaşılamadığı için başlangıçta evet oyları gerideydi. Ancak iyi bir çalışma yaptık.

Ben referandum sürecinde “evet vereceğimdiyene dehayır vereceğimdiyene de aynı hoşgörü ve muhabbetle yaklaştım. Çünkü bu referandum bir ayrıştırma aracı değil aksine memleketimiz milletimiz için yeni bir sürecin hep beraber başlatılmasının aracı olmalıydı.

Şükür öyle de oldu.

Yüzde 57 evet Kocaeli için bir başarıdır; öyle kabul edilmelidir.

 

UYUM YASALARI VE

İÇ TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİ

Yeni Sistem için önümüzde bir avantaj ve bir dezavantaj var. Eski sistemin sıkıntılarının çokluğu bizim için avantaj. Dezavantaj ise daha doğrusu sıkıntı ise yeni sistemin daha önce bir uygulamasının yapılmamış olması. Bu durum nedeniyle uyum yasalarının bir an önce çıkartılması gerekir. Tahmin ediyoruz bu yaz, Meclis tatil yapmayacak ve en geç Mart 2018’e kadar uyum yasaları çıkartılacak. Meclis İç Tüzüğünde yapılması gereken değişikliklerin de ondan sonra ele alınacağını tahmin ediyorum. Tabi uyum yasalarının hangi metot ve sırayla; hangileri bir arada ele alınacağı da önemli. Bunlar sistemin pratik uygulamasının doğruluğunda çok önemli olacak.

 

VATANDAŞIN DEĞİŞİM BEKLENTİSİ

Vatandaşın beklentileri referandum süreci ile çok yükseldi. Beklenti çıtası çok yüksekte. Bunu biliyoruz. FETÖ ile mücadele, diğer terör unsurları ile mücadele ve ekonominin kusursuz işlemesiyle ilgili vatandaşın hassas ve yüksek bir beklentisi var. Bunu karşılamalıyız. Bu da ancak bir değişim ve yenileşme ile olur. Cumhurbaşkanı ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan bunun sinyallerini son konuşmalarında gösteriyor. Başlangıçtaki heyecan ve tavrı bile aşmalıyız. Bence Kırmızı ile ifade ettiğimiz bize oy vermemezi kesin gibi görünen seçmenle bile sürekli bir araya gelmeliyiz. Daha geniş halk katmanlarıyla samimi, doğal ve verimli ilişkiler kurmalıyız.

 

Beşiktaş şampiyon

Başakşehir muhteşem 

Süper Lig’te şampiyon belli oldu.

Beşiktaş üstü üste ikinci kez şampiyon olmayı başardı. Tanıdığım ve sevdiğim, başarılı bulduğum bir teknik adam olan Şenol Güneş yönetiminde Kara Kartallar mutlu sona ulaştılar.

Oueresma –hakemlerin onu çok kayırmasıyla– harika bir sene geçirdi. Ancak bence Beşiktaş’ın yıldızı bu yıl Talisca ve çok yedek kalmasına rağmen gol krallığında ikinci sıraya oturan Cenk Tosun’du.

Diğer yandan bence yılın takımı da Beşiktaş değil, Başakşehir…

Taraftar yok, büyük takımlar gibi bütçe yok.

Abdullah Avcı ve talebeleri çok mükemmel işler yaptılar. Takım oyunu nasıl olur gösterdiler. Ve bence Avcı, Cengiz gibi bir yeteneği Türk futboluna kazandırarak ayrıca bir alkışı hak etti.

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.