YAZAR HABERMehtapta iftar
Mehtapta iftar
15.06.2016 11:57:38 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

YILLAR öncesine dayanan bir tanışıklığım vardı. İstanbul'da ticaret ile uğraşan muhafazakar bildiğim, ticaret yapmasak bile ortak tanıdıklarımız vesilesiyle pek çok kez iş icabı aynı ortamlarda bulunduğum biriydi.

Sosyal medya vesilesiyle yaptıklarından az çok haberdardım ve sosyal medya vesilesiyle yaptıklarımdan az çok haberdar olan, ekonomik gelir düzeyi benden kat be kat yüksek biriydi.

Kendinden emin vakur bir ses tonuyla aradı beni. Halimi hatırımı sorduktan sonra girdi konuya ….

- Bir iftar organizasyonu yapıyorum. İstanbul'da deniz manzaralı özel bir restoranda, seçkin elit bir ortamda dostlarımı ağırlayacağım. Bilirsin senin yerin ayrı, muhakkak beklerim. İftar açık büfe olacak, menüyü özenle kendim seçtim. Mazeret kabul etmem. Bana kısa sürede haber ver rezervasyonunu akredite ettireyim diyerek benim çapımın çok üzerinde bir cümle ile sözlerine son verdi.

Telefonu kapatınca çok düşündüm davetin nedenini ve içeriğini. Tanış idik ama dost değildik. Sonra muhafazakar ve dindar diye bildiğim bu insanın ihtişamlı, büyük bütçeli ve kendince seçkin dediği konuklarına ikram edeceği açık büfe yemekleri, iftarın anlam ve önemiyle, Ramazan'ın maneviyatı ve öğretileriyle bağdaştıramamanın rahatsızlığını hissettim.

Oysa ki her fırsatta Filistinli bir öksüzün, Mısırlı bir yetimin resmini paylaşıp İslam birliğinden bahsedecek kadar da inançlı biriydi.

Sonra kendime de kızdım. Demek ki ona bu davete katılabilecek bir insan hissiyatı uyandırmıştım. Yani kendi gibi feysbuk muhafazakarı, piyasa dindarı veya itikadı noksan bir insan kıvamındaydım onun gözünde!

Ramazan ayı olmasa koşa koşa giderdim o davete. Hatta kendimi hatırlatmak davet ettirmek için, birkaç dini bütün feysbuk paylaşımını beğenirdim bile ….

Ama Ramazan'dı, bari bu ayda olmamalıydı.

 

Türk Ocağı ve Bayşad'ın ev sahipliğinde insan manzaralı hem de iyi insanlar manzaralı bir hasır üzerinde zeytin ekmekle iftar açmış, Türkmen Dağı'ndaki yiğitler için de Allah’a el açmış biri olarak yakıştıramadım kendime ve aile iftarımız var yalanıyla süslü bir yazılı mesaj ile savuşturdum bu daveti nazikçe.

Yürüyeyim dedim ve çıktım Yürüyüş Yolu'na. Hem vakit geçer hem de kafamı toparlarım dedim böylece. Birde ne göreyim, reklam panosunda bir iftar reklamı!

Büyükşehir Belediyemizin yan kuruluşu bir restoranın “Mehtapta İftar” reklamı !

Lüks bir gezinti gemisinde, musiki dinletisi eşliğinde, mehtap manzarası ile iftar organizasyonuna davet reklamıydı bu ….

Ramazan ayının anlam ve önemine tamamen aykırı, Ramazan ruhundan uzak bu iftar daveti şehrimizdeki herhangi bir organizasyon firması veya lokantası tarafından yapılsaydı yine hoş olmazdı ama bu sütünlara konu edemezdim. Nneticesinde arz ve talep meselesiydi .

Ama konu hepimize ait olması gereken ancak her anlamda olabildiğince uzak olan Büyükşehir Belediyemizin bir kuruluşunun reklamı ve projesi idi. Ve bu belediyemizin başkanı da dini bilgisi ve hassasiyetleri olan bir kimseydi.

Böyle bir organizasyona müsaade etmemeliydi diye düşünüyorum. Diyelim ki haberi yok -ki büyük ihtimal yoktur- çünkü başkanların işleri genelde başlarından aşkın olur ….

O kurumun yetkilileri böyle bir şey organize etmemeliydi, çünkü o yetkilileri de oraya belediye başkanımız atıyor veya atanmasını onaylıyor nihayetinde….

Ve genelde başkanlar idareci ataması yaparken kendi gibi düşünen kişileri tercih ederler diye biliyorum .

Hani derler ya bana ekibini söyle sana nasıl bir yönetim anlayışın olduğunu söyleyeyim diye. Onun gibi bir şey.

Sözün ve yazdıklarımın özü şu aslında. Dindar bir siyasi gelenekten gelen İbrahim Karaosmanoğlu başkanımızın belediyesinde bile böyle bir organizasyonlar oluyorsa, İslami anlayışın son yıllarda nasıl deforme olduğunu varın siz tahmin edin. Bu sorunun aslında sadece bir yansıması. Sorunun aslı toplumumuzdaki arz yanlışlıkları, insan yetiştirmedeki başarısılıklarımız, popüler kültürün dindar nesile ulaşması ve bazı dini görevlerin sosyalleşmenin bir gereği olarak algılanması, alışkanlık veya görev haline getirilmesi diye düşünüyorum. İbadet alışkanlık değil, bize manevi kazanımlar sağlayacağı kesin olan Allah’ın emridir. Bu emri yerine getirirken aslından uzaklaşmamak gerekir.

Çözüm için geç kalmış sayılmayız. İkbal istikbal arayışları ile söylem ve sloganlardan kurtarılmış bir nesil yetiştirilmeliyiz diye düşünüyorum. Tatlı bir çember sakal ve yeşil bir gümüş yüzük ile dindar imajı yapmanın doğru olmadığını gençlerimize anlatmalıyız. Sorgulayarak, algılayarak ve söylediklerini yaşantısında uygulayarak insanlığa faydalı olunabileceği öğretmeliyiz diye düşünüyorum.

Çünkü bu dünyanın bizim necip milletimizin bağrından çıkmış gerçek dindar insanlara ilim ve irfan sahibi insanlara çok ihtiyacı var. Malum Arap ülkelerinin İslam dinimizden ne kadar uzak oldukları ortada.

Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından inşallah kurtuluş olan nefis terbiye ayı, imtihan ayı , tahammül ayı Ramazan'ın, 17 saatlik bir açlık sonucu iftar ile birlikte mükellef sofralar olmadığının, gezinti gemileriyle mehtap turları olmadığının bilincine ermemiz umuduyla esen kalın.

Selam ve dua ile….

 

 

 

 

 

Bu Haber 837 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli@kopiservis.com.tr
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Vallahi talibim
Gavur İzmir…
Dinimizde bunlar yok
Suskunluğun Yükü…
En uzak mesafe…