YAZAR HABERDavamızın ulu çınarı…
Davamızın ulu çınarı…
22.06.2016 14:37:07 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

BÜYÜRKEN kulağıma çalınan bazı cümlelelerin anlamlarını büyüdüğümü düşündükten sonra detaylarıyla düşünmeyi alışkanlık haline getirdim.

Nasip olur da yazılarım devam ederse kayda değer olanları sırayla paylaşacağım.

Bu yazımda sizlere siyaset ve sivil toplum kuruluşlarında görev yapanların çokça duyduğu bir sıfattan, benimde hafızamda yer yer etmiş beni düşünmeye sevk eden bir tanımdan ve bu tanımın bana anımsattıklarından bahsedeceğim….

Tanım şu: Davamızın ulu çınarı ….

Bir fikrin, bir derneğin veya siyasi partinin eskileri takdim edilirken, övgü mahiyetinde kullanılır bu sıfat.

Ben şahsım adına, yaş alıp  iyice olgunlaşıp böyle bir ünvana layık görülürsem, çınara benzetilmeyi hiç istemem. İnşallah benim hakkımda böyle bir tabir kullanılmaz .

Çünkü ….

Boyu gereğinden çok yüksektir çınar ağacının, erişemezsiniz ve meyvesi yoktur.

Heybetlidir, sadece gölgesi vardır ve meyvesi yoktur.

Kökleri kuvvetlidir yerinden sökemezsiniz, ve meyvesi yoktur.

Uzun ömürlüdür kolay kolay ölmez, ve meyvesi yoktur.

Meyvesi kozalaktır aslında, ama sadece yakacak olur, ne yazık ki yiyince karın doyuracak, içindekiler ile size fayda sağlayacak bir meyvesi yoktur.

Allah nasip ederse, iyice yaş aldığımda herhangi bir ortamda adımın başında veya sonunda bir sıfat kullanılacaksa meyve ağacı olarak nitelendirilmek isterim, tüm gayretim bu hayalimi hak etmek üzere desem yeri var.

Çünkü ….

Meyve veren ağaçların hem meyveleri hem gölgeleri vardır.

Meyve veren ağaçlar çok derinlere kök salmaz, usulünce sökersen, usulünce dikersen nerede ihtiyacın varsa orada meyve vermeye devam eder.

Meyve veren ağaçların ömrü bittiğinde çınar ağacı gibi yakacak olarakta kullanılır hatta çınar ağacından kalorisi dahada yüksektir.

Meyve veren ağaçların ömrü çok uzun değildir , görevini tamamlayınca varlığı ile fuzuli yer işgal etmez, yerine yeni meyve ağaçları dikebilirsin , hatta köklerinden dökülenler bir sonra ekilecek ağacı zehirlemez, kurumuş kökleriyle engel teşkil etmez, gübre bile sayılacak tohumlar bırakır.

Bu ağaçlar her şey bir yana meyveleriyle karın doyurur!

Düşünsenize siz hangi ağacın olduğu bir alanda yaşamak veya gününüzü geçirmek istersiniz, çeşit çeşit lezzetleri olan faydalı meyve ağaçlarının olduğu bir alandamı, yoksa heybetli, çoğunlukla dallarını baykuşların tercih ettiği kasvetli çınar ağaçlarının olduğu bir alandamı?

En çok hangi ağacın tercih edildiği veya yüzdelik oranı değil benim anlatmak istediğim, eğer bir fikir  bir dernek  bir siyasal hareket  başarılı değilse ve o harekette gereğinden fazla ulu çınar varsa, çözüm ancak meyve ağaçlarıyla mümkün olur.

Ve o meyve ağaçları da çınarların dalları arasına sıkışmamış nefes alabilen gencecik fidalardır….

Küçük bir yorum yaparak yazdıklarımı haddimi aşmadan , tamamlamak istiyorum, tanıdığım pek çok insan çocukluğunu ve gençliğini anlatırken meyve ağaçlarına tırmandığını, dalından kopardığı meyvelerin tadını unutamadığını ve o günler aklına geldikçe duygulandığını anlatır…

Ama hiç kimse o heybetli çınar ağacına çıkabildiğini veya çıksa bile unutamadığı güzel anıları olduğunu anlatmaz…

Çünkü çınar ağacına çıkabilenlerin anlatacağı tek şey dizlerindeki yaralardır.

Selam ve dua ile…

 

 

Bu Haber 688 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli@kopiservis.com.tr
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
Tekin Yeken2016-06-23 23:08:33
Kıymetli Yücel Alpay Bey, yazınıza katkı bakımından bir-iki satırla başka açıdan bakmayı istedim. (Yorum kısmı da ayrılmışken, kullanmış olalım). Ulu çınar tabiri ayrı bir mana yüklüyor ifadelere. Bu tabirin arkasında güçlü bir teşbih sanatı vardır. Evvela çınar ağaçları, beşeri ölçülerin çok üzerinde bir ömre sahiptir. Adeta zamana meydan okur gibi..Rabbim onlara -tarihlere tanıklık etsin diye mi başka hikmetlere binaen mi bilinmez- uzunca ömür vermiştir (İzmir-Bozdağ yaylasının 4 bin yıllık bir ulu çınarı var, koruma altında. Misafir gibi görülüyor. Aslında misafir olan bu ulu çınar değildir. Misafir o yayladakilerdir, bizleriz. O çınar, bir kaç kuşağı daha öbür tarafa yolcu edecek gibi görünüyor). Diğer bir teşbih de 'kök salması' bakımından olsa gerek. Çınar; ciddiyettir, haşmettir. Rüzgara, borana, fırtınaya baş eğmemektir. eğilmezdir. "Gölge" demektir. Fiziki bakımından onlarca kuşak zamana hükmeden asırlık çınarlarda mevsimlik meyve beklemek olmaz elbette. Çok sık kullanılan bir deyim var; "Baba, çınar gibidir, meyvesi olmasa da gölgesi yeter". Selametle.
(0)
(3)
1969 ruhu2016-06-23 23:08:21
tekin kardeş yukarıdaki yazıdan hiç bir şey anlamamışsın , yazan delikanlı , siyasetteki moronlardan işe yaramaz sözde çınarlardan bahsetmiş , sende tutmuş ağaçları anlatmışsın , tekin kardeş hiciv var yazıda biraz edebiyat bilgisi olan herkes anlar
(2)
(0)
DİĞER HABERLER :
Vallahi talibim
Gavur İzmir…
Dinimizde bunlar yok
Suskunluğun Yükü…
En uzak mesafe…