RÖPORTAJİğne yaptıklarımın şimdi torunları var
İğne yaptıklarımın şimdi torunları var
04.07.2016 11:04:58 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

Önce kalfa

sonra iğneci

 

 Lakabı İğneci Erdinç…

Ama o iğneciliğinden önce asıl mesleği olan ve yapmaktan büyük bir onur duyduğu eczacı kalfalığı ile anılmak istiyor.

 İğneci Erdinç Özden, bu kentte 58 yıl eczacı kalfalığı yapmış, eczaneyi kapattıktan sonra da eline çantasına alarak mahalle mahalle gezip şifa için onu bekleyen hastalara iğne yapmış.

 Kenti iyi bilen, kentte çok tanınan bir isim olan Erdinç amca, kentin esnaf kültürünü, kent yaşamını ve tabi ki iğne yaptığı ünlüleri de unutmamış…

 Milletvekili İsmail Kalkandelen, sanatçı Ali Kocatepe’nin eşi, televizyoncu Şahin Turgun, eski futbolculardan Bülent Batman, antrenör Erdal Dal, kentin tanınan esnafları…

 Bu liste böyle uzayıp gidebilir.

Erdinç amcanın nezaketi ve gülen yüzü bu kentte neden bu kadar sevildiğini de otaya koyuyor…

 Onun için bu hayatta en önemli şey eşi Selmin Özden.

39 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşini hala çok sevdiğini söylemeden duramıyor Erdinç amca…

 

Süriye ÇATAK TEK​

 

55 yıllık eczacı kalfası, 45 yıllık iğnecilik yapan Erdinç Özden, eskiden iğne yaptıkları kişilerin şimdi torun sahibi olduğunu söylüyor. Özden, ne olursa olsun İzmit’i çok sevdiğini ve burada yaşamının sonlanmasını istiyor

 

1958 yılında Yeni Eczanesi’nde eczacı kalfalığına başlayan Erdinç Özden, ününü 1972 yılında başladığı iğnecilikle elde etmiş. İğneciliği, eczacı kalfalığını ve yaşadığı İzmit’i anlattı. Erdinç Özden, uzun bir iç çekti ve başladı: “1972 yılında iğneciliğe başladım. Askerde bize iğne yapma diploması verdiler. O zaman askeriyede verilen bu diploma geçerliydi. Sonra sağlık kolejleri başlayınca onların iğne yapma yetkileri başladı. Tabi eş dost tanıyınca bize iğnelerini yaptırdılar ve 45 yıl iğne yaptım. Yaşlandım. Çocuklarım büyüdü artık bu işlerden vazgeçtim. Hatırını kıramadığım arkadaşlarım, dostlarımın iğnelerini yapıyorum bazen.

 

MESLEĞİMİ ÇOK SEVDİM

Benim esas mesleğin eczacı kalfalığı. Ben çalışmaya başladığımda İzmit’te dört eczane vardı. Kocaeli Eczanesi, Merkez Eczanesi, Ziya Eczanesi ve Yeni Eczane vardı. Ben Yeni Eczane’de işe başladım. Eczanede iki kalfaydık. Ersan ağabey ile ben vardım. Tabi zaman zaman yeni arkadaşlarımız geliyordu. Ama onlar mesleği erken bıraktılar. 58 yıl eczacı kalfalığı yaptım. Mesleğimi çok sevdim. Gerçekten aşkla mesleğimi yaptım. O yüzden her zaman iğnecilikten çok kalfalıkla anılmak isterim. Ekmek yedim, iki evlat büyüttüm.

 

KAVGA ÇIKINCA

BİR DAHA GELMEDİ

Çalıştığım Yeni eczanesi Fethiye Caddesi’nin tam ortasındaydı. Fethiye Caddesi o zaman çok güzel bir caddeydi. Esnaflar çok güzeldi, hoş sohbetti. Fevziye Camii’nin yanındaki tuvalete ya da cuma namazına giderken eczanemizin kapısını dahi kapatmazdık. Kapıya sandalye bırakır giderdik. Bahçe sinemamız vardı Fethiye Caddesi’nde. Bir gün Zeki Müren geldi bu sinemaya. Ama kavga çıktı. Sonra rahmetli bir daha gelmedi Kocaeli’ye. Çok güzel turşucumuz ve leblebicimiz vardı. Sabri Yalım Sokağı eskiden garajdı ve araba tamir edilirdi.

 

 

 

ECZANEYİ KAPATINCA

İĞNEYE GİDERDİK

İğneciliğe askerde başlayıp, eczane de devam ettim. Esas mesleğim eczacı kalfasıydı. İğnecilik benim için ek bir işti. Eczaneyi kapatınca evlere iğne yapmaya giderdim. Benim çok güzel ilaç karışımlarım da vardı. Pişik merhemleri, yanık merhemleri, gaz ilaçlarını yapıyordum. Doktorların yazdığı karışımları not ettim ve bunları yaptım. Yanık olduğunda hemen bana gelirlerdi. Yaptığım merhemi veriyorum. Yanığı olan kişinin 4 günde hiç bir şeyi kalmazdı.  

 

BANKA MÜDÜRLERİ
AYAĞA GELİRDİ

Eskiden esnaflar çok dürüst ve saygındı. Kimse bankaya para götürmezdi. Senet diye bir şey yoktu. Banka müdürleri patronların ayağına gelirdi. Esnafların arasında korkunç dayanışma vardı. Hastalıkta, sağlıkta yan yana gelinirdi. Biri dükkanı açmazsa hemen aranırdı. Birbirimize sorardık. Ya da çocuklarını gönderir esnafa haber verilirdi. Bizim Maşukiyeli Ahmet abi vardı. Deli derlerdi. Ahmet Fethiye Caddesi’nin başında göründüğünde kimin dükkanına girer diye beklerdik. Ahmet kimin dükkanına girerse o gün işler çok güzel giderdi.

 

39 YILDIR AYNI YASTIĞA

BAŞ KOYUYORUZ

Görücü usulü ile evlendim. Eşim Türk Ticaret Bankası’nda şefti. Oğlum olunca annem bakmayacağını söyledi. O zaman eşim işten ayrıldı. Dışarıdan sigortasını yaptım ve şimdi emekli oldu. Eşim İstanbul’dan gelince ilk olarak Mikro Taksi esnafı ve Kuaför Tuncay olarak bilinen abimiz Tuncay Tandırcı ile tanıştırdım. 39 yıllık evliyim. 39 yıl aynı yastığa baş koymak çok güzel. Eşim arkamda olmasaydı. Biz hiçbir şey olmazdık. Ne çocuklarım okurdu, ne de ev sahibi olurdum. Eşim olmazsa iki çocuğum makine mühendisi olmazdı.

 

 

 

RADYODA HEP

PİYES DİNLERDİK

Ben SEKA işçi çocuğuyum. Babam vardiya ile çalışırdı. Annem beni ve kardeşimi alıp Halkevi’nde parka getirirdi. Orada biz oynardık annem de bize bakardı. Akşam saat 20.00’de babam gelip bizi alır giderdik eve. Mahallede babalarımız ve ağabeylerimiz bozasına oyun oynanırdı. O zaman komşuluk çok güzeldi. Bir komşu bizi annemize şikayet eder diye çok korkardık. 1952 yılında babam elden düşme bir radyo almıştı. O zaman komşular gelip bizde piyes dinlerdik. Herkes toplanır aynen televizyon seyreder gibi yorum yapardı. Babam Demokrat Partiliydi. 1960 İhtilalı’nda Menderes asılacak dediğimiz de bizi terlikle kovalıyordu. O zamanlar biz sabah saat 08.00’de depoya telefon ederdik, saat 17.00’de bağlanırdı. Tabi bu yıllar 1958’li yıllardı.

 

FETHİYE’DE

TOP OYNARDIK

Fethiye Caddesi’nde o zaman yollar parkeydi. Leyla Atakan orada bir kanal yaptırdı. Biz o kanalın içinde top oynardık. Tabi daha sonra kanal bitirilince kapatıldı. Kanal Fethiye Caddesi’nden sahile kadardı. Kapandıktan sonra o kanal bir daha hiç açılmadı. İçinde arabalar geçerdi o zamanlar. Kocaelispor’da 1966 yılında amigoluk yapıyordum. 6-7 ay amigoluk yaptım. 50 kuruşa izlenen maçları ben 150 kuruşa seyrederdim.

 

NE O KAHVEHANE

NE DE TREN KALDI

Her pazar Fethiye Caddesi esnafları olarak bir minibüs tutardık. Büyük bir güveç tenceremiz vardı. Onu da minibüse koyardık. Yarımca Demiryolu’nun altında güvecimizi yapar, denize girer yüzerdik. O kiraladığımız minibüsle Kocaelispor maçlarına giderdik. Şu anda Vakıf Bank’ın olduğu yer eskiden Sefa Kahvesi idi. Orada kenttin içinde geçen treni kahve içerek seyretmek çok güzeldi. Tabi daha sonra ne o kahve ne de şehrin içinden gecen tren kaldı.

 

İKİ BÜYÜK
DOSTUM VARDI

Çok yakın arkadaşım olan Mustafa Koçak, Koçaklar Halı Mağazası’nın sahibi ve Kurtuluş Kalıpçı benim çok kıymetli kardeşlerimdi, canımdı. İkisi şu anda dünyada değil. Mustafa ile içerdik. Emel Sayın aşığıydık. Sonra Cadde Bostan’a Emel Sayın dinlemeye giderdik. Kurtuluş ile de Beşiktaş hastasıydık. Onunla da gider Çiçek Pasajı’nda içerdik ve oradan maça giderdik. Onlar benim birer sevgilimdi, çok iyi dost ve arkadaştık.

 

 

ÇOCUKLARIMA

ÇOK DÜŞKÜNÜM

İğne yaptığım insanlar şimdi torun sahibi oldu. Gelip çocuklarına anlatıyorlar. Geçtiğimiz günlerde ise bir kadın geldi. Dedi sizin yüzünüzden çocuklara iğne yazamıyorum. Şaşırdım tabi. Onu hatırlamadığımı söyleyince, dedi küçükken bana iğne yapardınız. Şimdi çocuk doktoru oldum ama çocuklara iğne veremiyorum. Teknoloji çok ilerledi. Ben o teknolojiye ayak uyduramadım. O zaman 73 yaşındaydım. Çocuklarımda bırak dedi ve ben de bıraktım. Her şey bir tarafa evlatlarım bir tarafa. Aileme çok düşkünümdür. Gelinlerime ve torunlarıma da düşkünüm.

 

 

 

ACISU BAYRAM YERİYDİ

Yenidoğan’a bir tek minibüs vardı. Onu kaçırdık mı Yenidoğan’a yürüyerek giderdik. 1952 yılında biz Yenidoğan’a taşınmıştık. Arabayı kaçırdık mı 1,5-2 saatte yayan giderdik. Acısu Parkı bayram yeriydi. Biz burada sigaraya halka attırırdık. Kurban ve Ramazan bayramında bayramcılık yapardık. Babam SEKA’da çalışırdı hem de Telekom’un olduğu yerde pazar yeri vardı. Orada pirinç satardık. Nazmi amcanın cezaevinin üstünde üzüm bağı vardı. Oradan file doldururduk. Öküz arabası ile karpuz ve kütük alırdık. 25 lira alırdım eczaneden 12,5 lirasını babama verirdim pazardan file yapsın diye.

 

TURİZM KENTTİ OLSAYDI

Kentin bu kadar gelişmesinin bana bir avantajı olmadı. Ben bir fabrikada çalışmadım yani. Keşke bu kadar büyümeseydi de turizm kentti olsaydı. Gölü, denizi, dağı, sahili var. Tamamen turizm şehir olabilirdi. Petkim kurulunca denizinden de her şeyinden mahrum olduk. Eskiden pazar günü torbaları ve sepetleri doldurur, komşularla vapurla Değirmendere’ye giderdik. Bir top ağacı vardı orada yer kapardık. Orada yer içer, eğelenirdik ve geri gelirdik. O zaman çok güzeldi. Ayrıca komşunun kamyonuna tüm mahalle biner denize giderdik.

 

KOKUSU BİLE GÜZEL

Eskiden İzmit çok güzeldi. Depremler oldu ama kopmadık buradan. Atalarımız yukarıda yatıyor, Bağçeşme’de. Allah bizi onların yanında yatmayı nasip etsin. Hala İzmit’te yaşamak çok güzel. Kokusuyla, pisliği ile benim için cennet. İnşallah son nefesimi de burada vermek istiyorum. İzmit’e aşığım ve burayı çok seviyorum. Buradan bir yere gitmeyeceğim ve burada yaşamıma devam edeceğim.

 

KEÇİ GÜBRESİ ÇALDIK

Çukurbağ Mahallesi bizim zamanımızda çok nezih bir mahalleydi. Yerliler daha çok orada oturuyordu. Sonra Tüfekçi Bayırı’nda Tüfekçi amca vardı. Onun keçileri vardı. Babamla keçi gübresi çalmaya gittik. Amca başka yere bakarken gübreleri aldık ve koşmaya başladık. Tüfekçi amca silah sıktı ama biz durmadık ve kaçtık. Şimdi gidin oraya bakalım aşağı koşabilir misiniz. Her yeri beton evler.

 

ACI VE MUTLU

GÜNLERİM OLDU

1965-66 yılında babam ve annem kavga etti. O kavganın ardından babam gidip televizyon almıştı. Babam çok demokrattı. Bizimle çok iyi bir ilişkisi vardı. Babamı 64 yaşında, annemi 84 yaşında kaybettim. Babam hastane koridorunda kucağımda öldü. Ailece gezmeyi çok severdik. Erdek’e giderdik. Giderken mayoları en üste koyardık. İndiğimizde hemen mayoları çıkartıp denize girerdik. Çok üzüntülü ve sevinçli günlerimiz oldu. Sevinçli günlerim çocuklarımın doğduğu, üzüntülü günlerim ise Mustafa ve Kurtuluş’un öldüğü günlerdi.”

 

KALKANDELEN’E DE

İĞNE YAPTIM

İğne yaptığım isimler arasında milletvekili İsmail Kalkandelen, çok iyi hatırlamıyorum ama belediye başkanları da vardı. Kocaelispor’da bir dönem fahri masörlük yaptım. O zamanlar sporculardan Mahir, Bülent Baturman, Antrenör Erdal Dal, televizyoncu Şahin Turgun’a iğne yaptım. Ayrıca Sabancı Kültür Merkezi’nde bir konsere katılan sanatçı Ali Kocatepe’nin eşine de iğne yaptım.

 

 

SİYASET ÇOK

SEVİYELİYDİ

Siyaset ile profesyonel olarak uğraşmadım. Amatör şekilde uğraştım. CHP’liyim, ama kayıtlı değilim. Gönül bağım var. Kongör bilardo salonu vardı eskiden. Bir gece Nihat Erim, Abdullah Köseoğlu, Turan Güneş geldi. Beyaz bir Mercedes ile gelmişlerdi. Biz onları o Mercedes’in içinde 2 karış yukarı kaldırdık. 60’lı yıllardı. O zaman CHP tulum çıkarır demiştik ama Nihat Erim’i zor çıkarmıştık. Siyaset o zaman daha seviyeli ve güzeldi. Bülent Ecevit zamanında taşa toprağa insanlar Karaoğlan yazardı. İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe hanım. Belediyeye geldiğinde benim yanağımı sevmişti. Onu hiç unutmadım. Salon Sami vardı. Tüm gençler gelirdi. Sağcısı da solcusu da hiç kavga çıkmazdı.

 

Erdinç Özden kimdir?

1944 yılında İzmit Çukurbağ Mahallesinde dünyaya geldi. Fehmi Özden ve İsmet Özden’in üç çocuğundan ortancası olan Erdinç Özden, 15 Mart 1958 yılında Fethi Caddesi’nde Perihan Akız’a ait olan Yeni Eczanesi’nde çalışmaya başladı. Akız’ın kardeşi Erhan Akız eczacı çıkınca onunla birlikte İnönü Caddesi’ndeki Kent Eczanesi’ne geçti. Akız ailesinin tüm bireyleri yaşamlarını yitirdikten sonra Özden, daha sonra Oya Özyıldız’a ait olan Oya Eczanesi’nde çalışmaya başladı. Özden, buradan 2013 yılında emekli oldu. Evli ve 2 çocuk babası olan Özden’in bir de torunu var.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Haber 4887 Görüntülenmiştir
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Aday olacaklar şimdiden sahaya çıksın
 Geleceğin belediye başkanı ve büyükşehir adaylarının alenen deklare edilmese bile kimlerle yürüneceği konusunda onların da çalışma yapması gerektiğini söy...
Kocaeli’nin marka değerini yükselteceğim
 Kocaeli’nin çok büyük sorunları olduğunu dile getiren Tahsin Tarhan, milletvekili olduğu takdirde kentin marka değerini yükselteceğini söyledi  ...
Kocaeli’ye özel hat aldım
  MHP 1. sıra milletvekili adayı ve MYK üyesi Saffet Sancaklı, milletvekili olduğunda sadece Kocaeli’deki vatandaşların kendisine ulaşması için özel b...
MHP ve HDP’ye giden oylarımızı alıyoruz 
 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, son yapılan anket ve çalışmalarda MHP’ye giden oyların geri döndüğünü, HDP’ye giden oyların ise geri dönmeye...
İmza yetkisi ve eşitlik istiyoruz