YAZAR HABERErmenice ve Arapça da resmi dilimiz olsun
Ermenice ve Arapça da resmi dilimiz olsun
06.07.2016 15:20:10 Tarihinde Eklenmiştir.



 

           

Evet, kıymetli okuyucular Türkçe’den başka ikinci bir resmi dil olacak mı olmayacak mı derken şimdi bir de Ermenice ve Arapça nerden çıktı karşımıza demeyin  ve şaşırmayın.

Sizin hayatınızda çok uzun sayılabilecek elli yıl veya yüz yıl gibi süreler devletler ve milletler tarihi için neredeyse çok kısa zaman dilimleridir.

            Milli birliğimizi tehdit eden Kürtçe ana dil olsun söylemleri Siyasal İslamcı Saddam Hüseyin’in 1986-88 Halepçe’de kimyasal silah kullanarak katliam yapmasından sonra ülkemize sığınan Irak Kürtlerine vatandaşlık vermemizden, daha doğrusu dini hassasiyetlerinin çok yüksek olduğu bildiğimiz zamanın siyasi otoritesi Turgut Özal’ın sığınmacılara vatandaşlık vermesinden sonra “hızlandığını” anlatmama gerek yoktur.  Aradaki 30 yıllık kısacık zaman farkını parmak hesabı yapabilen bütün mümin kardeşlerimin hesaplayabileceğine eminim.

            Biz asil bir milletin evlatlarıyız. Katliam vahşet duyguları genelde Arap ve Fars toplumlarında çokça görülür, ama biz Türk Milleti vahşet veya katliam yerine erkekçe savaşıp hesabını er meydanında gören, kapısına sığınana sırtını dönmeyen, zulme uğrayanı yüz üstü bırakmayan necip bir milletiz. Zorda kalan, darda kalan herkese, vahşi saldırılara uğrayan herkese kapımızı açarız, açalım ama evimizin tapusunu da vermeyelim değil mi?

            Eskiden milletimizi ifade ederken kullandığım ensar millet sözünü, ensar sözü ile yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için ben de kullanmamaya özen gösteriyorum, onun yerine artık yazılarımda necip millet sözü kullanacağım.

            Dönelim günümüze, şimdi de diğer siyasal İslamcı lider eski kardeşimiz Esed! Suriye’de katliamlar yapıyor biz de yine insanlık görevimizi yapıp sığınmacılara kucak açıyoruz, ülkemizin siyasi ve idari tek söz sahibi dini hassasiyetlerinin çok yüksek olduğunu bildiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey de Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık vereceğini söylüyor. İnsanlar kendilerine ait olan şeyleri veremezler ama nedense halka, kamuya yani millete ait şeyler siyasetçiler tarafından çok kolay teklif edilebiliyor!

Cumhurbaşkanımız bu dediğini de yapar mı?

Yapar.

Nerdeyse hiç kimsenin tereddüttü olmaz, 14 yıldır ne dediyse yaptı, bunu da yapar.

Kimse karşı çıkabilir mi?

Çıkamaz.

Bu durumu mecliste başka umursayan veya engelleyebilecek siyasetçi olur mu?

Olmaz.

                

Muhterem okuyucular, malumunuz Türk Milleti hariç Ortadoğu kökenli insanlarda üreme ortalaması çok yüksek, isteyince herkes üreyebiliyor bunda sıkıntı yok, ama medeni ve çağdaş insanlar ürerken hep güdüleriyle değil biraz da Yüce Mevla’nın verdiği akıllarıyla hareket ediyor, gel gelelim çadır kentlerde baktığımız Suriyeli sığınmacı dindaşlarımız daha kendi yarınlarını bile garantiye alamamışken nüfuslarını ikiye katladılar.

Çoğu zaten Suriye’de bedevi hayatı yaşıyordu, onun için kolayca bırakıp kaçabildiler, şuan ki durumda doğacak çocuklarının yarın ne şartlarda yaşayacağını bizim kadar umursadıklarını inanın düşünmüyorum.

Şimdi nüfusları üç beş milyon olan bu arkadaşlara vatandaşlık verilince, emin olun elli yıl sonra nüfusumuzun üçte biri Suriye muhacirlerinden oluşacak, Suriyelilerinde kökenlerinin büyük çoğunlukla Arap ve Ermenilerden olduğunu düşününce, 50 yıl sonra haliyle ana dilde eğitim, Suriyelilere özerk yönetim derken Arapça ve Ermenice sorunlarımız olacak.

Ermenice ve Arapça da resmi dilimiz olsun demeyeceklerini kim taahhüt edebilir!

Başına bomba düşünce imdat diyen Suriyeli dindaşlarımız, daha şimdiden Kilis’te Ermenice ve Arapça tabela istemeye başlamışlar bile !!!

Tutup da Suriye’de ata yadigârı toprağı için çarpışan, onurlu ve şerefli Müslüman Türklerden oluşan bayır bucaklı soydaşlarımıza, vatandaşlık bekleyen 4500 Ahıska Türkü soydaşımıza Suriyeli, Araplar, Ermeniler varken, vatandaşlık verecek halimiz yok değil mi?

Yukarıdaki paragraflarda neden liderlerimizin dini hassasiyetlerini belirttiğime gelelim. Arabistan’da Müslüman, İran’da Müslüman, Kuveyt’te Müslüman, siyasetçi ve yöneticileri de bizdekilerden daha fazla siyasal İslamcı! Ayrıca hepsi de bizden oldukça zengin.

Bırak vatandaşlık vermeyi sığınmacı bile kabul etmiyorlar, herkes kendi ülkesinin milli yapısını korumaya çalışıyor.

Lütfen şöyle bir düşünün,  muhtaç birini evinize aldığınızda nüfusunuza alıp mirasınızdan pay mı veriyorsunuz? Diyelim fakir, kimsesiz ve muhtaç bir çocuğa evinizi açtınız onu nüfusunuza alıp mirasa ortak eder misiniz? Bunu dile getirseniz aile bireyleri ne der, çocuklarınız buna izin verir mi?

Dini duygularımız milli duygular ve hassasiyetler ile pekişmez ise 14 yıl boyunca olduğu gibi sürekli hatalar yaparız ve bu hataların bedelini canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımıza, torunlarımıza miras bırakırız ve İslam dünyasının umudu olan Türk Milletini de berbat eder bırakırız.

Üç beş kurnaz Suriyeli sığınmacının cumhurbaşkanımızın resminin olduğu kıyafetleri giydiğini görüp duygulanıp, sabah uyanınca, “Ulan size helal olsun beni madem bu kadar seviyorsunuz sizi vatandaş bile yapacağım, gerçi biz nefsimizi ayaklar altına aldık ama size ev araba bile vereceğim, hatta hızımı alamadım askerlikten ve vergiden de muaf tutacağım” düşüncelerinden lütfen uzak duralım.

Zaten mevcut vatandaşlarımızın siyasi kutuplaştırılmalardan dolayı birlik ve beraberlik ihtimali gün geçtikçe imkânsız hal alıyor, oluşan bu uçurum maalesef çocuklarımıza bile sirayet etmeye başladı. Allah rızası için ayrı bir dert, ayrı bir yaraya sebebiyet vermeyelim.

Bir şeyler vermek istiyorsak, bedeli kanla canla ödenmiş Türk Milletine ait şeyleri değilde birazda verebiliyorsak kendi kesemizden verelim.

Selam ve dua ile…

            

 

 

Bu Haber 593 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli@kopiservis.com.tr
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Vallahi talibim
Gavur İzmir…
Dinimizde bunlar yok
Suskunluğun Yükü…
En uzak mesafe…