RÖPORTAJİşporta tezgahından 58 yıllık esnaflığa
İşporta tezgahından 58 yıllık esnaflığa
10.07.2016 12:42:25 Tarihinde Eklenmiştir.



 

Kentin esnafı Hüseyin

amcayı iyi anlayın

 

 Her hafta yeni bir heyecanla başlıyorum Kocaeli’nin Çınarlarına… Acaba bu hafta kiminle sohbet edeceğim, kimin hikayesini dinleyeceğim diye.

 İlk başladığımızda tereddüt ettiğim, hatta Yazı İşleri Müdürü Erdin Ağdede ve Haber Müdürü Sercan Özden’e ‘bence kimse bu sayfayı okumuz’ dedim…

 Sonra baktım ki aslında insanlar bugünün içinden çıkılmaz hayatından bıkmış, yorulmuş ve geçmiş hikayeleri çok seviyor…

 Ben de bu sayfayı çok sevdim.

Her hafta yeni bir hikayenin anlatımına tanıklık etmek, hikayesini anlatanın duygularını, yüzünü, anılarını tazelerken yüzündeki gülümseyişi, hüznü görmek benim için baha biçilmez bir deneyim oldu…

 Bu haftaki konuğumuz olan Hüseyin amca ya da ‘Yok yok Hüseyin’, aslında esnaflığın sırrını veriyor satır aralarında.

 Dükkanınızı erken açın, kendinize mal alırmış gibi karşınızdakine satın diyor…

Yani empati yapın, halden anlayın diyor…

 Ben dinlerken çok büyük keyif aldım, umarım siz de okurken bu keyfi alırsınız…

 

Süriye ÇATAK TEK

 

 

 

 

1958 yılında işporta tezgahı ile esnaflığa başlayan Hüseyin Orhan, 58 yıldır İzmit’te esnaflık yapıyor. Kentin köklü esnaflarından olan Orhan, sadece zücaciyelik yapmadı, kentte bulunmayanı bulduğu için ünlendi ve adı ‘Yok yok Hüseyin’ oldu

 

İZMİT’İN eski esnaflarından olan Hüseyin Orhan, bize esnaflık hikayesini ve lakabı olan ‘Yok yok Hüseyin’i bir solukta anlattı. Hüseyin amcanın dilinden kendi hikayesi: “Babam esnaf olmamı istedi. O zamanlar 1958 yıllının sonunda ufak bir işporta tezgahında tırnak makası, tıraş jiletleri gibi küçük malzemeler satmaya başladım. 1960 yılına girmeden Belsa’nın karşısında eskiden Camlı Köşk vardı. Küçük bir düğün salonu gibiydi. Onun altında 1960 yılında dükkan kiraladım. Oralarda hal vardı. Sokak geniş olduğundan bizim tarafımızdan çok gelen giden yoktu. Yarım tuhafiye, yarım hırdavat gibiydi. O zaman Migros kamyonlarla geliyordu. Hal binasının köşesine haftada bir gün geliyordu. Migros’tan gelenlerden istifade ediyorduk. 

 

İHTİLAL İLK

DÜKKANI KAPATTI

1960 yılında ihtilal oldu. İhtilal olunca işler azaldı, fiyatlar düştü. Bizde yeni işe başlamıştık ve ticarette düşüş oldu. Dükkan kiramız o zaman 200 liraydı. Fiyatlar düşünce kira düşmedi elbette. İş az olunca dayılarım Recep, Sami ve Mehmet Uzar’a ait olan Uzar Kolektife malları devrettim. 1960 yılının Ekim ya da Kasım aylarıydı sanırım dükkanı kapattık. 1960 yılında dayımların Uzar Kolektif şirketine çırak olarak girdim. 1967 yılına kadar onların yanında çıraklık yaptım. Gelen müşteriler dayımları çok bilmezdi. Hep benimle muhabbet ediyorlardı. Müşterilerin yüzde 70 beni mal sahibi bilirlerdi. Orada müşteriler beni çok sevdi.

 

YENİ ÜRÜNLERİ

HEMEN ALIYORDUM

O zaman dikiş makinesi, radyo, teyp, zücaciye malzemeleri daha yeni yeni piyasaya çıkmıştı. Yeni çıkan ürünleri dayımlara söylüyordum alıp satıyorduk. 1967 Kasım ayında asker oldum. İskenderun’a gittim. İskenderun da eğitimimi tamamladıktan sonra Derince askeri birlikte makine elektrik bölümüne geldim. Orada eğitim aldıktan sonra tayinim İstanbul Anadolu Fenerine çıktı. Bu arada eşim Halide Orhan ile söz ve nişan yaptık 1969 yılında. Ben normalde 24 Kasım’da terhis olacaktım. Ancak izinlerim nedeniyle 45 gün erken terhis oldum. Terhis olduktan hemen sonra 26 Ekim 1969 yılında evlendim.

 

ÇOK BÜYÜK ÇALIŞMA

İMTİHANI VERDİK

Bu arada eski Akademi Hastanesinin karşısında Bana Bak apartmanı yeni yapılıyordu. Onun altında kardeşim Hasan Orhan ile birlikte tapulu dükkan aldık. Kardeşimde o sene asker oldu. Bina da bitmek üzere olduğu için orada dükkanı açtık. Hüseyin Orhan, Hasan Orhan olarak dükkanımızı açtık. O zamanlar İzmit’e televizyon yoktu. Karşımızda yurt sineması vardı. Güzel filmler getiriyordu o yıllarda. Dükkanımızda zücaciye ağırlıklı olduğu için kadınlar vitrinimize bakarlardı. Sinemaya gelenler mutlaka dükkana da uğruyordu. Zücaciye merakım vardı. Yok olan şeyleri getirirdim. Türkiye’de o zaman çok şey yoktu. Almanya da gelenlerden sipariş ediyordum. İki kardeş 1986 yılına kadar çok büyük çalışma imtihanı verdik.

 

AVM’LER GELDİ

İŞLER GERİLERİ

Dükkanımız 21 metrekareydi. Ama bugün ki 100 metre kare dükkanlardan daha çok iş yapardık. Yenilikleri hemen getirdik. Dükkan küçüktü ama çok sirkülasyon oluyordu. Müşteri dışında kimseyle sohbet edecek vaktimiz yoktu. 1986 yılında işler çoğalınca İstiklal Caddesinde 168 numara olan bu dükkana ben geldim. Abdurrahman Caddesinde kardeşim Hasan Orhan kaldı. O yıllar yine işlerimizde sıkıntı olmadı. 2002 yılında alışveriş merkezleri açılmaya, büyük şirketler gelmeye başladı. Bizim işler azaldı. Eski İzmitli olduğumuz için hala bize geliyorlar. Kendi malımız içinde olduğumuz için her hangi bir sıkıntımız yok. Tamir yapıyoruz. İnsanlara yardımcı oluyoruz. Mücadele devam ediyor. Bütün amacımız bu dükkanda

 

BULUNMAYANI

BULUYORDUM

Yok yok Hüseyin lakabı tezgahtarlığa başladığımdan beri bana verildi. İzmit’e bir kadın Paf dikiş makinesi iğnesi bulmuyorsa ben bulup getiriyordum. Tıraş makinesi parçası o zamanlar yoktu. Almanya’da ahbaplarım vardı onlardan istiyordum gönderiyorlardı. Halk arasında biri bir şey arasa ve bulamazsa “git Hüseyin abide bulursun” diyorlardı. En uzun yok olan bir şeyi 20 gün içinde buluyordum. Bulunmayan bir malzeme yoksa ben daha önce insanlardan duyduğum şeyleri hafızaya not alıyordum gidip onu orada buluyordum. Bulunmayan bir malı bulduğumda insanlar arasında yayılıyordu ve öyle kaldı bu lakap.

 

HALA DAYANIŞMAMIZ

DEVAM EDİYOR

İki kardeş 1986 yılına kadar birimiz içerde birimiz dışarıda bu tür şeyler bulduk. Ama ben verdiğim için millet beni biliyordu. Kasanın başında duruyordum. Kardeşim mal temin ediyordu. Ayrıldığımızda da mal değişimi yapıyorduk. Birbirimizden hiç kopmadık. Birbirimize karşılıklı iş yaparız. Telefon açarım hasan sende bu var mı derim varsa ona gönderirim. Bende varsa o bana müşteriyi bana gönderir. Dayanışmamız devam ediyor. Büyük sermayelerle buralara gelmedik. Eş dostun desteği de çok oldu.

 

KİMLER VAR KİMLER

Sosyal Sigortalarda çalışan kadınlara 100-150 takım Jumbo sattım. Valilik ve Kolordu’ya ihale ile alınmayan günlük kesme bardak dediğimiz misafirlik bardakları ya da bulunmayan şeylerini temin ettik. Vali Vecdi Gönül zamanında buradan malzemeler verdik. TÜPRAŞ, Kordsa’nın küçük ihtiyaçlarını görürdük. Karaosmanoğlu ile tanışmamız Yuvacık belediye başkanıyken oldu. O günden beri birbirimize sevgimiz ve saygımız vardı. Meral Akşener üniversitede görevliyken, kayınvalidesi bizim evimizin alt tarafında oturuyordu. O yıllarda alışverişimiz oldu. Daha sonra siyasete atılınca bizim buralara az geldi. Kayınvalide ve kızları iyi müşterimdir.

 

NEVZAT DOĞAN

TORUNLARININ DOKTORU

Nevzat Doğan’ın kız kardeşleri ve ağabeyleri müşterilerimdir. Nevzat Doğan’ın kız kardeşi ve bizim hanım görüşüyor. Nevzat bey zamanında kızım Meliha’nın iki kızının da doktoruydu. Hüseyin Ayaz’ın babaannesinin annesi ve benim annemin annesi kardeşler. Halil Vehbi Yenice halamın oğludur. Şaban Kozlu’ca halamın eşidir. Hasan Koz eniştem, eski soğuk demirci Aslan Gönülalan eniştem. Kızılay binasının altında Orhan tuhafiye vardı. Hasan Orhan amcam. İstiklal Caddesi’nde çok eski esnaftı. Eski Kızılay binası yıkılana kadar devam etti. 1998 yılında rahmetli oldu.

 

SENETLE ÇEKLE

İŞİM OLMAZ

Eski yıllarda insanlar arasında birbirine itimat vardı. Senet felan yoktu. 1980’ne kadar bir esnaf bir emanet aldığı zaman onu korurdu. Her zaman çok sıkı dayanışma içindeydik. 1990’lardan sonra senetler, çekler, kredi kartları çıktı bu güven ortamı kalmadı. Benim hala senet ve çek ile işim yok. Bir tek pos cihazını kullanmak için banka kartım var. 1996 yılına kadar müşterilerimin isimleri hafızamdaydı. 1996 yılından sonra yüzlerini unutmuyorum ama isimlerini biraz unutuyorum. Makine artık eskiyor tabi.

 

MALI KENDİN

ALACAKMIŞSIN GİBİ

Dedem, Bir mali satarken, kendin alacakmış gibi sat. Akşam yattığınızda aklınıza geldi mi kıymeti yoktur. Hiçbir zaman kar hırsı ile mal satmadım. Çok küçük şeylere bazen para bile almıyorum. Elbette yanlışlar oluyor. Bu yanlışları düzeltiyoruz. Dedem bana sermayeyi verirken, “bu iş senin işin. Bu parada haramın h’si yoktur. Çok zor şartlarda kazanıldı. Dedemin verdiği paranın 4 katı borçla başladım. O kadar çok çalıştım ki bunları atlattım. Hala çok çalışıyoruz. Çocuklar baba istirahat et diyorlar. Geç gel diyorlar ama ben duramıyorum. Babam ve dedemin dediklerinden çıkmadık. Eski İzmitlilerin yüzde 80’ni bizi çok sever.

 

KOKUSU DEĞİŞMİYOR

Bir gün kapıda genç delikanlı duruyordu. Sakallıydı. Geldi içeriye dükkanın her yerine baktı. Ben de buyurun dedim. Delikalı, “1986 yılında Ulugazi’de okuyordum. Bu dükkanının kokusu hiç değişmiyor. Annem burada alışveriş yapardı sen bana misket verirdin. Hala misketlerin yeri aynı” dedi. Dükkanımızı 1986 yılında nasıl kurduysam hala öyle duruyor. Elbette bazı şeylerin yeri değişti. Ama ürünlerimizin yüzde 80’ni aynı yerinde duruyor.

 

HALA VERESİYE

DEFTERİ VAR

Hala veresiye defterimiz var. Eski bakkal defteri hesabından yani. Veresiyesiz hiçbir şey olmaz. Kökten başlayan biri veresiyesiz iş yapamaz. Biz banka kartları ile değil, bir güven üzerinde veresiye yapıyoruz. Ben kredi kartına taksit felan yapmıyorum. Eğer kartla geçilecekse tek çekim yapıyorum. Veresiye defterlerimiz hala duruyor. Eskiden herkes borcuna sadıktı. Büyük alacaklarımız kalmazdı. 1986 yılından sonra oldu. Alacaklar her zaman olur. 1990’lı yıllarda 3 binden fazla müşterim vardı. Karta dönünce defter kalkıyor tabi. Ama bizim duruyor.

 

AVM’LER GELİNCE

KAPATTILAR

AVM’ler açılınca birçok arkadaşımız işlerini bıraktı. Dükkan kendilerinin değil, kiralar çok yüksek. 13 bin lira, 8 bin lira kira olunca yenisi de gider, eskisi de gider. 1986 yılında iki cumhuriyet altını olan kira bugün de öyle olmalı. Yoksa ayakta duramaz bu esnaf. AVM’ler zaten müşterileri götürüyor. Yüz yüze alışveriş yapmak isteyen vatandaş bize geliyor. AVM’leri tercih edenlerin belki yüzde 1’i bize geliyordur. Bizi sevenler geliyor. Kiralar çok yüksek olduğu için birçok esnaf arkadaşımız bıraktı. Ev kiraları da dükkan kuraları da yüksek.

 

DÜKKANI SABAH

ERKEN AÇACAKSIN

Ticaretin en güzel tarafı Sabah erken dükkanı açacaksın, akşam ezan vakti kapatacaksın. Saat olmayacak. Akşam ezanı oldu mu kepenkleri kapatıyorum. Buna inancım var. Her şeye başlarken, besmele ile başlar, sağ elim ve sağ ayağımla yaparım. Buna çok riayet ederim. En yeni işe başlarken, yeni yerden geçerken mutlaka besmele çeker ve dua ederim. Yeni bir yer açılsa ona da ederim. Her zaman herkes hakkında iyilik düşündüm. Hiçbir komşuya karşı kinim yok. Sabah gelip dükkanı açarım. 8’den sonra çok nadir dükkanı açmışlığım var. Bayramlarda hiç açmam. Bayram bittiğinde mutlaka dükkanımı açarım.

 

 

SİYASETÇİ

SİYASET YAPSIN

Siyaset hiç ilgilenmedim. Elbette arada politika konuşuruz. Rahmetli Ecevit’i de Demirel’i de savunduğum noktalar olmuştur. Güzel olan hizmetleri savundum. Ben hiç aktif siyaset yapmadım. Tabi beni çağırdılar ama yapmak istemedim. Belediye meclis üyeliği gibi teklifler geldi. Ben esnafım, ticaretle ilgileniyorum, siyaseti siyasetçiler yapsın.

 

İLK GÜNÜMÜ

UNUTAMIYORUM

Kardeşim Hüseyin ile dükkanları ayırdıktan sonra 1986 yılının ağustos ayında ilk dükkanı açtığım günü hiç unutmuyorum. Dükkanı açtıktan sonra saat 16.00’ya kadar kimse gelmedi. Boş boş dükkanda oturdum. Kapıdan içeriye gelen olmadı. Daha sonra 16.30’dan sonra yaptığım alışverişi bugüne kadar hiç yapmadım. Dükkanı 20.30’da kapatınca kendimi çok daha iyi hissediyordum.

 

 

HÜSEYİN ORHAN KİMDİR?

1946 yılında Yeniköy’de doğdu. İlkokulu 1951 yılında Yeniköy İlkokulu’nda başladı. Daha sonra bölgede okul olmadığı için okumadı. 1958 yılında işporta tezgahı ile esnaflığa başladı. 1969 yılında Halide Orhan ile evlendi. 1971’de kızı Mukaddes, 1974 kızı Meliha, 1979’da oğlu Halil, 1984’de oğlu Melih oldu. Mukaddes 1988 yılında,  Meliha 1994 yılında, Halil 2006 yılında, Melih ise 2010 yılında evlendi. 6 torun dedesi olan Hüseyin Orhan’ın ayrıca torunun da bir çocuğu bulunuyor.

 

 

 

 

 

 

Bu Haber 4940 Görüntülenmiştir
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Baltacı’yı Türk Metal’e davet ediyorum
  Türk Metal Sendikası Genel Sekreteri Yücel Yücel, Birleşik Metal-İş Kocaeli Şube Başkanı Hami Baltacı’yı Türk Metal çatısı altında, işçiler için birlikte...
Civelek: Listede olmasam da çalışırım
 SERT DEĞİL DİSİPLİNLİYİM4 yıllık il başkanlığı döneminiz nasıl geçti? Benim için zor olmadı. Atandıktan bir süre sonra seçime girdik. Bir genel, bir yerel...
Bu birliktelik devam etmeli
Kocaeli halkı beni gönlüne bastı, inandı
 Röportaj: Burçin SAĞLAMSizi biraz tanıyabilir miyiz?                        15 Şubat 1954 yılında Düzce Akçakoca’da dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahs...
Tankları durdurduk