YAZAR HABER15 Temmuz'u fırsata dönüştüren laikler…
15 Temmuz'u fırsata dönüştüren laikler…
14.08.2016 15:00:40 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

15 Temmuz Darbe Girişimi hamdolsun başarısız oldu.

 

Millet tek vücut olup bu hayâsızca akına gövdelerini siper etti ve tarihe geçecek bir destana daha imza atıldı.

 

 Darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından meydanlarda günlerce demokrasi nöbeti tutuldu.

 

 Halk seçtiği iradeye sahip çıktı ve tüm dünyanın şaşkınlık, belki bazılarının da korku ve endişeyle izlediği milyonların katıldığı bir mitingle olaya son noktayı koydu.

 

Şimdi başta kamu kurumlarında olmak üzere her alanda bu ihanet çetesine mensup olan kişilerin temizlenme operasyonları başladı.

 

 Operasyonlar şuan için halkın beklentisinin altında da olmuş olsa bu sürecin kararlılıkla sonuna kadar götürüleceğinden kimsenin şüphesi yok.

 

 Temizlik operasyonlarında dikkat edilmesi gereken bazı meseleler var.

 

Elbette ve bu hususlara dikkat edilmediği sürece maalesef bu operasyonlar başarıya ulaşamayacaktır. Bu hususlar ise;

 

1-Bu hain darbe girişimini “Cemaat” diye adlandırılan bir yapı organize etti. İşin başında da “Hoca” diye bilinen bir örgüt lideri vardı. Hal böyle olunca tüm cemaatler ve hocalar töhmet altında kaldı.         

 

 Bu durumu fırsat bilen laik kesim topyekûn bütün cemaatlere saldırmaya başladılar, bu eylemlerinde kendilerine anti tasavvuf muhafazakâr kesimde epey yardımcı oluyor maalesef.

 

 Bütün cemaatlerin bir paralel yapı adayı olduğunu, cemaatlere fırsat verildiğinde ilk işlerinin Devleti ele geçirmek olacağını, laikliğin bu anlamda kıymetinin anlaşılması gerektiği algısını pompalıyorlar.

 

 Sözün özü fırsat bu fırsat cemaat ve tarikatlara eski usul “İrtica geliyor” yaygarası koparıp ne kadar zarar verebiliriz derdinde olan bu güruha dikkat edilmesi gerekiyor.

 

 Bu sebeple Yenikapı mitinginde verilmiş olan Cübbeli Ahmed Hoca ve Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın tokalaşmasını içeren bu fotoğraf karesini oldukça önemsiyorum.

 

2-Tarikat ve cemaatlerin devre dışı bırakılmasının hemen akabinde Erdoğan’ın çevresinde sadece Allah rızası için bulunan, gerektiğinde kendini tankın altına atabilecek, gelen mermilere göğüs gerecek yiğitleri temizleme operasyonu başlatılacak.

 

 Bu davanın şu anki durumunda Erdoğan’sız başarıya ulaşamayacağını bilenler, onun çevresinde hiçbir dünyevi beklentisi bulunmayan derviş meşrepli cengâverlerin olmasını istemiyorlar.

 

 Erdoğan’ın çevresinde gezi olaylarındaki gibi iş garantiye alınmadan piyasaya çıkmayan, 15 Temmuz’daki gibi darbe püskürtülmeden ininden kafasını çıkarmayanlar olacak ki zor durumlarda yalnız kalması kolaylaştırılmış olsun.

 

 Bu çaba içerisine giren laiklere ama bilmeden, ama bilerek destek vermiş olan şahsi tanımımla  “muhafazakâr laikler” Bunlar beyinlerini kiraya vermişler, bunların emir alacağı tek makam şeyhleridir gibi safsatalarla tasavvuf ehli olan insanları her kademede devre dışı bırakmaya çalışıyorlar.

 

 Hazin olan ise bu kişiler “Bu devleti tarikatlar, cemaatler değil; ancak laik sistem kurtarır” diyenlerin değirmenine su taşımış oluyorlar.

 

 Konu ile alakalı herkesin Yusuf Kaplan’ın  “Laiklik pompalanıyor cemaatler bombalanıyor ve Uyarıyorum 15 Temmuz saldırısının ikinci dalgası geliyor” başlıklı yazılarını okumasını tavsiye ederim.

 

 

3-Paralel İhanet Çetesine mensup olduğu gerekçesi veya şüphesi ile açığa alınıp sonrasında ise görevlerine iade edilecek kişi sayısı ne kadar fazla olursa bu sürecin sulanması da o kadar çok olur.          

 

 Kişi üzerinde kesin bir kanaat yoksa açığa alınmasının doğru olmayacağı kanaatindeyim, aksi takdirde ilerleyen süreçte gerçek örgüt mensupları dahi cezalandırıldığında “Bank Asya’nın önünden geçenler bile açığa alınıyor” sadedinde kollamalar ile karşı karşıya kalabiliriz.

 

4-Halk temizlenme sürecinin siyasi partilere de gelmesini önemsiyor ve dikkatle takip ediyor, canı pahasına darbeye geçit vermeyen Vatandaşımız bu hainlerin ve işbirlikçilerinin her alandan olduğu gibi siyasi partilerimizden de temizlenmesini istiyor.          

 Darbe teşebbüsünün hemen öncesinde bu paralel yapının MHP’yi ele geçirme çabasını hep beraber izledik. Darbe teşebbüsü sırasında MHP Genel Başkanı Meral Akşener olsaydı tavrını Yurtta Sulh Konseyi’nden yana koyar mıydı? Yorum sizin.

 

 CHP’yi ise bir kaset ile dizayn eden bu yapı bu partinin içerisine hiç mi adamını koymadı sizce?

 

Muhakkak CHP’nin içerisinde bu örgütün elemanları var bunlar da tespit edilip ayıklanmalı.

 

 Peki ya Milletin göz bebeği iktidar partisi AK Parti’de durum nasıl farklı mı?

 

Elbette hayır, yıllardır kendilerine duyulan güveni fırsat bilen hainler AK Parti içerisinde de konuşlandılar, önemli yerlerde görev aldılar.

 

 AK Parti diğer partilere nazaran 17-25 Aralık sürecini milat görerek bu temizliğe biraz daha erken başladı, ama en fazla bu partiye nüfuz etmiş olacaklarını düşünürsek bu süreçte de hassasiyetle değerlendirmelerde bulunmak gerek diye düşünüyorum.

 

5-Sonuç olarak bu belayı rahmete çevirmek de bu batağın hepten içine girmek de şu süreçte izlenecek yollar neticesinde olacak.

 

Tüm dünya mazlumlarının ümidi olan Türkiye’yi ayağa kaldırma çabasında olanlara selam olsun, aksi istikamette gayret sarf edenler ise kinleriyle gebersin…

 

 

 

 

 

Bu Haber 2831 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : muradergelen@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Bir CHP değil bin CHP feda olsun…!
CHP’nin sözlüğü
Erdoğan Başkanlık sistemini istemiyor mu?
Helal olanı yasal olanla örtüştürmek
Ne yazalım şimdi…?