YAZAR HABERSizin de darbeci tanıdıklarınız vardır
Sizin de darbeci tanıdıklarınız vardır
14.09.2016 13:04:37 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

  Cunta; Ülke yönetimine kuvvet kullanarak el koyan askeri veya siyasi kurul.

  Darbe; Ülke yönetimine baskı kurarak ve zor kullanarak hükümeti değiştirme eylemi.

  İhtilal; Güç kullanarak yasaların izin vermediği bir şekilde iktidara gelme işi.

  Fark ettiyseniz yukarıda sözlük anlamlarıyla yazdığım açıklamaların hepsi aynı kapıya çıkıyor, yani üçü de iyi bir şey değil. Televizyonlarda çok okuyup akademik lügata boğulmuş, siyasilere yaranmaya çalışan  konuşmacıları dinlediğimizde, filanca yılki askeri kalkışma cunta mıydı darbe miydi gibisinden bitmeyen tartışmalarına şahit olursunuz. Halkın iradesini hiçe sayan, demokratik ve insani olmayan yollarla kendi milletinin iradesini zorla ele geçirenler ister sivil ister asker olsun, yaptıkları asla haklı bir gerekçe ile izah edilemez.

  Milletinin ekmeğini yiyen, okulunda okuyan, üniformasını giyen silahlı kuvvetler mensupları, yaptıkları bu yanlış işi vicdanlarına nasıl anlatır ve birbirinin yüzüne nasıl bakarlar hiç düşündünüz mü?

  Belki de hepsini birebir tanıdıklarına sorsanız milletine sadakatle bağlı, karıncayı bile incitemeyen, demokrasiyi özümsemiş masum vatan evlatlarını tasvir eder gibi bir tablo çizerler.

  Ama sonuçlara bakınca 93 yıllık cumhuriyet tarihimizde millet iradesine saygısızlık yapmış birçok askerin, siyasetçinin ve bürokratın isimlerini sayabiliriz. İlk akla gelende hiç şüphesiz birçok vatan evladının, dava adamının idamına veya katline giden sürecin hazırlanıp, olgunlaştırılıp ve yönetildiği lanet olası günlerin baş aktörü Kenan Evren diyebiliriz.

  80 darbesinden sonra birçok terör örgütünün oluştuğunu, diğer ülkelerden en az 30 yıl geri kaldığımızı, potansiyel darbeci kimliğinden sıyrılamayan rütbeli askerlere olan sevginin bitme noktasına geldiğini düşündüğümüzde övülecek bir mesleki kariyere sahip insan olmadığını anlamamız güç olmaz.

  Olmaz da; neden bu tür yanlışı yapanları hayatta iken utandıramıyoruz , yaptıklarını yüzlerine vuramıyoruz !!!

  Pekâlâ, kim yapmalı? Evvela, kimler kral çıplak demeli, yaptığının hem mesleki hem de toplumsal ahlaka aykırı olduğunu söyleyip normalleşmesine izin kimler vermemeli?  Söyleyeyim size “meslektaşları”.

  Evet, en başta meslektaşları kendi mesleklerinin saygınlığını korumak için bunu yapmalı, utandırmalı, her fırsatta ima edip yerin dibine sokmalı ve öyle bir baskı kurmalı ki yeni yetişen, o mesleği seçecek gençlerin kulağına küpe olmalı, biz böyle bir hata “her mesleğin kendi ahlakına uygun olmayan o hata her ne ise” asla yapmamalıyız, ne ailemizin ne meslektaşlarımızın nede milletimizin yüzüne bakamayız demeliler.

  Örneğin din eğitimi veren liseden mezun bir tanıdığıma, sizin liselerin bazı derneklerinin, hakkı olmadığı halde kendi mezunlarının yetkili olduğu bazı kurumlar ve bazı belediyelerin imkanlarından orantısız ve izahı mümkün olmayan bir şekilde faydalandığını duyuyoruz yada hac ve umre görevi yaparken oralardan hurma bahçeleri kiralayan, bu görevi ifa için gidenleri o bahçelerde misafir edip usulünce alışverişe yönlendirenleri duyuyoruz ya da daha emekli olmadan siyasete soyunup güçlü olan partilerden aday olanları, aday gösterilmeseler bile görevde yükseldiklerini duyuyoruz, bunların saygın ve ahlaki değerlere uygun olmadığını akli selim herkes kabul eder.

  Eder de…

  Bu da bir nevi darbe sayılmaz mı? Meslek ahlakına darbe, toplum vicdanına darbe, yeni yetişen ve bu mesleklere âşık gençlerin gelecekte örnek alacakları abi-kardeş hukukuna darbe sayılmaz mı? Yanlışı doğru bilecekleri için  o mesleğin ve milletimizin geleceğine darbe sayılmaz mı? dedim.

  Acaba silahlı kuvvetlerin bazı  mensupları da bu mesleki ahlaktan koptukları için  ve meslektaşlarından kimse hatalarını yüzlerine vurmadıkları için hatta mümkünse başarılmış hatalardan beslendikleri için böyle düşünmüş olabilirler mi?

Sonra darbecilere verilebilecek örnekler çoğaldı aklımda; Sayacı döndürmeden kaçak elektrik kullanan elektrikçi, yan sanayi ürünü orijinal diye takan tamirci, dersine geç girip erken çıkan öğretmen, kitabı satsın diye öğrencisine baskı kuran akademisyen, malzemeden çalan müteahhit, ilaç firmasından prim almak için hastasına gereksiz ilaç yazan doktor, mesleğine ihanet edip masumlara kumpas kuran hakim-savcı-avukat, vatanın bölünmez bütünlüğü için namusu ve şerefi üzerine yemin ettiği halde teröristlerin bu örnekleri uzar gider.

  Tüm bunlar darbe değil mi?

  Milletimizin geleceğine istikbaline yapılmış darbe sayılmaz mı?

  O meslekleri icra edecek yeni yetişen gençlerin ruhunda yanlış izler bırakmaz mı?  

  Kim engel olacak buna “tabii ki doğruyu bilen ve söylemekten çekinmeyecek olan dürüst meslektaşları”

  Dürüst askerler, dürüst siyasetçiler, dürüst hukukçular, dürüst din görevlileri, dürüst öğretmenler, dürüst belediyeciler, dürüst müteahhitler, dürüst tamirciler, dürüst sağlıkçılar ve diğerleri…

  Dürüst insan, dürüst meslek erbabı, dürüst Müslüman devletimizin ve coğrafyamızın beklide en büyük ihtiyacı.

  Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde “Kişi müminken asla yalan söylemez” diyerek dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.

  Selam ve dua ile…

 

 

 

 

Bu Haber 2402 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli@kopiservis.com.tr
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
adnan deniz2016-09-15 21:14:04
Güzel bir yazı.Anlayan anlamıştır.Agzına saglık
(0)
(9)
y.a.d2016-09-16 09:13:38
Allah seni var etsin hocam , elimden geldiğince toplumsal meseleler üzerine yazmaya çalışıyorum , sizin taktirinizi aldığım için mutlu oldum. Saygı ve hürmetlerimle.
(0)
(3)
DİĞER HABERLER :
Vallahi talibim
Gavur İzmir…
Dinimizde bunlar yok
Suskunluğun Yükü…
En uzak mesafe…