YAZAR HABERKarar ver noel babanın evladı mısın? Yoksa İslamoğlu musun?
Karar ver noel babanın evladı mısın? Yoksa İslamoğlu musun?
02.10.2016 14:31:45 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

Hicret bir karar verme, safını belli etme halidir…

 

Hicret yaşadığın toprağı terk etmeden önce,

 

Haramları, bidatleri, aşırılıkları terk etmektir.

 

Hicret zinadan kaçıp, namaza koşmanın adı,

 

Şaraptan kaçıp, oruca yönelmenin tadıdır.

 

Hicret paylaşmanın sevincini göstererek,

 

Ensar olmayı öğretir bize.

 

Hicret malı mülkü, anayı babayı terk ederek,

 

Muhacir olmanın ne demek olduğunu yaşatır bize.

 

Hicret Dünya var olduğu müddetçe devam edecektir,

 

Zalimin yanından Mazlumun gözyaşına hicret,

 

Nefsin heva ve heveslerinden, şeytanın vesveselerinden,

 

Rabbine sığınmanın adıdır hicret…

 

Hicret Noel Baba’nın evladı olmak ile İslamoğlu olmanın kararıdır.

 

Hicret dershaneleri kapatılanların izlediği yol değil,

 

Başlarından örtüleri alınanları çıktığı kutlu yoldur.

 

Başörtülüler Arabistan’a gitsin söylemi karşısında,

 

Baş açmaya fetva verenlerin anlayamayacağı kadar kutsaldır Hicret.

 

Allah hicret edenleri hiçbir dönem yalnız bırakmamıştır, 

 

Ya Kızıldeniz’i ortadan ikiye yarmış,

 

Ya da ateşi gülistana çevirmiştir Allah…

 

Hicret bizim için sadece bir takvimin başlangıcı değil,

 

Bir çağın kapatılıp, başka bir çağın açılmasının adıdır.

 

Sizler iki binli yılların kanlı ve zulüm dolu haftalarını yaşarken,

 

Bizler 1438’den yeniden Adalet, Barış ve Huzur getirmek için geliyoruz,

 

Ne mutlu Hicret Medeniyeti mensubu olanlara…

 

Bu vesile ile 1438. Hicri Yılımızı tebrik ederim.

 

 

ADD’den cevap var!

 

Geçen haftaki yazımda ADD Kocaeli Şubesinin panelini yazmıştım,

 

Panele davetli olan Can Ataklı’nın söylemlerine dikkat çekmiş,

 

Müslümanlara yakıştırdığı terörist kimliğini kınamıştım.

 

Ve bu paneli düzenleyen ADD Şube Başkanına bazı sorular sormuştum,

 

Orhan Bey geçen gün bana iki sayfa uzunluğunda bir mektup yollamış.

 

Öncelikle mektupta kullandığı dil ve nezaketli tavrı için kendisine teşekkür ederim.

 

Ben de kendisine bir mektup ile cevap vermek isterdim,

 

Fakat el yazım onun ki kadar güzel değil, bu kabiliyetinin de hakkını verelim.

 

Bu konu oldukça açık bir meseledir, dolayısıyla polemik konusu yapmak istemem,

 

Fakat iki sayfa süren bu mektuba cevapsız kalmak ta nezaketsizlik olur zannımca.

 

Sayın Başkan ben de sana mektubundaki gibi maddeler ile cevap vereceğim:

 

           1. Sayın Özdemir “Hiçbir kaynak ve bilgiye dayanmadan beni İslam’a hakaret edenlere ses çıkarmıyor diye eleştirmişsiniz” demişsiniz Can Bey’in söyledikleri ortada, şimdi siz Yerel Basını mı yalancılıkla itham ediyorsunuz yoksa bu 

söylemlerin hakaret değil hakikat mi olduğunu düşünüyorsunuz?

 

          2. İslam’a ve Müslümanlara saldırmak benim haddim değil, davetli yazara da ne konuşacağını biz söyleyemeyiz, ne konuştuğuna da karışmayız sadedinde laflar ederek Demokrasi dersi vermişsiniz aklınızca.

 

 Bu iş o kadar da basit değil Sayın Başkan elbette ki davetli konuşmacıya ne diyeceğini söyleyemezsiniz, lakin programı düzenleyen kurum olarak tüm konuşmacıların söylemleri sizleri de bağlar. Mesela Can Ataklı yerine İslamcı bir yazar davet 

edip sonra da kendi camianıza “Canım ben konuğa karışamam söyledikleri kendini bağlar” diyebilir misiniz? Böyle bir durumda size ne tür tepkiler gelir sizce?

 

          1. Sayın Başkan nezaket içeren bir üslupla başladığınız mektubun sonunda yazdıklarınız size hiç yakışmamış. Bir insana “Sen hangi cinstensin, ne cinssin?” diye bir soru sorulabilir mi Allah aşkına, işte bu sınıflandırmanın 

ötekileştirmenin ta kendisidir. 

 

Haa cinsten kastınız İnsanların Dünya görüşünü öğrenmek ise bu merakınızı anlıyorum ve bizim cinsimiz belli diyerek efelenmenizi de mazur görüyorum. İnsanların Dünya görüşlerini söylediklerinde neler yapabileceğinizi ve yaptıklarınızı da iyi biliyorum.

 

Vakti zamanında sizin cinsinizden olanlar ben Komünistim, ben Ülkücüyüm… diye sizin tabirinizle cinslerini açıkça belli edenlere nasıl bir Adalet uyguladılar biz çok iyi biliyoruz.

 

“Bir tane sağdan, bir tane soldan astık” diyen cinslerinizin uygulamalarını unutmuş değiliz. Ne yapacaksınız şimdi Ülkücüyüm desem, İslamcıyım veya Komünistim desem aynı adaleti bize demi uygulayacaksın? O günler çok geride kaldı 

Sayın Başkan çok.

 

Bizim neslimizde, ceddimizde belli, biz bu topraklar ile bağı 1923’te başlayanlar değiliz, biz bu topraklarda 1071’den beri vardık, biz Anadolu’yuz, biz Konstantiniyye’li değil İslambol’luyuz, biz 1923’te küllerinden doğan bir Milletiz, biz Devlet-i 

Aliyye-i Osmâniyye’nin (Büyük Osmanlı Devleti’nin) devamıyız, anlatabildik mi Sayın Başkan?

 

Bundan sonra söyleyeceğin hiçbir kelam tarafımızca kayda değer bulunmayacak, cevap verilmeye lüzum görülmeyecektir vesselam.

 

 

Darbe’nin ikici dalgası üzerine

 

Son günlerde herkes darbenin ikinci dalgası üzerine konuşuyor,

 

Bilende konuşuyor, bilmeyende, istihbarat alan da yazıyor, almayan da.

 

Millette bir tedirginlik havası, şöyle olacakmış, böyle olacakmış,

 

Şu gün geleceklermiş, böyle böyle yapacaklarmış vesaire vesaire…

 

Tamam, teyakkuzda olalım, tamam uyumayalım, tamam unutmayalım,

 

Ama Milleti de germeyelim, sürekli tedirgin bir hava oluşturmayalım,

 

Bu Millet Vatanını canı pahasına koruyacağını gösterdi,

 

Allah göstermesin benzeri bir kalkışmada aynı refleksi misliyle vereceğiz.

 

Bu sebeple felaket senaryoları yazmanın anlamı yok,

 

Gelecekleri varsa görecekleri de var.

 

Şahadete âşık bir Milleti korkutamazsınız vesselam.

 

 

 

Bu Haber 1464 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : muradergelen@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Müfredatı asırlara ışık tutan üniversite
Bir CHP değil bin CHP feda olsun…!
CHP’nin sözlüğü
Erdoğan Başkanlık sistemini istemiyor mu?
Helal olanı yasal olanla örtüştürmek