YAZAR HABERBenim sapıklığım benim kararım
Benim sapıklığım benim kararım
23.10.2016 15:15:49 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

 

Geçen hafta küçük Irmak’ın katli dağladı yüreklerimizi,

 

üç buçuk yaşında olan bu kızımıza önce tecavüz edildi,

 

sonra hunharca, canice katledildi minicik bedeni.

 

Olayı çözen isim Araştırmacı Gazeteci Müge Anlı oldu.

 

Irmak’ın ailesinin şüphelendiği Himmet Aktürk,

 

programa çağırıldı ve hadise konuşulmaya başlandı,

 

Zanlı kısa zaman içinde, işlediği cinayeti itiraf etti.

 

Tüm Türkiye’nin kanı dondu, adeta şok olduk.

 

Bir insan nasıl bu kadar alçalabilirdi ki?

 

Üç yaşında bir çocuğa nasıl olurda bunlar yapılabilirdi,

 

Bu minik bedene nasıl olur da kıyılabilirdi ki?

 

Diğer hadiseye ise hiç girmek istemiyorum, giremiyorum.

 

Aklıma Irmak ile yaşıt olan kızım geliyor sürekli.

 

Hangi ruh hali bu minik bedene cinsel istismarda bulunur.

 

Ve o ayet yankılanıyor gönlümde ve beynimin her köşesinde,

 

“İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapık” A’raf  179

 

Bu vahşi cinayeti işleyen kişiye ne yapsak az gelir,

 

hiçbir ceza ve hatta hiçbir ölüm gönüllere su serpmez.

 

Ölümün dahi aciz kaldığı bir durumda bu kişinin,

 

nefes aldığını düşünmek insanı delirtmeye yetiyor.

 

Bu sebeple İDAM muhakkak geri getirilmeli diyorum.

 

Hadisenin bir başka boyutu da bir insanın nasıl bu hale geldiği,

 

bir insan nasıl olur da bu işi yapabilecek hale gelir?

 

Biraz sonra yazacaklarım sınırsız özgürlük isteyenlerin,

 

“Pornoma dokunma, Benim bedenim benim kararım” diyenlerin,

 

“Sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam” diyenlerin,

 

“Şaban ile Ramazan’ın aşkına Recep engel olamaz” diyenlerin,

 

tüm bu sapık, hastalıklı ruh sahiplerinin hoşuna gitmeyecek.

 

Zanlının evinde yapılan aramada çok sayıda porno cd bulundu.

 

İşte sınırsız özgürlük, işte yasakların ve kuralların olmadığı dünya…

 

Göz görüyor ve gönül etkileniyor, neticesinde ruh şekilleniyor.

 

Seri katillerin sürekli cinayet filmleri izlediklerini biliyoruz,

 

Böyle sapıkların da porno izleyerek bu hale gelmesi de aşikâr.

 

Bir nizamın olmadığı toplumda bu ve benzeri hadiseler olacaktır.

 

Zinanın sokağa kadar indiği, eş cinselliğin normalleştiği,

 

bebek katlinin henüz anne karnında hem de annesi eliyle başladığı,

 

sokaklarında hayvanlaşmış insanların dolaştığı bir dünyada,

 

maalesef bu ve benzeri hadiseleri daha çok yaşayacağız.

 

İslam’ın getirdiği nizamdan uzak kalan toplumlar,

 

özgürlük maskesi altında hayvanlaşmaya mahkûmdurlar.

 

Medeniyet kisvesi altında dansta eşlerini değiştirenler,

 

sanat bahanesi altında eşinin yatak sahnelerini milyonlara izletenler,

 

benim nazarımda ne medenidirler, ne de sanatçı!

 

Arabalarımızın arka camlarına yazdırdığımız “Huzur İslam’da” yazısı,

 

slogan olmaktan çıkıp yaşadığımız toplumda hayat bulmadıkça,

 

insan, meleklerden de üstün vasıflara sahip olduğunu gösteremez.

 

İman hakikatlerine aç kalmış bu nesli İslam ile buluşturmalıyız.

 

Bu zehrin panzehiri ancak budur bizden söylemesi.

 

 

 

 

 

 

 

Ve Ayasofya secde ile buluştu

 

 

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethinden sonra

 

ilk namazı Ayasofya’da kıldı ve bu kiliseyi camiye çevirdi.

 

Ayasofya fethin sembollerinden biri haline geldi adeta.

 

Bu yapıda ya ezan okuyacaktı, ya da çan çalacaktı.

 

1453’ten sonra çan çaldıramadılar belki ama ezanı da susturdular.

 

Tam İstanbul’u yeniden Konstantinopolis yapmayı hayal ettiklerinde,

 

Fatih’in bir torunu meseleye el attı ve Ayasofya’yı ezanlara kavuşturdu.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Ayasofya’ya asaleten imam ataması yaptı.

 

Artık Ayasofya’da beş vakit ezan okunacak ve vakit namazları kılınacak.

 

Ayasofya Sultan Ahmed’ten gelen ezan sesine artık sessiz kalmayacak,

 

Genç Adam! Ya sen, sen bu Fetih ruhuna kayıtsız mı kalacaksın?

 

 

 

 

Bu şehir bu takımdan asla vazgeçmeyecek

 

 

Gırtlağına kadar borca mı girmedi, küme mi düşmedi,

 

alternatif takımlar mı gündeme getirilmedi,

 

armasına kadar her şeyine haciz mi gelmedi,

 

Kocaelispor’un başına başka ne gelebilir ki diyor insan.

 

Ama ne olursa olsun, bu şehir bu takımdan asla vazgeçmedi.

 

“Sokakta oynasan kaldırımda destekleriz” dedi.

 

“Başka takım olmaz, biz senin armana aşığız” dedi.

 

Başkan, yönetimi, taraftar, hatta tüm şehir, direndi de direndi.

 

Kimse bu sevdaya, bu aşka kayıtsız kalamazdı, kalmadı da.

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaelispor’un Kızılyıldız’a olan

 

850 bin Euro’luk borcunu sponsorluk anlaşması ile ödeyecek.

 

Bu durum Kocaelispor’a nefes aldıracak bir durum ama yeter mi?

 

Kesinlikle yetmez, Kocaelispor KEV Tesislerini mutlak suretle geri almalı.

 

Aksi takdirde tam bir kurtuluşa ermesi zor gibi gözüküyor.

 

Kocaelisporlular İbrahim Başkan’ın bu yardımını asla unutmazlar.

 

Ve eminim ki KEV için de gerekli mercilerden haklarını alacaklar.

 

Bu sevda asla bitmeyecek ve efsane mutlaka geri dönecek.

 

 

 

 

Bu Haber 1248 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : muradergelen@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
MELİHA BALCI2016-10-28 15:17:16
SONUNA KADAR HAKLISIN KARDEŞİM
(0)
(2)
DİĞER HABERLER :
Müfredatı asırlara ışık tutan üniversite
Bir CHP değil bin CHP feda olsun…!
CHP’nin sözlüğü
Erdoğan Başkanlık sistemini istemiyor mu?
Helal olanı yasal olanla örtüştürmek