YAZAR HABEREn uzak mesafe…
En uzak mesafe…
21.12.2016 12:23:04 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

SON on yılda artan maddi ve fiziki kazanımlarımızı, yaşantımızın manevi yanında başaramadık galiba. Oysaki tüm siyasi parti liderleri, kanaat önderleri, yerel ve genel yöneticiler birlik ve beraberliğin önemine sıkça değindikleri, milletçe gücümüzü maneviyatçı özelliğimizden, birlik ve beraberliğimizden aldığımıza sıkça vurgu yaptıkları halde, görüş ayrılıklarından kaynaklanan mesafe, maalesef gün geçtikçe daha da artıyor.

Demek ki uygulama eksik olunca aynı şeyi sıkça söylemek pek işe yaramıyor !

İnsanın dili varmıyor ama, facebook'ta paylaşılan düşünceler ve insanların birbirine bakış açıları, aynı ülkede yaşadıkları halde ayrışma tehlikesiyle karşı karşıya birkaç millet kıvamına mı gidiyoruz endişesine yol açıyor! “Allah korusun”

Kime sorsan kendince doğruyu söylüyor , ama maalesef şu ana kadar herkesin haklı oluşunun faydasını göremedik.

İçinizden bana bu yazdıklarımdan dolayı kızanlar olabilir. Ama birilerinin ”erken uyarı” görevini üstlenip bunları söylemesi lazım. Lazım ki , normalleşme ve toparlanma talepleri artsın.

Kısa bir hikaye aktarayım müsadenizle ….

      . Kadının biri sürekli salondaki pencerenin önüne gelip eşine karşı apartmandaki çamaşırları göstererek şu karşı komşu kadın hiç düzgün çamaşır yıkamayı beceremiyor. Beyazları gri, renklileri soluk diyerek kendi çamaşırlarının ne kadar temiz olduğuna dem vurup hamaratlığıyla övünüyormuş.

 

        . Bir gün hayretler içerisinde eşine seslenerek, karşı komşu evine temizlikçi mi aldı? İlk kez çamaşırlarını bu kadar temiz görüyorum demiş!

 

        . Eşi de hanımına dönerek, biz dün pencerelerimizi sildik ya! Ondan olabilir demiş !

 

Sanki iktidarından muhalefetine, mağrurundan mağduruna kadar herkes önce kendi penceresini temizlese ve her şeye yeniden öyle baksa, olumlu şeyler daha çabuk olacak inşallah.

Bugüne kadar iktidar partisinin yerel yöneticilerini ve belediye başkanlarını sürekli kendinden olanlarla veya kendinden olmaya çalışanlarla birlikte gördük! Hal öyle olunca da toplumdaki gerçek sorunları duyup öğrenemediler, galiba herkesi etraflarındakiler gibi mutlu ve işleri tıkırında diye düşündüler. Belki de duyup rahatsız olmak, canlarını durduk yere sıkmak istemediler.

Etraflarından biri çıkıp da sayın başkanım herkese eşit davranmıyor olabilir miyiz? biz sadece bir partinin değil, bu şehirdeki herkesin başkanlarıyız diyebilir mi? Daha makamına geçemeden görevinden alınma riski büyük!

Ama onlardan olan birilerinin demesi lazım, çünkü bizi duymuyorlar! Yok sayıyorlar! Davranışla, sözle yanlışla mücadele eden mücahitler lazım.

Veya şöyle düşünüyor olabilirler mi?. Zaten tüm siyasi başarı Reis'in sayesinde, bizim yerimize kimi koysa seçilirdi, o halde bize bahşedilen bu süre zarfında hiç riske girmeden inisiyatif kullanmadan etliye sütlüye karışmadan sürdürelim, bir şeyler kötüye giderse, zaten Reis müdahale eder, en iyisi biz verilen rutin görevleri yapalım, parti içindeki dengeleri koruyalım yeter !

Bence tüm sorumluluk ve yük Cumhurbaşkanımıza yükleyerek haksızlık yapılıyor. Yalnız olduğumu biliyorum diyerek bir nevi, her şeyin kendisinden beklendiğini kendisi de ifade etmiş, bu durumdan duyduğu rahatsılığı dile getirmişti.

Toplumun birbirinden uzaklaşmasının nedeni Ankara’daki siyasi çekişmeler değil, iktidarın yerel yöneticilerinin kendi yanında olanları idare edip, taleplerini karşılama telaşına fazla kapılıp, sorumlu oldukları diğer kesimleri görmezden duymazdan gelmeleridir diye düşünüyorum.

Anlatacaklarım anlayabileceğin kadardır diye bir söz var ya o misal. Konuşup tartıştığınız kişiler size karşı kapalıysa ve sizi anlamak dinlemek istemiyorsa tüm çabanız maalesef nafile kalacaktır.

Birlik beraberlik ancak adalet sağlanırsa sağlam olur.

Türk Ocağı'nın milli ve manevi konularda yapacağı konferans, seminer, kongre veya gösterimler için herkesin hakkı olan belediye salonlarını 3 saatliğine kullanma izni vermeyip, kendinden olan çoğu belediye personelinin kurduğu derneklere tüm maddi ve fiziki imkanları seferber edersen “bizim birlik beraberliğe çok ihtiyacımız var" sözü inandırıcı olmaz.

Yerel gazetelerimizin manşetlerindeki “hukuksuz medeniyet olmaz” sözleriniz inandırıcı olmaz!

Ocak ayında Allah nasip ederse kendi iç bünyemizde yaptığımız çalışmalarla Türk Ocağı gençleri marifetiyle herkese açık türkülerimizi söyleyeceğimiz 15 kişilik koro ve 8 bireysel performans ile unutulmaz bir gece yaşayacağız. Bunun için bize sahnesi olan salon lazım!

İstesek verirler mi? Tarih yine tekerrür eder, nazik bir mazeret yazısı ile savuşturuluruz.

Dün gazetede okudum; Belsa'da hatırı sayılır bir alanı 120 lira gibi bir para karşılığında kiraya vermişler. Türk Ocakları olarak resmi yazıyla en usulsüne uygun cümlelerle İzmit Belediyesi'nden ve Büyükşehir'den ücretli veya ücretsiz bir yer talebinde bulunmuştuk. Gelen cevaplar kat-i ve netti , YER YOK!

Şehrimizin belediye başkanları kendi partilisi olmayana komşu ülke vatandaşı veya sığınmacı gibi davranırsa bu doğru olur mu? Buna Ankara ne yapsın, buna Cumhurbaşkanımız ne yapsın ?

Dört biryan düşman ülke dolu, ekonomi ayrı dert, Amerika Rusya ayrı dert, bir de yerel yöneticilerinin kırıp döktüklerini mi onarsın !

İçimde kalmasın söyleyeyim. Ağlayanın hakkı kimseye kar etmez, etmiyor da.

Konsey seçimleri de iptal oldu ! Kararı alan komitenin başkanının siyasi aidiyeti ve adaylık geçmişi tarafsızlıklarına gölge düşürdü ya neyse. Allah inananlarla beraberdir, kardeşlerimiz yine aynı inançla çalışırlar yeni seçimlere.

Özlü bir söz diyor ki, Ne Çin ne Hindistan, ne de yıldızlar geceleyin ışıldayan, en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir, birbirini anlamayan!

Birlikte rahmet ayrılıkta azap var. Ortadoğu'nun hali belli. Birlik ve beraberlik mahalleden ilçeye, ilçeden ile ulaşmaz ise, Ankara hep en soğuk , en uzak şehir olarak kalır. Oradan yükselen olumlu sözlerin etkisi de bize gelinceye kadar azalır !

Selam ve dua ile...

 

 

 

 

Bu Haber 1129 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli@kopiservis.com.tr
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Vallahi talibim
Gavur İzmir…
Dinimizde bunlar yok
Suskunluğun Yükü…
En uzak mesafe…