YAZAR HABERCelladına aşık bir millet olmayacağız…!
Celladına aşık bir millet olmayacağız…!
25.12.2016 12:54:16 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

Bir yılın daha sonuna hızla yaklaşıyoruz, hayat ellerimizden akıp gidiyor, ömür yolumuzu adım adım tamamlıyoruz, Rabbimiz Milletimizi ve dahi Ümmetimizi güzel, güçlü ve huzurlu bir yıla eriştirsin.

 

Avrupa her yıl olduğu gibi bu yıl da Noel Kutlamalarını coşkuyla geçirecek, tüm Hıristiyan dünyası kadehlerini Avrupa’nın zaferlerine kaldıracaklar.

 

Çam ağacı süsleyecek, hindi kesecek, Noel Baba kılığına girecekler.

 

O günü tatil ilan edecek, sabaha kadar eğlenip alkol tüketecekler.

 

Onların bu hallerine saygı duyarız elbette, zira bu onların kendi kültürleri, gelenekleri ve inanışları, istedikleri gibi yaşamaya ve istedikleri gibi eğlenmeye pek tabii hakları var.

 

Fakat her yıl bizlere ne oluyor acaba?

 

Ne kültürümüzde, ne geleneğimizde, ne de inancımızda yeri olmayan bu günü biz neden kutlama yarışına giriyoruz?

 

Tam bunları düşünürken “Kültür” kavramını konuşmak lazım geldiğini düşünüyorum, sahi acaba kültür denildiğinde biz ne anlıyoruz? Ya da ne anlamalıyız?

 

Sözlük anlamına baktığımız zaman karşımıza“Bir toplumun duyuş ve düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının topu.” tanımı çıkıyor.

 

Ben en azından bu tanımdan şunu anlıyorum, her Milletin kendine has özellikleri olmalı:

 

Bizim kendimize has bir duyuşumuz olmazsa Halep’teki, Filistin’deki, dünyanın neresinde olursa olsun yankılanan mazlumların çığlıklarını duyabilir miyiz acaba?

 

Kendimize has bir düşünme üslubumuz olmazsa, sizce yapacağımız hangi iş Milli menfaatlerimize uygun olur?

 

Milli bir duyuşa, Milli bir düşünce yapısına, Milli bir hissiyata sahip olmayanların yaşantısı Milli olabilir mi acaba?

 

Yaşantısı kendi Milli ve Manevi değerlerinden uzak kalmış, bu değerlere bigâne kalmış Sanatçılardan Milli bir Sanat zuhur etmesi mümkün müdür sizce?

 

Zaten Batı toplumunun yıllardır planlı olarak sürdürdüğü çalışmaların temelinde kendi kültürlerini bizlere dayatma amacı yatmıyor mu?

 

Onlar gibi düşünecek, anlar gibi hissedecek, onlar gibi yaşayacağız,

 

Onlar neye kızıyorsa ona kızacak, neye seviniyorsa ona sevineceğiz.

 

Nasıl giyiniyorlarsa öyle giyinecek, neleri kutluyorlarsa kutlayacağız.

 

Hani bir reklam sloganında diyor ya “Açken sen, sen değilsin” diye, işte olay tam da bu slogana uyuyor, Milletimizi kültür açlığına sürükleyen Batı Seni sen olmaktan çıkarıyor.

 

Unutmayın! Kendinize has bir kültüre sahip değilseniz aslında siz, siz değilsiniz…

 

Bir ağabeyim aradı, sesi biraz kırgın biraz da kızgındı, bizi sesini duyurabilecek bir konumda görmüş, derdini paylaşmak istemiş sağ olsun.

 

Söylediklerini kısaca size aktarmak istiyorum:

 

“Çocuğumun okulunda öğretmeni bir hediyeleşme programı başlattı, duydum ki hemen her okulda bu program yapılıyormuş, aslında bu çok ta güzel bir düşünce, çocuklarımızın karakter gelişimine müspet etkiler katacağını düşünüyorum; fakat bu programın yılsonuna denk getirilmesi işin boyutunu tamamen değiştiriyor.

 

Hal böyle olunca çocuklarımız Yılbaşı Hediyeleşmesi yaptıklarını düşünüyorlar, Yılbaşının bizim için önemli bir gün olduğu algısına varıyorlar, ben çocuğumun Batı Kültürü ile yetişmesini istemiyorum, senden rica etsem bu meseleyi köşende değerlendirir misin?”

 

İşte bizi biz olmaktan çıkarmaya yönelik yapılan saldırılardan birini fark eden bir Baba, duruma tepkili, önlem alınmasını istiyor, çocuğunun Müslüman ve Türk Kültürünü alarak yetişmesini istiyor, bu da en doğal hakkı öyle değil mi?

 

Biz Müslüman kardeşlerimizi katledenlerle aynı günde, aynı sebeple gülmek eğlenmek istemiyoruz.

 

Biz Osmanlı’nın simgesi olan Çınar ağacının gölgesinde yaşamak isterken, Noel Ağacı süsleyen çocuklar yetiştirmek istemiyoruz.

 

Yılbaşında şöminelerini süsleyen, evlerine ya da iş yerlerine süslü Noel Ağacı alanların, o geceyi 3-2-1 diye çığlıklar atarak geçirenlerin bizim gibi düşündüğünü, bizim gibi hissettiğini zannetmiyoruz.

 

Biz bu Kültür Savaşını görüyor, kendi Milli ve Manevi değerlerimizi muhafaza etmeye çalışıyoruz.

 

Milli derken bu söylemin de içini iyi doldurmak gerektiğini düşünüyoruz, yoksa adının başına Milli konuldu diye Piyango’nun da bizim kültürümüzün bir parçası olduğunu söyleyemeyiz.

 

Medeniyet ithal edilmez, Medeniyet inşa edilir.

 

Yüzyıllardır inşa ettiğimiz, ilmik ilmik dokuduğumuz, canımız pahasına koruduğumuz Medeniyet mirasımızı yozlaştırmak isteyen her akına karşı duracağız.

 

Hayâsızca yapılan bu akınların tümüne, İman dolu göğsümüzü siper edecek, Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavara geçit vermeyeceğiz.

 

Batı hayranlığı, bizim nezdimizde celladına âşık olma sendromundan başka bir şey değildir, bizler dünyayı kan gölüne çevirenleri örnek almayacak, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi düşünmeyeceğiz.

 

Televizyonlarınızla da gelseniz, Yılbaşı,Noellerinizle de gelseniz, süslü püslü markalarınızla saldırsanız da asla kendi kimliğimizi kaybetmeyecek, kendi geleneklerimizden vazgeçmeyeceğiz.

 

Halepli, Filistinli, Bağdatlı, Saray Bosnalı, Azerbaycanlı kardeşlerimizin katilleri ile aynı kültürü paylaşmayacak, onlara benzemeyeceğiz.

 

Almanya’da evleri kundaklanan kardeşlerimizin, evlerini kundakladığı kişilerle aynı sofraya oturmayacağız, ortaya bir kimlik, tarihsel bir duruş ve bir karakter koyacağız.

 

Bu Millet asla celladına âşık olmayacak!

 

 

------------------------------------------------

 

Osman Saraç Ağabeyime…

 

Osman Saraç ağabeyim tanıdığım ve kısa zamanda sevdiğim bir ağabeyim.

 

Böyle kısa zamanda sevdiğim insanlar için şu ifadeyi kullanıyorum,

 

Gönlüm, gönlüyle aynı ritimde çarpıyor…

 

İşte benim nazarımda böyle bir insan Osman Saraç.

 

Osman ağabey TV 262 ekranlarında gündemi değerlendiriyor,

 

Gazete manşetlerini, köşe yazılarını yorumluyor,

 

İlgiyle, alakayla, beğeniyle takip ediyorum.

 

Onu izlerken Yunus Emre ile Molla Kasım geliyor aklıma,

 

Molla Kasım Yunus Emre zamanında yaşamış âlim bir zat,

 

Adı üstünde Molla, Molla Kasım Yunus Emre’nin vefatından sonra,

 

Yazdığı bütün şiirleri, kasideleri alıyor ve geçiyor bir nehrin kıyısına,

 

Okudukça “Bu ne saçmalamış” diyerek yırtıyor canım eserleri,

 

Kim bilir ne eserler nehrin azgın sularına kapılıp gidiyor,

 

Ta ki  Molla Kasım’ı şoka uğratan o esere gelinceye dek,

 

Şöyle diyor Yunus Emre:

 

“Aşık Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,

 

Seni sığaya (hesaba) çeken bir Molla Kasım gelir,

 

Lailaheillallah”

 

Yunus Emre’nin bu kerameti karşısında gözyaşlarına boğulan Molla,

 

Bütün eserleri kucaklayarak ağlamaya başlıyor,

 

İşte o günden günümüze dek gelen eserler hala ortada.

 

Bizden sonra bir Molla Kasım gelip bizi hesaba çeker mi bilmem?

 

Lakin yazıklarımın hepsinin yarın hesap günü karşıma çıkacağını,

 

Amel terazimin bir kefesine koyulacağını biliyorum.

 

Amaç tüm yazdıklarımın terazinin sağ kefesine koyulmasını sağlamak,

 

Bu uğurda bilmeden, istemeden her kimin hakkına girmişsem,

 

Gelsin benden hakkını alsın yahut helal etsin.

 

Yok, bilerek, isteyerek üzerine yürüdüğüm zalimlerden zaten korkum yok,

 

Onlarla asıl hesaplaşmayı ahirette yapacağız.

 

Osman ağabeyim değerlendirmelerin, ikazların, uyarıların için teşekkür ederim,

 

Yorumların bize, aşk, heyecan ve azim veriyor.

 

Bize kalemle yazmayı öğreten Allah’a hamdolsun,

 

Allah doğrudan ve doğru yoldan ayırmasın.

 

 

 

 

 

 

Bu Haber 638 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : muradergelen@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
vatandaş2016-12-30 21:13:07
ahiretteki hesap pek çetin olacak.hele ki bir anda yazdıklarını,söylediklerini binlerce kişiye ulaştırabilenlerin
(0)
(0)
DİĞER HABERLER :
Müfredatı asırlara ışık tutan üniversite
Bir CHP değil bin CHP feda olsun…!
CHP’nin sözlüğü
Erdoğan Başkanlık sistemini istemiyor mu?
Helal olanı yasal olanla örtüştürmek