Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert Advert
TARİH 19.11.2018 SAAT 17:13:08
Advert

Emeklilik meselesi: Yaşı bırakın katsayıya bakın!

Emeklilik meselesi: Yaşı bırakın katsayıya bakın!

Lafı eğip bükmeyeceğim.

Aman bizi okuyan ve erken emeklilik bekleyen birçok kişi var” deyip ne şiş yansın ne kebap moduna da girmeyeceğim.

Emeklilik üzerine inandığım- bildiğim doğruları yazacağım.

Bu mesele öyle ak ya da kara yaklaşımı ile açıklanamaz.

Çünkü yapılan doğrular var, yanlışlar var.

Hepsini yazacağım.

***

Sosyal Güvenlik Sistemi, çalışırken ödediğiniz  (Sigorta pirimleri) paraların belli bir yaştan sonra kalıcı bir gelir olarak size geri dönmesi üzerine kurulu.

Bugün SGK çatısı altındaki SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı gibi kurumların topladıkları bu parayı doğru kullanıp bir planlama yapmaları gerekirdi.

Olmadı. Ülke realitesi izin vermedi. Siyasilerin popülist yaklaşımlarla emeklilik yaşını sürekli erkene çekmesi 40 yaşın altında emekli olan isimleri var etti. 25 yıl prim ödeyen 50 yıl maaş aldı.

Bunun sürdürülebilir olmadığı çok belliydi. Sürdürülemedi de zaten.

***

Ortalama ömrün 80 yıla dayandığı bir ülkede siz emeklilik meselesini doğru ele almalısınız.

Evet, kişisel olarak bana da zararı oldu. Olmam gerekenden daha geç emekli oldum.

Ancak bunu anlayabiliyorum. Sürdürülebilir sosyal güvenlik için bu uygulama şart.

Türkiye’de 65 yaşında emekli olunuyor” deniyor.

Hayır o uygulama 2002’den sonra sigortalı olan kişiler için 2036 yıl sonrası başlıyor ve ancak ilk 2048 emeklileri için geçerli.

Ülkemizde 2002 öncesi sisteme girenlerin ortalama emekli yaşı ise 52 ile 54 arasında.

Tartışmalar büyük ölçüde politik.

***

Bunun ötesinde emeklilik meselesinde adaletsizlik yok mu?

Bence var.

Hem de çok büyük var.

Emekli aylığının çalışılan süreye bağlı olarak yüksek hesap edileceğini düşünenler, emekli olduklarında ellerine geçen paranın azlığı karşısında şaşırıyor. Bu nedenle çok sayıda yeni emekli “şu kadar yıl çalıştım, arkadaşım yıl olarak benden daha az çalıştı, neden benden daha fazla emekli aylığı alıyor” diye feryat ediyor. Emeklilerin şaşırmalarına, ellerine geçen paranın düşüklüğü karşısında üzülmelerine sebep olan, emekli aylığının hesap edilme formülü.

***

Biraz anlatayım.

Emekli Aylığı = “Sigortalının Ortalama Aylık Kazancı X Aylık Bağlama Oranı formülüyle ortaya çıkıyor. Yani emekli maaşının bağlanmasında kazancınızın yüksekliği ve prim ödeme gün sayısı önemli. Bir de aylık bağlama katsayısı,

İşte orada işler karışıyor.

Çünkü emekli aylığı hesabında; 1 Ocak 2000 öncesi çalışmalar için ayrı, 1 Ocak 2000 - 1 Ekim 2008 arası ayrı ve 1 Ekim 2008 sonrası için ayrı olmak üzere üç farklı hesaplama dönemi ve yöntemi bulunuyor.

Diyelim ki aynı işyerinde aynı maaşla çalışmış iki işçi var; biri 2008 öncesi emekli olsun diğeri de 2018’de… Aldıkları maaşta büyük fark var. Mesela asgari ücret ile emekli olmuş biri 2008 öncesinde ise bugün 2 bin lira civarında emekli maaşı alıyor. Bugün olduysa bin lirayı göremiyor.

***

Mesela memurlara bakalım

Aylık bağlama oranı 1 Ekim 2008’den önce her yıl için yüzde 3 olarak uygulanıyordu. Yani 25 yıl çalışan için yüzde 75 oranında aylık bağlanıyordu. Fakat 1 Ekim 2008 sonrası yüzde 2’ye düştü. 25 yıl çalışana yüzde 50 oranında aylık bağlanıyor.

Bu adil değil.

Aynı ülkede aynı hayatı yaşıyoruz.

Emeklilik yaşı işi tamam. Belli bir noktaya çekilmeliydi. Ama çalıştıkça daha az emekli maaşı alır noktaya gelmek kabul edilemez.

Aylık bağlama oranının- kazsayısının en azından eski seviyelerine çekilmesi emekli aylıklarının azalması sorununu ortadan kaldırır.

Bence siyasiler hazır seçim dönemindeyken hazır emekliler üzerindenbu kadar  tartışma çıkmışken bu konu üzerinde hareket edebilirler.

Dünyanın hiç bir ülkesinde görülmeyen çalıştıkça azalan emekli aylığı sorunu da böylelikle çözülmüş olur.

Değil mi?

 

Çözdülerse helal olsun Tüpraş’a!

 

ABD 4 Kasım’da İran’a yeni yaptırımlar uygulamaya başlıyorAmbargoların nasıl sıkıntılı işler olduğunu yaşayarak öğrendik. Bu kez ABD’liler bazı yaptırımları hafifletmekten yana. Mesela bizim ülkemizin aldığı doğalgaz muafiyet kapsamında.

Başka?

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İran Özel Temsilcisi Brian Hook Pazartesi günü yaptığı açıklamada, yaptırımların hafifletilmesini isteyen ülkelerin “özgün durumlarını” izah etmeleri gerektiğini söylemişti.

Örneğin petrol…

Türkiye’nin 2017 yılındaki toplam 26 milyon tonluk ham petrol ithalatında 11,5 milyon tonla İran birinci sırada yer aldı. İran’dan sonra ikinci büyük ithalat Irak’tan gerçekleştirilirken üçüncü sırada Rusya yer aldı.

Yani petrol meselesi başımızı belaya sokar.

***

Ülkemizi etkileyeceği gibi ilimizde ençok Tüpraş’ı etkilerdiHabersol.org’ta bir haber okudum:

Reuters’ın haberine göre Türkiye’nin en büyük petrol rafinerisi Tüpraş, İran’dan petrol alan ülke ve şirketlere 4 Kasım’da başlayacak yaptırımlardan muafiyet talebiyle ABD’li yetkililerle müzakere halinde.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Mehmet Acet’in iddiasına göre ise “O iş çözüldü”.

Açtım hemen Acet’in yazısını da okudum. Mehmet Acet,  “ABD İle Yeni Bir Gerilim Yaşanır Mı?” başlıklı yazısının bir bölümünde “O İş Çözüldü Sorun Çıkmaz” başlığıyla bu konuya değinmiş:

“Bugünlerde Türkiye/ABD ilişkileri başka ne tür gerilimlerle karşı karşıya kalabilir sorusuna kafa yoran herkesin aklına 4 Kasım tarihi geliyor.

Sorunun yanıtını alabilmek için yöneldiğimiz, bu işleri yakından takip eden bir kaynak, çok rahat bir vücut diliyle “O iş çözüldü, sorun çıkmaz” dedi.

Muhatabımız, merak duygumuzun yeterince tatmin olmadığını fark edince biraz daha bilgi verdi:

“Türkiye 4 Kasım’da başlayacak petrol ambargosundan etkilenmeyecek. İran petrolü meselesi en çok Koç Grubu ve Tüpraş’ı ilgilendiriyordu. Çünkü bu petrole en fazla bu şirketin ihtiyacı var. Onlar da ABD ile görüşerek bu sorunu halletti.”

***

Tüpraş, bir dünya devi kuruluş, böylesi kritik bir meseleyi çözüyorlarsa helal olsun. Tüpraş’ın bu kriz nedeniyle sıkıntı yaşadığını düşünsenize, Kocaeli bundan nasıl etkilenir bir hesap edin.

 

CHP’de ilgi yok

 

Çünkü;

BİR- CHP’de umut az.

İKİ- CHP’de yöntem belirsizliği nedeniyle geride duranlar var.

ÜÇ- CHP Genel Merkezi’nde hala 24 Haziran Seçimleriyle hesaplaşmamış olmanın yorgunluğu var.

DÖRT- Kocaeli’de, Ak Parti’nin ciddi bir ağırlığı var.

 

 

Çok acı itiraf

 

Gazeteci Cemal Kaşıkçı meselesini yabancı basından takip ediyorum.

Çünkü;

Bizim gazetelerin yazamadığı herşeyi yazıyorlar.

Mesela diyorlar ki; Kaşıkçı’yı Amerika’daki Suudi Büyükelçiliği İstanbul Başkonsolosluğu’na yönlendirmiş.

Mesala diyorlar ki; Kaşıkçının kolunda bir saat varmış ve onun ses kayıtları bir cep telefonuna yönlendirilmiş.

Mesela diyorlar ki, Türk istihbaratı ses ve görüntü elde etmiş.

Mesela diyorlar ki; Cemal Kaşıkçı’nın önce parmakları tek tek kopartılıp, sonra kafası kesilmiş. 7 dakikada da parçalamışlar, zavallı adamı.

Yani biz, bizim ülkemizde olan bir meseleyi anlamak için yabancı basını okuyoruz.

Vah bizim halimize…

 

 

 

 

Bu haber eklendi
ETİKETLER:
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Güncel haberleri
Advert
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.3407 TL 5.3194 TL
Euro
EURO
6.0975 TL 6.0732 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA