Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert Advert
TARİH 19.11.2018 SAAT 17:16:06
Advert

Metro: Siyaset değil cesaret ve mecburiyet

Metro: Siyaset değil cesaret ve mecburiyet

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Türkiye’nin ilk akıllı metrosu için ilk kazmayı vurdu.

Bana göre ulaşım sorunu için ileride kent tarihi yazılırken 20 Ekim 2018 bir dönemin başlangıcı olarak anılacak.

Kolay değil, metro 2 buçuk milyar lirası inşaat olmak üzere toplam 5 milyar liraya mal olacak.

Alkışlamak lazım.

***

Hal böyleyken böylesi önemli bir yatırımı sadece “siyaset” olarak okuyanlar var. Hafta sonu bununla ilgili hiç katılmadığım yorumlar duydum:

BİR- Büyükşehir, Türkiye’nin en borçlu belediyesi iken bunu kendi kaynaklarıyla yapamaz.

İKİ- Ülkede ekonomik kriz var, Hükümet büyük projeleri durdurdu. Buna rağmen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin metro ısrarı yaklaşan seçimlerle ilgili siyaset yapma gayretidir.

***

Verdiğim cevapları da buraya yazıyorum:

BİR- Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Yuvacık Barajından Hazineye olan borçları ile ilgili faizi düşürdü ve bütçesinden kesintisini yüzde 40’tan yüzde 25’e çekti. 16 yıla yaydı. Yani bir bütçe hareketi sağladı. Bu nedenle kendine metro için kaynak yaratabilecek durumda. Üstüne üstlük de kredi alabilme kapasitesi de var.

İKİ- Bu yatırımın kararlılıkla devam ettirilmesine “siyaset” yorumu yapmak aslında siyaset yapmaktır. Tüm uzmanlar ulaşımda raylı sistemi, ilçeler arasında da metroyu tek alternatif gösterirken kriz ortamında bu yatırımı yapmak, öncelikle “cesaret” sanrasında da gelecek projeksiyonu adına “mecburiyet” olarak nitelenmelidir.

***

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, siyasette göz gözü görmezken kente odaklanıp bu projeyi hayata geçirme gayretini çok anlamlı buluyorum.

Eleştiriler çok yersiz.

 

Cengiz Sarıbay için üzülüyorum

 

CHP her seçim öncesi olduğu gibi “önseçim” tartışmalarının kıskacında…

BİR- Varlıklarını genel merkeze borçlu milletvekilleri kulaklarını tabana tıkamış durumda “önseçim” meselesine sıcak bakmıyor.

İKİ- Bazı adayların şansının önseçim ile yükseleceğinin farkında olan taraftarları da eylemde.

Olan CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay’a oluyorKendisi de önseçimden yana olan Sarıbay alttan üstten markaja uğramış durumda.

Yazık.

Buradaki en masum kişi o…

CHP’de sorun şu; kimse reel duruma bakmıyor ve samimi davranmıyor. Herkes işine geleni istiyor.

Oysa hayat gridir, ak ya da kara değildir. CHP’nin iki görüş arasında senteze ihtiyacı var.

Bu son uzatma, bence işi daha da gerdi.

Bir hafta daha bu çile sürecek.

Olan yine Sarabay’a olacak.

Göreceğiz.

 

Sosyal medya gerçeği ve İsmail Yıldırım

 

Karamürsel Belediye Başkanı  İsmail Yıldırım ile yaptığımız söyleşinin bir bölümü de başkanların sosyal medya kullanması ile ilgiliydi. Yıldırım, sosyal medyayı çok kullanmıyor.

Bu durumu ben biraz eleştirdim. Şöyle cevap verdi:

-Karamürsel’de var olan gündemi öğrenmek kolay. Yarım gününüzü ayırın ve merkezde göreceğiniz insanlarla sohbet edin gündemi öğrenirsiniz ve aktarmak istediğinizi de aktarabilirsiniz. Önemli bir gündemi oluşturabilirsiniz. Bu yüzden sosyal medyayı çok kullanmıyorum. Ben insanlara dokunmayı, onların yanında oturmayı ve sohbet etmeyi seviyorum. Sosyal medyadan mesaj vermek yerine gidip insanların içinde olmayı tercih ediyorum.

Elbette Karamürsel demografik açıdan organik ilişkilere uygun büyüklükte. Bu nedenle Yıldırım, vermek istediği mesajları yüzyüze verebiliyor. Öğrenmesi gerekeni de bizzat Karamürsellilerden öğreniyor.

Anlaşılabilir.

***

Yeri gelmişken şu sosyal medya meselesi hakkında biraz daha yazmak istiyorum.

Ben Yıldırım kadar az kullanılması taraftarı değilim, çünkü yeni çağın en önemli iletişim kanalları bunlar.

Ama iki tehlikesini de atlamamak lazım:

BİR- Kirli bilginin çokluğu.

Spamlar, troller, yalan haberler sosyal medyayı kirletmiş durumda. Örrneğin Napolyon’un söylediği bir söz, Atatürk’e aitmiş gibi yazılıp çizilebiliyor. Can Yücel ve Nazım Hikmet’in şiiriyimiş gibi yüzlerce yalandan şiir dolanıyor.

İKİ- Kişiler doğallıklarını kaybediyor, herkes kendisini star zannediyor.

Fotoğraflar fotoşoplu, gider yapan yapana. Sanırsınız herkes jet sosyete hayatı yaşıyor, herkes film yıldızı…

***

Ama doğru kullanırsanız, dozunda kullanırsanız, doğal olursanız sosyal medya size hız ve genişlik kazandırır. Ufuk kazandırır.

 

 

Andımız üzerine metin tartışması

 

Andımız 2013’teki “Çözüm Süreci” diye adlandırılan dönemde kaldırılmıştı. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in yargıya taşıdığı konuyla ilgili karar veren Danıştay 8. Dairesi, 2013'teki düzenlemenin iptaline karar verdi. Böylece okullarda andımızın yeniden okutulmasının önü açılmış oldu.

 Cumhur İttifakı’nda bile çatlağa yol açan karar herkes tarafından tartışılıyor.

***

Ak Parti ve hükümete yakınlığıyla bilinen sendikalardan Danıştay’ın kararına tepki gösteriyor. İYİ Parti ve MHP kanadından da lehte açıklamalar var.

BEKİR BOZDAĞ: Öğrenci andı kararı ile Danıştay 8. Dairesi; hukuka uygunluk denetiminin sınırlarını aşmış, kendisini yürütmenin yerine koymuş, yürütmenin takdir hakkını yok saymış dahası yürütmenin takdir yetkisini bizzat kullanmıştır. Kısaca; anayasa ve yasayı alenen çiğnemiştir.

ABDULHAMİT GÜL: Anayasamıza göre Danıştay, yerindelik denetimi yapamaz, idarenin yerine geçerek karar veremez.

EĞİTİM-BİR-SEN: Gerici, baskıcı, militarist, totaliter zihniyetin ürünü olan öğrenci andının kaldırılmasına, toplumsal barışın ve uzlaşının sağlanması, demokratik bir Türkiye’nin inşası adına biz de Eğitim-Bir-Sen olarak destek vermiştik. .

MERAL AKŞENER: Andımız ile ilgili Danıştay kararına çemkirenler, Türk olmaktan mı, doğru olmaktan mı rahatsız oluyorlar?

DEVLET BAHÇELİ: Andımız milli kimliğimizin alameti farikalarından birisidir. Sevmeyen varsa sussun, okumayacak varsa kendi işine baksın.

***

Andımız, gerici mi- Irkçı mı?

Atatürk’e ve Türk milletine gönderme yapması ırkçılık olarak okunabilir mi?

Böyle okuyanlar var ama ben katılmıyorum.

Andımız,1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün onayıyla okullarda okutulmaya başlanmış. Zamanın Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip hazırlamış. Ama son okunan hali 1933’te yazılan değil.  Son olarak 1997 yılında yapılan değişiklikle günümüzdeki halini almış.

Atatürk döneminin metni çok daha sade ve kısa…

Üstelik kimliği aşağılanan bir milletin yeni devletin en milliyetçi döneminde sade ve kısa…

Yapılan değişikliklerde vefatı sonrası Atatürk vurgusu öne alınmış.

***

Elbette sosyolog, pedagog ve psikologların bilimsel olarak söz söyleme hakkı var ama bende son hali de ırkçı bir his bırakmıyor. Bana göre Andımız, bir bütün olarak “ülke sevgisine” hizmet ediyor.

Okullarda tekrar okutulmasından da mutlu olurum.

Özü kaybedilmeden yeni bir metin oluşturulmasına da –eğer çözüm olacaksa- karşı değilim.

 
Bu haber eklendi
ETİKETLER:
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Güncel haberleri
Advert
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.3407 TL 5.3194 TL
Euro
EURO
6.0975 TL 6.0732 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA