YAZAR HABERSiyasi kıssadan hisseler
Siyasi kıssadan hisseler
3.11.2015 16:45:00 Tarihinde Eklenmiştir.



 

Eskisi kadar sık yazı yazmadığımın bilincindeyim.

Biraz tembelleştiğimi de kabul ediyorum.

Ne var ki, başta Kocaelispor olmak üzere ilimiz sporunu her zaman olduğu gibi, belki de eskisinden daha fazla takip ettiğimi bilmenizi isterim.

Kocaelispor sevgisini bir tarafa koyuyorum.

Diğer profesyonel takımlarımızın yanı sıra, özellikle amatör futbolumuza olan yakın ilgim halen devam ediyor.

Ancak şu anda konumuz bu değil.

***

Son aylarda nerede ise içimiz dışımız siyaset oldu.

Türkiye’de beş ay ara ile iki adet genel seçim yapıldı ve sadece ülkemizde değil, ülkemizi yakından takip eden dış dünyada bile gözler bu seçimlere odaklandı.

Sonuçlar için hayırlı olsun diyor, daha fazla yoruma girmiyorum.

Biraz da gerginleşen siyasi ortamı az da olsa yumuşatmak adına gelin hep beraber geçmiş yıllarda ülkemizde yaşanan bazı siyasi, bir o kadar da mizahi olaylara biraz göz atalım.

***

NERDE ESKİ SEÇİMLERHer seçimde olurElli seçimlerinde Konya’da duvarlara asılı afişleri okuyan köylü ile aday arasında şu konuşmalar geçer:” Topraksıza toprak, toprağa tapu, ürüne fiyat.”” Ne zaman olacak bunlar ”” Her seçimde, her seçimde…

Bu da bir hastalıkDünya kadar para harcadığı halde, listeye bile giremeyen adaya soruyorlar :“Durum nasıl? ”“Lanet olsun, bir daha partilerin önünden bile geçmeyeceğim” diyor.Aradan dört yıl geçiyor, bakıyorlar ki bizim ki adaylığa yeniden soyunmuş.” Ne o? diyorlar.”” Ne olsun hastalık…”

“Millete tansiyon lazım”Cemal Madanoğlu, İstanbul’dan bağımsız olarak adaylığını koymuştu. Seçim masrafları için de katını satmış, onun parası ile masrafları karşılamıştı.Seçimler sonuçlanmış, Paşa yeterli oyu alıp seçilememişti. Paşa, çevresindekilere seçim sonucu :“Durum nedir? Diye sormuş.”” Yitirdiniz paşam.”” Anlaşıldı, bu millete bir tansiyon aleti lazım.”” Paşam, size de oturacak yeni bir kat.”

“Ben ismet Paşa’nın milletvekiliyim”Seçmenlerde bir adet vardır, İşleri için başkente geldiklerinde çat kapı, milletvekillerinin evlerine gelirler. Sabah sabah, durmadan bir şey isterler. Gene milletvekillerinden kontenjandan gelme birinin kapısı sabah karanlığında çalınır. Hanımı kapıyı açar.” Ne var ”” Beyi görmek istiyoruz.”” Bey uyuyor ”” Uyandırın ”” Uyandıramam ”” Biz de bir daha oy vermeyiz, o da milletvekili olamaz.”Kapı ardında bu sözleri duyan milletvekilinin tepesi atar.” Defolun şuradan der, ben sizin değil İsmet Paşa’nın milletvekiliyim.”

“Zeytin vergisini kaldıracağız”Bir partinin Van’a giden genel sekreteri elindeki kâğıda bakarak durmadan konuşuyor :” İktidara gelirsek ilk yapacağımız iş vergileri indirmektir. Hayvanlardan vergi almayacağız. Hele zeytin vergisini tümden kaldıracağız.”Dinleyenler önce kıkır kıkır, sonra da kahkaha ile gülmeye başlamışlar.” Gülmeyin, size söz zeytin vergisini kaldıracağız.”Dinleyenlerden bir ses :” Bizde zeytin de yok zeytin ağacı da…”Meğer genel sekreter, ege için hazırladığı konuşmayı yanlışlıkla Van’da okumuş.

“Reyi Bursalılar verecek”Demirel Bursa seçim gezisinde İhsan Sabri Çağlayangil’i ortalıkta göremeyince yanındakilere sordu :” İhsan Sabri Bey yok mu? ”” Yok!…”” Nerede? ”” Davetliymiş, Kanada’ya gitmiş.”” İhsan Bey’e Kanadalılar oy vermeyecek ki Bursalılar verecek…”

“Smokin nasıl giyilir ?”Seçimlerden sonra balo veriliyor. Her milletvekili smokinli gelecek. Bakıyorlar ki yeniler gün batmadan smokinlerini giymişler. Başkan, smokinle dolaşanlara çıkışıyor.” Gün batmadan smokin giyilmez. ”” Neden giyilmez? ”” Adet öyledir de ondan. ”Yeni milletvekili orta da dolaşan smokinlileri gösteriyor :” Gün batmadan giyilmez de bunlar neden giymişler? ”” Onlar giyer, onlar garson. ”

“Sandalye yeter, birazda masa”Seçim sonuçları belli oldukça genel merkeze telgraf çakıyorlar:“Beş sandalye aldık”“On sandalye daha aldık.”Seçim sonuçları belli oldukça sandalye sayısı da artıyor.“Elli aldık, altmış aldık, yüz aldık.”Parti sekreteri sandalyenin milletvekili anlamına geldiğini bilmiyor, yanıt veriyor:“Partiye bu kadar sandalye yeter, biraz da masa alın…”

“Bunlardan kaçmıştım”Rusya’dan kaçıp Türkiye’ye sığınan Yusuf Akçura üniversitede ders verirken dışarıdan büyük gürültüler geliyor. Ne var diye pencereye koşuyorlar. 1946’nın coşkulu mitinglerinden biri yapılıyor. Gençler ellerinde bayraklar, bağrışıp çağrışıyorlar. Hoca bunları görünce hemen oracıkta bayılıyor. Kolonyalar, eterler ayıltıyorlar.” Ne oldu hocam? ”” Ben Rusya’da bunlardan kaçmıştım, burada da gelip beni buldular. ”

“Bir daha karşımda görmeyeyim”Her seçimde karşısına dikilen adaya parti başkanı çıkışır :” Seni bir daha karşımda görmek istemiyorum. ”Aday sorar : ” Sayın başkanım istifa mı ediyorsunuz? ”

“İyi bir arkadaştır”27 Mayıs’tan sonra Cemal Gürsel hem devlet başkanı, hemde başbakandır. Kabineyi kuruyor. Gazeteciler basın – yayın bakanını merak ediyorlar. ” Bakan kimdir? ”Gürsel düşünüyor, adını bir türlü hatırlayamıyor :” İyi bir arkadaştır. ”

Bağrındaki ihanet köy mezarlığıAralık 1977’de, AP’den 11 milletvekilinin bakanlık uğruna CHP’ye geçmesiyle Demirel Hükümeti’nin düşürülmesinden sonra Süleyman Demirel’e geçmiş olsun ziyaretinde bulunan Bölükbaşı, şunları söylemiştir: “Süleyman Bey üzülme! Benim bağrım ihanetin Karaca Ahmet Mezarlığı’na döndü, senin bağrındaki ise daha köy mezarlığı.”

 

 

 

Bu Haber 439 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : kocaeli.demokrat@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
DİĞER HABERLER :
Yusuf Altıntaş
Sorun kendi içimizde
Kısa bir aranın ardından
Yiğit düştüğü yerden kalkar
 Başın sağolsun Ufuk YükselmişTanıdığım en düzgün, en kişilikli futbolculardan biridir Ufuk Yükselmiş.Kendisini Derince Birlkispor’dan biliyordum ama asıl ...
En büyük aşk zor olandır
    ...