YAZAR HABERKonuşulamayan bela…!
Konuşulamayan bela…!
15.05.2016 16:14:24 Tarihinde Eklenmiştir.



 

 

  Artık her kurum ve kişi tarafından kabullenilen bir gerçek var ki o da Dünya’nın en büyük sıkıntısı günümüzde ve önümüzdeki yüzyılda yetişmiş insan eksikliği. Eskiler bunu Kaht-ı Rical olarak adlandırmışlar.

 

Her alanda yetişmiş insan sıkıntısı yaşıyor ve liyakati olmadığı halde emanet ettiğimiz kurumlarda verilen işleri eline yüzüne bulaştıran insanlara kızıp duruyoruz.

 

  Tespitini fevkalade yaptığımız ve üzerinde fikir birliğine vardığımız bu sorun üzerinde çözüm arayışı içinde olan kaç kişiyiz merak ediyorum. Sorun tespit etmede pek mahir olan bizler çok farklı çözüm önerilerini teoride sunuyor olsak dahi pratikte oldukça zayıf olduğumuz, tespit ettiğimiz sorunun giderek büyümesinden belli oluyor.

 

Bu sebepledir ki günümüzde gençlik çalışmaları büyük önem kazanmış durumda. Bu çalışmalar dört bir koldan büyüyerek devam ettiriliyor. Kenarından köşesinden, ucundan kıyısından bu çalışmalara gönül vermiş, teşviki mesaide bulunmuş her bir hizmet gönüllüsünü tebrik ediyor, bu gayretlerinin karşılığını dünya ve ahiret hayatlarında alacaklarına dair ümit var olmalarını öneriyorum.

 

  Söylediğimiz gibi birçok kurum ve kuruluş gençlerimizle farklı tarz ve üsluplarla ilgileniyor. Fakat herkesin es geçtiği, değinmekten çekindiği, konuşmaktan kaçtığı bir sorun var ki bu sorun gençlerimizin ruh dünyasını allak bullak ediyor, gündemlerini belirliyor, ideallerini ve ufuklarını köreltiyor.

 

Teknoloji ve iletişim çağında yaşadığımızdan gençlerimizin imkânları oldukça yüksek ve bu imkânları maalesef çoğu zaman menfi anlamda kullanıyorlar.

 

  Gençler ile ilgilenen arkadaşlarımıza ve şahsıma çocuklarımızın velilerinden gelen yakınmalar yüreğimizi burkar, ciğerimizi yakar cinsten. Çoğu veli dillendiremese de en büyük sorun maalesef gençlerimizin çok erken yaşta cinsel eğilimlere kapılması, gündemini karşı cins üzerine kurmuş olması.

 

Geldiğimiz noktada “Oğlumun bilgisayarında müstehcen filimler buldum. Ne yapmalıyım?” sorusu sıkça gelmeye başladı. “Kızıma sürekli söylüyorum ama makyaj yapmaya devam ediyor ve giyimine dikkat etmiyor, söz geçiremiyorum” yakınmaları ise maalesef masum olanları.

 

  Çocuk, müstehcen filmleri izliyor. Henüz 10 yaşlarının başındayken cinsel olarak uyarılıyor. Sonrasında ise tüm gündemini bu izledikleri oluşturuyor.

 

Zira göz görüyor ve gönül etkileniyor. Çocuk sınıf arkadaşına, mahalledeki komşusuna cinsel bir obje olarak bakmaya başlıyor. Henüz çocukluk döneminde gençleşiyor, 25li yaşlarda meşru olarak yaşanması gereken şeyleri 15'li yaşlarda gayri meşru olarak yaşama gayretine düşüyor.

 


Peki, bizler ne yapmalıyız?

Nasıl önlemler almalıyız?

 

  Bir kere evdeki bilgisayarımız çocuğumuzun odasında değil ortak kullandığımız, herkesin görebileceği, oturma odası, salon gibi alanlarda olmalı, dersini çalışacaksa hepimizin yanında ekranını herkesin gördüğü bilgisayarında çalışmalı ve odasına öylece geçmeli.

 

Evdeki internet bağlantısı wifi özelliğinde değil, kablolu şekilde yapılmalı ki çocuk istediği yerden bağlantı kurma özgürlüğüne sahip olmasın.

 

  Henüz 14-15 yaşında olan çocuğumuza 2 bin liralık akıllı telefon alıp, onu böylesine kirli bir dünya ile baş başa bırakmak, ona yaptığımız en büyük kötülüklerden biri olacaktır.

 

Okulda kullanamadığı halde, çocuklarımızı tablet sahibi yapmak, onları internetin açacağı dünya ile baş başa bırakmak olacaktır. Evde izlediğimiz diziler ve programlar dahi onların ruh dünyasında büyük önem taşır: “Eskilerde öpüşme sahnesinde kanal değiştiren bizler şimdi vay terbiyesizler demekle yetiniyor ve o kirli sahneyi izlemeye, çocuklarımıza da izletmeye devam ediyoruz.”

 

  Evdeki ablası, sokağa çıkan annesi, yandaki komşusu kızlarımızın en büyük rol modelleri oluyor, unutmayın. Çocuklarımız bizim yaptığımız her şeyi meşru ve kendilerinin de yapabileceğini düşünüyorlar.

 

Bir hoca efendi ne güzel söylemiş: “'Ben yaşayamadım, kızım yaşasın' diyen anneler, 'Delikanlı adamdır yapacak tabi' diyen babalar, çocuklarımızın manevi çöküşünü hazırlıyorlar”


  Anne, baba olarak bu konudaki sorumluluğumuz oldukça büyük. Takipçilik en önemli konu. Evlatlarımızı takip edelim. Onların körpecik ruhlarını canavar nefisleri ile baş başa bırakmayalım. Evimizi bir medrese, kendimizi de bir muallime dönüştürelim. Aksi halde zuhur eden tablo hepimizin canını yakacak.

 

Her anne babanın en azından bir Facebook hesabı olmalı ve çocuğunu sosyal ortamda da takip etmeli. Gençler sosyal dünyada bambaşka bir kişiliğe bürünüp tahmin edemeyeceğiniz durumlarda karşınıza çıkabiliyorlar. Çocuğunuzu takip ederken başka bir sahte hesabı olmadığından da emin olmanız gerekiyor.

 

  Alınacak önlemler daha da arttırılabilir muhakkak, ama en önemlisi yavrumuza İslam’a ahlakını aşılamalı, Allah sevgisi, Peygamber as. muhabbetini gönlüne sokabilmeliyiz.

 

Unutmayın ki çocuklarınız evvela sizleri rol model olarak görüyor, özellikle çocuğunuzun olduğu ortamlarda hal ve hareketlerinize bilhassa dikkat etmelisiniz.

 

  Çocuğum tüm telkinlerimize rağmen namaz kılmıyor diyen bir Babaya “Çocuğunuzla en son ne zaman Camiye gittiniz?” sorusunu sorduğumuzda başını önün eğmek zorunda kalıyorsa.

 

Annesini dedikodu ederken, yalan söylerken gören bir kız çocuğunun Anne ve Babasına yalan söylemesini nasıl yadırgayacağız?

 

  Hiç birimiz “Bu zamanda çocuk yetiştirmek zor” bahanesine sarılamayız, İmanlı nesillerin tohumu ailede atılacak, çevre eş ve dostlar bu tohumu sulayacak ve inşallah Ahlak, Edep, İhlas… filizlerine köklü birer ağaca dönüştüğüne şahit olacağız.

 

Ne mutlu evini medreseye dönüştürüp, ailesini cemaat yapıp huzuru secdede bulanlara.

 

 

 

 

Bu Haber 736 Görüntülenmiştir
Ekleyen Yazarın Mail Adresi : muradergelen@gmail.com
YORUMLAR
İsim Soyisim
E-Posta
Yorumunuz
öz izmitli2016-05-25 11:00:42
Tabiiikiii haklısın, çünkü bu kentte hemşehricilik bal gibi yapılıyor..ve sizde ona çanak tutuyorsunuz..
(2)
(0)
DİĞER HABERLER :
Bir CHP değil bin CHP feda olsun…!
CHP’nin sözlüğü
Erdoğan Başkanlık sistemini istemiyor mu?
Helal olanı yasal olanla örtüştürmek
Ne yazalım şimdi…?