TARİH 17.10.2017 SAAT 02:53:27

19.09.2017 Salı - 17:01

 

Siyasette naifliği destekliyorum.

İlla da bağıra çağıra siyaset yapılmaz.

Ancak benim gibi düşünse de il başkanlarının bu kadar yoğun birlikte hareket etmesini garipsemeye başlayanlar da var.

Böyle düşünen bir arkadaşıma sordum:

-Ne varmış bu kadar çok ve uyumla bir araya gelmelerinde?

-Doz, dedi. Dozu kaçtı.

-Ne demek istiyorsun? diye üsteledim.

Arkadaşım başından geçen bir hikayeyi anlattı:

Çok öksürüyordum, doktor öksürük şurubu verdi. 3 gün kullandım geçti. Bırakınca iki gün sonra tekrar başladı. Yine 3 gün kullandım, tekrar geçti. Ama bir iki gün sonra tekrar başlayınca hemen öksürüğüm geçsin diye öksürük şurubunu kafaya diktim. Tansiyonum düştü. Midem berbat oldu. Bayılmışım. Gözümü hastanede açtım. Midemi yıkadılar. Doktor bana dedi ki, “Beyefendi biz sana boşuna mı bir kaşık içeceksiniz her öğün diye tembihliyoruz. Ben bilmiyor muyum, ‘dikin kafaya demeyi’. İlaç sizi dozunda alırsanız iyileştirir. Hepsini birden alırsanız ölümcül olabilir.” Bu bir araya gelme meselesinde dozu kaçırdılar.

Bana ilginç geldi.

Ancak üstte anlattığım o kadar olumsuzluğun yanında pozitif yapılan bir işi eleştirmek işime de gelmiyor.

 

 

Disiplin ve demokrasi

 

Siyasette, disiplin ve demokrasi tam bir açmaz gibi görünüyor.

Ancak doğru kullanırsan ikisi birlikte çok daha verimli bir siyaset ortamı yaratabilir.

Ülkemizde AK Parti’de disiplin CHP’de ise demokrasi ön alınıyor.

Ancak her iki değere de siyaset yaparken ihtiyaç var.

Ak Parti bu dengelemeyi daha iyi yapıyor.

***

Örnekler vermek isterim:

BİRİNCİ ÖRNEK- Hasan Ayaz, kendisiyle beraber İzmit İlçe Başkan Adaylığı için başvuran herkesi toplamış. Yemekte aday yapılmayan İzmit İlçe Başkanı Ali Korkmaz da var. Gelemeyenlerin de haklı mezaretleri var.

Çok şık.

İKİNCİ ÖRNEK- Parti disiplini ön planda. Bakın Dilovası kongresine. Biliyorsunuz Ak Parti’nin yönetime aday olanların belediyelerde çalışmaması kriteri aranıyor. Seçildikten sonra belediyeye girmiş olan varsa da istifa ettiriliyor.

Tabi bir de tek liste çıkaracağız kararlılıkları var.

Dilovasında belediyede çalışan Yasin Turak, Osman Akbulut’un karşısında aday olmak istedi. Ancak belediyedeki işinden de ayrılmadı.

Sonuç listesi yarışa alınmadı.

ÜÇÜNCÜ ÖRNEK: Ve delege seçimleri. Ak Parti seçimleri bir günde 12 ilçede birden yaptı. Demokratik bir görüntü değil. Ancak o listeler yapılırken çok sayıda istişare toplantıları gerçekleştirildi ve listelerde mahalle dengeleri, emeği geçenler listelerde yer aldı. CHP’de ise demokratik bir atmosfer olarak seçimler yapılıyor ama hep tek liste. O liste de mahalledeki bir hizbin kontrolünde. Yani denge ve emek yok.

***

Sonuç, tercih yapmak kolay görünmese de Ak Parti’nin bu dengeyi daha iyi bulduğunu söylemek lazım.

İşin ilginci aynı yöntemi ve yolu izlese ve uygulasa CHP’de çıkacak sesi de düşünemiyorum.

 

 

26 yıl gazete çıkarmak

 

Farklı illerde farklı gazete çıkarma deneyimlerim oldu…

Gazete çıkarmak kolay değildir.

BİR- Paranız olacak.

İKİ- Kadronuz olacak

ÜÇ- Ama hepsinden önemlisi vizyonunuz olacak.

***

Gazeteler para kazanan ticarethaneler değildir.

Başabaş geldi mi değme keyfinize…

Demokrat Kocaeli’nin kuruluşunda vardım. Zahmetleri bilirim. Bugün Genç ailesi omuzlamasa onca emek çoktan boşa gitmişti

***

Geçtim ticari kaygıları cesur olacaksınız. Sokakta biri söylese bir şey olmaz ama siz hatalı yazarsanız:

-Önce hukuk yakanıza yapışır.

-Haberin mağduru yakanıza yapışır.

-Erk sahibi rahatsız olur, üzerinizde baskı kurmaya çalışır.

Zor iştir vesselam.

***

Gazete çıkarmak kolay değildir. O gazeteyi 26 yıl yüksek tempoda var etmek hiç kolay değildir.

Kentimizin yerel basınının lokomotifi Özgür Kocaeli gazetesi 26 yaşında.

İsmet abi, karikatürlerimi basarak beni bu büyülü ama zor dünyanın içine çeken adamdır. Hem Haldız ailesini hem İsmet Çiğit’i hem de çalışma arkadaşlarını tebrik ediyorum. İyi ki varsınız.

 

 

O çocuğun üstündeki forma…

 

Başakşehir ve Trabzonspor kulüpleri bu işe sert tepki verdi. Beşiktaş’ta Trabzonsporlu o iki çocuğu maçına davet etti. Üstelik formalarıyla sahaya çıkarmak istediklerini açıkladılar…

O güvenlik görevlileri işlerinden atıldı. Ama yinede Başakşehir tribününde yaşanan forma ayıbını anlayamıyorum.

***

Düşünün, küçücük çocuklara formalarını çıkarttıranlar, güenlik görevlisi.

İnanılır gibi değil.

Arkadaş, Fair Play diye bir şey var.

Belli ki duymamışsın.

Spor kardeşliktir” derler.

Belli ki duymamışsın.

Ama sırtından formasını çıkartırsan birçocuğun iç dünyasında unutamayacağı bir travma yaratacağını da mı bilmiyorsun?

Hangi hakla…

Hangi cesaretle…

Ve hepsinden önemlisi neden?

Neden arkadaş, küçücük bir çocuğun sırtında başka renkler var diye formasını çıkarıyorsun?

O çıkan bir takımın forması değil hepimizin unutmaması gereken insanlığımızdır- vicdanımızdır.

***

Eskiden renklerin kardeşliği vardı.

Şimdi bir farklı renge bile tahammül gösteremeyen bir anlayış hakim oldu.

Eğer sporun gerçek ruhu yaşayacaksa insanlar farklı formalarla bir arada maç izleyebilmeli. Ama biz daha deplasman takımı taraftarını tribünlere zor sokuyoruz.

Küçücük çocukların üstünden başka renkler var diye formalarını alıyoruz.

Çok fırın ekmek yememiz gerekiyor çoook!..

 

 

Kara Ayna!

 

Bu tribün saldırganlığının bir de kardeşi var.

Sanal saldırganlık.

Eleştiri” adı altında her türlü hakareti yapmayı kendine hak sanan bir güruh türedi.

Sen de insanmışsın.

Senin de duyguların varmış.

Senin de çoluğun çocuğun varmış, umurlarında değil.

***

Uzmanı diyor ki, “Başlangıçta gülüp eğlendiğimiz, birbirimizi desteklediğimiz, kendi mutlu anlarımızı paylaşarak herkesin de bu mutluluğu çoğaltacağına inandığımız sosyal medya, tıpkı halkımızın geçirmeye başladığı evrimleşmeye uyum sağlayarak, huzursuzluk yaratmak isteyen insanlar sayesinde, rahatsız bir alana dönüşmeye başlayalı çok oldu. Niyeyse, bir negatif yorumda bulunma halidir gidiyor… Özellikle tanınır kişilere ve takipçisi bol olanlara. Tabii sadece onlara da değil, çevremizdekilerin, tanıdıklarımızın fikir beyan ettiği konulara bile aynı fikirde değilsek ters ters yorumlarda bulunmak bir çeşit moda. Bunun, toplumumuzun son yıllarda içinde bulunduğu tuhaf insan modellerine eklenen garipliklerden biri olması bir kenara, acaba neden böyle oldu kısmı ana konumuz aslında. Tüm bu davranışlar neyin göstergesi peki?”

***

Cevabı yine uzmanlar veriyor:

BİR- Bir kere yüz yüze olmamanın verdiği bir sahte cesaret var.

İKİ- Dikkat çekmeye çalışıyorlar. Negatif yorum daha kolay çünkü pozitif dikkat çekmek üretmeyi yeteneği ve emeği gerektiriyor. Olmayan tüketmeyi tercih ediyor.

ÜÇ- Asıl sorunları kendileriyle. Kendilerini ezik, dışlanmış ya da haksızlığa uğramış hissediyorlar.

***

Psikolog Barış Gürkaş,  sanal alemin “kara bir ayna” olduğunu söylüyor. Bunu ünlü Black Mirror dizisine gönderme yaparak söylüyor.

Bence de adı üzerinde sanal dünya… Gerçek muamelesi yapmamak lazım.

Gürkaş şu öneriyi de yapıyor:

Sosyal medyanın hayatınıza yansımalarını iyi analiz edin. Yaptığınız yorumlar, sosyal medyada kullandığınız dil, paylaştığınız fotoğraflar, kendinizi sosyal medyada yansıtma şekliniz, takip ettiğiniz hesaplar, fotoğrafları bir el hareketiyle geçerken sizde hissettirdikleri… Hiçbiri kara olmasın!”

Dinleyin uzmanını…

 

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.