TARİH 24.01.2018 SAAT 04:56:21

11.01.2018 Perşembe - 15:23

 

 

SONRA da diyorsunuz ki:

İsmail Yıldırım neden bu kadar güçlü?

Çünkü çokça belediye başkanı “belediyecilik” ile “politikacılık” arasındaki çizginin her iki tarafında da olmayı yeğlerken, İsmail Yıldırım “Ben yalnızca belediyeciyim” diyerek, görevini yaptı.

Belki de bundan… Çokça belediye başkanı, arkasındaki politik güçle “var” iken, o güç gittiği takdirde “hiç” iken, İsmail Yıldırım muhalefet saflarında da, iktidar saflarında da seçimi kazandı.

Sebebi açık:

Belediyeci…

***

Peki, nasıl olur bir belediyeci?

Hizmet verdiği tüm kesimleri eşit görüp, insanların yakalarındaki rozete bakmadan çalışma yapabilmek…

Çünkü çıkmıştır bir belediye başkanının artık rozeti…

O, AK Partilinin de, CHP’linin de başkanıdır.

Ve Anayasamız, devletin önünde AK Partiliyi de, CHP’liyi de eşit kılar.

Doğru belediyeci, Anayasaya uyan belediyecidir.

İşte bu, İsmail Yıldırım’ı öne çıkarmıştır.

***

Peki, çok konuşulan bir ziyaret…

Haber şöyle:

“Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, İYİ Parti Karamürsel İlçe Başkanı Mehmet Baş’ı ilçe binasında ziyaret etti. İsmail Yıldırım, ilçe siyasetinde yerini alan Mehmet Baş ve yönetimine ‘Hayırlı olsun’ dileğinde bulunarak, siyasi hayatlarında başarı diledi.”

İşte bundan dolayı kıyamet koptu…

“Sen nasıl İYİ Parti’yi muhatap alırsın?” diye soran oldu.

“Amacın İYİ Parti’ye göz kırpmak mı?” diye soran oldu.

Yahu, bir belediye başkanı ne yapsın; ilçesindeki partileri, insanları mı ayırsın? Her gün gördüğü insanların gözlerine kaşlarını çatarak mı baksın?

Bir belediye başkanı insan ayrımı mı yapsın?

***

Sizin eleştirdiğiniz nokta, Yıldırım’ı Yıldırım yapan en önemli unsurdur… Sorduğunuz soruların yanıtı, Yıldırım’ı “güçlü bir belediye başkanı” konumuna getiren sebeplerdir.

Yıldırım, o sebepler ve gerekçeleri neden elinin tersiyle itsin?

Onun, başarısının sebebi zaten bu…

***

Bir hukuk devletidir Türkiye Cumhuriyeti…

Siyasi partiler, İçişleri Bakanlığı’na müracaat ederek kurulur. Bakanlık, diğer bakanlıklarla da eşgüdümlü çalışarak bu siyasi partinin “yasa dışı” bir durumu olup olmadığını inceler. Partiyi kuran isimler aynı şekilde irdelenir.

Yani, siyasi partiler akşamdan sabaha kurulmaz.

Hepsi, devletin incelemeleri sonucu meşru hale gelmiştir.

Meşru bir siyasi partiye “Hayırlı olsun” demenin nasıl bir tuhaf yanı vardır?

***

Yinelersem:

İsmail Yıldırım’ın farkı, o belediyecidir.

Birçok başkan, “siyasi erk” ile var olurken, o sadece “belediyeci” olarak rüştünü ispatlamıştır.

İYİ Parti ziyareti de, bir belediyecilik faaliyetidir.

İnsanlara eşit yaklaşmanın, herkesin belediye başkanı olmanın bir göstergesidir.

Övülmelidir bence…

“Neden gittin?” demek, ne hukuk devleti anlayışıyla bağdaşır, ne de belediyecilikle…

Yıldırım’a, toplumsal barışa katkı koyan bu yaklaşımı sebebiyle teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.