TARİH 24.09.2017 SAAT 00:41:51

20.08.2017 Pazar - 15:21

 

Dün gazetemizin manşetinde yer alan İşsizlik ile ilgili haber Türkiye’deki iş hayatına dair önemli ipuçları taşıyordu.

Haberi gazetemizden okuyanların daha kolay anlayacağı şekilde üç guruba iş bulmak zor:

BİR: Eski hükümlüler:

Eski hükümlülerin tekrar yaşama kazandırılması önemli bir konu. Yoksa bu isimler tekrar suç ortamının içine çekiliyor.

İKİ: Engelli oranı yüzde 40’ın altında olanlar:

Ne yapsın engelliler evde oturup başkasının eline mi baksın? Engellilik oranları düşük olanlara uygun işlerde öncelik tanımalı.

ÜÇ: Üniversite mezunları:

İki önemli tespit yapalım. İlki çok fazla üniversite var. İkincisi de bu üniversitelerden mezun olanlara yetecek kadar da iş sahası yok.

Her üçü için de anahtar kelime “üretim”dir. Üretim olursa bu handikaplı grupların sorunları da büyük ölçüde çözülecektir.

 

Gürültü bizim göbek adımız

 

Nefis bir İzmit manzarasında oturuyorum ama gazetedeki odamda camı açmaya korkuyorum.

Çünkü inanılmaz bir trafik gürültüsü geliyor.

-Kuzey Yan Yol…

-D- 100 Karayolu…

-Demiryolu

-Salim Dervişoğlu Caddesi…

Gazetenin üst tarafından da artık tramvay geçiyor. Bu görsel güzellik raylardan çıkan cızırtılı ses ile bozuluyor.

Ön tarafımızda İSU’nun çalışması var. Oradan gelen sallantı ve gürültü de ayrı bir dert.

Bunlar benim yaşadıklarım ancak; hızla büyüyen trafik güzergahları sıkışık bu kentin neresine giderseniz gidin gürültüyü yanı başınızda bulacaksınız.

***

Bolu’da yaşadığım yıllarda doğup büyüdüğüm İzmit’e geldiğimde ben de korkunç bir baş ağrısı olurdu; temiz havalı dağdan birdenbire deniz seviyesindeki nemli havaya inince sıkıntı yaşardım.

Ancak asıl büyük sıkıntı gürültüyle ilgiliydi.

Bolu’da sessizliğe alışan kulaklarım İzmit’te tüm sesleri en yüksek volümden algılıyordu.

Gürültü kirliliği günümüzde, yaşadığımız çevrenin kalitesini ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerden birisi.

Özellikle ilimiz gibi hızlı büyüyen şehirlerde; elektronik ve mekanik aletlerin günlük hayatımıza daha çok girmesiyle birlikte gürültüden rahatsızlık artıyor ve giderek insanlarımızın huzurlu şekilde yaşayabilecekleri mekânlar azalıyor.

***

Deniz kirliliği hava kirliliği falan diyorlar ama bana göre gürültü kirliliği bizim şehrimizin en büyük sıkıntılarından biri… Hem deniz hem de hava kirliliği konusunda önemli adımlar atıldı. Ancak gürültü kirliliği konusunda daha yapılması gerekenler var.

Bilindiği gibi ilimiz genelinde trafik, demiryolu, liman ve endüstri dâhil olmak üzere Stratejik Gürültü Haritaları, 2015 yılı aralık ayı itibari ile hazırlanmıştı. Bu çerçevede Kocaeli’nin Gürültü Eylem Planı hazırlanıyor.

Bu olumlu- önemli bir adım.

Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanacak Kocaeli Gürültü Eylem Planı’nın çalışmaları toplantıları da bugün başlıyor

Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda yapılacak toplantıda eylem planlarının içeriği, yöntemleri ve hazırlanan başlangıç raporu sunulacak ve sürece destek verecek olan paydaş kurum temsilcilerinin görüş ve önerileri alınacak.  

Bakalım gürültü meselesinde bir çözüm noktasına gelebilecek miyiz?

 

Bir hayvanı sevmekle

başlayacak her şey!

 

Bu yaşa kadar çok hayvanım oldu.

Tavuk, kedi, köpek, bolca kanarya…

Köpeğimiz Alex’in ölümünde günlerce büyük üzüntü yaşamıştım. Hayvan ile insan arasındaki dostluğu çok önemsiyorum.

***

İlimizde bunun güzel bir örneği yaşanıyor.

Yüksel Ateş…

Spor camiasının ve kentimizin yakından tanıdığı isimlerden biri…

Geçtiğimiz günlerde kaybettiği “Ateş” isimli köpeğini ararken verdiği ilan ile herkesin dikkatini çekmişti.

Yüksel Ateş, köpeği ‘Ateş’i getirene otomobil hediye edeceğini söylemişti.

Sadece dikkat çekmek için böyle bir vaatte bulunduğunu düşünen çoktu. Ama Ateş bulundu. Yüksel Ateş de sözünü tuttu.

***

Köpeği bir süre önce Sapanca’da bulan ve sahiplenen Suphi Karadağ, onun Ateş olduğunu gazetelerden öğrenince Maşukiye’ye getirip Yüksel Ateş’e teslim etmiş. Ateş de söz verdiği Hyundai marka arabayı Karadağ’a vermiş.

Ben Pitbull cinsi köpekler konusunda farklı düşünüyorum ama söylediğim gibi köpek ve insan arasındaki dostluğa bayılıyorum.

Ne güzel bir örnek oldu! Senin ailenin bir parçası olan bir köpek için bir arabadan vazgeçmek iyi bir örnek oldu.

 

 

İlker Paşa’nın ‘Zafername’si!

 

Sevgili kardeşim İlker Akşit, kentimizin birçok değerli kalemi ile birlikte beni de ustaları arasında sayan bir yazı kaleme almış.

Övgü dolu cümleler var. Ancak yazıda ince ince ironi de var. İlker, “Ustam” dediği –ben dahil- isimleri övgülerken tüm eksik ve yanlışlarını da bir bir yazmış.

Oldukça kıvrak ve zekice kaleme alınmış bir yazı. Zaman zaman duvara toslayan yazılar yazsa da İlker kardeşimin kalemi çok güçlüdür.

***

Bu yazısı ise bana Ziya Paşa’nın ‘Zafername’sini hatırlattı.

Bilirsiniz; edebiyat derslerinin konularından biridir.

1866’da Girit’teki Rum isyanının bastırılması ile ilgili görevlendirilen Ali Paşa’nın aldığı sonucu beğenmeyen Ziya Paşa, genellikle övgüleme için kullanılan bir Zafername yazar. Ancak bu Zafername farklıdır; Ziya Paşa ironik bir şekilde Ali Paşa’yı yerden yere vurmuştur.

***

Meselenin şu boyutu da var. Ziya Paşa bu Zafername’yi Ali Paşa’nın himayesinde olduğu bilinen İzmit Mutasarrıfı Fazıl Paşa imzasıyla yazmıştır.

Yani sizin anlayacağınız, bizim İlker Paşa(!), “heccav” olarak Zafername yazan ikinci İzmitli oluverdi.

 

 

Ma’tudor’

 

Diyalektiğe inanıyorsanız, bilirsiniz:

Her fırsat bir zorluktur.

Ancak…

Her zorluk da bir fırsattır!

Galatasaray’ın ıslıklanan, kovulması beklenen hocası İgor Tudor, rakipleri tek tek puan kaybederken Spor Toto Süper Lig’teki ilk iki maçını da kazanmayı bildi.

Üstelik iyi futbol oynayarak…

Tudor deyim yerindeyse tehlikeli boğayı, kırmızı bayrak hareketleriyle sersemletti, bakalım devirmeyi de başaracak mı?

 

 

TIR meselesi!

 

Yasak olduğu halde D-100’e giren TIR’lar var.

Bilanço ağır.

Birileri engel olmayacak mı?

İşin yetkilileri buna “dur” demeyecek mi?

 

 

 

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.