TARİH 22.09.2017 SAAT 00:22:11

08.06.2017 Perşembe - 16:15

 

Ak Parti iktidara “rejimin ötekileştirmek istediklerinin yenileşmiş ve gür sesi olduğunu söyleyerek” geldi.

Ancak muhafazakar- liberal temele uygun olarak belli konularda alt yapı ve üst yapı hamlesi ile geniş kitlelerin gönlünde yer ederek iktidarını pekiştirdi.

Duble yollar…

Eğitim konusunda fiziki yenilenme…

Ve sağlık sektöründeki gelişim…

***

Sanayide, eğitimde ve sağlıkta özelleştirmelere karşı biriyim. Ancak içinden geçtiğimiz özelleştirme furyasını egemen bakış bir zorunluluk olarak anlatıyor.

Diyelim ki özelleştirmeler önünde durulamayan bir realite ama benim bir temel şartım var: Devlet öncelikle sanayi alanında kamunun üretimden vazgeçtiği alanlarda istihdam ve fiyat politikalarını belirlemede korumacı tavrını sürdürmeli.

Eğitim ve sağlıkta ise öncelikle yoksul ve dar gelirli geniş kitlelere, insani, vicdani ve dünya standartlarının üstünde bir hizmeti sunmayı garanti etmeli. Sonrasında eğer daha da iyi hizmet satın almak isteyen varsa parasını verip satın alabilmeli.

***

Dünyadaki benzerlerine oranla Türkiye benim söylediğim dengeyi tutturmaya yakın bir ülke.

Örneğin eğitimde devlet okulları, özel okullardan daha başarılı. Okulların önemli bir bölümü kabul edilebilir bir çizginin üstünde eğitim veriyor.

Sağlıkta ise özel hastanelerin hizmet kalitesi tartışılmaz derecede yükseldi. Birçok devlet hastanesi de geçmişe oranla daha iyi hizmet veriyor.

Ancak sorunlar da bitmiş değil.

***

Mesela Kartepe’de yaşananlar…

Kartepe 2009’da ilçe oldu. Gidin ilçede yaşayanlara sorun, “En büyük eksiklik nedir” deyin, Alacağınız cevap “Tam teşekküllü devlet hastanesi” olacaktır.

Sağcısı solcusu size aynı cevabı verecek.

Ama gelin görün ki Kartepe’nin hastane sorunun çözülmesi konusunda gerçekçi bir adım atılmıyor.

Hatta ilçe sınırının hemen yanındaki iki özel hastane gösterilerek ilçede hastane varmış gibi bir hava yaratılıyor.

***

Bir ara 200 yataklı bir hastane yapma fikri vardı, siyasiler söyledi falan ama havada kaldı.

Sonra 2012’nin sonunda Seka Devlet Hastanesi’ne bağlı olarak Kartepe Semt Polikliniği “sorunu çözecek” iddiasıyla açıldı ama o da fos çıktı.

O polkilinikte hiçbir ihtiyacınızı tam göremezsiniz. Kartepe’de oturduğum süreçte benim de başıma geldi. Küçük oğlum hastalanınca apar topar mesai saatleri dışında gittik. Kapalı.

Öyle hastane mi olur?

Neyse benim gibi şikayet eden çok olmalı ki bu yılın başında “müjde” olarak 24 saat çalışmaya başlayacağı açıklandı.

Başladı da ancak; şikayetler bitmedi, arttı.

***

Bu gün gazetemizde “Kartepelilerin Hastane İsyanı” başlıklı bir haber var.

Haberde Suadiyeli Mustafa Oden’in kızının gözüne baktırmak isterken Kartepe Semt Polikliniğinde yaşadığı hayal kırıklığı ve karşılaştığı muameleye tepkisini göreceksiniz- okuyacaksınız.

Oden, kendisinin de ağır konuştuğunu kabul ediyor ama temel mesele Kartepe Semt Polikliniğinin de Kartepe’nin hastana meselesini çözemediği…

***

Biliyorum “Şehir Hastanesi yapılıyor” diyenler çıkacak.

Ancak ben de soruyorum, “Gece yarısı hastanız var, Maşukiye’den Eşme’den Cephanelik’e mi geleceksiniz?”
Arkadaş Kartepe’ye devlet hastanesi yapılmasını gündeminize gerçekçi bir şekilde alın…

Alın…

 

Vıcık vıcık işler!

İddialara bak:

1- Arda ve Burak ile ilgili prim iddialarını Terim’in, danışmanı Bülent Bayraktar ve medya departman sorumlusu Hande Sümertaş, basına vermiş.

2- Arda, milli takıma bu ikilinin gönderilmesi şartıyla dönmüş.

3- Sonra Arda, danışman ve medya departman sorumlusunu gazeteci Bilal Meşe ile uçakta bir arada ve kahkahalar atarken görünce dayanamamış.

4- Olaydan sonra Fatih Terim, Arda’ya “sen özür dile” hallederiz demiş.

5- Arda, Terim’e “Bizi medyanın önüne attınız” demiş.

6- Arda bu süreçte küfürlerinin uzandığı federasyon başkanı dahil kimseden özür dilememiş, hata yapmış ama onurlu bir hataymış. Adamlıkmış…

Falan filan, yani…

Meğer bizim milli takımda balık baştan kokmuş.

Federasyon başkanından, milli takım teknik direktörüne oradan milli takımın kaptanına kadar ilişkiler, vıcık vıcık hale gelmiş.

Bırakın kardeşim, bırakın o koltukları…

Yakışmıyorsunuz!

Ekonominin hali…

Dün gazetemizin başlığı ‘Kıyma Yardımı’ydı.

Arkadaşların ilk önerisi “Kıyma Kuyruğu” olmuştu. Ancak 80 öncesinin tüpgaz, sana yağı kuyruklarını çağrıştırabileceği için istemedim.

Fakat ücretsiz kuşbaşı ve kıyma yardımı için oluşan kuyruklar içinde bulunduğumuz sosyo- ekonomik gerçekleri de yansıtmıyor mu?

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.