Advert Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
TARİH 16.08.2018 SAAT 08:54:19
Advert
Aytaç CİCİ

Nasıl bir günah işledik de bunları yaşıyoruz?

Geçtiğimiz hafta sağlık sorumlarımdan dolayı bir yazı yazabildim.

Yazım kendisine ulaşmayınca Genel Yayın Yönetmenimiz Adem Turgut “Nerede bu yazı” diye sormak demek için beni aramıştı.

Sağlık durumumu kendisine anlatınca da “Desene CHP bu hafta rahat nefes alacak” diyerek bir latife de yaptı.

Öyle deyince acaba haklı mı diye bir düşündüm.

2014 yılından başlayarak yazılarıma şöyle hızlıca bir göz attım.

Sanırım Adem abi haklı.

Sık sık CHP eleştirisi yapmışım.

Ama  bu eleştirilerin hiç birinde tekrara düşmemişim.

Her farklı konular.

Ama sadece CHP eleştirisi de yapmamışım sık sık Ak Parti’ye daha doğrusu AK Parti’nin gücünü kullanarak kendisine alan açanlara da eleştiriler getirmişim.

Belki iddialı bir söylem olacak ama iktidara yakın olarak gözüken hiç bir köşe yazarının “aman bu topa girmeyeyim de  üzerime çamur sıçramasın, ben işime bakayım” diyerekten uzak duracağı konularda yazılar yapmışım.

Anlayacağınız iktidarı bir eleştirirken CHP’yi iki eleştirmişim.

Ama inanın bunda benim suçum yok!

İktidar sahipleri arada bir hata yaparken ve benim eleştirilerimden arada bir pay alırken muhalefet ise arada bir doğru yapıyorsa bu benim suçum değil ya sonuçta!

Soruyorum size, ana muhalefet partisi doğru bir şeyler yaptı da biz mi alkışlamadık?

Bakın mesela son günlerde kamuoyunca nükleer santral konusu tartışılıyor.

CHP ve lideri her zaman ki gibi “istemezük” yaygarası yapıyor.

Üstüne üstlük Kılıçdaroğlu hükümete kürsüden “15 yıldır enerji de ne yaptın” diye soruyor!

Yahu AK Parti hükümetleri enerji konusunda çok şey yaptı da her yaptığı şeye sen ve partin her defasında “istemezük” diye karşı çıkmandı mı?

Nükleer santral dediler karşı çıktın!

Hidroelektrik Santral  dediler ona da karşı çıktın!

Üçünkü köprü dediler karşı çıktın.

Üçünçü hava limanı dediler ona da karşı çıktın.

Onlar ak dedikçe sen kara demedin mi?

Tek politikan karşı çıkmak iken ve ortaya hiç bir somut öneri koyamıyorken şimdi ben seni nasıl eleştirmeyeyim?

Şaka değil.

Bazen bu millet böyle davranan bir muhalif genel başkanı hak edecek ne yapmış olabilir ki diye ciddi ciddi düşünüyorum.

Acaba milletçe ekmek kırıntısına mı bastık?

Yada gece karanlığında tırnaklarımızı kesip dışarı mı attık?

Yoksa ana babamıza el kaldırıp asi mi olduk?

Biz nasıl bir günah işledik de bunları yaşıyoruz?

 

 

Dokunaklı yazı

 

Hani Boğaziçi Üniversitesi’nde  üniversite öğrencileri(!) tutuklandı ya.

Bu durum bizim tatlı su solcularının zoruna gitmiş.

Neymiş onlar daha öğrenciymiş.

Demokrasiymiş.

Özgürlükmüş.

İnsan haklarıymış.

Mış mış.

Miş miş.

Muş muş.

Hatırlatalım.

Bu ülkede 15 Temmuz sonrası yüzlerce general, albay vs vs. tutuklandı.

Hainlerdi çünkü.

Teröristlerdi.

Kendi milletine kurşun sıkmışlardı.

Milletin uçakları ile milleti bombalamışlardı.

Tutuklandılar çünkü hainlerin cezası bu idi.

Şimdi tüm bunlar kabak gibi ortada iken sırf  üniversite sınavında 10 tane fazla matematik sorusu yaptı diye Boğaziçi Üniversite’ne gitmeye hak kazanmış diye teröre bulaşan destek verenler tutuklanmasın mı?

Sahi bunu mu istiyorsun tatlı su solcusu kardeşim?

Duydum ki;

Böyle şiir gibi yazınca yazı dokunaklı oluyormuş.

Siz böyle seviyormuşunuz.

Al ben de yazdım.

Yılmaz Özdil gibi.

Dokunaklı oldu mu?

 

Uğraştığımız şeylere bak….

 

2018 yılını bile neredeyse ortaladık bizim ülkece uğraştığımız şeyler yıllardır değişmedi.

Kılık kıyafet!

Direk  ön yargı ile yaklaşıyor ve yaftalıyoruz.

Üstelik her kesim yapıyor bunu.

Kimisi mini etek, şort giyiyor diye yaftalanıyor..

Kimisi baş örtülü, cübbeli, sarıklı geziyor diye yaftalanıyor.

Maalesef yıllardır hiç değişmedi bu durum.

İnsanları yaşam tarzları ile değilde insan olarak değerlendirmeyi bir türlü başaramadık.

Geçtiğimiz günlerde bir ortamda kulak misafiri oldum.

Bir bayan ana sınıfına giden çocuğunun başörtülü bir öğretmeninden dert yanıyordu.

Bazı şeyleri  bir türlü sindirememişti çünkü kafasında.

Her ne kadar kendisi modern takılsa da kafası 1950 model kalmıştı.

Şikayeti ne mi?

Mesela öğretmen hanıma nasılsınız diye sorulduğunda “Allah’a şükür” diye cevap veriyormuş.

Çocuğun durumu nasıl diye sorduğunuzda “Daha iyi olacak inşallah” diyormuş.

Üstelik başı kapalı olduğu için aydın  da değilmiş!

Öğretmenler aydın insanlar olmalıymış, böyleleri ise öğretmen yerine anca hafız olabilirmiş.

Bu durumdan rahatsız olmuş ve çocuğunun öğretmeninden zehirleneceğini(!) düşünerek sınıfını değiştirmiş.

Sizi bilmem ama ben acıdım çocuğa!

Öğretmeni değişmiş ama bence esas değişmesi gereken öğretmen değil, ön yargılarının eseri olmuş annesinin düşünceleri.

Maalesef onun da değişme şansı yok.

 

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Aytaç CİCİ yazıları
Advert
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.1563 TL 6.1317 TL
Euro
EURO
6.9731 TL 6.9452 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
Demokrat Kocaeli Gazetesi Kocaelinin Sesi
GÜNCEL
Referandum Anketleri
Personel Alımı
Fetö Operasyonları
Referandum Haberleri
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş
Trabzonspor
SİYASET
Recep Tayyip Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
Binali Yıldırım
SİYASİ PARTİLER
Adalet ve Kalkınma Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi
Milliyetçi Hareket Partisi
DÜNYA
Hollanda Krizi Haberleri
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
ANIT MEDYA