Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
Advert
TARİH 18.10.2018 SAAT 06:50:19
Advert
Aytaç CİCİ

"Reis’e oy var, AK Parti’ye yok” söylemi

 

 

Son zamanlarda etrafımda da sıkça konuşulmaya başlanmıştı.

Reis’oy var, AK Parti’ye yok!

Daha önce gözü kapalı AK Parti’ye oy veren insanlardan da bu söylemi defalarca duydum.

Sanırım bu söylem devletin en tepesine kadar çıkmış olmalı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kayseri’de yaptığı mitingde “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a oy vereceğim ama milletvekilinde vermeyeceğim” söylemi üzerine konuşma ihtiyacı hissetti.

Bu lafları söyleyenleri fitne üretmekle itham etti.

Bir kere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buradaki mesajının direk bu tip söylemlerde bulunan vatandaşlara olmadığının altını çizmek gerek.

Zaten yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için yine aynı mitingde  oyunuzu“Cumhur ittifakına verin” de dedi.

Peki Erdoğan’ın fitneci diye itham ettikleri kimlerdi?

Bana göre AK Parti’nin kendi içine bir mesajdı bu.

Kabul edilse de edilmese de AK Parti içinde Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduğu süreçten bu yana bir çekişme vardı.

Her ne kadar herkes Erdoğan’ın liderliğin biat ediyorsa gözükse de aynı zamanda herkes  Erdoğan sonrası AK Parti için gardını hazırlıyordu.

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi gelince ve Erdoğan partinin başına geçince de de bu sorunlar komple hallolmadı elbet.

Sadece halı altına süpürüldü.

Erdoğan partinin başına geçer geçmez bazı noktalara neşter vurdu.

Düzeni sağlamak adına belediye başkanları bile görevden istifa ettirildi.

Ama tam olarak istenilen noktaya gelindi mi derseniz bence gelinmedi.

AK Parti’de önümüzdeki seçimlerde tasfiye olacağının farkında olan bir sürü siyasetçi var.

İşte bu isimler bu isimlerin bu şekilde bir propaganda ile kendilerine alan açma ihtimali yüksek..

Fitneci mesajı bence tam olarak bu isimlere idi.

Peki ya partide hiç bir siyasi görevi olmayan, bundan önceki seçimlerde gönül rahatlığı ile AK Parti’ye oy verdiği halde bu sefer “Cumhurbaşkanlığı seçiminde oyum Erdoğan’a ama milletvekilliği seçiminde MHP’ye vermeyi düşünüyorum” diyen seçmen gerçeği ne olacak?

Evet “gerçeği” dedim.

Çünkü böyle bir kitle var.

Peki Erdoğan’a koşulsuz destek verdikleri halde bu kitle neden AK Parti ile arasına mesafe koydu?

Bunun sebebi de aslında Erdoğan sonrasında partide oluşan teşkilat yapısı.

Küstürülen kurucu unsurlar.

Yola çıkılan insanların, yolda bulunanlarla değiştirilmesi.

Partide milletin sözünün değilde, siyasi olarak güçlü isimlerin dediği isimlerin milletvekili, belediye başkanı gibi koltuklara oturtulması.

Adamcılık, hemşehricilik hastalığının parti içinde bir virüs gibi yayılması.

Hepsinden de daha da önemlisi AK Partili seçmen, partinin FETÖ ile yeterince mücadele etmediğini, parti içinde hala FETÖ sempatizanı isimlerin olduğunu düşünüyor.

Bu ve bunun gibi bir çok sebep daha önce koşulsuz şekilde AK Parti’ye oy veren seçmeni MHP’ye itiyor olabilir.

Yeni seçim sistemi de Erdoğan’a ayrı, partiye ayrı oy vermeyi imkan kılır hale getirince ortaya da böyle bir söylem çıkmış olması muhtemeldir.

Benimde etrafımda gönülden AK Partili olduğunu bildiğim fakat son günlerde cumhurbaşkanlığında oyum Reis’e ama milletvekilinde MHP’ye vereceğim diyen bir çok insan var.

Her na kadar şu anda öyle düşünüyor olsalar da muhtemelen sandık başında büyük bir çoğunluğu yine oyunu AK Parti’ye verir.

Ama bana soracak olursanız AK Parti’nin seçmenini böyle bir ikilemde bile bırakmaması gerekir.

Bu sebeple eski düzene dönmek şart!

Nasıldı eski düzen?

Eski düzende bir kaç kişinin ya da adamı olanın değil, teşkilatların sözü dinlenirdi.

Yukarıdan iş bitirilmez, tüm listeler tabanda halkın isteklerine göre tanzim edilirdi.

Eskiden adamcılık yoktu.

Adamın adamı da yoktu.

Sadece dava ve davanın adamı olmak vardı.

İşte o yüzden, 24 Haziran’daki aday listeleri bu şekilde düşünen seçmen için çok önemli.

Gönülden AK Partili seçmenin istekleri gözardı edilmemeli.

Beklentileri karşılanmalı ki, ikilem meydana gelmesin.

 

 

Musakka diye başlayıp

imam bayıldı yapmak!

 

 

Günlerdir cevabı merakla beklenen sorunun cevabı belli oldu.

Çatı umutları çöken CHP,  denize düşen yılana sarılır misali Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi aday gösterdi.

Aslında CHP sözcüsünün ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklındaki ilk adayın Muharrem İnce olmadığını şu sözlerden rahatlıkla anlayabiliyoruz.

Ne demişti Kılıçdaroğlu?

“Adayımız ekonomi bilecek.”

Muharrem İnce,  güzel ülkemde Fizik öğretmenliği yapmış daha sonrada CHP’de milletvekili olarak kariyerine devam eden bir siyasetçi.

Öğretmenlik yaptığı dönemdeki öğretmen maaşı ile geçinebilme  becerisi sanırım Kılıçdaroğlu’na göre ekonomi bilmek anlamına geliyor.

Vizyon farkı bu olsa gerek.

Başka ne demişti Kılıçdaroğlu?

“Adayımızın bir başarı hikayesi olacak.”

İnce için böyle bir başarıdan bahsetmek mümkün mü?

Hayattaki tek başarısı Yalova’da milletvekili seçilebilmek.

Tarihin en başarısız CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu bile kurultaylarda yenemeyen birisi için nasıl bir başarı hikayesinden bahsedebiliriz?

Başka ne demişti Kılıçdaroğlu?

“Adayımız polemikçi biri olmayacak.”

İlahi Kemal Bey!

Yine güldürdün bizi.

Birazcık Meclis TV’yi takip eden birisi Muharrem İnce’nin ne kadar polemik sevdiğini, hatta polemik yaratmaktan güç aldığını biliyorken senin bilmeme ihtimalin var mı?

Tabiki yok!

Peki yaptığın tarife hiç bir şekilde uymayan bir adamı neden Cumhurbaşkanı adayı gösterdin?

Neden patlıcan musakka yapacağım deyip, imam bayıldı yaptın?

Senin CHP Genel Başkanlığı’nı teslim etmediğin birini bu milletin Cumhurbaşkanlığı makamını teslim edeceğini mi düşünüyorsun?

Yoksa tüm amacın İnce’yi siyaset arenasından silmek mi?

Sanırım başardın Kemal Bey!

CHP Genel Başkanlığı sürecindeki en olumlu hareketin bu olabilir.

Tabi kendi koltuğunu korumak adına!

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Aytaç CİCİ yazıları
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7013 TL 5.6786 TL
Euro
EURO
6.5895 TL 6.5632 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA