Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
Advert
TARİH 19.10.2018 SAAT 02:01:54
Advert
İbrahim GÜRSEL

Ne vakit yetti, ne de salon

 

Türkiye’nin en sevilen tarihçisi ve bilim insanı kim diye sorulsa, her 100 kişiden 99’u Prof.Dr.İlber Ortaylı diyecektir. Açık söylemek gerekirse kitaplarını soluksuz okuyorum, bir çırpıda bitiriyorum diyemem. Bazen 3-5 sayfayı bitirmek bile saatler alabiliyor. Bunun en büyük nedeni, tarihi İlber Hoca gibi algılamıyor ve bilmiyoruz. Kendisinin de dediği gibi, eğitim sistemimizdeki eksikler bizim tarihle aramızdaki bu uçurumun oluşmasındaki en büyük nedendir. Ortaylı’nın kitaplarını anlamak için önce tarihi O’nun baktığı pencereden genel hatlarıyla da olsabelleğinize oturtmuş olmanız gerekir. Daha sonra İlber Hoca’dan gelecek detaylarla tarih bilginizi donatmak, daha da zenginleştirmek mümkün. Bendeki ve genel olarak bizdeki eksiğin bu olduğunu düşünüyorum.

Ama İlber Hoca’yı tarih anlatırken dinlemek, büyük bir keyiftir. Olaylar arasında kurulan bağlantıların netliği, günümüzle yapılan doğru karşılaştırmaları ve seviyeyi hiç düşürmeden yapılan ince göndermeler ve esprileriyle dinleyeni saatlerce kendine bağlayan bir üslubu var. Anlattıkları da hiçbir siyasi görüş, yönlendirme, art niyet taşımadan saf bilgiye dayanır. Toplumun bu yaklaşımdaki insanlara ayrı bir sevgi ve saygı beslediği bir gerçek.

İlber Hoca, geçen yıl Kitap Fuarı’nda İzmit’e gelmişti. Çok istediğim halde gazetedeki yoğun tempodan dolayı saati uymamış, gidememiş ve çok üzülmüştüm. Televizyonda hangi kanalda görsem durup dinlediğim İlber Hoca’yı, canlı canlı da izlemek istiyordum. Neyse ki, İzmit Belediyesi İlber Hoca’yı geçen hafta bir kez daha şehrimize getirdi. Duyuru hafta başında yapıldığında kendimi bu programa göre hazırladım. Perşembe günü Yunus Emre Kültür Merkezi’ne (Dolphin) erkenden gidip, en ön sırada yerimi alacak, fırsat bulursam İlber Hoca’ya son kitabı “Atatürk”ü de imzalatacaktım. 1.Dünya Savaşı ile ilgili konferans saat 19.00’da başlayacaktı. Ben tam bir saat önce salona gittim. Ama gördüğüm manzarayla adeta şaşkına uğradım. İzmit Belediyesi’nin nikah törenlerini de yaptığı bu salon, bir saat önceden ağzına kadar dolmuş, izleyiciler kapıdan dışarı taşmıştı. İçerideki koltuk aralarına, dışarıdaki koridorlara onlarca ilave sandalye koyulmuştu. Salonda yere oturan gençler vardı.

Bütün kapıları zorladım, imkanı yok içeri burnumu bile sokamadım. Çaresiz dışarıdaki taburelerden birini kapıp, bir köşeye kuruluverdim. Yarım saat içinde gelin ve damatlara takı takma alanı olarak kullanılan o koridor da tamamen doldu. Sandalye, tabure bulamayanlar ayakta kaldı. İlber Hoca’yı bir saat boyunca sıkış-tıkış o koridorda beyaz bir perdeye yansıtılan görüntüsünden takip ettim.

Yine de büyük keyif aldığımı, kaliteli zaman geçirdiğimi söylemem gerekir.

Program yaklaşık 20 dakika geç başladı. İzmit Belediye Başkanı Dr.Nevzat Doğan, hem bu sarkmadan hem de İlber Hocayı bekleyenleri daha fazla sıkmamak adına konuşmasını 3 dakika ile kısıtladı. Gençlere yoğun katılımına teşekkür etti, “Bizim böyle gençlerimiz var olduğu sürece sırtımız yere gelmez” dedi. Büyük alkış aldı.

Ortaylı’nın, televizyon programcısı Buse Biçer ile gerçekleşen konferansı yaklaşık 1 saat sürdü. Salondaki kalabalıktan sadece 2 soru aldı. Ortadoğu’da bugün oynanan oyunlar ve AfrinHatekatı ile ilgili konulardan 1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın durumunu konuşmaya çok fazla zaman kalmadı. İlber Hoca’nın mesajları daha önce de söylediklerine yakındı. Ortadoğu’daki acıların İsrail kaynaklı olduğu, Kürt halkının kandırıldığı, Arap Baharı’nın bitmediği ve Lübnan’ı da bölebileceği, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Suriye ile ilgili öngörülerinin yanlışlığı gibi konuları sıraladı. Yine kızdığı, tarihi yanlış aktarmakla suçladığı kişilere bol bol “cahilsin” dedi. Ama ne bir saatlik süre, ne de salonun kapasitesi İlber Hocayı dinlemek için gelenlere yetmedi. Bu buluşmadan sonra bende kalan; halkın, özellikle de gençlerin aslında tarafsız, siyasi amaç gütmeden, bilgiyi yalın haliyle sunan böylesi bilim adamlarına ne kadar fazla ihtiyaç duyduğu ve onlara hak ettiği değeri göstermekten geri kalmadığını gösterdi.

Bu nedenle Başkan Doğan’a naçizane bir önerim olacak. İzmit’e bir İzmitli’nin yapabileceği en güzel eseri bıraktı, Akçakoca Meydanı’nı ortaya çıkardı. Kapanca Sokak başta olmak üzere, tarihi hamamı, eski evleri ve konaklarıyla eşsiz bir hazine olan o meydana yaz aylarında İlber Hoca’yı yeniden getirse, açık hava konferansı düzenlese müthiş olur. Daha peofesyonel bir ses sistemi ve görüntülerle tarih adına unutulmaz bir geceye imza atar.

 

13-0’ın formülü

 

AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, 3 yıl süren ilk döneminde çok önemli sınavlardan geçti. İki seçim, bir darbe girişimi, bir halk oylaması ve parti genel kurullarıyla dolu bu dönemi başarıyla atlatmasını bildi ki, ikinci dönemde de görev yine kendisine verildi. Ceyhan’ın en önemli başarılarından biri de, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra siyasi parti il başkanlarıyla düzenli olarak her ay bir araya geldiği toplantılardı. İltidar partisinin temsilcisi olarak her konuda tek başına karar verme olanağı bulunmasına rağmen, ilimizdeki sorunları diğer parti temsilcileriyle birlikte belirleyip, ortak çözümler üretilmesini sağladı.  Bu toplantılarla başta alay edenler, gereksiz görenler vardı. Ama seçim dönemi yaklaştıkça bu toplantıların farklı bir önemi daha ortaya çıktı. Seçim ittifakları için adeta zemin yarattığı fark edildi.

Bu toplantılara ilk başlarda CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay da katılıyordu. Ama sonradan masadan ayrıldı ki, bu son derece doğaldı. Sonuçta AK Parti ile CHP, seçimde karşı karşıya gelecek iki kutbun başlarıydı. Seçim dönemi yaklaşırken, ittifaklar konuşulurken, CHP’nin AK Parti ile aynı masada konuşacağı ne olabilirdi?

Sarıbay’ın masaya dönmemesi gayet normal. Ama, Ceyhan diğer il başkanlarının hepsiyle hala çok yakın ve dayanışma içindeyken ve gelecekte bu yakınlığı bir ittifaka dönüştürme ihtmali giderek artarken; Sarıbay’ın olduğu gibi durup, yapayalnız kalması, diğer il başkanlarıyla teması kesmesi hiç mantıklı değil. Sarıbay’a, “Neden masaya dönmüyorsun?” demek yerine “Siz neden ittifak çalışması yapmıyorsunuz?” diye sormak gerekir.

AK Parti ve Ceyhan çalışıyor, kazanıyor. CHP ise oturuyor, mucize bekliyor. Zaten aradaki büyük fark da bundan kaynaklanıyor. Mevcut duruma bakarak seçim sonuçlarını şimdiden tahmin etmek sanırım zor değil.

 

Herkes ne konuştuğuna dikkat etmeli

 

Akit Tv sunucusu Ahmet Keser’in geçen hafta “Gün başlıyor” isimli programdaki sözleri ibretlikti. Keser ABD’nin,Zeytin Dalı Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri de hedef aldığı şeklindeki iftiralarını sözüm ona çürütmek istemişti.

Ve demişti ki; “Türkiye sivil öldürecek olsa Suriye’de ne işi var? Cihangir, Etiler, Nişantaşı’ndan başlarız. Değil mi yani? Bir sürü hain var. Türkiye Büyük Millet Meclisi var”.

(!!!)

Türkiye’nin bugüne kadar terörle mücadelede en kararlı olduğu, haklılığını bütün dünyaya kabul ettirdiği bir operasyon veya savaş; bu kadar saçma ve yersiz ifadelerleamacından bu kadar uzak bir noktaya çekilebilirdi.

Türkiye’nin terörle mücadeleyi sınırları dışına taşıdığı bir dönemde iç savaş çıkaracak türden bu sözleri söyleyene asıl “Sen hain misin?” demek gerekir.

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İbrahim GÜRSEL yazıları
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.5682 TL 5.5459 TL
Euro
EURO
6.4111 TL 6.3855 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA