Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
Advert
TARİH 17.10.2018 SAAT 15:44:17
Advert
İbrahim GÜRSEL

Çürük kapı, manşetten daha ağır suçtur

Derince Denizciler Mahallesi Turgut Reis İlkokulu 1’inci sınıf öğrencisi Mehmet Ali İşler, geçen hafta perşembe günü veli toplantısına katılan annesini beklerken okul bahçesinin raylı demir kapısına tutunuyor. 

Yedi yaşını doldurmamış bir çocuğun kilosu, gücü ne kadar olabilir?

Küçük bir taşı bile yerden zor kaldırır. Ama o bahçe kapısı öylesine çürük veya yanlış yapılmış ki, henüz iki haftalık minik öğrenci Mehmet Ali’nin üzerine bir anda yıkılıyor. 

Ağır demir kapının altında ezilen Mehmet Ali günlerce yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi. Hepimiz dualar ettik, iyileşip ailesine dönsün diye. Ama pazar günü acı haber geldi.

...

Bu yıl eğitim-öğretime çok ama çok sorunlu başladık ve bu sorunlar hiç kimsenin umurunda değilmiş gibi duruyor. Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, her hafta salı günü halk toplantısı yapıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun tek başına halkın arasında dolaştığı belirtiliyor. Acaba hiç kimse bu sorunları kendilerine anlatmıyor mu? Ya da bu sorunları onlar görmüyorlar mı? 

Tek derdimiz mart ayındaki yerel seçimler. Herkes bunu konuşuyor, kimin aday olacağını tahmin etmeye çalışıyor. 

Ama şehrin de dertleri var. Özellikle eğitimde çok büyük sorunlar var. Bunlarla kim ilgilenecek?

Okul yerleştirme sistemindeki değişiklik nedeniyle bazı okullarda aşırı yığılma, bazı okullarda boş sınıflar oluştu. Eğitim-öğretim yılının ikinci haftasına geldik, hala taşlar tam anlamıyla yerine oturmuş değil. 

Yollar perişan. İzmit’in doğusunda da batısında da her sabah okula gitmek için yola düşen öğrencilerin çile çektiğini görüyoruz. Zorlu engelleri aşıyorlar. Bazen ölümle burun buruna geliyorlar. Sıkışan trafikte küfürlerin, hakaretlerin arasından geçip ders başı yapıyorlar. 

İnşaatı tamamlanan yeni okulları açamadığımız gibi, mevcutların bakım onarımlarının da yetersiz, eksik ve yanlış yapıldığı Derince’deki kazadan bile anlaşılıyor. 

Hadi trafik sorununa türlü türlü bahaneler üretiliyor da, bir okulun demir kapısının kontrolünü ne engellemiş olabilir? 

Bu işi ihmal edecek nasıl bir mazeret sunulabilir?

Hepsini bir kenara bıraktım, asıl neyi merak ediyorum biliyor musunuz?

İki hafta önce Gazeteci Ergün Demir, Hereke’de bir babanın oğluna okul pantolonu alamadığı için intihar ettiğini haber yapmıştı. 

Ergün’ün başına bu haberden sonra gelmeyen kalmadı. Azılı bir suçlu gibi jandarmaların arasında karakola götürülüp, ifadesi bile alındı. 

Ergün Demir’e yanlış haber yaptı diye bunları reva görenler, acaba Mehmet Ali’nin altında kalarak ezildiği okul kapısının sorumluları hakkında ne yapıyor, ne yapacak?

Bana göre Ergün Demir’in bir suçu varsa bile, o demir kapıyı yapandan, kontrolünü ihmal edenden daha ağır olamaz. 

Haber yanlışsa çıkar açıklama yaparsınız, kimsenin aklında soru işareti bırakmayacak şekilde olayı aydınlatırsınız telafi edilir. Ama o kapıyı çürük yapan, kontrol etmeyen, denetlemeyenlerin hatası telafisi yok. Artık ne yaparsanız yapın Mehmet Ali geri gelmeyecektir.

...

Çok acı bir olay. O anneyi düşünün. Karnında 9 ay taşıyıp, 7 yaşına kadar saçının teline zarar gelmeden çocuğunu yetiştirmiş. Sonra yaşı gelince formasını, kitaplarını almış ve okula teslim etmiş. Sonra oğlu için belki de dünyanın en güvenli bölgesi olarak düşündüğü okul bahçesi O’nun sonu olmuş.

O babayı düşünün. Her günü oğlum bir gün büyüyecek, adam olup annesine bakacak diye düşünmekle geçen o babayı düşünün. Adam olma yolunda ilk adımı attığı okuldan cansız bedeni geldi.

Şimdi o baba ve o anne adaletin yerini bulmasını, en azından hatası olanların cezalandırılmasını bekliyorlar. 

Ergün, yalnızca haber yaptığı için iki günde derdest edilmiş, hakim karşısına çıkarılmıştı. Şimdi ortada feryat eden bir baba, gözyaşlarına boğulmuş bir anne, 7 yaşında hayattan kopmuş bir çocuk var. Ama kazayla ilgili sadece soruşturma açıldı deniyor. Bakalım bu soruşturma ne zaman bitecek?

 

 

Çelik’in yapması gereken

 

Minik Mehmet Ali’nin ölümüyle ilgili tek açıklama şuana kadar İl Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik’ten geldi. Çelik, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını belirten açıklamasında Mehmet Ali’nin okul saatinden sonra okul bahçesine geldiğini söylemiş. Açıkçası bu ifade beni çok rahatsız etti.

Belki dikkatsizce yapılmış bir açıklamaydı. Belki konuyu tam bilmeden, anlamadan yapılmıştı. Ama bana daha çok sorumluluktan kaçmaya çalışırken yapılmış talihsiz bir açıklama gibi geldi. 

Ne demek okul saatinden sonra bahçeye oynamaya gelmişti? 

Ne yani, o kapı okul saatinde düşmemeye mi ayarlanmıştı? Kaldı ki, Mehmet Ali’nin annesi okula veli toplantısı için davet edilmedi mi?

Belli ki, Mehmet Ali’yi emanet edecek kimsesi olmadığından yanında okula getirmişti. Mehmet Ali, annesini beklemek için mecburen bahçede yalnız kalmıştı. 

Bu acı olaydan sonra O annenin yaşadığı duyguları acaba düşünüyor musunuz? Yaşadığı pişmanlığı, ızdırabı? Bana göre düşünmüş olsalar bu açıklama bu şekilde yapılmazdı.

Aslında bütün okullarda bu tür riskler var. Çalışan anne-babalar genellikle veli toplantısı için okula geldiğinde çocukları bahçede tek başına onları beklemek zorunda kalıyorlar. 

Yanlarında ne bir nöbetçi öğretmen, ne de güvenlik görevlisi var. 

İl Milli Eğitim Müdürü Fehmi Rasim Çelik bana göre talihsiz açıklamalar yerine bu konuda birşeyler yapmalı. Çürük kapıları tespit edemiyorlarsa bile, en azından bu tür veli toplantılarında bu çocukların yanında bir nöbetçi bırakılmalı veya bu toplantılar okul saati içinde yapılmalıdır. Başka çocukların canı yanmaması için mutlaka bu önlemler alınmalıdır.

 

 

Erdoğan, “Fine, thanks...” derse

 

AK Parti’de metal yorgunluğu aynı görevde kaç yıl kaldığına göre ölçülüyorsa, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun bir dönem daha devam etmesi normal şartlarda imkansız. 

Başkan Karaosmanoğlu yılların siyasetçisi. Bugün 66 yaşına geldi. Ömrünün neredeyse yarısını belediye başkanı olarak geçirdi. Yuvacık Belediye Başkanlığı’nın ardından 14 yıldır Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyor.

Ama Başkan Karaosmanoğlu zindeyim, enerjim yerinde diyor. Bir dönem daha yaparım diyor. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığı da herkes tarafından biliniyor. Bu nedenle istemesi halinde göreve devam edeceğini düşünenlerin sayısı az değil. 

Başkan Karaosmanoğlu bu konuda rahatlığını geçenlerde AK Parti İzmit İlçe Danışma Meclisi’nde, yarı İngilizce yarı Türkçe “Benim için adaylık How are you (Nasılsın), ne var yu?” diyerek özetledi. 

Eskiden ortakokulda İngilizce’yi yeni öğrenenler çevresine böyle hava atardı. Yabancı dil öğrenmeyi gözlerinde büyütmediklerini espriyle karışık bu şekilde ifade ederdi. Başkan Karaosmanoğlu da bunu denemiş, “Ben rahatım” demek istemiş. 

Ama bu sorunun bir de yanıtı vardır. Karşındaki “How are you?” diye sorduğunda “Fine thanks and you?” diye cevap verilir. Türkçesi, “İyiyim, sen nasılsın?” demektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım ayı biterken Büyükşehir adaylarını açıklayacak. Herşeye rağmen Başkan Karaosmanoğlu’na “Fine, thanks...” diyecek mi bilmiyoruz. Ama yanıt bu olursa Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu için büyük bir boşluk oluşacaktır. 

Ömrünü aktif siyasetin içinde geçirmiş birinin istekli olduğu bir dönemde ilk kez kenarda kalması, siyaseti bu şekilde tamamlaması zor gelecektir.

Tam bu noktada aklıma 24 Haziran milletvekili seçimleri geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan acaba 24 Haziran’da bunu düşünerek mi Başkan Karaosmanoğlu’na milletvekili ol çağrısı yapmıştı demekten kendimi alamıyorum.

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İbrahim GÜRSEL yazıları
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7013 TL 5.6786 TL
Euro
EURO
6.5895 TL 6.5632 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA