Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert Advert
TARİH 16.11.2018 SAAT 15:18:44
Advert
İbrahim GÜRSEL

Kocaelispor bu kentin, onurunu, şerefini yine kurtardı

Spor Toto 3.Lig’de pazar günü oynanan ve 0-0 berabere biten deplasmandaki Cizre maçı öncesi evsahibi ekip taraftarlarının sosyal medyada haddini aşan, tehditlere varan ifadeleri vardı. Bir-iki değil, topyekün bir saldırı söz konusuydu.

 

Bunun üzerine Cizre Kaymakamlığı aceleyle toplandı. Yazılanları, çizilenleri okudu. Kimin yazdığı, kimin hakaret ettiği, kimlerin tehditler savurduğu belliydi de, onları gözaltına almak yerine daha pratik (!) bir çözüm yolu bulup, Kocaelisporlu taraftarların maça gelmesini yasakladı. 

 

Amaç olay çıkmasını, kan akmasını önlemekti. Kocaelisporlu taraftarlar yasaklanırsa sorun ortadan kalkacaktı.

 

Ama hiç öyle olmadı.

 

...

Kocaelispor, pazar günü ölüm tehditlerine hiç aldırış etmeyen yürekli kulüp başkanı, yöneticileri, teknik ekibi ve futbolcularıyla Cizre’ye gitti. Yanlarında cefakar gazeteci arkadaşlarımız da vardı. 

 

Gözü kara bu bir avuç insan, İzmit’ten 1500 km uzaklıkta Cizre’de “sonumuz ne olacak?” diye düşünmeden stattaki yerini aldı. 

 

Kocaelisporlu oyuncular maç başlarken, “İstiklal Marşı”nı şah damarları patlarcasına haykırarak okudu. Sanki savaşa giderken şehadet getiren askerler gibiydi.

 

Düdük çaldı ve maç başladı. Sert fauller, tribünden edilen küfürler de bu cesur çocukları yıldırmadı. Hatta bizimkiler herşeye rağmen rakibine futbol dersi veriyordu. Bu durum Cizrelileri daha da çileden çıkarmış olacak ki, maçın bitimine 15-20 dakika kala sahanın içine kaya parçaları yağmaya başladı.

 

Maça giden gazeteci arkadaşlarımızın fotoğraflarına bakıyorum, inanılır gibi değil. Sahaya atılan kaya parçaları bazı oyuncuların göğsüne, kafasına gelmiş. Maç sonu soyunma odasına giderken bizim oyuncuları kalkanlarıyla korumaya çalışan polis memurlarından birinin başı atılan taşlarla yarılmış. Neyse ki, daha büyük bir acı yaşanmadan bizimkiler stattan ayrılmayı başarmış.

 

...

 

Ah Kocaelispor’um ah. Sen bu kentin onurunu, şerefini korumak için daha ne bedeller ödeyecek, ne çileler çekeceksin? 

 

Cizre neresidir? Nüfusu kaçtır? Kaç milletvekili, kaç belediye başkanı vardır? Ben size söyleyeyim, Valisi bile olmayan, küçük bir ilçe takımıdır. 

 

Ama pazar günü Türk futbolunda Anadolu’nun yıldızı, tarihi şanlı zaferlerle dolu Kocaelispor’a cehennemi yaşatmaya çalıştılar. 

 

Kafa tuttular, tehdit ettiler, küfür ettiler, bu şehre hakaret ettiler. Yetmedi sahada oyuncularına kaya parçaları fırlatarak yaralamak, öldürmek istediler. Bu şehir ki, Valisi var. On üç milletvekili, biri büyük 13 belediye başkanı var. Ama bu kentin tek markası olan Kocaelispor Cizre’de kafasına taş yerken yanında kimsesi yoktu. Maça gitmek onlara yasak değildi.

Hoş, isteseler taraftar yasağını da pek ala kaldırabilirlerdi. Ama Kocaelispor’u yok saymayı tercih etmişlerdi.

 

...

 

Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz, bu kentin tek delisi ben miyim dese Cizre’ye gitmezdi. Üç ayda koca belediye başkanı, vali, milletvekilleri, il başkanları söz verdikleri parayı toplayıp, tansfer yasağını açamadı. Belli ki, bu lanet ligde boğulup, gitmemizi istiyorlar. Öyleyse ben daha ne yapabilirim diye düşünse bugün görevi bırakırdı.

 

Ama bu kentin şerefini, onurunu da birileri koruyacak.

 

İşte o onuru, o şerefi mangal gibi yürekleri dışında hiçbirşeyi bulunmayan Bahri Yavuz ve ekibi pazar günü Cizre’de bir kez daha korudu.

 

Tahriklere kapılmadan, tehditlere boyun eğmeden Cizre’de bu şehri adam gibi temsil etti.

 

Bu kenti seviyorsak, bu kent bizim yurdumuz  diyorsak; bu kentin seçme ve seçilme hakkını kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki koltukları, belediyedeki makamları işgal ediyorsak bizim bu insanlara en azından gönül dolusu teşekkür borcumuz var. 

 

En azından bu teşekkür borcunu ödeyeblirsiniz. Pazar günü Cizre’de dik durarak bize bu şerefi yaşatan Yeşil-Siyahlı ekibi kendi adıma can-ı gönülden kutluyorum.

 

 

Emine Zeybek’in farkı

 

İzmit Belediye Meclis Üyesi iken İl Kadın Kolları Başkanı seçilen Emine Zeybek, daha sonra istifa etmek zorunda kalmıştı. Siyasetteki dolambaçlardan, kumpaslardan, kirli ve haksız oyunlardan o kadar sıkılmış ve yılmıştı ki, 24 Haziran’da bırakın milletvekili olmayı, belki de siyaseti rafa kaldırmayı düşünüyordu. 

 

Ama O’nun uğradığı haksızlıkları Ankara’da birileri gördü. Milletvekili listesinde 7.sıraya ismini yazdırıp, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmesi için önünü açtı. Siyasi hayatının bu kadar hızlı değişmesi, en alttan en tepeye yükselmesi sanki yeterince şaşırtıcı değilmiş gibi, AK Parti Genel Merkez Yönetimi’ne de alındı.

 

Şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la aynı masada oturup, alınan kararlarda söz hakkı kullanıyor.

 

Ama siyasetteki bu hızlı yükselişe rağmen Emine Zeybek, hala herkesin “Emine Ablası” olarak hayatına devam ediyor. Partinin en üst kademesine çıkmasına, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a en yakın siyasetçi konumuna gelmesine rağmen ne dostlarını değiştirdi, ne de geldiği yeri unuttu.

 

Ben de sürekli karşılaşıyorum. Kendisiyle sohbet etme fırsatı da buldum. Sanki milletvekili ile değil de bir arkadaşımla sohbet eder gibiydim. Yine boş vakitlerini İzmit’in sokaklarında geçiriyor, meslektaşlarını ziyaret için Kocaeli Adliyesi’ne gidiyor. 

 

Av.Emine Zeybek’in bu hızlı yükselişi detaylı incelenmesi gereken bir konu. En azından ilimiz siyaseti açısından eşine az rastlanır bir durum diyebilirim. Ama aynı zamanda bir zamanlar elinde güç varken önünde eğilen, güç gidince yok edilip, ortadan silinmek istenen Emine Zeybek, AK Parti’de son dönemde adamcılık kurbanı olanların da tesellisi oldu. Bana göre en büyük farkı bu. Zeybek, sabredince adaletin mutlaka yerini bulacağını herkese gösterdi.

 

Değişime direnmek zarar verir

 

AK Parti, 7 Haziran 2015 milletekili seçimlerinde ciddi kan kaybı yaşamış, ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tek başına iktidar olma gücünü kaybetmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem halktan gelen mesajı iyi okudu. Hızlı karar aldı. Muhalefet partileri şaşkın şaşkın ortada dolanırken gerekli düzeltmeleri yaptı, kullandığı dili ve vaatleri değiştirdi, halka duymak istediklerini söyleyip 5 ay sonra 1 Kasım’daki erken seçimden yeniden güçlenerek çıktı.

 

Bana göre geride bıraktığımız 24 Haziran’da da sandıktan AK Parti’ye ciddi bir uyarı mesajı geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı oyla, AK Parti’nin aldığı oy arasındaki büyük farkın ne demek olduğunu bana göre Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan yine anladı, biliyor. Bu nedenle değişimde ısrar ediyor. Ama birileri yine sırtını Erdoğan’a dayayıp nasıl olsa seçilirim diyerek yeniden aday gösterilmek için taklalar atıyor. Teşkilatta il ve ilçe başkanlarına kişisel hırsların kurbanı olup, mevzileri terk etmeyin deniyor ama dinleyen çok az.

 

Hatrlayın, AK Parti yeni hükümet sistemini anlatırken “Reise ayrı, milletvekillerine, belediye başkanlarına ayrı oy verilecek. Artık istemediğiniz adaya oy vermek zorunda değilsiniz” diyordu. 24 Haziran’da bu özgürlüğün ilk denemesi yapıldı. Şimdi mesajı almayıp, halka rağmen kişisel ihtiraslarının kurbanı olanlar bana göre ciddi bedel öder. Hem kendine, hem de partisine zarar verir.

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İbrahim GÜRSEL yazıları
Advert
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.4357 TL 5.4140 TL
Euro
EURO
6.1513 TL 6.1267 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA