Advert Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
TARİH 19.08.2018 SAAT 20:42:12
Advert
İbrahim GÜRSEL

AK Parti il kongresinin ardından

 

O’nun adamı, bunun adamı gibi uzayıp gidecek tartışmaları yapmak için önümüzde çok zaman var. Ama AK Parti’nin pazar günü Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşen 6.Olağan İl Kongresi’nde yeniden başkan seçilen Şemsettin Ceyhan’ın yönetim listesinden ilk bakışta çıkan net sonuçlar var. Şimdilik bunları sıralayalım, diğer konulara gelecek yazılarımızda devam ederiz.

 

1-) İlçe belediye başkanlarının Büyük Kongre delege listesinde yedek yazılması, Ceyhan’ın herkese dokunmaya çalıştığını gösteriyor. Belediye başkanlarının daha önce listeye hiç yazılmadığı oluyordu. Ama yedek yazılmak da biraz göstermelik olmuş. Dışarıdan bakınca, önümüzdeki seçimde hiçbirinin yeri garanti değilmiş hissi veriyor. Ayrıca ilçe başkanlarının hepsinin yedek olması, Ceyhan’ın aralarında ayrım yapmadığını göstermek istediği ve bu konuda spekülasyon yaşanmasından çekindiğini de gösteriyor.

 

2-) Ceyhan’ın bu kararından hareketle bu listenin tamamen kendisine ait olduğunu söylemek mümkün. Hatta adaylık sürecinde kendisini yalnız bırakanlardan listeyi hazırlarken fikir alma gereği duymadığı da söylenebilir. Katkıda bulunan varsa, bunlar da ancak Bakan Işık ile Başkan Karaosmanoğlu ile sınırlı kalmıştır.

 

3-) İlçe yönetimlerinde olduğu gibi Ceyhan’ın yönetiminden de önümüzdeki yerel seçimlerde istifa edenler, farklı görevlere talip olanlar çıkacaktır. Bu nedenle 50 kişilik yönetim listesini yedekleriyle birlikte ele alıp, 75 kişi üzerinden değerlendirmek gerekir. Son yedek Mahmut Barış’a kadar bütün isimlerin dengeler üzerine belirlendiğini düşünüyorum.

 

4-) AK Parti'de teşkilat yoklamasına girmeyenler ilçe başkanı seçilince temayülün anlamı kalmamıştı. Şimdi resmi başvuru yapanların 10'da 9'u dışarıda bırakıldı. Bunun yerine bir hafta önce partiye üye olan birisi bile listeye alındı. AK Parti'de açıktan siyasetin, özverinin, emeğin de bir anlamı kalmamış gözüküyor

 

 

Elin oğlunda arabalı roket,

bizde ise asansörde halvet

 

Son dönemde olur olmaz işlerle ilgili verilen fetvaların sayısında bir hayli artış var. Çoğu sosyal hayatla ilgili, kişisel sorunlara; yetkinliği tartışılır, başına sarık takınca kendini birşey sanan tiplerdensorumsuzca yanıtlar geliyor. Soruyu yanıtlamaktan ziyade daha büyük sorunlara, içinden çıkılmaz durumlara sebep oluyorlar. Bunların İslamiyet’i bilinçli olarak küçültmeye çalışan, halkı yanıltmakla yükümlü özel ajanlar olduğunu düşünüyorum.

 

Bunlardan biri geçenlerde asansör kabinini halvet mekanlarından biri olarak ilan etti. Yabancı bir kadın ile bir erkeğin birlikte bulunmasını sakıncalı olarak duyurdu. Hatta detaylarına da girerek açıkladı: “-Asansör yolculuğu 1 dakika sürebilir ama ya asansör arıza yapıp, iki kat arasında uzun süre kalırsa!” dedi.

 

Bu kadar sapkın, bu kadar dinin hoşgörü ve zarafetinden uzak yani!

 

Aklını cinselliğe o kadar takmış ki, asansörde kalan birinin aklına korku, panik ve can derdi dışında hiçbir şeyin gelemeyeceğini düşünemiyor.

 

İslamiyet’in ilk dönemlerinde uzayı, astronomiyi, fiziği, matematiği tartışırken maalesef bu hale geldik. Biz burada asansörle bir kat yukarı nasıl çıkacağız diye tartışırken, elin adamı üstü açık arabayla uzaya çıkıyor, dünyanın etrafında dolaşıyor.

 

 

Kocaelispor’un çıkışı ve

kaptansız geçen 5 dakika

 

Kocaelispor için ligin ilk yarısındaki korkulu rüyalar artık bitti gözüküyor. İkinci yarıya evimizde 2-0’lık Sultanbeyli mağlubiyeti ile başlayınca açıkçası bugünleri göreceğimizden pek ümitli değildim. Kabus devam edecek, korkarım kurtuluş son maçlara kalacak diyordum. Ama açık ara lider Uşakspor’u deplasmanda 2-1 yenip, ardından düşme hattındaki rakiplerimizi dize getirmeyi başarınca bir anda düşme hattının üzerine zıpladık.

...

 

Kocaelispor’un ligin ikinci yarısının ortasına gelmeden rahat nefes alması, düşme hattından uzaklaşması elbette önemli. Şimdi farklı hedeflerden bahsedebilir, Play-Off grubu için hesaplar yapabiliriz. Ama bunun için yukarıdaki takımlara karşı da galibiyetler almamız gerekiyor.

...

Bunlardan biri pazar günkü konuğumuz Tarsus İdmanyurdu’ydu. Bu maçtan galip ayrılabilseydik, üst sıralara yönelik iddiamız güçlenecekti. Maalesef sadece 1 puana razı olduk.

Tarsus karşısında son 6 maçta 4 gol atarak topladığımız 14 puanın 9’unda direkt imzası bulunan Sinan Pektemek’in oyuna çok fazla girememesi belki de istediğimizi alamamıza en büyük etkendi. Sıkı markaj altındaki Sinan’a top taşıyamadık. Maçı hiç pozisyon bulamadan tamamladı desek yeridir. Ama O’nun markaj altında olması, Hamza ve Burak Süleyman gibi ceza sahasına rahat girebilen, ikili mücadelelerde oldukça iyi olan oyuncularımızı çok rahatlattı. Hamza ile Burak, sanırım bu sezon en fazla pozisyon buldukları maçlardan birini geride bıraktı. Zaten 1-1 sona eren karşılaşmada tek gol Hamza’dan geldi.

...

Kocaelispor Başkanı Bahri Yavuz, sezon başında ligde kalmayı hedeflediklerini açıklamıştı. Aslında ligde kalmak bir hedef değildi. Ama sezonu Play-Off ile düşme hattının arasında bitirirsek, en azından Başkan Yavuz’un istediği olacak. Buna karşılık taraftar sonuna kadar üst lige çıkma şansını zorlamak istiyor. Bunun için başta da belirttiğim gibi ligde bizim üzerimizdeki takımları da yenmemiz gerekiyor. Öyleyse Sinan’sız oyunda girdiğimiz pozisyonları daha iyi değerlendirip, son vuruşlarda diğer oyuncularımızın daha dikkatli olması gerekiyor. Bu konudaki eksiklerin mutlaka giderilmesi gerekiyor.

...

Son olarak; Tarsus maçının son dakikalarında oyundan alınan Hamza’nın yerde kalan kaptanlık bandına değinmek isterim. Hamza çıkarken bandı oyun içindeki Mehmet Avcı’ya verdi. Mehmet sağ açıkta oynuyordu. İkinci kaptan Kadir Öge sol bekteydi. Saha içinde birbirine en uzak iki nokta. Mehmet, bir süre kaptanlık bandını Kadir’e ulaştırmaya çalıştı. Başaramayınca kenar yönetime attı. Yedek kulübesi de bandı alıp, kenarda oturdu.

Kocaelispor, son 5-6 dakikayı sahada kaptansız tamamladı.

Mehmet oyuna sonradan girmişti. Sonucu değiştirmek, takımın kazanması için bir şeyler yapmak istiyordu. Bu yüzden kaptanlık bandından çok, oyuna katkı sunmayı daha fazla önemsedi. Ama o bandı, Kadir’e ulaştıramasa bile yakınındaki en tecrübeli bir oyuncuya verse veya kendi taksa kim ne diyebilirdi? En azından Kocaelispor’un tarihinde hiç görülmemiş bir olayın yaşanmasını engellemiş olur, böyle bir ayıba imza atmazdı.

Bizim oyuncularımızda sorumluluktan kaçma alışkanlığı var. Kimden, neden korkuyorlar anlamış değilim. Aman benden bilmesinler de, ne olursa olsun anlayışı hakim. Bu maçta olduğu gibi, yeri geliyor Kocaelispor’un değerleri de bu korku yüzünden ikinci planda kalabiliyor.

Zaten ilk yarıdaki kabusun asıl nedeni de sorumluluktan kaçmayı tercih eden bu yapı değil miydi?

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer İbrahim GÜRSEL yazıları
Advert
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.0142 TL 5.9902 TL
Euro
EURO
6.8493 TL 6.8219 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
Demokrat Kocaeli Gazetesi Kocaelinin Sesi
GÜNCEL
Referandum Anketleri
Personel Alımı
Fetö Operasyonları
Referandum Haberleri
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
Beşiktaş
Trabzonspor
SİYASET
Recep Tayyip Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
Binali Yıldırım
SİYASİ PARTİLER
Adalet ve Kalkınma Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi
Milliyetçi Hareket Partisi
DÜNYA
Hollanda Krizi Haberleri
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
ANIT MEDYA