Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
Advert
TARİH 19.10.2018 SAAT 02:00:33
Advert
Aytaç CİCİ

Meral Akşener bir balondur

 

Bizim medyamız dönem dönem bazı insanları balon gibi şişirmeye bayılır.

Balon şişer, şişer ve sonunda patlar.

Şimdi yine aynı senaryo var.

Malum medya yine birilerinden aldığı destekle yeni bir siyasi figürü pazarlama peşinde.

Yeni dediğime bakmayın ha!

Yıllardır siyasetin içinde bir şekilde var olmuş birini allayıp pullayıp “yeni doğmuş bir bebek” gibi piyasaya sürüyorlar.

Topuklu Asena falan diyerek sözüm ona çekici kılmaya çalışıyorlar.

Evet, doğru bildiniz.

Merak Akşener’den bahsediyorum!

Hani şu 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde nereden aldığı belli olmayan cesaretle “başbakan olacağım” diye naralar atan Akşener.

O zaman bu cesaretine ve öngörüsüne anlam verememiştik gerçi ama o cesaretini nereden aldığı 15 Temmuz ihaneti sonrasında bir miktar ortaya çıktı.

Önce MHP’yi ele geçirmeye kalkıştı.

Fakat hedefine ulaşamadı.

Şimdi ise kendisiyle birlik olanlarla beraber yeni bir parti kurmanın hesabını yapıyor.

Kursun da zaten!

Kursun ki ilk seçimde alsın boyunun ölçüsünü…

Bir Saadettin Tantan gibi..

Bir Mehmet Ağar gibi..

Bir Erkan Mumcu gibi…

Bir Emine Ülker Tarhan gibi siyaset mezarlığına doğru yol alsın.

Doğanın bir kanunu var.

Sert bir rüzgarın bile kayadan koparabileceği sadece ama sadece ufacık toz parçalarıdır.

Meral Akşener ve hareketinin MHP üzerinde ilk seçimde etkisi de anca bu rüzgar kadar olacaktır.

Seçim sonuçları ilan edilip Akşener’in partisi baraj altında kaldığında ise MHP eski MHP olarak yoluna devam edecektir.

Akşener ve onun destekçileri ise yukarı saydığım ve bir dönem medya tarafından şişirilen isimler siyaset mezarlığına doğru yol almaya başlayacaktır.

Çok değil, olurda Allah nasip ederse iki sene içinde bunları yaşayarak göreceğiz…

 

 

Sizin derdiniz ne?

Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan konusu YAŞ kararları idi.

Çünkü TSK içine sızmış hain ordusunun ayıklanmasından sonra toplanan ilk YAŞ’da alınacak kararlar merakla bekleniyordu.

YAŞ öncesinde  her zaman olduğu gibi protokol Anıtkabir’e gitti ve Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarını ilettiler.

İşte olanda burada oldu.

Saygı duruşunun ardından başbakan Binali Yıldırım açtı ellerini ve Atatürk’ün ruhuna bir fatiha okudu.

Okudu okumasına ama bu eylem bazı tiplerin ve basın yayın organlarının hoşuna gitmedi.

Konu ile alakalı olarak malum basın organlarında “Anıtkabir’de Atatürk’ün ruhuna El Fatiha!”, “Anıtkabir’de şimdi de dua” gibi saçma sapan başlıklar atıldı.

Saçma diyorum, çünkü bu başlıklar hangi kafanın ve düşüncenin ürünü anlamak mümkün değil.

Hayır, empati yeteneği olan bir insanım ama ben bu zihniyete bir türlü akıl sır erdirebilmiş değilim.

O yüzden bu sefer hiç empati yapmaya falan da çalışmayacağım.

İçimden geleni haykıracağım.

Beyler!

Burası Müslüman bir ülke.

Siz isteseniz de istemeseniz de öyle!

Anıtkabir ise kabul etseniz de etmeseniz de sonuçta bu ülkenin kurucusunun daimi ikametgahı yani mezarı.

Ve biz Müslümanlar bir mezar başına gittiğimizde ölmüşlerimizin ruhuna inancımız gereği dua ederiz.

Burada sizin rahatsız eden nokta nedir?

Dua okunması mı?

Yoksa Anıtkabir de okunması mı?

Ya da şöyle sorayım.

Sizin derdiniz ne yahu?

 

Kimse TFF’yi sorgulamıyor

Aslında futbol yazmak adetim değildir ama gördüklerim, okuduklarım beni biraz futbol yazmaya itti.

Malumunuz, Türkiye Futbol Federasyonu Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim’in görevine son verdi.

Ondan sonra ise kızılca kıyamet koptu.

Memleket olarak işimiz gücümüz Fatih Terim’in alacağı tazminat oldu.

Ama bir Allah’ın kulu sormadı ki bu sözleşmeyi Fatih Terim mi hazırladı diye.

Hatırlayın.

Fatih Terim Galatasaray’ın başında iken ve iki şampiyonluk kazanmış iken TFF Başkanı Yıldırım Demirören kurtarıcı olarak bir kaç maçlığına Fatih Terim’e teklif yapmıştı.

Terim’de milli duygularla görevi kabul etti.

Bazıları gibi reddetmedi!

Kendisine biçilen kurtarıcı rolünü de başarı ile oynadı.

Terim gelmeden önce oldukça kötü skorlar alan milli takım öyle ya da böyle 2016 Avrupa Şampiyonasına katıldı.

İşin buraya kadar olan kısmı güzeldi.

O zaman Fatih Terim “İmparator” idi.

Fakat sonra bir yerlerden düğmeye basılmış olsa gerek adam birden  im-PARA-tor oluverdi.

Kimse kusura bakmasın.

Medya gazı ile (özellikle Fenerbahçe medyası)  Fatih Terim’in onca başarısını yok sayıp onu paragöz ilan etmek kimsenin haddine değildir.

Terim, tartışmasız bu ülkenin en kariyerli teknik adamıdır.

Seversiniz ya da sevmezsiniz ama daha iyisini birisi yapana kadar bu gerçeğini değiştiremezsiniz.

Kovulma meselesine gelince.

Nasıl bir işveren çalışanını işten kovduğunda tazminat ödemek zorunda kalıyorsa TFF’de Fatih Terim’i kovduğu için tazminat ödemek ile yükümlüdür.

Bu tazminatı alıp almamak ise Fatih Terim’in vicdanına kalmıştır. 

Vicdanı el veriyorsa alsın.

Ama Fatih Terim’e yüklenirken gözden kaçırdığımız bir şey var.

Fatih Terim bu sözleşmeyi kendisi hazırlamamıştır.

Onun önüne böyle ağır şartlarda bir sözleşme koyan ve milletin parasını bol keseden dağıtan TFF yönetimi de bence tartışılmalıdır.

Bu konuda yazdıklarım sakın yanlış anlaşılmasın...

Elbette Fatih Terim’in kovulmasına yol açan olayı savunuyor değilim.

Ama elin yabancı teknik direktörleri ayrılırken milyon dolarlık tazminat ödemek zorunda kaldığımızda ses çıkarmayan medyanın şimdi bir yerlerden aldıkları emirle Fatih Terim’e paragöz yakıştırmasını yapmalarını ve halkı da bu şekilde düşünceye sevk etmelerini doğru bulmuyorum.

Fatih Terim bir değerdir.

Ve kendi değerlerimizi yok etmekte millet olarak bizim üstümüze yok...

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Aytaç CİCİ yazıları
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.5682 TL 5.5459 TL
Euro
EURO
6.4111 TL 6.3855 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA