13.07.2017 Perşembe - 16:00

YANLIŞ hatırlamıyorsam 2010 yılıydı.

Prof. Dr. Ömer Çelik diye bir tarihçi, Derince Belediyesi’nin konferansına gelmişti.

Zübeyde Hanım Kültür Merkezi doluya yakındı.

Konferans başladı.

Çelik yavaş yavaş konuşuyor.

10-15 dakika sonra salondakiler kıpırdanmaya başladı.

Yavaş yavaş kaçıyorlardı.

Sonuna doğru, o dönemin Başkanı Aziz Alemdar, belediye müdürleri ve birkaç vatandaş kalmıştı.

Biz de sonlara doğru dışarı çıkmıştık.

Dönemin ilçe başkanı, “Bu adamları niye getiriyorlar?” diye dışarıda bize serzenişte bulunmuştu.

Ki, haklıydı.

İnanın, hiçbir şey anlatmıyordu.

Herhalde artık ilimize getirilmez diye düşünürken…

Birçok belediyeni birçok programında boy göstermeye başladı.

Konuşmalarına bakıyorum…

Yeni hiçbir şey yok.

Bildik laflar.

Dinleyenlerin surat ifadeleri de, “Bitse de gitsek” havasında.

Üstelik bu zat, her konferansından binlerce lira kazanıyor.

Yıl boyunca 12 belediyeye gelse…

En az 100 bin lira eder.

Yazık paranıza vallahi.

Hem de çok yazık.

Tamam, AKP’li belediyeler konferanslara kendi adamları dışında kimseyi getirmiyor.

Ama inanın ki…

Muhafazakar cenahta öyle kaliteli isimler var ki…

Ömer Çelik ilk 100’e bile giremez…

 

Güzelim sempozyum ne hale getirildi?

 

ULUSLARARASI Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu, eski Değirmendere Belediye Başkanı Ertuğrul Akalın’ın bu kente armağanıydı.

Belediyenin kapatılıp Gölcük’e bağlanmasıyla sempozyum kötü şekilde kabuk değiştirdi.

Yıllar öncesi ile şimdiki zaman arasında dağlar kadar fark var.

Neden mi böyle diyorum?

Sempozyum 11 Temmuz Salı günü başladı.

Rutin bir basın toplantısı düzenlendi.

Gazetelerde küçük şekilde haberi verildi.

Muhtemelen bir de kapanış haberi yapılacak.

Hepsi bu…

Eskiden öyle miydi?

Sempozyumun yapıldığı temmuz ayı, Değirmendere Temmuzu olarak bilinirdi.

Bir ay sürer…

Değirmendere’nin her noktasında bu sempozyum konuşulurdu.

Etkinlikler, turnuvalar, söyleşiler olurdu.

Görünen tablo o ki…

Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş sempozyumun içini adeta boşalttı.

Not: Sempozyuma katılan hiçbir sanatçıya lafım yok. İçeriğinin sadece ahşap heykel yapılmasına indirgenmesine tepkiliyim.

 

Çakma Reis’çi çıktı

 

ALİ Avcı.

Türkiye O’nu, geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı anlatan Reis filminin yapımcısı olarak tanıdı.

İzlemedim ama fragmanından berbat bir film olduğu belliydi.

Zaten yeteri kadar seyirci çekemedi.

Meğerse Ali Avcı da Çakma Reis’çiymiş.

Daha doğrusu…

FETÖ’cüymüş.

Şaşırdık mı?

Tabii ki değil.

Çünkü FETÖ belası, zamanında Türkiye’nin tüm damarlarına işlemiş.

Kimin neci olduğunu anlamak pek kolay değil.

İşte Ali Avcı en güzel örnek.

 

Artı 1’lilerin de yaşam hakkı var

 

ARTI 1 ne demek.

Down sendromlular için kullanılar bir ifade.

En basit tanımıyla Down Sendromu, çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır.

Bu nedenle kendilerinden bahsederken, “Sizden bir fazlayız” diyorlar.

Yani, bizden eksik olmadıklarını vurguluyorlar.

Ama ne yazık ki…

Birçok engellide olduğu gibi…

Toplumun, Down sendromlulara bakışı da pek doğru değil.

Neyse ki, artık onların da kendilerini ifade edebileceği bir mekanları var.

İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan, büyük önem verdiği Down Cafe’yi önceki gün hizmete soktu.

Çok güzel bir hizmet.

Alkışı hak ediyor.

 

Bana müsaade

 

GAZETECİLİK zor iş.

Çünkü her gün gazete çıkarmak…

Kamuoyunu olan bitenden haberdar etmek zorundasınız.

Bu da doğal olarak yoruyor bizleri.

Arada tatil yapmak gerekir.

Ben de pazartesi gününden itibaren bir süreliğine aranızdan ayrılıyorum.

Ağustos ayının ilk gününde görüşmek dileğiyle…

Kendinize iyi bakın.

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.