14.07.2017 Cuma - 9:05

Liderlik zor görev.

‘Ben liderim’ demekle lider olunmaz.

Liderlik basit anlamda insanın kendisine söz geçirebilmesi demektir.

Kendine söz geçirebilen başkalarını da etkileyebilir ve peşinden sürükleyebilir.

Liderlik kelimesi de zaten ‘lead’ yani rehberlik eden, öncülük edendir.

Kendini ikna edemeyenin, kendi davasına inanmayanın arkasından ise sadece menfaatçiler gelecektir…

Bu girişten sonra lafı getirmek istediğim yer CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderlik vasfı.

Ben lafı fazla uzatmayı sevmem. O yüzden bodoslama lafa gireceğim.

Sayın Kılıçdaroğlu göreve geldiğinden beri birçok seçim ve referandum atlattı.

Genelde iktidar koltuğuna CHP’nin oturması siyasi konjonktüre göre zordu.

Yerelde ise bazı seçim alınabilecek yerlerde bile seçim kaybedildi.

Çünkü partideki iç çekişmeler; saha çalışmaları ve partinin yükselmesinin önündeki en büyük etkendi.

Kılıçdaroğlu, 2010 yılından bu yana tabana ‘vay be bizim genel başkan ne biçim iş yaptı, ne kadar harika iş yaptı, tam bir lider’ dedirtemedi.

Hepten de haksızlık etmeyeyim…

Genel seçimler öncesi çok güzel projeler hazırlattı.

İşçisi, memuru, çöpçüsü, çiftçisi, emeklisine kadar her kesim düşünülmüştü.

Hatta asgari ücret biraz yükseldiyse bu CHP’nin sayesindedir.

Ama önce alt katmanlar bu projeleri hayata geçirmeye yeterli mi, daha doğrusu örgütler huzurlu mu diye şöyle bir aşağılara bakması ve bazı yapılanmaları ona buna bırakmaması partinin lehine olurdu.

Her önüne gelen Ankara’ya gitti, ‘O öyle yaptı, bu böyle yaptı’ diye şikayet etti, ‘benim param daha çok, benim çevrem daha çok, beni aday yap’ diye belki de üstü kapalı mesajlar verdi.

Partinin 2’inci ve 3’üncü adamları yakın markaja alındı.

Neyse…

Şimdi günümüze gelirsek Kemal Kılıçdaroğlu başlattığı ve başarıyla tamamladığı ‘Adalet Yürüyüşü’ ile toplumun her kesimini reel anlamda kucakladı.

Kendine inanlar için, kendini mağdur hissedenler için, kendini ötekileştirilmiş kabul edenler için, iktidardan bıkanlar için bu kez umut olabilmeyi başardı.

24 günde 450 kilometre yol yürüdü.

9 Temmuz akşamı saat 18.00’de Maltepe Meydanı’nda kürsüye çıktığı an CHP için artık bir dönüm noktasıydı.

Partilisi, partisizi milyonlar Maltepe akın etmiş, ‘Hak’, ‘Hukuk’, ‘Adalet’ diye haykırıyordu.

İşte o an liderlik vasfı Kılıçdaroğlu’na yapışmaya başladı. Ve bu yapışan vasfını bu saatten sonra çok iyi koruması gerekiyor ki bundan sonra işi daha da zor.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını baştan sona dinledim.

 ‘Yeniden doğuyoruz’ ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından hatırlama babında satırbaşları vermek istiyorum:

-Kimse bu yürüyüşün son olduğunu düşünmesin. Bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır. 9 Temmuz yeni iklim, yeni bir tarih, yeni bir doğuştur.

-Protesto eden yurttaşlarıma da şükranlarımı, saygılarımı gönderiyorum.

-Dünyanın en barışçıl, insancıl eylemini yaptık.

-Konaklanılan her noktadan bir çöp bile bırakmadan ayrıldık.

‘Neden’ yürüdüklerini ve ne istediklerini açıklayan Kılıçdaroğlu, 10 maddelik manifestosunu okudu ve şunları sıraladı:

-OHAL kalksın.

-Adliyeye ve kışlaya siyaset girmesin.

-Yargı bağımsız kalsın.

-Hapiste gazetecileri olmayan Türkiye istiyoruz.

– Üniversiteleri konuşan Türkiye istiyoruz.

-FETÖ ile mücadelenin göstermelik değil gerçekte yapılmasını ve bu darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını istiyoruz.

-Tek adam rejimi değil, demokratik parlamenter sistem istiyoruz.

-Meclis’in gasp edilen değerlerini geri istiyoruz.

-Kadın erkek eşitliği istiyoruz.

-Gençlere saygı istiyoruz.

Kılıçdaroğlu’nun şimdi yapması gereken bu havayı sürdürmesi, alt kadroları sık sık denetlemesi, kongre sürecini iyi yönetmesi ve 2019 seçimlerine önce tabanın içine sineceği doğru düzgün adaylarla girmesi…

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.