TARİH 17.10.2017 SAAT 02:57:24

18.09.2017 Pazartesi - 17:05

 

 

Başbakan Binali Yıldırım, Şanlıurfa’da 2017-2018 eğitim-öğretim yılı açılış töreninde öğrencilere soruyor:

-TEOG kalksın mı?

Sınavlardan nevri dönmüş, gençliğini unutmuş çocuklar hep bir ağızdan “Kalksııııınnn!” diye bağırıyor.

Bildiğiniz mutlu son!

İyi de deyim yerindeyse eşeğimizi kaybedip bulmuş olmuyor muyuz?

İktidar kanadından gelenaçıklamalarda TEOG uzaydan gelmiş muamelesi görüyor. Hani biri getirip eğitim sisteminin içine bırakmış da şimdi temizleniyormuş gibi

Dün yazdığım “Eğitm Yap Boz Tahtası Mı?” başlıklı yazım sonrası konuştuğum eğitimciler TEOG’un sıkıntılarını uzun uzun anlattı. Bu pencereden bakınca evet temizleniyor.

***

Ancak duruma Süleyman Demirel gibi yaklaşmak da yersiz. Demirel’in siyaset tarihine geçen sözünü hatırlayalım:

-Benzin vardı da biz mi içtik?

Yani “benzin yok ama biz yok etmedik” diyor.

-Sen kimsin?

-İktidar.

-Benzini bulması gereken değil misin?

Cevap yok.

TEOG meselesi de böyle. TEOG kötü mü kötü… Kim getirdi? Cevap yok.

***

Tamam TEOG’un sorumluluğu ortada kaldı. Ondan vazgeçelim. İyi de TEOG kalkacak yerine ne gelecek?

Galiba asıl soru-n bu!

Bununla ilgili de sürekli haberler geliyor. Özetlemeye çalışayım:

Yeni sistemin bu yıl sınava girecek öğrencileri de kapsayarak hayata geçmesi planlanıyor. TEOG’un yerine gelecek sistemle ilgili son olarak MEB Müsteşarı Yusuf Tekin, “Liselere 

geçişte sınavsız bir dönem başlayacak. Çalışma grubu oluşturuldu. Kasım ayında TEOG’un yapılıp yapılmayacağı kamuoyu ile paylaşılacak” dedi.

Tekin, yeni modelin Cumhurbaşkanı’na sunulacağını da söyledi.

***

Biliyorsunuz, gözde Anadolu ve fen liselerinin yanı sıra yabancı özel okullar, her yıl 1.3 milyon öğrencinin katıldığı TEOG sınavı sonuçlarına göre öğrenci alıyordu.

Yeni düzenlemeyle daha nitelikli Anadolu ve fen liselerinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kontrolünde “A grubu merkezi sınavlar” niteliğinde bir uygulamaya geçilecek.

Yabancı özel okulların ise kendi sınavlarını yapması gündemde.

TEOG’a giren 8’inci sınıf öğrencilerinin her yıl yüzde 90’dan fazlası, kendi semtindeki liselere devam ediyordu.

Yani sınav aslında yüzde 10’luk bir öğrenci kesiminin nitelikli okullara seçilmesi için yapılıyordu.

Yeni düzenlemeyle bir nevi mahalle liselerine dönüş başlatılacak. Galatasaray, Robert ya da İstanbul Lisesi gibi okulları hedeflemeyen öğrenciler sınav stresi yaşamadan kendi mahallesindeki liselere devam edecek.

Eğitim Uzmanı ve Yazarı Turgay Polat’a göre yeni uygulama 1998 öncesine benzeyecek. Anadolu ve kolej sınavları o dönemlerde ayrı ayrı yapılıyordu. Polat, “Daha önce uygulanan bir sistem olduğu için geçiş hızlı ve kolay şekilde yapılır” diyor.

***

Durum bu…

Okullar açıldı.

Nurtopu gibi olan(!) yeni sorunumuz ise yarı yıl tatiline kadar devam edecek gibi.

Kimsenin sahiplenmediği TEOG sorununu yıl sonuna kadar konuşacağız. Biz de takip edeceğiz.

 

 

 

Trafik akışı eskiye göre iyi ama…

 

Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte ilk sınava trafiğin gireceğini yazmıştım.

Okulların açılmasının tüm şehirlerde olduğu gibi bizde de trafiği etkilemesi kaçınılmaz.

Ama geçtiğimiz sezonun bitişiyle hayata geçirilen yeni trafik düzeni nasıl bir etki yapacaktı görmek gerekiyordu.

Çünkü okullar kapanır kapanmaz başlatılan uygulama trafiğin kendiliğinden de azalması ile mükemmel bir görüntü yaratmıştı.

Okullar açılınca gerçek seviye anlaşılacaktı.

***

O seviyeyi bizzat test ettim.

Durum hiç fena değil.

BİR- Evet Batı yönünden gelip Merkez Bankası’ndan şehir içine giriyorsanız biraz trafik oldu. Ancak Cumhuriyet Caddesi’nden beni korktuğum gibi bir birikme de yaşanmadı.

İKİ- Dörtyol da eskisine oranla daha iyi durumdaydı.

ÜÇ- Hürriyet Caddesi, Batı yönüne gidiş için görevini yaptı.

***

Asıl sorun bence şehrin doğusunda

İzmit’te konutların ağırlıklı olarak bulunduğu Yeşilova- Bayındırlık güzergahında ciddi sıkıntılar var.

BİR- Yeşilova’dan gelişte Naipoğlu Fırınının oradan Yeşilova Kavşağa 10 dakikada gelebildik.

İKİ- İSU çalışması nedeniyle Yenişehir içinde Kanalboyu’na gelip tekrar Bekirdere’den Santral’a doğru gittik. Bekirdere, Üçyol ve Santral’da araç birikmesi yine var.

Dediğim gibi mesele de bu bölgede. Çift taraflı park yapan araçlar, hatta ikinci sırada dörtlüleri yakıp bekleyenler nedeniyle yol iyice tek şeride düşüyor. Karşılıklı bekleyen araçlar trafiği daha da çekilmez hale getiriyor.

ÜÇ- Kocaeli Devlet Hastanesini geçer geçmez, yeni trafik düzeninin faydası hissediliyor.

Evet trafik var ama rahat rahat akıyor.

Leyla Atakan Caddesi ve Alemdar Caddesi de aynı şekildeydi.

***

Uzun lafın kısası, Büyükşehir Belediyesi’nin şehir merkezinde saat yönünün tersine çalışan yeni trafik düzeni işe yaramışa benziyor.

Ama hiç trafik sıkıntısı yok demek de abesle iştigal.

Aklıma şimdi Bilecik Valisi olan dönemin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tahir Büyükakın’ın bir sözü geliyor:

-Biz ne yaparsak yapalım, trafik sorunu bitmeyecek. Biz 2035’te nüfus 3 milyona araç sayısı 4 katına çıkacak. Biz bu süreçte sürdürülebilir bir trafik düzeni kurmalıyız. Yeni şehir içi düzenlemesi de bunun bir parçası.

Doğru söze ne denir!

Mesel sürdürülebilir bir trafik ise şehir merkezi gibi Bekirpaşa bölgesi için de yeni bir trafik akışı düzenlemesi yapılması gerekir.

Benden söylemesi…

 

 

Hocanın en doğru kararı

 

Ümit Metin Yıldız ile olmayacağını en çok yazan gazetelerin başında geliyoruz.

Hocayı sevmediğimiz için değil; oynattığı futbol ile sonuç alamayacağımıza inandığımız için böyle yazıyorduk.

Sevgili Yiğit Özcan’ın “İstifa” başlıklı yazısının mürekkebi kurumadan Ümit Metin Hoca istifa etti.

Belki de verdiği en doğru karar oldu.

Çünkü zor günleri aşmak için büyük mesafe kat etmiş bir camianın sonu küme düşme ve hüsranla biten bir sezona tahammülü olamaz.

Ümit Metin Yıldız ile Kocaelispor’un gidişi böyleydi.

Bahri Yavuz’un ise taraftara gönderme olarak anlaşılan yanlış çıkışına da bir anlam veremedim.

Neyse ki düzeltti.

Şimdi bir doğru daha yapıp, camiayı ve takımı daha yukarılara çekecek bir teknik adamı kulübün başına getirmeleri gerekir.

Yoksa bu gidişat gidişat değil.

 

 

Küçük şeyler

çok önemlidir

 

Ufuk Karavar, 5000 cc motor gücüne sahip lüks bir arabaya sahip.

Araç çok ses çıkarıyor.

Hiç sevmem, böyle araçları ama Karavar, egzozun orjinal olduğunu, araç muayene istasyonundan “Türkiye standartlarına uygundur” belgesi olmasına rağmen trafik polisinin ceza kestiğini söylüyor.

Ceza küçük ama Karavar, haksızlık yapıldığını düşünerek mahkemeye gitmiş.

Cezayı kesen polis ise susturucu takması gerektiğini, aracın çok ses çıkarttığını söylüyor.

Ben de diyorum ki “Ey Ufuk Karavar haklısın!” sonra dönüyorum trafik polisine “Memur bey kardeşim sen de haklısın” diyorum.

Çünkü burası Türkiye… Yüksek sesli araçlar bile uygunluk belgesini alabilir!

Ama o gürültüyü hepimiz çekeriz.

Uzatmayayım, gürültü kirliliği bu kadar büyük sorun iken ülkemizde bu egzoz seslerinin standartları tekrar ele alınması gerekmiyor mu?

Böylece herkesin haklı olduğu saçalıklar yaşanmasa…

 

Kedi köpek işleri

 

İYİ ÖRNEK: Sabah evden çıkıyorum. Önce bir bebek ağlaması sesine benzeyen bir ses…

Sonra paçamı çekeleyen iki küçük pati. Bir aylık bir kedi. Aç ve susuz belli. Hemen eve dönüp bir kaba su bir tabağa da peynir koyarak çıktım. Minik kedinin sabah kahvaltısı bizden oldu. Biliyorum aynısını yapacak yüzbinleriz.

KÖTÜ ÖRNEK: Ve Aliağa’da tekmelenen köpek Mia. Kaldırımda uslu uslu yatarken hayata öfkesini Mia’dan alan bir tekmeci…

Mia bulundu. Tekmeci aranıyor.

Canı acıyan Mia mı yoksa insanlığımız mı bilemiyorum. Umarım bu tekmeciden aramızda çok fazla örnek dolaşmıyordur.

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.