TARİH 26.09.2017 SAAT 01:02:30

16.07.2017 Pazar - 16:00

Hayatın temelinde matematik yatar.

Bütün bu evren yüce Allah’ın varlığına işaret eden ve rastlantısal olamayacak kadar mükemmel şekilde işleyen bir matematik sistemidir.

Ve matematiğin temel kurallarından birisi de Elma ile Armut’un toplanmayacağı gerçeğidir.

Eğer siz Elma ile Amut’u toplamaya çalışıp bir sonuç bulmaya çalışıyorsanız kusura bakmayın ama hafif tabir ile saçmalıyorsunuz, popülizm yapıyorsunuz, tribünlere oynuyorsunuz demektir.

 

Çok değil bundan bir kaç gün önce Kocaeli Koz Gazetesi’nde Yeliz Koray imzası ile bir yazı yayınlandı.

“Yerim sizi destanınızı” başlığıyla yazılan bu yazıda Koray, 15 Temmuz’da gösterilen destansı mücadeleyi tabir yerinde ise alaya aldı.

Öncelikle belirteyim.

Yeliz Koray’ı şahsen tanımam.

Ama ortak tanıdıklarımız var.

Kendisinin dünya görüşü, yaşam tarzı gram umurumda değil.

Bu yazıyı yazmamdaki amaçta  kesinlikle Yeliz’i rencide etmek de değil.

Ona sadece yazdıklarının, yaptığı karşılaştırmaların  Elma ile Armut’u toplamaya çalışmaktan ibaret olduğunu anlatmak istiyorum.

Belki bu yazı onun yazısı gibi sosyal medya ortamlarında ve vatan hainlerinin cirit attığı Ekşi Sözlük gibi ortamlarda popüler olmayacak.

Belki yüz binlerce okunmayacak ama olsun.

Yine de anlatmaya değer diye düşünüyorum.

 

Sevgili Yeliz,

Öncelikle bilmem gereken bir şey var ki 15 Temmuz bir destan değildir.

Bunu destan olarak niteleyenlerde aslında bir iletişim hatası yapmıştır.

Aslında destanlar çoğunlukla hayal unsurları ile beslenmiş ve gerçekten kesitler barındıran edebi eserlerdir.

Oysa 15 Temmuz bir hayal ürünü değildir.

Tıpkı bize Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi gibi…

 İstanbul’un fethi gibi…

Ya da Kurtuluş Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi’nin bir destan olmadığı gibi.

 

Sevgili Yeliz,

Bir mücadelenin büyüklüğünü şehit sayılarını ve mücadelenin süresi belirlemez.

Karşılaştırdığımızda Malazgirt Zaferi’nde şehit düşen sayısı ile Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen sayısı arasında da bu iki mücadelenin süresi arasında da  farklar olacaktır.

Ayrıca Malazgirt Savaşını’nda aslında 24 saat süren bir meydan muharebesi olduğunu sana hatırlatmak isterim.

Hani senin şu beğenmediğin 24 saat!

Şimdi Çanakkale ile Malazgirt Savaşı’nda şehit düşen sayıları farklı diye biri diğerinden daha mı değersiz oluyor?

Senin ve senin düşünceni paylaşanların tabiriyle şimdi birini “yemek” mi gerekiyor!

Aman dikkat edin!

Vallahi de, billahi de boğazınızda kalır!

 

Oysa bu iki savaşta da amaç Türk ve İslam sancağını Anadolu topraklarında dalgalandırmak değil mi?

Her iki savaşta da  şehitler aynı “inanç” ve “iman” ile ölüme koşmadılar mı?

Aslında 15 Temmuz’un da bunlardan bir farkı yok!

Minarelerinden kendi selası okunurken ölüme en önden koşan bir milletten ve onun mücadelesinden bahsediyoruz!

Hani senin ve senin gibi düşünenlerin 3G ile canlı yayınlandı diyerek küçümsemeye çalıştığı milletin mücadelesinden.

O millet ki; koca koca tanklara karınca kadar göğsünü siper etti.

O milletin içinde elinde Kur-an ile tank kovalayan da vardı, henüz bir iki saat önce almış olduğu alkolün etkisi damarlarında dolaşıyor  olmasına rağmen  cihat meydanına çıkıp sokakta “Allah allah” nidası ile haine meydan okuyanda…

Senin ve senin gibi düşünenlerin küçümsemeye çalıştığınız o gece sokakta vuku bulan Çanakkale Ruhu, Sakarya Ruhu, Malazgirt Ruhu’ndan başkası değildi.

Aslında bunları sizlerde çok iyi biliyorsunuz ama ideolojileriniz gözünüzü kör etmiş durumda.

 

Sevgili Yeliz,

Bilmenin isterim ki bu şanlı milletin tarih boyunca verdiği hiç bir mücadelesi bir destan değildir.

Bütün mücadelelerimizde vatan topraklarını şehit kanları ile sulayacak kadar gerçektir.

Ve bu mücadeleler sonrasında Allah bu necip millete kutlu zaferler nasip etmiştir.

Ve hiç bir zaferimiz sizin yapmaya çalıştığınız gibi süreyle, vakitle, sayıyla, rakamla tartıya, teraziye koyulmaz.

Sizin olaya öyle bakıyor olmanız da bu gerçeği değiştirmez!

Öyle ya!

Sizin bakış açınızın Kurtuluş Savaşı’na “Küçük çaplı bir Türk-Yunan savaşı”  gözüyle bakan ve Mustafa Kemal Paşa’yı da “Şehzade yaveri bir Osmanlı paşası”  kabul eden batılı kafasından ne farkı var ki!

Onlar Kurtuluş Savaşını küçük düşürmeye çalışıyor siz de 15 Temmuz’u…

 

 

Sevgili Yeliz,

Demişsin ki bu sefer düşman “Ne İngiliz, ne Fransız ne de Almandı”.

Öncelikle tarih bilginde biraz düzeltmeler yapalım.

Bahsettiğin hiç bir savaşta Almanlar bizim karşımızda savaşmamıştır.

Zaten Birinci Dünya Savaşı’na girmemizin temel sebebi de Almanlar’dır

Hatırlatalım, birinci Dünya savaşında kendi cephelerimizde savaşı kazandığımız halde Almanlar kaybettiği için Sevr gibi bir anlaşmayı imzalamak zorunda kaldık.

Ayrıca Çanakkale Cephesi Komutanın da Meraşal Limon van Sanders isminde  bir Alman olduğunu belirtmek isterim.

Evet evet!

Çanakkale savaşı komutanı bir Almandı!

Amacım tarih dersi vermek değil elbet!

Amacım; düşmanın her zaman tek millet olduğunu ifade etmek.

Amacım sana  yüz yıllardır süren bu mücadelenin aslında Olimpios Dağı’nın çocukları ile Hira Dağı’nın çocukları arasında olduğunu idrak ettirmek.

Unutma!

Bu savaş Haç ile Hilal’in savaşıdır

Olimpios dağının çocukları, bir kez daha Hilal’e boyun eğmiştir.

“Ve la galibe illallah”, yani galip olan sadece Allah’tır

Galip olan Allah’ın kutlu dininin yüzyıllardır bayraktarlığını yapan  necip Türk milletidir.

Bu necip millet için Malazgirt, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale ya da Sakarya Meydan Muharebesi ne kadar değerli ise 15 Temmuz’da o kadar değerlidir.

Dedim ya millet aynı!

İman aynı!

Amaç aynı!

Vatan aynı!

Sizin katlanamadığınız durum ise bu savaşın baş komutanın Recep Tayyip Erdoğan olmasıdır!

Siz, yani Recep Tayyip Erdoğan gitsin de bu ülkede ne olursa olsun diye düşünen zihniyet asla kazanmayacaksınız!

Biz zamanında nasıl Sultan Alpaslan’a, Fatih’e, Mustafa Kemal’e bir komutan olarak değer verip itaat ettiysek şimdi de Recep Tayyip Erdoğan’a aynı hürmeti gösteriyoruz

Çünkü biz bu vatan toprağını kişi ve kurumlara bağlı kalmayacak şekilde canı gönülden seviyoruz.

Yani diyeceğim o ki;

İlle de bir şey yenilecekse!

Bende ideolojilerinizin esiri olmuş sizin o çakma vatanseverliğinizi yiyeyim!

 

Not :

Bu yazı yazıldığı esnada Yeliz Koray henüz gözaltına alınmamıştı.

Yazdıklarına hiç bir şekilde katılmasam da, hatta yazdığı yazının şehitlere ve onların hatıralarına bir ihanet olduğun düşünüyor olsam da gözaltına alınmış olmasına üzüldüm.

Yeliz Koray herkesin kahramanı olmak varken ve tüm şehitlerimizi kucaklamak gibi bir seçeneği ortada ilken maalesef popülist olmak ve birilerine şirin gözükmek adına böyle bir yazı yazmıştır.

Ekşi sözlükteki marjinal tayfanın ve vatan hainlerinin kahramanı olmayı başaran Koray, Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunun vicdanında ise mahkum olmuştur!

Bu ceza ona zaten yeterlidir!

Yazısını bir terbiyesizlik olarak görüyor olmama rağmen “ifade özgürlüğü” kapsamında düşüncelerini paylaşma hakkına da sonuna kadar sahip çıkıyorum.

Bu sebeple yapılan gözaltı operasyonunu da doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

Umarım kısa sürede serbest bırakılır.

Zira onun cezası hapis değil, evinin bulunduğu Kartepe sokaklarında ve İzmit sokaklarında utancından kimsenin yüzüne bakamamak olmalıdır.

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.