Advert Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert Advert
TARİH 20.02.2019 SAAT 03:12:17
Advert
 
Advert Advert

Meclis listeleri ve projeler seçim sonuçlarını...

Meclis listeleri ve projeler seçim sonuçlarını...

Belediye Meclis listeleri önemsiz mi?

Asla böyle bir şey söyleyemem. Ama detaylandırmak isterim.

Eğer Meclis listesini seçim sonucuna etki etmek için düşünüyorsanız yanılırsınız. Belediye Meclis listelerinin seçim etkileme oranı çok düşüktür; hatta yüzde 1’ler seviyesindedir. Tüm PR çalışmalarında benzer rakamları görebilirsiniz.

Feodal ilişkilerin etkili olduğu bazı seçim bölgelerini istisna olarak bırakırsanız genelde durum budur.

***

Peki böyle diye listeler önemli değil mi?

Asla.

Listeler çok önemli çünkü, kenti yönetecekseniz, yönetme iddiasındaysanız yerel yönetime uygun siyasi kadroları oluşturmalısınız.

Listenizde;

-Avukat

-Mimar, mühendis

-Mali müşavir-muhasebeci

-Harita mühendisi- şehir plancısı

-Halkla ilişkiler uzmanı- gazeteci

-Esnaf

Olmalı.

Ayrıca listede bölgesel- etnik temsiliyet, genç, kadın, işçi ve STK temsiliyeti de sağlanmalı.

Böyle olursa kazandığınızda belediyeyi daha iyi- kolay yönetirsiniz. Muhalefet de kalırsanız da kentin haklarını daha iyi savunursunuz.

***

Ben projeler hakkında da böyle düşünüyorum.

Aynı kısır döngü orada da var

Kimse adayların projelerine bakıp oy vermiyor. Adayın yarattığı algı meclis listesinin de projelerin de önüne geçiyor.

Ama böyle diye adaylar projelerine önem vermemeli mi?

Asla.

Aksine çok önem vermeli. Adaylar- partiler, kenti 5 yıl sonra hangi noktaya getireceklerini bize en iyi şekilde aktarmalılar. Bunun için somut önerilerini göstermeliler.

Ama tekrar ediyorum, projelerin de seçim sonuçlarına etkisi çok değil.

***

Eğer bir kampanya yürütüyorsanız her şeyi yerli yerine koyacaksınız.

BİR- Proje ekibiniz tamamen teknik adamlardan olacak. Onlar kampanyayı düşünmeden reel çalışma yapmalı.

İKİ- Meclis listenizin matematiğini de karar mercileri önlerine alıp bakmalı.

ÜÇ- Aday ise tüm o süreçte seçmene dönük çalışmasına devam etmeli.

Sanırım derdimi anlatabildim.

……..

 

Basın konutlarına neden ulaşım yok

 

Yıllar önce Bolu’da “Yedigöller neden turizm yok” başlıklı bir yazı yazıp dönemin valisini eleştirmiştim.

Beni makamına çağırdı ve “Bak sevgili kardeşim, turizm olması için yolun olması ve oraya düzenli toplu ulaşımın olması lazım. Yedigöllerde henüz bunlar yok” dedi.

Kulağıma küpedir.

Eğer bir yerde yerleşim, ticaret ya da turizm istiyorsanız, öncelikle ulaşım meselesini çözeceksiniz.

***

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, meslektaşlarımız için büyük eksiklik olan konut sorunu için TOKi ile birlikte güzel bir proje yaptı. Derince Çınarlı Mahallesi’nde 24 buçuk dönüm arazi üzerine inşa edilen 138 konutluk Basın Sitesi 8 blok 138 daireden oluşuyor.

Sitede yaşam Ekim 2018’de başladı. Konutların yarısı şu an dolu.

Tamamı dolmuyor çünkü ulaşım ciddi sorun.

***

Biraz durumu anlatayım:

TOKİ Basın sitesi en yakın toplu ulaşım durağına 800 metre uzaklıkta.

BİR- Yürüyerek geçilmesi gereken o 800 metrelik yol, çok sapa ve karanlık. Yolda aydınlatma yok, kaldırım yok, yol üzerinde çok sayıda köpek var.

İKİ- Yol kenarına araçlarını çekip eğlenen gençler de ayrı bir tehlike yaratıyor.

ÜÇ- Özellikle kadınlar ve okula giden çocuklar belli bir saatten sonra yolda tek başına evlerine çıkamıyor.

***

Cemiyet yöneticilerinin başvurduğu yetkililerden garip cevaplar da almışlar:

Büyükşehir Belediyesinden bir yetkili “Yolda aydınlatmanın olmaması, kaldırımın olmaması ve köpeklerin olması oraya ulaşım vermemizin gerekçesi olamaz” demiş.

Nasıl bir şey gerekiyor ulaşımın çözülmesi için merak ediyorum.

Bu süreçten sonra da Cemiyet ile bir görüşme de olmamış. Site yöneticisi arkadaşlar şöyle diyor:

Ekim ayının sonunda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığına başvurumuzu yaptık.

Ancak o günden bugüne hiçbir gelişme yaşanmadı.

Biz bölgeden geçen 147 no’lu hattın yukarıya çıkartıp aşağı indirileceğine, Derince Merkez’de Kipa ve 60 Evler arasında ring yapan küçük minibüslerin Basın sitesinin son durak haline getirilmesini önerdik.  Ancak önerilerimiz de pek dikkate alınmadı.”

***

Sizce de tuhaf değil mi?

En ücra köye bile artık bir şekilde ulaşım varken yüzlerce kişinin yaşadığı Basın Sitesi’ne ulaşım için çözüm bulunamıyor.

Bu ayıp- bu yanlış kimin?

 

 

Emniyetten güzel poşet uygulaması

 

Marketlerde poşet paralı olunca birçok tartışma birden başladı.

En çok konuşulan iki konu poşete 25 kuruş alınması ve para ödenerek alınan poşetin üzerinde market reklamı olması

Bunlar seçim zamanı siyasilerin de bez poşetler dağıtmasına yol açtı.

***

Anlayacağınız, bir derdiniz varsa şu sıralar en iyi anlatacağınız materyal, alışveriş poşetleri.

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü de bunu fırsata çevirmiş. Çocukların güvenliği için uyması gereken kuralları poşet üzerine basmışlar.

Çok akıllıca…

Kim düşündüyse tebrik etmek lazım.

***

Peki Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü’nün dağıttığı poşette ne yazıyor:

Sevgili Çocuklar, 5 güvenlik kuralını mutlaka ezberleyelim:

BİR-Bir yere gitmeden aileme haber veririm.

İKİ- Ailemden izin almadan kimseden bir şey almam.

ÜÇ- Adresimi ve ailemin telefonlarını ezbere bilirim.

DÖRT- Kendimi tehlikede hissedersem ailemden, öğretmenimden veya polisten yardım isterim.

BEŞ- Birinin bana dokunması beni tedirgin ediyorsa “hayır Bana Dokunma” demekten çekinmem.”

***

Güzel değil mi?

Çok güncel bir tartışmadan yararlanarak çok önemli bir uyarıyı topluma aktarıyorlar.

Tekrar tebrik ederim.

 

 

 

‘Şen gör’emeyeceğimiz dil

 

Aydınların bir ayrıcalığı vardır. Onlar toplumun genel bakışını paylaşmadıkları gibi topluma eleştiriler de yöneltebilirler.

Ancak seçtiklerin dilin incitici olmaması önemlidir.

Aziz Nesin, “Türkiye’nin yüzde 60’ı aptal”  yerine “Türkiye’de cahillik ve eğitimsizlik ciddi problem. Bundan yüzde 60 etkileniyor” dese başka bir şey olurdu.

Nedense aydınlar toplumu uyarma görevini nedense sert bir dil kullanarak yapıyorlar.

***

Celal Şengör bu noktada son dönemdeki en önemli örnek.

Biliyorsunuz Şengör, Halk TV'de Gürkan Hacır'ın sunduğu Şimdiki Zaman programına konuk olmuş ve organ bağışı ile ilgili "Taraftar değilim. Elin dangalağına verip onu yaşatmanın anlamı yok” demişti. Anlaşılabilir değil.

Elbette cümlenin devamı var. Şengör tepki alan sözlerinin devamında “Ama araştırma yapacaklarsa istedikleri gibi kullansınlar. Araştırma çok mühim. Ben duyuyorum osteoloji dersi için iskelet bulamıyorlar" da demiş.

Ama nafile.

Dil var ya o dil… O söylem… meseleyi başka bir noktaya getiriyor.

***

Şengör’ün tepkiler üzerine yaptığı açıklamada organ bağışına karşı olmadığının altını çizmeye çalışmış ama yine sivri dilin kurbanı olmuş.

RS FM'de yayınlanan Yavuz Oğhan'dan Bidebunudinle programına konuk olan Prof. Şengör, sözlerinin tamamının dinlendiğinde organ bağışı karşıtlığını içermediğini anlatmış.

BİR- Cesetlerin gömülmesi aptalca bir şey.

İKİ- Ben, bir organımı Stalin'e vermek istemem, herif 20 milyon adam öldürmüş.

ÜÇ- Sadece kendimden bahsediyordum. Elin dangalağını yaşatmaktansa bilimsel araştırma daha önemlidir.

DÖRT- Medyaya kızmıyorum, sokakta yürürken köpek gelip sizi ısırsa ne yapabilirsiniz?

BEŞ- Türkiye, benim gördüğüm en ilkel, üst düzey cehalet düzeyinde, en gayrı medeni ülkelerden biri.

ALTI- Türkiye'de bikini giyilmesi, Mercedes'e binilmesi burayı ileri bir ülke yapmıyor. Türkiye Afganistan'dır, Türkiye benim gördüğüm en ilkel ülkelerden biridir, 1000 senedir adam gibi eğitim yok.

***

Öncelikle birçok noktada Şengöre katılmadığımı söyleyeyim.

BİR- Mesela “Bin yıldır adam gibi eğitim yok” diyor. Örneğin Şengör’ün anladığı kusursuz eğitimi  bin yıldır veren hangi ülke var?

İKİ- Organ bağışı meselesini Stalin gibi anormal uç bir noktaya bağlamak neyin kafası?

ÜÇ- Basındaki haberleri “köpek” benzetmesi ile anlatması ise hiç şık değil. Bu nasıl örnekleme?

DÖRT- Diğer yandan katıldığım bir şey var, “Bikini giyilmesi ve Mercedes’e binilmesi Türkiye’yi ileri ve modern bir ülke yapmya da yetmez.” Evet bu cümleye ben de katılıyorum.

Bence ne söylerse söylesin, biz katılalım katılmayalım, Şengör kendine daha yumuşak bir dil tercih etmeli.

 

 

Keşke DP de ittifak içinde yerini alsaydı

 

Nail Baki…

Bilgili…

Dünyayı tanıyan…

Belediyeciliği bilen…

Kişiliği ve karakteri ile çok düzgün bir isim.

Zaman zaman sohbet etme fırsatı da buluyorum.

Baki, şimdi Demokrat Parti’nin Kocaeli Büyükşehir Başkan Adayı oldu.

Hayırlı olsun. Tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

***

Peki Baki’nin şansı var mı?

DP Genel Başkan Yardımcısı Murat Aydoğdu, “Türk siyasetinin baba ocağı Demokrat Parti’dir” diyerek çekim alanı olabileceklerini söylemiş.

DP İl Başkanı Mustafa Nazlıgül, “Kocaeli’nin verdiği vergilerin karşılığını alamadığına” dikkat çekerek, seçmenin yeni arayışlara gireceğini ima etmiş.

Büyükşehir adayı Nail Baki  de “Ak Parti’den oy alacağını” iddia etmiş.

***

Siyasetin matematiğinde iki şey vardır.

BİR-İlke

İKİ- Kitle

İkisine birden sahip değilseniz, ağzınız ile kuş tutsanız seçim sonucu sizin için başarıya dönüşmez.

DP için konjonktür uygun değil. Keşke DP, CHP- İYİ Parti ittifakında yer alsa ve Nail Baki gibi kaliteli isimler de yerel yönetimler adına işlevsel şekilde değerlendirilebilseydi.

Çok isterdim.

 

 

 

 

 

 

Bu haber eklendi
ETİKETLER:
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Güncel haberleri
Advert
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.3227 TL 5.3015 TL
Euro
EURO
6.0156 TL 5.9916 TL
Anket
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
ANIT MEDYA