Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 19.10.2019 SAAT 05:47:02
Advert
Dogu Temizlik
 

Depremin kararttığı bir hayat

20 yıldır depremde kaybolan kızı Gözde'yi arayan ve kızını bulabilmek için her yolu deneyen Nilgün Karamert, şimdi son çare 'Gözde' adıyla kitap yazdı. Kızını bulmak amacıyla kitap yazan Karamert, kitabının basılması için destek bekliyor
Depremin kararttığı bir hayat

 

Burçin SAĞLAM AYSU

Tam 20 yıl…
Şuan itibariyle 7 bin 337 gün.
440 bin 220 saat ve binlerce dakika…
Bu rakamlar belki sizin için bir şey ifade etmiyor olabilir ama Nilgün Karamert için her salisesi acıyla geçiyor.
17 Ağustos 1999 yılındaki o acı depremde hayatı değişen isimlerden sadece bir tanesi Nilgün Karamert.
O da diğerleri gibi bir kayıp annesi.

Deprem gecesi 6 yaşındaki kızını kaybetti ve bir daha asla bulamadı. Yıllarca kızını aradı; Gözdesini.

'Acaba o mu?' ihtimalleriyle umutlandı, gitmediği şehir, sormadığı kimse kalmadı.

Cumhurbaşkanından muhtarlara kadar herkese gözleri dolu dolu derdini anlattı. Televizyonlara çıktı, sosyal medyayı kullandı, kendini anlatmaya çalıştı ama olmadı.

Bir dedektif gibi kendisine gelen izleri takip etti, bulunamayanı buldu, sorulamayanı sordu ama yine olmadı.
Onca çaba onca umuttan sonra Nilgün Karamert, kızını bulabilmenin ona ulaşabilmenin başka yollarını aradı.

O yol da kitap oldu.

Kitap yazdı Karamert.

Adını 'Gözde' koydu. Kızını ve 20 yıllık hikayesini anlattı, "Belki ülkenin diğer bir ucunda yazdığım kitap eline ulaşır da kızımı bulabilirim" umuduna sarıldı.
Ama o umudun gerçekleşmesi için size, sizin yardımınıza ihtiyacı var. Sana, bana ve başkalarına…

Nilgün Karamert, kitabın basımı için kendisine bir el uzatılmasını, acısının az da olsa paylaşılmasını istiyor.

Hikayesi gerçekten yürek dağlıyor.

Hadi gelin biz dinleyelim, o anlatsın.

 

KIZIMIN SESİNİ

HİÇ DUYMADIM

O gece yaşadıklarınızı bizle paylaşabilir misiniz?
O gece komşumuzun kızının kına gecesi vardı. O birinci katta biz ise beşinci kattaydık.6 yaşındaki kızım Gözde ile gece 01.30 gibi eve çıktım. Onlarla sabah görüşürüz diye ayrıldık ama bir daha asla görüşemedik, hepsi depremde hayatını kaybetti. Eve çıktığımızda Gözde uyudu ben de 03.00'e doğru uykuya dalmıştım. Büyük bir gürültüyle uyandığımı hatırlıyorum. depremin sarsıntının etkisiyle yatak odamızın kapısı çarptı ve kapandı. Benim odamla Gözde'nin odası yan yanaydı. Benim bağırmama sesime eşim uyandı, zaten elektrikler kesilmişti, her yer karanlıktı. O sırada başka bir sallantıda da kapı açıldı tam kapıdan çıkıp Gözde'nin kapısının eşiğindeyken ev yıkıldı. Odasına giremedim… Enkaz altında eşimle birlikte 12 saat kaldık ve bu süre zarfında kızımın sesini hiç duymadım. Eşimle birlikte enkazın altında çok kötü bir durumdaydık, hareket edemiyorduk. Her artçıda üzerimizdeki beton daha da baskı yapıyordu. Bu süreçte Gözde'nin sesini duyamayınca öldüğünü düşündüm.

 

Enkazdan kaç saat sonra çıkabildiniz?

12 saat sonra bizi ancak çıkartabildiler. Depremde yan binayla bizim binanın enkazları karışmış. Bizi yan binanın yıkılan duvarından girerek çıkarabilmişler. O duvara da Gözde'nin odasından ulaşmışlar. Bizi de eşini ailesini kaybeden bir adam kurtarmış, eğer o olmasaydı benim ailem gelene kadar biz dayanamaz, hayatımızı kaybederdik. Çünkü sürekli sallanıyordu ve biz her sallanmada sıkışıyorduk. Eşim benden iki saat sonra çıkarılmış. Okmeydanı Hastanesi'ne eşimi beni de Paşabahçe Hastanesi'ne kaldırmışlar. Ben 15 gün eşim ise 65 gün kaldı. Eşimin durumu çok ağırdı.

 

GÖZCE'Yİ BİR
TEĞMEN BULMUŞ

Peki Gözde, kızınız?

Biz hastanedeyken enkazın başına Karasu'da oturan ağabeyim gelmiş, bizi ve Gözde'yi sormuş. Bizi çıkaran adam da bizi kurtarmaya Gözde'nin odasından girdiğini ve Gözde'yi hiç görmediğini söylemiş. Biz de daha sonra öğrendik ki bizim apartmanın karşısında duran boş arazide bir teğmen, kızım Gözde'yi orada ağlarken görmüş ve onu da alıp hastaneye götürüyor. Askeri hastanesine götürmüş, kendisi yaralıymış ama kızımın bir çiziği bile yokmuş. Bu yaşananların yer aldığı resmi ifadeler var. Depremden hemen sonra yani 03.30 gibi askeri hastanede olduklarını söylüyor. Hastaneye acilin önüne gittiklerinde teğmen bayılmış iki saat sonra kendisine gelebilmiş. Kendisine geldiğinde Gözde'nin ortalıkta olmadığını görmüş ve etraftakilere sormuş. Kimse görmemiş ve bir şey de dememiş. Bu yaşananlardan sonra kızım tersanede görünmüş. Biz doğum günü olan ekim ayında televizyona çıkıp kızımı aradığımı söylemiştim, ölü ya da diri ben kızımı aramaya başlamıştım. Hayatını kaybeden milyonlarca çocuğun resmine baktım, belki kızım onların içerisindedir diye. Ama yoktu.

 

 

Hiç gören olmuş mu?

Depremden sonra Şehitler Mahallesi'ndeki Tersane İlköğretim Okulu'nda yarı yıl tatiline 1 hafta kala Gözde'nin kaybolduğunu bilmeyen bir komşumuz kızı (adı Hatice) Gözde'yi okulda görmüş. Okul çıkışıymış ve kızımla konuşmuş, o Gözde'yi bizim okula yazdırdığımızı düşünmüş. Onunda ifadeleri var. Hatice kızıma, "Annenlerde bir şey var mı? Eviniz yıkıldı mı?" diye sormuş ama cevap alamamış. Hemen kızımı yanındakiler alıp götürmüş. Çocukları binalara sokmadıkları için çadırda okutuyorlarmış. Bana bu yaşanan olayı anlattıklarında kendime gelemedim. Hemen okula gittim, polislerle birlikte gittik. Gözde'nin okulda kaydı yoktu, Gözde'nin resmini okuldaki çocuklara gösterdik, tanıdılar ama müdürler ya da öğretmenler Gözde'yi tanımadıklarını söyledi. Keşke şimdiki aklım olsa o okuldan çıkmazdım, diretirdim. O zamanlar benim aklım yerinde değildi. O sıralar ben bacağımı ve kolunu kullanamıyordum, eşim yeniden hastaneye yatmıştı ve maddi imkanlarımız yoktu. O kadar kötü bir durumdaydık ki. Ben belki doğru kararlar veremedim. Ama ben yetkililer gitmiştim onlar neden müdürleri yahut öğretmenleri sorgulamadı neden bu işin üzerine düşmedi. Ben şimdi düşündükçe çok üzülüyorum.

 

ARAMA BİRİMİ

KURULSUN İSTEDİM

Devletten destek almadınız mı?

 

Ben bir anneyim ben elimden gereken her şeyi yaptım ama belli bir yerde tıkanıyorum. Bazı yerlere polisler ya da yetkili isimler daha kolay girebiliyorlardı. Neden kimse Gözde'nin o okulda olduğu haberinin üzerine gitmedi, araştırmadı? Bu çocuk kayıptı ama kimse araştırmadı ve konu kapandı. Ama benim yüreğim hala her dakika yanıyor. Gitmediğim, başvurmadığım hiç kimse kalmadı. Herkes beni bir yerden bir yere yolluyor. Binali Yıldırım başbakan olduğu dönemde 17 Ağustos 1999 anma programı için buraya gelmişti. Ben iki saat boyunca tek tek herkese derdimi anlata anlata Binali Yıldırım'ın otobüsüne kadar gitmiştim. Yaşadıklarımı ağlayarak Binali Yıldırım'a anlatmıştım. Ben başka daha nereye gidebilirim? Ben kimseden para istemiyorum, mevki, ev yahut araba istemiyorum. Benim şimdiye kadar tek istediğim kızım bulabilmek. Benim devletim aciz değil ama bu 20 yıl boyunca ben yana yana bir birim oluşturulmasını istedim. Bu birimde yetkili 5-10 kişi görevlendirilebilir, kayıplarımızı araştırabilirlerdi. Bizdeki ipuçları alınarak çalışabilirlerdi. Benim giremediğim yere yetkili isimler çok rahatlıkla girebilirdi. Ben ve benim gibi birçok insan 20 yıldır evladından haber alamıyor.

 

Yardım etmediler mi?

Daha geçtiğimiz yıllarda mezarlar açıldı ama 3 yıldan beri hala DNS testlerini tamamlayamadılar. Ben her açılan mezara belki çocuğumdan bir parça çıkar diye baktım. Hayır neden bizi umutlandırdılar. Bu kadar mı yok sayılıyoruz? Neden biz hiç önemsemiyoruz. Ben televizyonda bir şey olduğunda hemen Cumhurbaşkanımızın arayıp olayı çözmesini kıskanır hala geldim. Neden bizim derdimize el uzatmıyorlar? Neden ben hiç aranmadım? Aradan 20 yıl geçmiş, belki onlar bu konunun üzerini kapatabilir ama ben anayım ben kapatamıyorum. Ben gece başımı yastığa koyduğum zaman, benim 3 tane yavrum var ikisi burada ama biri yok, bunun acısıyla uyuyorum.

 

Yakın zamanda hiç izine rastladınız mı?

10 sene önce yine Gözde olabileceğine dair bir kayıp kızdan haber aldık.  Yine ağustos ayında bir deprem anma haftasında bir kadın beni görünce aradı. Deprem senesinde Gölcük'te albay olan ağabeyi varmış. O zamanlar albay ağabeyi, depremde kaybolan 6 yaşında Gözde ismin bir kız çocuğuna baktığını söylemiş. Bu adam birkaç kez evlenmiş boşanmış ardından da Gürcistan'a gitmiş, orada yeniden evlenmiş. Ama bu süreçte Gözde hakkında kimseye bir şey söylememiş. Kimsenin bu albayın kızıma baktığından haberi yokmuş. Ben de bunları öğrenince hemen yetkililere gittim, Gürcistan'da adama ulaşmaya çalıştık ama adam orada hayatını kaybetmiş. Belki kızımla birlikte Gürcistan'a gitmiştir umuduyla orada evlendiği kadını araştırmak istedik. Buradan yazılar yazdılar ama kadına ulaşamadılar. Ben pes etmedim uğraştım çabaladım ve o kadını buldum. Yarı Türkçesiyle sorularıma cevap verdi ve kızım Gözde'ye dair hiçbir şey bilmediğini söyledi. Bu umudum da söndü.

 

 

 

UMUDUM HİÇ BİTMİYOR

20 yıl nasıl geçti?

 

Şimdi ben çocuğumu yok mu sayayım, öldüyse bir mezarı olmasın mı? Mezarının başına gidip bir dua okumayım mı? Kaç yıl daha yaşayacağım bilmiyorum, bir insan son nefesini verene kadar acaba benim kızım nerede diye düşmeden edemez.  Umudum hiç bitmiyor ama 20 yıldan beri o kadar çok şey yaptım ki hala elimde hiçbir şey yok. Daha ne yapabilirim bilemiyorum. Biz televizyona ya da haberlere çıktığımızda sadece kısacık yer alıyoruz, bir iki cümlemiz duyulabiliyor. Ama ben bu kitaba yüreğimin yangınını yazdım. Belki 20 yıl kolay söyleniyor ama benim için hiç kolay geçmedi.

 

 

Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Kitabımı yazma sebebim, olur da ben ölürsem ve Gözde ortaya çıkarsa onun için ne kadar emek verdiğimi bilsin istedim. Aklına "acaba ailem beni aramadı mı?" soruları gelsin istemedim. Bu kitabı gün gelirde okursa benim ne kadar mücadele ettiğimi çabaladığımı bilsin görsün istedim.  Çoğu insan benim neler çektiğimiz bilmiyor. çektiğim acıyı sıkıntıları herkes bilsin istedim. Bana göre annelik pes etmemek demektir. Annelik sadece çocuğu doğurup büyümek değil mücadele etmektir.  Bir anne olarak mücadelemi asla bırakmayacağımı duyurmak istedim. Artık yapabileceğim bir şey kalmadı, son çare buna başvurdum. Başka daha neler yapabilirim diye düşünüyorum.

 

UMUDUM BİTSİN İSTEMİYORUM

Benim amacım ünlü bir yazar olmak falan değil, amacım kitabım ne kadar çok yayımlanır ne kadar çok dağıtılır/satılırsa belki Gözde'ye ulaşabilmek. Belki bu kitabımın kızıma ulaşabilme ihtimali bir mum ışığı gibi hafif gelebilir ama ben o ışığa da hasretim. Benim umudum bitsin istemiyorum, benim umudum biterse ben ölürüm. Ben kızıma ulaşabilmek adına bütün sosyal medyayı kullandım, her alanda kızım için çabaladım ama olmadı.

 

Kitabı neden bastıramadınız?

Şuanda kitabı bastıramadım. Kitabımın basımı için satılmama ihtimalinden dolayı nakit para istiyorlar. Maddi anlamda böyle bir imkanım yok. 100 tane kitaba bin 500 TL, bin tanesine ise 6 bin TL istiyorlar. O parayı verecek olsam şimdiye kadar bastırabilirdim, benim bu parayı verebilecek bir bütçem yok. Keşke bastırabilsem de kimseden destek istemesem. Zaten yıllarca kendim bir şeyler yapmaya çalıştım ama bunu yapamayacağım, gücüm yetmiyor.  Biz deprem annesiyiz ama hiç umursanmıyoruz. Ünlü bir yazar olmaya bilirim ama benim adım kayıp annesi. 20 yıldan beri acı çeken, ağlayan bir anneyim. Belki kızım evlat edinilmiştir, belki birileri kızımın resmini görür, bir şeylerden şüphelenir de kızımı bulabilirim. Belki kızım Gözde kitabı okuduğunda resmi gördüğünde yaşadıklarını hatırlar, bu ihtimale sarılıyorum. Ben kitabım konusunda herkesten destek bekliyorum. Ben 20 yıldan beri gerçek anlamda bir destek görmedim, devletimin bana benim gibi kayıp annelere vefa borcu var. Ben artık kızımın kokusunu çok özledim…

 

 

 

“GÖZDE” BİZE NE ANLATIYOR?

1970 Adapazarı Karasu’ da dünyaya geldim. Altı çocuklu bir ailenin en küçüğüyüm. Üç tane abim iki tane ablam var. Ben doğmadan önce Karasu’nun Kozluk köyünde oturuyorlarmış. Daha sonra Karasu’nun içinden arsa alıp ev yapmaya karar vermişler. Babam inşaat ustası olduğu için evi annemle birlikte yapmışlar. Benim canım annemin her tuğlasında emeği vardır. Evi bitirip Karasu’ya taşınmışız.

*

Gözde okula gitmeyi çok istiyordu. Hemen hemen her gün ne zaman okula gideceğim ben diye sorar dururdu. Bir de ne zaman kardeşim olacak ben ne zaman abla olacağım diye. Sıkılmadan her gün aynı soruları sorardı. O zaman altı yaşında gidilmiyordu okula keşke gidilebilseydi de ben de görebilseydim okula gittiğini.

*

Kendinizi kalabalık bir yerde yalnız hisseder misiniz nereye gidersem gideyim hep yalnızdım. Ben Gölcüğün deprem bölgesi olduğunu bilmiyordum. Bilseydim beş katlı bir binanın beşinci katında oturmazdım zaten.

*

O gün temizlik yapmıştım. Birinci kattaki komşumun kızının kına gecesi vardı. Ben beşinci katta oturuyordum kına evde olacaktı. Aslında anlamlandıramadığım içimde bir huzursuzluk vardı. Herkes eğleniyordu benim içimden eğlenmek gelmiyordu. Gözde de çok mutluydu. Oyunlar oynuyor müzik çaldıkça eğleniyordu. Bir ara çocuklarla dışarıya çıkmış. Bakındım Gözde yok çok korktum sonra geldi ben tabi çok sinirlendim. Söylenmeye başladım kızım öldüm korkudan dedim. Kızımda bana annem sen ölme sakın ben öleyim ben sensiz ne yaparım dedi. Ahhh kızım ben sensiz kaldım.

*

Ben zaten vücudumu hissetmiyordum, felç olduğumu düşünmüştüm. Aklım yerindeydi ve ne olursa olsun çıkmak istiyordum. Nefes almak ve gün ışığını görmek istiyordum. Yaşamak istiyordum pes etmemeliydim. Eşime de pes ettirmeyecektim.

*

Hiç tanımadığım insanların içindeydim. Hemen filmler çekildi, oradan oraya tedaviler başladı. Kolum çok fenaydı inanılmaz bir ağrı vardı kolumda. Şişmiş ve morarmıştı. Ayağımda da vardı ama kolumun ağrısından ayağımı düşünemiyordum. Yatağa yatırdılar beni, orada yatan hasta yakınları üzerimi değiştirdiler, her şeyim yırtılmıştı. Düşünceler içinde uyumuşum, uyandığımda hemen koluma baktım, evet kesilmemişti kolum şükürler olsun dedim. Ziyarete gelmeye başlamışlardı, bana gelip ihtiyaçlarımı soruyorlardı.

Neye ihtiyacım vardı benim? Kızıma…

*

“Gözde” depremde kaybettiğim, sağ veya ölmüş olduğuna dair haber alamadığım kızımı kaybedişimin hikâyesi… Yirmi yıldır onu arıyorum.   Uzak illerde bilinmez mahallelerde, sokaklarda onu aradım. TV yayınlarından baskılı tişörtlere, polislere, savcılara, asılsız ihbarlara koştum. Kimsesizler mezarlarından çıkan kemiklerin arasında onun kemiklerini aradım. Cumhurbaşkanı ile görüştüm.

Yaşadıklarımı ve hissettiğim acıyı kâğıda döktüm. Bu roman çıktı ortaya…

Bir annenin dayanılmaz evlat acısına tanık olunsun istedim.

Yıllarca süren bir direnişin hikâyesi kayıtlara geçsin istedim.

Belki Gözdem bulur okur ondan nasıl vazgeçmediğimi anlasın bir gün istedim.

 

 

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Röportajlar haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7880 TL 5.7649 TL
Euro
EURO
6.4414 TL 6.4157 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA