Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 19.10.2019 SAAT 19:02:55
Advert
Dogu Temizlik
 

Down Cafe ile umut oluyor

Gölcük Down Cafe'yi kuran, özel çocukların gülümsemesi için elinden gelen mücadeleyi veren +1 Fark İle Gölcük Down Sendromlular Derneği Başkanı Belgin Abanoz Rumelioğlu'nun sizlerden tek bir isteği var. O da özel çocukların gülümsemesi için cafeye misafir olarak gitmeniz…
Down Cafe ile  umut oluyor

Burçin SAĞLAM AYSU-Özel çocukların meleği; Belgin Abanoz Rumelioğlu.
Daha 18'inde anaokulu açan ve eğitim vermeye başlayan Abanoz, kendini özel çocuklara adadı.

Özel çocukları hayatının merkezine koyan Abanoz, uzun süre özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalıştı.

Ama bunla yetinmedi.

Yıllardır hayalini kurduğu Down Cafe için adım attı.

Önce +1 Fark İle Gölcük Down Sendromlular Derneği'ni kurdu, ardından kolları sıvadı.

İlimizdeki ilk Down Cafe'yi açtı.

Gölcük Merkez Mahallesi 66. Sokak'ta açılan Down Cafe'yi 3 yıldır dernek üyeleri ve özel çocuklarla birlikte işleten Abanoz, çocukların gönlüne fethetti.

Özel bireylerin tek adresi olan Down Cafe'de çok renkli görüntüler oluşuyor.

Ancak bu görüntülere kimse şahit olamıyor.

Nedeni ise bu cafeye kimsenin misafir olarak gitmemesi.

Cafede çalışanlar ve dernek başkanı Abanos, sırf çocukların mutluluğu için insanların cafeye gelmesini istiyor.

"Diğer kafeteryalara 10 kez gidiyorsanız, bizim cafeye bir kez gelin" diyen Abanoz, "Bizi Gölcük dışında herkes biliyor ama bir Gölcük, Kocaeli halkı bilmiyor" diyerek üzüntüsünü paylaştı.

Sadece Gölcük'te değil Ankara'da Meclis'te de özel bireyler için mücadele veren Abanoz, sizden destek bekliyor.

Haydi gelin, bu başarılı kadının özel çocukları nasıl gülümsettiğini birlikte okuyalım.

 

 

 

 

Bizle ve sevgili okuyucularımızla +1 Fark ile Gölcük Down Sendromlular Derneği Başkanı Belgin Abanoz Rumelioğlu, kimdir paylaşabilir misiniz?

 

1976 yılında Fransa'da doğdum, orada büyüdüm. Babam Fransa'nın en büyük maden ocağında çalıştı. Annem ev hanımıydı. İlköğrenim hayatım orada geçti. 13 yaşına kadar oradaydım, 7 kardeşiz. Ben anaokuluna gitmeye başladığımdan beri hep anaokulunda öğretmen olmak istedim. Babam 7 çocuk büyüttü çok çalıştı, bizleri ayaklarımızın üzerinde durmamız için hep destekledi. Ve hepimiz kendi ayaklarımızın üzerinde dimdik durabiliyoruz. Babam bize hiç yokluk çektirmedi. Bizim bağlı olduğumuz köyde Türk derneği kurdu, bize Türkçe öğretmesi için bir öğretmen ayarladı. Türk aileleri her zaman bizim evde buluşurdu, biz Atatürk'ü Fransa'da öğrendik, her şeyiyle onu tanıdık. Kur'an-ı Kerim'i de orada öğrendik ve hatta ben 9 yaşında Kur'an-ı hatim ettim. Biz Fransa'da çok güzel büyüdük. Dostluğu bilerek büyüdük. Çok kıymetli bir  anne ve babanın elinde büyüdüm. Babamın emekli olmasının ardından buraya döndük. Gölcük Değirmendere'ye geldiğimizde kız meslek lisesinde çocuk gelişimi okudum, lisenin yaz tatillerinde bile ben anaokullarında çalışıyordum ve çok küçüktüm. Okulum bitip 19 yaşıma geldiğimde babam bana Değirmendere'nin ilk anaokulunu açtı.  Çok zorlanmıştım o zaman ama çok çalıştık, yemeklerini annem, sevisini babam yapıyordu. 1999 yılına kadar devam ettirdik. 1997 yılında evlendim, iki tane erkek evladım var. Birisi 22, diğer ise 7 yaşında. Depremden sonra anaokuluna ara verince özel eğitimle tanıştım. 2002 yılında özel eğitim kurumunda çalışmaya başladım. Bana gelen velilerin benden ne istediklerini onların ne hissettiklerini çok iyi bilirdim. Bu yüzden aile gibiydik. Sonra başka bir rehabilitasyon merkezinde çalışmaya devam ettim, orada elimden gelenin en iyisini yapmak için çalıştım.  Yoğun geçen çalışma hayatımda hiç evde durmadım, sadece eşim kalp krizi geçirdiğinde bir yıl boyunca evde eşime baktım. Ondan sonra dönüşüm ise böyle oldu.

 

Down Cafe açma fikri nasıl doğdu?

Ben özel bireyleri çok sevdiğim için hep Down Cafe açmak istiyordum. Rehabilitasyon merkezlerinde çalışırken sürekli özel çocuklarımızın sorunlarının çözülmesi için kaymakamlığa gidiyordum, yine bir gün gittiğimde Gölcük Kaymakamı Özel Kalem Müdürü Lütfü Yılmaz bey ile sohbet ederken, kendisine 9 yıl boyunca hayal ettiğim Down Cafe'den söz ettim, bunun için dernek kurulması gerektiğini söyledim. Bana bu konuda destek verdi. Bunun üzerine +1 Fark İle Gölcük Down Sendromlular Derneği'ni kurmaya karar verdik. Derneğimizi 2017 yılında 27 Mart'ta kurduk, bu dükkanı 1 Nisan'da tuttuk. Biz hemen buraya bir iç mimar getirdik. Bize bir proje verdi. Ben hemen Gölcük Belediyesi'nin o dönemdeki belediye başkanı Mehmet Ellibeş'e gittim, projemi anlattım. Bana biraz daha çalışıp yeniden gelmemi istedi. Ben de elimdeki projeye destek bulmak için çalışmaya başladım. Cafemizin projesi 104 bin TL'ye mal oluyordu, ben ve dernekteki arkadaşlarımızla çok ciddi çalıştık ve çok güzel destekler aldık. maliyetin yarısı için destek aldım, Mehmet Ellibeş'e yeniden gittim o da destek verdi derken kafeteryamız için eksiklerimizi tamamladık. Bu süre zarfında hem derneği hem de cafemizi anlatmaya çalıştık. Biz cafemizi 1 Temmuz'a görkemli bir açılışa yetiştirdik. Her yerden insan geldi. Biz bu cafe için çok emek verdik, biz yaptık ve biz devam ettiriyoruz.

 

BENİM HAYATIM

BU DOWN CAFE

Down Cafe'yi açtıktan sonra zorlandığınız anlar oldu mu?

Burayı açmak kolaymış, asıl olay açtıktan sonra devam ettirmekmiş. 2017 yılından beri 3 yıl geçti. İlk zamanlar güzeldi ama şimdi bu ekonomik hayata tutunmak çok zor. Bazen kiramızı ödemekte çok zorlanıyoruz. Burada hiçbir şey yapmasak da çocuklarımızın yemek giderleri oluyor. Çok üzülerek söylüyorum cafemize gelen olmuyor. Cafemiz boş kalıyor. Sadece bu da değil sizi hep eleştiriyorlar, ağır ithamlarda bulunuyorlar. Benim buradan hiçbir beklentim yok. Ben bu işe bir meslek olarak bakmıyorum, benim hayatım bu. Bunu hiç kimse değiştiremez.

 

Down Cafe çocukları nasıl etkiledi?

Artık kendilerine güveniyorlar, tek başına toplu taşıma araçlarına binebiliyorlar, parayı biliyorlar, alışveriş yapabiliyorlar. İlk başta bu çok kolay olmadı ama biz asla pes etmedik. Ben hep velileri dinleyen taraftaydım, evet bizler rehabilitasyon merkezlerinde masa başında eğitim veriyorduk ama sosyal hayata dair bir eğitim çok fazla olmuyordu. Aileler bizlere çocukların sosyal hayatta nasıl yaşayacaklarını soruyorlardı. Beni en çok üzen şey ise aileler 'çocuklarımız bizden önce ölsün' demeleriydi. Ben bunu duyduğumda kaskatı kesiliyordum. Ben şimdiye kadar velilere verdiğim tüm sözleri tuttum hiç mahcup olmadım, hep bana güvenirler. Onlar zaten benim çocuklarımdır. Onların hayatında çok şey değişti. Burada sadece Dowm sendromlu çocuklarımız yok, otizmli ve diğer özel bireyler de yer alıyor. Burada çok güzel insanların hayatlarına dokunuyoruz. Burası bizim her şeyimiz oldu. Ben buranın kapısını asla kapatamam.

 

Size bakışların değiştiğini hissediyor musunuz?

Başlarken herkesin bana bakışı farklıydı, herkes bu projenin altında art niyetler aramaya başladı. 'Bu kadın özel çocukları kullanarak para kazacak' bile diyen oldu. Ama önemli bir çoğunluk bana destek verdi. Beni tanıyan herkes maddi ve manevi olarak arkamda durdu. Ben bana kim ne demiş hiç duymadım, benim vicdanım çok rahat. Herkese tek tek kendimi anlatmaya çalışırsam burada mutlu olamayacağımı anladım. Zor bir süreçten  geçtik.

 

KADIN OLMAK

GÜÇLÜ OLMAKTIR

Bir kadın olarak bu işleri başardınız. Peki kadın olmanın en gurur verici yanı nedir?

Kadın olmak güçlü olmaktır. Kadın olmasam bu kadar güçlü olamazdım.Bu zorlukları aşamazdım. Bir kadın olarak bana yüklenen sorumlukları kaldırabildim. Ben aynı zamanda bir anneyim. Anne olmak ise çok başka bir şey. Benim sadece iki tane değil benim onlarca çocuğum var. Ve bana çocuklarım yeter.

 

Hayatın hangi koşullarına meydan okuyorsunuz?

Ben çocuklarım için ben asla pes etmedim. Kadın ve erkeğin eşit olduğunu düşünen tarafta değilim, erkeğin daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kadın yeri geldiğin çocuk olabiliyor, daha duygusallaşabiliyor. Ben bu kadar güçlü olmak istemezdim. Ben buraya bir iş mantığıyla bakmıyorum. Ben sabah erken saatlerden akşam geç saatlere kadar buradayım. Bazen eşinize evinize yetersiz kalabiliyorsunuz. Kadındır evi ayakta tutan. Bu anlamda çok zorlandığım anlar oluyor. Buraya o kadar çok ağırlık veriyorum ki bazen kendi evimi ihmal edebiliyorum. Ama bu süreçte eşim bana hep destek veriyor. Evde de işte de her şeyi eşimle birlikte yapıyoruz.

 

Yeter artık, çok yoruldum dediğiniz anlar oldu mu?

Oldu, çok oldu. Ben yeter artık yoruldum dediğim anda çocuklar beni yeniden harekete geçiriyor. Bittim yeter dediğim böyle bir günüm olmuştu. Cafenin bir alacaklısı gelmişti, ben de kasanın arkasında oturup hüngür hüngür ağlamaya başlamıştım. Cafeyi kapatmayı düşünüyordum. Tam bu sırada benim telefonumu internette bulan Emre ismindeki bir özel çocuğumuz beni arıyordu ama defalarca. Ben telefonu o sırada açmadım, ağlıyordum. Baktım telefonumu başka bir numara arıyor ben de bu numarayı açtığımda karşımdaki adam yanına özel bir çocuğun geldiğini, isminin Emre olduğunu, beni aramasını istediğini söyledi. Emre sırf benle tanışmak konuşmak için evden kaçmış. Başiskele'de bir kırtasiyecinin yanına gitmiş ve beni aratmış. Ben o anda ağlamayı bırakıp Emre'yi bulunduğu yerden almak için yola çıktım, ne yaşayacağımı kimle karşılaşacağımı bilmeden yola koyuldum. Emre'yi alıp cafemize getirdim. Emre o gün cafenin her köşesinde fotoğraf çekildi, o kadar mutluydu ki. O an dedim ki bu cafeyi asla kapatmayacağım. Kim gelirse gelsin bu kapıyı kapatmayacağım.

 

 

BU SOKAKTAN

VAZGEÇMEYİN!

Sizin cafeniz Kahveler Sokağı'nda yer alıyor. Ama buranın havası değişmiş. Bu sokağa kadın eli değmiş diyebilir miyiz?

Biz buraya geldikten sonra inanın erkeklerin oturuş şekilleri bile değişti. Buradan artık kadın geçiyor. Ben daha bugüne kadar bu sokakta bir kişinin çocuklarıma ya da bize yan gözle baktıklarını görmedim. Bu yüzden söylüyorum. Niçin bu sokaktan vazgeçiyorlar. Ben bütün başkanlara söylüyorum eğer siz bu sokağa girerseniz herkes girebilecek. Büyüklerimiz Down Cafe'ye gelirse halk de gelecek. Halk gelip burada çay kahve içmeyip, bu çocuklarla vakit geçirmedikten sonra bize nasıl destek olabilir?

 

 

 

 

Bu alanda gönüllü olmak çalışmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz var mı?

Herkes bunu yapabilir mi bilmiyorum. Çünkü gerçekten çok fazla emek vermek gerekiyor. Kendinizden ailenizden çalmanız gerekiyor. Ben mesela şuan benimden ışın tedavisi görüyorum. benim dinlenmem stres yapmamam daha sakin olmam lazım. Beynimdeki pıhtı her an atabilir. Ama gördüğünüz gibi hiç durmuyorum, duramıyorum. Çocuklarla birlikte olmak bana iyi geliyor. Bu işi gerçekten yapabileceklerine inanan kadınlar varsa hiç durmasınlar. Bu iş gerçekten insanı mutlu ediyor. Karşılaştığım sorunlar ne olursa olsun ben burayı kapatamam ben arkamı dönüp gidemem, burada arkamda çok can var. Eğer ben gidersem çok hayat söner. Burası onların yaşam alanı. Gidebilecekleri kendilerine ait bir yer var. Burayı kapatamam buraya kıyamam.

 

Hiç şiddete uğradınız?

Bana yapılan iftiralar, insanların beni haksız yere yargılamaları benim için en büyük şiddet. Benim hakkımda yapılan haberlerden sonra benim gözümün yaşı hiç durmadı, çok üzülmüştüm. Ben bunu hak etmemiştim. Beni kaymakamımız çağırmıştı, 'Ben senin ilk önce bir heves için başladığını sandım ama sen beni yanıltın. Bizim hakkımızda dosya dosya şikayet varken senin için bir kişi konuşmuş çok mu? Sen pes mi edeceksin? Ya bu odadan çıktığında evine gidiyorsun bir daha o cafeye gelmiyorsun ya da hak ettiğin gibi alnın açık dimdik işine devam ediyorsun' dedi. Bana çok destek verdiler gerçekten. Onlar bana destek vermeseler ben tek başıma başaramazdım. Artık kim ne demiş ne yazmış hiç umurumda değil.

 

ÇOCUKLARIMIZIN
CAFESİNE DE GELİN…

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Biz o kadar çok güzel işlere imza attık ki. Afrin'e de gittik, TBMM'ye de. Kocaelispor maçına gittik, birlikte mangala da. Ben Meclis'te kurulan komisyonda yer alıyorum ve haftaya yine oraya gideceğim. Özel bireyler adına çok güzel çalışmalarımız olacak. Biz kendimizi kendi şehrimiz dışında herkese anlattık. Bir Gölcük'e anlatamadık. Diğer kafeteryalara 10 kez gidiyorsanız en azından 1 kez buraya gelin. Bana içeceğiniz çayın hiçbir kazancı yok. Ama çocuklar burada hizmet etmek istiyor, kendilerinin güzel işler başardığını hissetmek istiyor. Müşteri gelince mutlu oluyorlar, seviniyorlar. Bundan bizi yoksun bırakmasınlar. Benim Down Cafe'den sonraki hayalim Down Köyü. Ben o köyü kuracağım. O köyde çocuklarımızla birlikte ekip biçeceğiz. Orada kalacak, o köyde kendilerini keşfedecekler. Biz aslında çok fazla tanınıyor ve biliniyoruz. Çukur'un galasına da gittik, Deniz Akkaya'nın bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında çocuklarımız podyumda da yer aldı. Biz her yerdeyiz.

 

 

BU OKULDA
NELER VAR NELER

Peki okul?

Cafenin giderlerini karşılamakta artık çok zorlanır hale gelmiştim, çalışmam gerekiyordu. Ne yapmalıyım diye düşünürken, bana dostlarım özel bireyler için bir okul açmam gerektiğini söylediler. Gerçekten benim bir yol bulmam gerekiyordu, paramız yoktu. Benim evimin borcu yoktu ama cafemizin borcu vardı. Ben de Mesut Volkan Sezgin ortaklığında Özel Deniz Yıldızı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ni kurdum. Okulumuzun geliriyle ben buranın borçlarını kapattım, buranın giderlerini karşılıyorum. Benim her zaman önceliğim cafe oldu. Kurumu açma sebebim cafedir. Şimdi okulda işitme, down sendromu, otizm ve özel öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerimizle bir aradayız. Kültür sanat faaliyetleri, perküsyon, müzik, folklor, modern dans eğitimlerimiz oluyor. Bu eğitimler ailelere ücretsiz olarak veriliyor. Özel eğitimci ve alan mezunları ile çalışıyoruz. Şuanda 120 öğrenciye hizmet veriyoruz. Körfez'den Derince'den birçok yerden öğrenci geliyor. Kocaeli'nin her ilçesine servis imkanı sunuyoruz ve herhangi bir ücret almıyoruz. Aralık ayı için bir müzikal hazırlığımız var. Türkiye'de bir ilk olacak. bununla ilgili çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Ozan Çelebi hocamız eşliğinde kültür sanat ve folklor derslerimiz çok keyifli geçiyor. Sporumuzu yapıyoruz. Ritim grubumuz var ve bu grubu Toygar Işıklı destekliyor. Bize aletler konusunda sponsor oldu.

 

 

EVLATLARINIZI

VİCDANLI YETİŞTİRİN

Kadın cinayetleri…

Türkiye'de kadın olmak çok zor. Benim mesela kılık kıyafetime hiç karışan olmadı. Başarılı kadınlar asla alkışlanmıyor altında sürekli bir şeyler aranıyor. Takdir etmek yerine art niyet arıyorlar. Kadın cinayetlerinde de bu hırslar vardır. Bu cinayetlerin sonu gelecek mi bilemiyorum. Bir insanın nasıl yetiştirildiği çok önemli. Anne ve babanın vicdanlı evlatlar yetiştirmesi lazım. Eğer eleştiren bir anne-baba olursanız sizin evladınız da eleştirecek, eğer siz kırar dökerseniz sizin evladınız da kırıp dökecek. Bu yüzden önce anne ve babaya büyük görevler düşüyor. Bir de cezalar çok caydırıcı değil. Herkes vatandaşlık görevini yapmak zorunda. Kadınlar da birlik olacak. Kadın kadına sahip çıkacak.

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Röportajlar haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7880 TL 5.7649 TL
Euro
EURO
6.4414 TL 6.4157 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA