Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 09.12.2019 SAAT 16:12:50
Advert
 

Kadın girişimcilerin destekçisi olacak

KYÖD'ün ve Kocaeli Barosu Kadın Hakları Merkezi'nin başkanı olan avukat Didem Turan, ekonomik hayatın içerisinde kadınların daha çok yer alması adına kadın girişimcileri destekleyeceklerini bunun için bir proje çalışması içerisinde olduklarını açıkladı
Kadın girişimcilerin destekçisi olacak

Didem Turan.
Kendisi bir avukat, bir eş, bir anne ve bir başkan.
Kısa adı KYÖD olan Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği'nde başkanlık görevini yürütüyor.
Aynı zamanda Kocaeli Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı olarak da hukuksal alanda mücadele veriyor.
Bu hafta 'Kadın Kadına' söyleşilerimizin konuğu olan Didem Turan ile sohbet ettik, hem kendi özel hayatı hakkında konuştuk hem de toplumda kadınların yaşadıkları sorunları ele aldık.

Kadın girişimcilerin ekonomik hayatta daha çok yer alması gerektiğinin altını çizen Didem Turan, bu yüzden bir proje çalışması içerisinde olduklarını paylaştı.

Merak ettiğimiz sorulara cevap veren Didem Turan ile siz okuyucularımı baş başa bırakıyorum.

Keyifli okumalar…
 

 

Bize biraz kendinizden söz edebilir misiniz?

Manisa Akhisar'da dünyaya geldim.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum. 32 yıldır   avukatlık yapıyorum. Makine mühendisi Akın Turan ile evliyim ve iki tane kızım var. Bir kızım İstanbul'da yüksek lisansını tamamladı ve iş hayatına atıldı, diğer kızım ise liseyi bitirdi, eğitim hayatına devam ediyor. Kocaeli'de çeşitli sivil toplum örgütlerinde topluma  faydalı çalışmalara katkı sunmaya  çalışıyorum. 2018 Haziran ayında KYÖD'e  başkan seçildim. Semra Başlak'tan sonra KYÖD'ün ikinci kadın başkanı oldum. İkinci defa aday olmayacağım. KYÖD'ün geleneğinden dolayı herkes bir dönem başkanlık yapıyor. Amaç hizmet etmek olduğu için yeni heyecanlar her zaman derneğimizi canlı tutuyor.

 

KYÖD'de kadınlar özelinde projeleriniz oluyor mu?

Biz kentin bütün katmanlarına dokunmayı hedefleyen bir sivil toplum örgütüyüz. KYÖD her zaman kadın meselelerine karşı duyarlı olmuştur. Derneğimizde kadın, engelli, çevre ve doğa çalışmaları mutlaka oluyor ve KYÖD'ün komisyonları içerisinde değerlendiriliyor. Öncelikle kadın üye sayısını artırmaya yönelik bir çalışmamız  var. Diğer yandan kadın girişimcilerin desteklenmesi ve üretimlerinin ekonomiye   kazandırılmasını hedefleyen  bir proje hazırlıyoruz. Çalışmanın  temel hedefi ekonomik hayatın içerisinde kadınların daha çok yer alması ve kadının daha güçlü bir birey olarak ayakta durması... Bu  projeyi 2020 yılında hayata geçirmeyi planlıyoruz. Çalışmayı paydaşları ile görüşüp netleştirdikten sonra kamuoyu ile paylaşacağız. Öte yandan baroda kadın sorunlarına yönelik bir çok çalışma yapıyoruz. O çalışmaları KYÖD ile birleştirdiğimiz alanlar da oluyor. Kocaeli Kadın Kuruluşları Birliği adıyla bir platform var bunun içerisinde KYÖD de yer alıyor.

 

EŞİT BİR BİREY
OLARAK GÖRÜLMÜYOR

 

Günümüzde kadınların karşılaştığı en büyük güçlük nedir sizce?

Kadınların karşılaştığı en büyük güçlük toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşadığımız toplumda tam olarak algılanmamasıdır. Kadını eşit bir birey olarak görmediğiniz anda sorunlar  başlıyor... Kadın veya  erkek cinsiyetiyle eşit bireyler olarak doğmamıza  karşın toplumun kadın için belirlediği algı, kadına cinsiyeti üzerinden yüklediği misyon kadına aile, iş ve sosyal yaşamda zorluklar yaşatıyor. Bir kadını mesleki olarak şoför koltuğunda gördüğümüzde bu özel bir şeymiş gibi algılıyoruz. Bazı iş ve meslekleri sadece erkeklere aitmiş gibi algılıyoruz mesela. Aile içinde bazı rolleri de kadın ve erkek rolü olarak belirliyoruz. Örneğin evde yemeği mutlaka kadın yapmalı diye şart koşarken restoranlarda aşçıların çoğu erkek olduğunu görüyoruz… Hem ülkemizde hem de dünyada kadının en büyük açmazı eşit bir birey olarak görülmemesi ve bundan kaynaklanan sorunlarıdır.

 

Ailenizde bir baskıyla karşı karşıya geldiniz mi?

Benim annem ve babam eşitlikçi insanlardı, aydın bir ailenin çocuğu olarak yetiştim. Manisa Akhisar'da yaşarken içinde büyüdüğüm  toplum kadını kimliğinden dolayı baskılayan bir toplum değildi. 3 kardeşiz, bir ağabeyim ve bir erkek kardeşim var ve ailem bana ağabeyimden farklı asla davranmadı. 1980 darbesinden sonra İstanbul hukuk fakültesini kazandım, siyasi olayların çok yoğun yaşandığı dönemdi. Ailem sadece o zaman "Acaba Didem'i gönderebilir miyiz? Güvenlik noktasında sorunlar yaşar mı?" diye bir kararsızlık yaşadı. Ama ben ortaokuldan beri avukat olmak istediğim için arkamda durdular ve "Sen yaparsın" dediler. Hayatımda ilk defa 17 yaşındayken evimden-ailemden ayrılarak başka bir kentte tek başına yaşama mücadelesini verdim. Annem bana her zaman kadının kendi kazancı olmalı derdi bu yüzden her zaman bana destek verdi.

 

 

Peki mesleğinizde kadın kimliğinizden dolayı bir ayrım yaşadınız mı?

Avukatlık  hukuk, adalet ve eşitlik kavramlarını temel alıyor. Kadın kimliğimden dolayı avukatlık mesleği hayatımda herhangi bir ayrım yaşamadım.Yaptığınız işi ne kadar iyi ve doğru yaptığınıza ilişkin bir ön fikir ile geliyor müvekkillerimiz. Elbette erkek avukat isteyen doğrudan ona yöneliyor olabilir. Ya da tam tersi  bazen aile hukukuyla ilgili yargılama süreçlerinde bu meseleyi  kadın avukatlarla çözmeyi seçen kadınlar da oluyor… Bu da bazen bizlere pozitif olarak yansıyor.

 

Kadın olmanın en gurur verici yanı nedir?

Bence insan hayattaki duruşunu cinsel kimliği üzerinden değil kişiliği üzerinden veriyor.

Evet anne olmak bir canı dünyaya getirmek çok gurur verici. Ama bunu 'kadın' olarak değil insan olarak önemsiyorum… Ya da hayattaki diğer noktalarda eğer bir şey yapıyorsam ve ondan mutlu oluyorsam her zaman gurur duyabilirim. Faydalı bir iş yaptıysam, iyi bir çocuk yetiştirdiysem, erdemli bir insanın yetişmesine katkı sunduysam bundan dolayı mutlu olurum. Evlatlarımın başarıları beni gururlandırır. Ya da bir stajyerimin başarısı da bana gurur verir. İnsan emek verdiği bir işin başarılı bir şeye dönüşmesinden dolayı mutlu olur ve gurur duyar. Bu gurur kavramı kadın kimliğinden öte yaptığınız bir işin sosyal fayda doğurmasıyla ilgili olmalıdır.

 

İLETİŞİM KURMAK

SORUNLARI ÇÖZÜYOR

 

En güçlü yanınız nedir?

Hayatın içerisinde her alanda insan ilişkilerimin iyi olması, insanlarla kolay ve doğru iletişime geçmem benim en güçlü yanımdır. İletişim kurarak birçok sorunu çözebilirsiniz. 

 

Erkek egemen bir toplumda yaşamaktan dolayı zorluk yaşıyor musunuz?

Ben  toplumdaki eşitsizliğin altını çizerek, kadınlara daha fazla alanın açılması adına  hem mesleki hayatımda hem sivil toplum örgütlerinde çalışmalar yapıyorum. Kocaeli'ye Anadolu'nun diğer kentlerine kıyasla baktığımızda erkek egemenliğini çok yoğun hissedilmese de kentin bütününe yönelik STK temsilcileriyle bir araya gelinen organizasyonlar olduğunda oradaki kadın sayısının azlığı gerçekten üzüntü verici. Kuşkusuz ülkemizde erkek egemen toplumsal yapı beni ve kadınların çoğunu zorluyor… Kadın-erkek eşitliği anlamında iyileştirilmesi gereken çok nokta var.

 

 

Yeter artık, çok yoruldum dediğiniz anlar oldu mu?

Bedensel ve ruhsal yorgunluk yaşadığım dönemler oldu elbette. Çocukları büyütürken annenin üstlendiği rol önemli oluyor. Ben mesleğimin ilk 10 yılını İstanbul'da yaptım. Bu sürecin 5 yılını da Kocaeli'de yaşayıp her gün İstanbul'a gidip geldim. O yıllarda büyük kızım doğmuştu daha çok küçüktü. Eşim burada çalıştığı için kızımız için daha çok zaman ayırabiliyordu. O beş yıllık süreç ciddi anlamda çok yorucu geçti. Yine de eşitlikçi bir eşe sahip olduğum için bu süreçleri birlikte dayanışma içinde atlattık. Kendimi yorgun değil ama yeter artık dediğim diğer anlar ise her kadın cinayeti vakasını duyduğumda oluyor.Bu ülkede her gün bir kadın cinayeti yaşanıyor. Çoğunu duymuyoruz bile. Ama bazen o kadar vahşice ve göz önünde yaşanıyor ki ben de tüm vicdanlı insanlar gibi isyan ediyorum.

 

Hiç şiddete uğradınız?

'Kadınlara yönelik şiddet nedir, şiddeti nasıl tanımlarız' konulu  seminerler veriyorum. Sözlü, fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddet gibi şiddetin çeşitleri var Şiddet denince sadece fiziksel şiddeti anlıyoruz. Hatta fiziksel şiddette tokatı bile dayak saymayan yani şiddet saymayan erkekler var. Kadının hayatında sözlü  ve psikolojik şiddetin olmadığı bir dönem neredeyse yok. Kendi ekonomik gücü olmayan kadınlar ekonomik şiddete de maruz kalıyor. Ben  özel hayatımda ekonomik ya da fiziksel şiddete uğramadım. Ama sözlü ve psikolojik şiddet yaşadım.

 

Önümüzdeki 10 yıl içinde neyin değişmesi gerekiyor?

Kadına yönelik eşitlikçi bakış açısı, daha iyi ve sosyal katmanları eşitleyen bir ekonomik düzen, geleceğe kendine güvenen bireyler yetiştireceğimiz bir eğitim sistemi, sonraki nesillere bırakacağımız temiz hava su,toprak ve doğa düzeni için çevreci bir yönetim bakış açısı...Tüm  Bunların on yılı beklemeden değişmesi lazım.

 

 

ÇOCUKLARA YÖNELİK

ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ

 

Kadın cinayetleri

Türkiye'de sayısal olarak baktığınızda kadın cinayetleri her geçen gün artıyor. Türkiye'de 70'lerde başlayan köyden kente göçle beraber büyük kentlerde  ne köylü ne kentli olabilmiş bir toplumsal yapı var. Bu toplumsal yapı içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını içine sindirememiş hala getto hayatı sürdüren bir katman mevcut. Bu bağlamda baktığınız zaman Türkiye'de son senelerde kadını birey olarak değil de bir meta olarak gören zihniyet var maalesef. Tüm bu çelişkiler ve günlük sosyo-ekonomik baskılarla birlikte toplumsal bir travma yaşıyoruz.  Bu travmanın etkisinden  en çok zarar gören kadınlar ve çocuklar oluyor. Kadını sadece aile kavramı içinde eş, anne olarak ve onu kendinin bir malı veya parçası olarak gören zihniyet; boşanmak ve tek başına ayaklarının üzerinde durmak isteyen kadını anlamıyor ve bu başkaldırı yada ayrılığı cezalandırmayı hak görüyor kendine. Boşanmak istemeyen koca ya da boşandıktan sonra bile eski eşini takip eden adamlar  kadınları öldürüyor ne yazık ki. Veriler kadın cinayetlerinin eş, eski eş, eski partner ve  aile bireyleri tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bu durumun çözümü çok katmanlı değerlendirilerek çözülebilir. Çocuklara küçüklüğünden itibaren toplumsal cinsiyet eşitliğini vermek çok önemli. Çocuk içerisinde bulunduğu sosyal yapıdan etkilenerek büyüyor. Biz cinsiyet eşitliği meselesi de sadece kadınlara değil çocuklara yönelik çalışmalar da yapmalıyız. Kadının ekonomik ve siyasal alanda güçlenmesi için daha çok kamusal desteğin yanı sıra siyasetin kadına yönelik ayrıştırıcı ve küçük düşürücü dilinin düzeltilmesi, medyadaki ve özellikle televizyondaki yapımların ve dizilerin kadın ve çocuğa yönelik bakış açısının düzenlenmesi  şiddete karşı verilecek mücadelenin içerisinde yer alan etkenlerdir. Devletin bu konuda gerekli düzenleyici çalışmaları yapması ve hem kamu gücü hem de sivil toplum örgütlerinin desteğiyle bu düzenlemelerin hayata geçmesinin desteklenmesi lazım.

 

 

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Güncel haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.8097 TL 5.7865 TL
Euro
EURO
6.4295 TL 6.4039 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA