Advert Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 09.12.2019 SAAT 15:56:35
Advert
 

Bir kadın dünyayı yerinden oynatır

Kocaeli Şehir Tiyatroları'nın başarılı oyuncularından Seçil Mutlu Oğuz, kadınların gücünün farkına varmasını isteyerek, "Bir kadın isterse dünyayı yerinden oynatabilir" dedi
Bir kadın dünyayı yerinden oynatır

BURÇİN SAĞLAM AYSU

 

Seçil Mutlu Oğuz.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başarılı oyuncularından.

Kendisi, aynı zamanda oyun yazıyor ve yönetiyor.
Ve bence en önemlisi güzel bir anne.

Seçil Mutlu Oğuz, 2013 yılından beri İzmit'te yaşıyor. Bu yüzden kendisi 'Artık İzmitliyim' diyor.
'Macbeth' oyununda Lady Macbeth'e can veren Seçil Mutlu Oğuz, 'Kadın Kadına' söyleşilerimizin bu haftaki konuğu oldu.
"Kadınlar gücünü fark edebilmeli. Bir kadın isterse dünyayı yerinden oynatabilir" diyen Seçil Mutlu Oğuz'un temennisi ise kadınların hayatın her alanında en az erkekler kadar özgür ve güçlü hissedebilmeleri.

 

Bize kendinizden biraz söz edebilir misiniz?

Çanakkale'de dünyaya geldim ama küçük yaşlardayken İzmir'e taşındık, orada büyüdüm. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı'nı bitirdim. Lisans tezim kadın sorunları üzerineydi. 2002 yılında İstanbul'a yerleştim. Orada bazı dizi, film ve özel tiyatrolarda çalışmalarım oldu. 2008 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının açtığı sınavı kazandım ve İzmit'e taşındım. Ayışığında Şamata, İkinin Biri, Pasta Yapma Sanatı, Resimli Osmanlı Tarihi, Guguk Kuşu, V. Frank, Keşanlı Ali Destanı, Bir Anadolu Masalı, Zümrüd-ü Anka, Ayrılık Müziği, İlerleme gibi oyunlarda rol aldım. 2013 yılında, kadına şiddet temalı ‘Kurdele ya da Artı Sonsuz’ isimli oyunu yazdım, yönettim ve oynadım. 2019 yılında daha önceden yazdığım, yine kadın karakterlerin ön planda olduğu, psikolojik gerilim türündeki 'Göl' adlı oyunumu sahneye koydum. Şimdi ise dünyaca tanınan İngiliz yazar William Shakespeare’in en güçlü eserlerinden olan  Macbeth oyununda Lady Macbeth rolünü canlandırıyorum. 2013 yılından beri İzmit'te yaşıyorum. Artık İzmitli oldum diyebilirim. Benim gibi tiyatrocu olan Utku Oğuz ile evliyim ve 3 yaşında bir oğlum var.

 

Bir yandan tiyatroda provalara geliyorsunuz bir yandan da küçük oğlunuzla ilgileniyorsunuz. Bu yoğunluk arasında 'çok yoruldum' dediğiniz anlar oluyor mu?

Olmaz mı? Çocuğum 3 yaşında olduğu için bu yaşlarda annenin görevi ve etkisi daha fazla oluyor. Evde eşimle her şeyi paylaşıyoruz, birbirimize her konuda yardım ediyoruz. Fakat yine de günler benim için daha yorucu geçiyor. Provalarım olduğu zaman, sürecin zorluğu ikiye katlanıyor. Oğlum bu süreçte beni çok fazla özlüyor. Ama daha sonra bu özlem dolu günleri telafi edebiliyorum.Yoğun geçen dönemlerde sık hasta oluyorum. Takviyelerle ayakta durmaya, güçlü olmaya ve her şeyi yoluna sokmaya çalışıyorum.

 

EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ

Sizce, günümüzde kadınların karşılaştığı en büyük güçlük nedir?

Bence kadınların karşılaştığı en büyük zorluk erkek egemen dünyada dişi kimliğini kaybetmeden var olmaya çalışmak. Ama zaman zaman dişi kimliğimizi kaybettiğimiz dönemler oluyor. Mücadele ettiğimiz dünya içerisinde bunu tavırlarımıza yansıtıyoruz. Erkekler tarafından uğradığımız tacizler, şiddetler ya da baskılar dışında asıl önemli olan şey kadının zeka olarak erkekten geride olduğunun düşünülmesi. Kadınlar; 'Kadın ne anlar', 'Kadın işte, yapamaz' gibi düşüncelere sahip bir zihniyetle mücadele ediyor. Bu sadece Türkiye'de değil dünyada da böyle. En öncelikli olarak toplumun zeka konusunda kadınlara bakış açısını değiştirmesi, bu sorunu aşması gerekiyor. Mesela trafikte öndeki bir araç hata yapsa hemen 'kesin kadındır' deniyor.  Kadınların iş hayatında daha fazla yer alarak bu algıları yıkması gerekiyor. Aslında çok başarılı kadınlar var ama bunlar görülmüyor. Ya da diğer bir konu; eğitim. Kadınların eğitimine çok fazla önem verilmiyor. Bunun oranı belki büyük kentlerde azdır ama daha kırsal bölgelere gittiğinizde hala kız çocuklarının okula gönderilmediği ya da eğitimine devam edemediğini görebiliriz.

 

Peki sizin özelinizde aştığınız en büyük engel nedir?

Ben çocukluğumdan itibaren fikirlerime değer verilen ve bana saygı duyulan bir ortamda büyüdüm. Kendi ailem ve çevremde baskı, dışlanma ya da aşağılanmaya maruz kalmadım. Ama hayata atıldığımda diğer kadınlar gibi benim de geride(!) görüldüğüm zamanlar oldu. İtiraf etmek gerekirse bu durumu aşmak için farklı pek çok konuda bilgi ve beceri sahibi olmaya çalıştım. Kendimi önce birey olarak var etmem gerektiğini idrak etmiştim çünkü. Bunun dışında fiziki olarak da çeşitli hak ihlallerine maruz kalıyor kadınlar. Mesela -küçük bir örnek ama bence büyük bir dert- İstanbul'da yaşarken çok fazla toplu taşıma kullanıyordum, erkeklerin minibüste, otobüste fütursuzca iki kişilik alan kaplayarak oturması beni çok rahatsız ediyordu. Hemen kibarca uyarıyordum. Uyarıdan sonra aksi bir tepkiyle hiç karşılaşmadım.

 

ÇOK DAYANIKLIYIZ

Kadın olmanın en gurur verici yanı nedir?
Farklı alanlarda çok fazla beceriye sahibiz. Bir kere çocuk doğurabiliyoruz ve bu mucizevi bir nimet. Ama sadece çocuk doğurmakla bunu sınırlandıramayız. Çocuk doğurmakla 'anne' olunmuyor. Çocuk doğurmasa bile annelik duygusunu yüreğinde taşıyan çok fazla kadın var. Biz kadınlar acıya çok dayanıklıyız ve sorunlar karşısında çok kapsamlı düşünebiliyoruz. Becerikli ve yeterliyiz. Erkeklerin kolayca paniğe kapılabileceği sorunlar karşısında biz kadınlar salisede çözümler üretebiliyoruz. Kadınlar gücünü fark edebilmeli. Bir kadın isterse dünyayı yerinden oynatabilir.

 

Erkeklerin egemen olduğu bir hayatta yaşamak size zor geliyor mu?
Pek çok kadın gibi ben de zaten böyle bir dünyaya gözümü açtığım için buna alıştım diyebilirim. Bazen zor ve sinir bozucu olabiliyor. Ama ben insanlara cinsiyetleri üzerinden bakmıyorum. Kendi gücümü ve kendi alanımı yaratabildiğim için kendimi ezilmiş ya da ikinci sınıf hissetmiyorum. Bu dünyada var olabiliyorum ve asla korkmuyorum. Ama böyle hissedemeyen pek çok kadın var. Gece geç vakitlerde sokaklarda 10 tane erkek varsa 1 tane kadın oluyor. Ve o kadının o sokakta yürürken neler hissettiğini hiçbir erkek anlayamaz. Gece sokakta olmak onlar için hiçbir tehlike arz etmezken bizler için başlı başına bir kaygı sebebi. Geceleri kadınların korkmadan yürüyebilmesini, istediğini giyebilmelerini, korkmadan eve geç saatlerde gidebilmesini çok isterdim. Kadınların toplum içerisinde maruz kaldığı baskıları ve bakışları eğer erkekler yaşasaydı kesinlikle dayanamazdı. Biz kadınlar gerçekten acıya dayanaklıyız ve çok küçük yaşlardan itibaren çok şeyle mücadele etmeyi öğreniyoruz. Bu mücadele ruhu bizim genetiğimizde var.
 

En güçlü yanınız nedir?
Emin olduğum, doğru olduğuna inandığım konuların arkasından  gider ve savunurum. Kendi gücüme inanırım. Yapabildiklerimi ve yapamadıklarımı iyi tartarım. Dışarıdan çok sert ve kuralcı göründüğümü söylerler ama aslında öyle değil. Hiçbirimiz dışarıdan göründüğü gibi değiliz.
 

Peki en güçsüz?
Çevremdeki olaylardan, kişilerden  ya da sözlerden çok çabuk etkilenirim. Çok empati kurarım. Bu da biraz yorar beni. Söylenenleri çok önemserim ve alıngan biriyim. Ama sonunda hissettiğim şekilde davranır ve o kaosun içinden çıkarım. 

 

HIRSLARI OLAN BİR KADIN

Peki sizin hayat verdiğiniz Lady Macbeth nasıl bir kadın?

Macbeth'i işlediği ilk cinayete azmettiren kişi. Bunu da tamamen olduğundan daha iyi bir konuma ve statüye erişmek amacıyla yapıyor. Lady Macbeth çok hırslı bir kadın. Bu noktada  daha iyi bir hayatı arzu etmesi anlaşılabilir. Ama hangimiz eşimizi böyle bir şey için bu kadar kötü bir yola itebiliriz? İşte bu noktada Lady Macbeth'in farkı ortaya çıkıyor. Ama neticede o da bir insan. Büyük bir hırsla istediği krallığın beklediği mutluluğu getirmemesi, eşinin ondan giderek uzaklaşması ve planladığı korkunç cinayetin vicdani yükü psikolojisini mahvediyor ve aklını kaybediyor. Bu da Lady Macbeth'in bir canavar olmadığını, tamamen hırsına yenik düştüğünü gösteriyor. Ama bu hırs onun sonu oluyor. Başkasını tehlikeye atacak hırsları olmamalı insanın. 400 yıl önce yazılmış bir oyun ama hala günümüze dair söyledikleri var.

 

Hiç şiddete uğradınız mı?

Psikolojik şiddete uğradım ama fiziksel şiddete çok şükür ki hiç uğramadım. Fiziksel şiddet kaldırılması çok zor bir durum, büyük bir travma. Kadınlar her ortamda, her alanda fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalabiliyor. En sevdiklerimizden bile bu şiddeti görebiliyoruz. 'Çok sevdim, öldürdüm' diyen kocalar var. Sevgimizin içinde bile şiddet var. Bazen şiddet uyguladığımızın farkında bile olmuyoruz hatta. Bir mağazada bir ürün bakarken bile oradaki görevliye psikolojik şiddet uygulayabiliyoruz en basitinden. Ya da o bize uyguluyor. Şiddetsiz bir dünya çok ütopik aslında. Sadece Türkiye için konuşmuyorum dünyada da böyle. Şiddetle nasıl başa çıkılacağı ya da insanların bu konuda nasıl eğitim alabileceği gündemimizde olmalı.

 

Hiç kılık-kıyafetinize karışan oldu mu?

Şimdiye kadar kıyafetime karışan kimse olmadı. Annem çok bilinçli bir kadındır ve bizi hep güven içerisinde yetiştirdi. Giyim tarzım bana özgüdür. Çevremden hiçbir zaman kıyafetim noktasında eleştiri almadım. Eğer kıyafetime karışan olsaydı ona gereken cevabı verirdim.

 

Önümüzdeki 10 yıl içinde neyin değişmesini istersiniz?

Çevremde mutlu, sevgili dolu, ölüm korkusu olmadan yaşayan kadınlar görmek istiyorum. Kocaeli özelinde ise daha temiz bir hava solumak; düzenli, temiz, sanatla dolu ve huzurlu bir kentte yaşamak istiyorum.

 

ERKEKLERE ZORUNLU
TERAPİLER VERİLMELİ

Kadın cinayetleri…

Kadın cinayetlerinin bu denli artmasını toplumsal bir histeri olarak değerlendiriyorum. İnsanlar nasıl bir zamanlar sevdiklerini, çocuklarının annesini ya da ret cevabı aldığı kadınları öldürebiliyor? Bir can almak ne zaman bu kadar kolaylaştı aklım almıyor. Bu durum benim canımı çok fazla acıtıyor. Ne yazık ki bu duruma karşı bir duyarsızlık oluşmaya başladı. Ve en acısı her geçen gün kadın cinayetlerinin sayısı artıyor. Hiçbir canlı şiddeti hak etmez. Ne yapmış olursa olsun bunun karşılığı öldürülmek olamaz. Katillere verilen cezalar ne yazık ki caydırıcı olamıyor. Öte yandan evlat yetiştirme tarzı da çok önemli. Bu cinayetleri işleyen erkekleri bir anne yetiştiriyor, yani yine bir kadın var baş rolde. Bir anne oğlunu yetiştirirken kız çocuğundan farklı daha özgür ya da daha üstün algısıyla yetiştirmeyecek. Bu yüzden asıl mücadele bir annenin bebeğini eşitlikçi düşünceyle yetiştirmesiyle başlıyor. 'Sen erkeksin', 'Sen ağlamazsın' gibi cinsiyetçi söylemlere girmeden çocuğa önce birey olma sorumluluğunu işlemek lazım. Şiddet potansiyeli olan insanlara zorunlu terapiler verilmeli, ciddi bir çalışma yapılmalı. Kendi özelimde ise ben kendi hayatımda, işimde ve çevremde elimden geldiğince bu konuda mücadele vermeye çalışıyorum.

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Röportajlar haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.8097 TL 5.7865 TL
Euro
EURO
6.4295 TL 6.4039 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA