Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 09.04.2020 SAAT 11:12:32
Advert
Advert
 

Hayalleri için ayağa kalktı

Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Birimi'nde yıllardır çalışan Semiha Lavas Özkol, kızına tümör tanısı konulmasının ardından kendisine yeni bir yol çizdi. Hayalleri ve ailesi için ayağa kalktı, kanserle mücadele eden çocuklar için şarkı söyledi
Hayalleri için ayağa kalktı
rek

 

Kamuda çalışıyor, rutin bir hayatın içinde yaşıyordu.
Evli, çocuklu bir kadın olmanın gereklerini yerine getiriyordu. Kızının hastalığının ardından dünyası değişti, işinden ayrıldı, kendine yeni bir yol çizdi.

Müziğe olan tutkusunu profesyonel iş yaşamına döktü. İlk single çalışması olan Geceler'i çıkardı. Bahsettiğimiz kişi  uzun yıllar gazetecilik yapmış olan içimizden biri Semiha, nam-ı diğer Samiha.
Şimdi yeni rotasında ailesiyle birlikte yol almaya çalışıyor. Semiha ile başından  geçenleri ve gelecek planlarını konuştuk.

 


Sesiyle ve hayata bakış açısıyla etrafındaki herkesi etkileyen ve hep pozitif enerji yayan Semiha Lavas Özkol, sorularımıza büyün içtenliğinde cevap verdi.

 

Bize biraz kendinizden söz edebilir misiniz?

15 Ağustos 1983 Zonguldak doğumluyum. Orta gelirli bir işçi ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gözlerimi açtım. Dört kardeşiz.  Aslen Rizeliyim. Lise dönemim bitinceye kadar spor ve tiyatro ile ilgilendim. Liseden sonra üniversite tercihimi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü olarak yaptığım şu anda yaşadığım şehir Kocaeli'ye gelmemle birlikte hayat çizgim değişti. Bir gazeteci adayı olarak bir çok yerel gazetede ulusal gazete ve ajanslarda çalıştım.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Biriminin faklı kademelerinde mesleğimi icra ettim. Yaklaşık 12 yıl çalıştığım aynı kurumda metin yazarıyken işten kendi isteğimle ayrıldım. Yüksek lisans mezunuyum. Evliyim ve bir kızım var.

 

Sizin için dönüm noktası olan an neydi?

Hayatımda bir çok dönüm noktası yaşadım. Üniversiteye başladığım dönem de benim için dönüm noktasıydı, işe başladığım dönem de, evlendiğim dönem de.. İnsanın hayatına kattığı yenilikler dönüm noktasıdır bence, tabi eğer hayatın her yenilikte değişiyorsa. Bu yıla kadar aslında sıradan olan şeylerin hayatımda hep bir dönüm noktası olduğunu sandım. Ama hayat kendini hatırlattı ve dedi ki 'Sanıyor musun ki dönüm noktası denilen şey bu kadar olağandır.' Değilmiş. Aslında hayatımda hiç dönüm noktam olmamış benim. Ta ki 2018 yılı 26 Ekim gününe kadar. 9 yaşındaki kızıma böbrek tümörü teşhisi konuncaya kadar ben çok iyi yaşamışım meğer. İşsiz kalma korkularım, aşktan yanmamalarım, sabahlara kadar ağlamalarım öyle boş şeyler içinmiş ki... İnsanın vücudunu hastane koridoru kadar üşüten başka bir yer yokmuş meğer. Gözyaşına kanın karışmasıymış dönüm noktası. 'Acaba o çocuğun kaç günü daha var nefes alacağı dediğin zamanmış dönüm noktası. Hiç tanımadığın birine sarılarak hıçkıra hıçkıra ağlamakmış...Çok şey bildiğini sanıp hiçbir şey bilmemekmiş dönüm noktası. 'Bugüne kadar niçin, kim için yaşadım diyebilmekmiş.Şimdi dönüm noktası dediğim o zamandan ileriye doğru sarıyorum hayatımı. Her saniyenin kıymetini bilerek yaşıyorum. 'Kim ne der kaygılarımı kilitledim koydum bir sandığa hiç açılmayacak şekilde. Zamanımı önce kendim, çocuğum ve gerçekten değeceğine inandığım insanlar için harcıyorum.

 

Şimdi çocuğunuzla neler yapıyorsunuz? Ne için mücadele veriyorsunuz?

Kızımın hastalığıyla birlikte hayatımda bir çok değişiklik yaptım. İlk olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nden ayrıldım. Tüm mesai arkadaşlarımla helalleşerek vedalaştım. Kızımın şu an sağlık durumu çok şükür iyi. Kemoterapi sürecinin üzerinden bir yıl kadar geçti. Kontrollerimiz üç ayda bir olacak şekilde Ankara'da devam ediyor. Rutin hayatımızda ise okul ve ev arasında mekik dokuyoruz diyebilirim. Kızım 4. sınıfa gidiyor. Şu an onunla daha fazla ilgileniyor olmanın müthiş hazzını iliklerime kadar hissetmekle meşgulüm. Keşke böyle bir sebebim olmasaydı da bu cesareti daha önce gösterseydim, kızımın her anına şahit olabilseydim diyorum. Zararın neresinden dönersek kardır. Biz de kaçırdığımız zamanı telafi etmeye çalışıyoruz kızımla eşimle birlikte. Daha iyi bir eş ve daha iyi bir anne olmaya çalışıyorum. Eskisi kadar stresli olmadığımı söylüyorlar. Hayatım artık, 'vah niye öyle olmadı vah niye böyle olmadı' gibi negatif düşünceler ekseninde dönmüyor. Tam tersi "Her şey güzel olacak" diyor artık içimdeki ses. Ve herkes de böyle inanmalı, böyle yaşamalı diye düşünüyorum.

 

 


Semiha Lavas Özkol, 9 yaşındaki kızı Esila Su ile birlikte hayatı doyasıya yaşıyor, birlikte olmanın tadını çıkarıyor.

BİN 500 TANE KAYITLI BESTE

Müzik çalışmalarınız nasıl başladı?

Biliyorsunuz şu anda Youtube'da Samiha Geceler olarak bir şarkım yayında. Kızımın hastalığı henüz ortada yokken içimde tuhaftır ki kendimle ilgili değişiklikler yapma isteği belirmeye başlamıştı. Çok sevdiğim ama bir türlü içine girmeye cesaret edemediğim müziği, hayatımın merkezine alma isteği öyle belirmişti ki soluğu İstanbul'da aldım. Çünkü her gece en az üç beste yapıyor çoğunu artık kaydetmiyordum bile. Bunun nedeni de piyasa öyle kalabalıktı ki kalitemi nasıl ortaya koyacağını bilmiyordum. Kayıtlı bestelerim bin 500'e ulaşınca ben de İstanbul'daki aranjörlerin kapısını çaldım. Aslında bestelerimi söylemek değil, satma düşüncem vardı. Hatta bir iki ünlü sanatçıya da bestemi verecek oldum ama aksilikler yakamı bırakmadı bir türlü bir araya gelemedik. Para kazanmak değil, Semiha olarak var olduğumu göstermek istiyordum aslında. Yaptığım üç görüşmenin neticesinde İstanbul Anadolu yakasında bir müzik şirketi ile anlaştık. Ve böylece stüdyoya girdim. Bestelerimi satmak için girdiğim yerden şarkı söyleyerek çıktım. Tuhaf ama bir o kadar da harika hissediyordum. Herhalde istediğim de buydu. Şarkı söylemeyi seviyordum. Stüdyoya girdiğim son hafta kızıma rutin sağlık kontrolünde böbrek tümörü teşhisi kondu. 2018'in 26 Ekimi. Bu tarihi hiç unutamayacağım herhalde. Ve böylece sürecim çok başka bir yere gitti. Her şeyi rafa kaldırmıştım. Elimde aranjesi bitmiş bir şarkı onun karşısında da ümitleri hayalleri yıkılmış bir kadın vardı artık. Her şeyi bıraktım, teslimiyetçi oldum. Sonra bir şey oldu. Hastanede tanıştığım onkoloji anneleri sayesinde yeniden güçlenmeye başladım. Çünkü benden çok daha zor durumda olan anneler vardı. Onlar için ayağa kalkmalıyım dedim. Bu hastalık maalesef zengin hastalığı. Çünkü iyi bir bakım ve çok sıkı kontrol gerektiriyor. Bu nedenle elimi taşın altına koymalıyım dedim ve bıraktığım yerden yeniden başladım. Şarkıma yakın arkadaşlarımın da desteğiyle klip çektik. Ve dedik ki buradan elde edeceğimiz tüm gelir kanserli çocuklar için olacak. Henüz maalesef Youtube da hedeflediğimiz rakama ulaşamadığımız için bir yardımımız söz konusu olmadı. İnşallah insanlar şarkımızı beğenir ve abone olurlar biz de o çocuklarımıza desteğimizi sürdürürüz. Aslında müziğe böyle başlamadım. Öncesi de var. İlk olarak üniversiteye başladığım yıl Popstar'a katılma hayaliyle alıştırma olsun diye  bir grupla düğünlerde söylemeye başladım. Böyle bir yaz geçirdim. Hatta daha da öncesine gideyim Zonguldak'ta büyüdüğüm yerde henüz çocuk sayıldığım yıllarda bize yakın mahalleler, kızlarının kınasında şarkı söylemem için annemi ararlardı. Bende gider hiç tanımadığım kınalarda kızlara kına türküsü söylerdim. Profesyonel olarak müziğe adım atmam ise Grup Fora ile oldu. 9 kişiden oluşan bu gruba back vocal olarak katıldım. Bir yıl kadar birlikte konserlere gittik. Benim için çok büyük bir deneyimdi. Tam Türkiye genelinde tanınmaya başlamıştık ki içimizdeki bazı sorunlardan dolayı dağıldık. Ve sonra ben olmayacak herhalde diyerek müziğe küstüm. Aradan çok geçmeden bu kez tesadüfi olarak kendimi müziğin içinde buldum. Bir arkadaşımla gittiğim Kartepe'de bir restoranda müzik grubuyla tanıştım ve yine sahneye ısınma düşüncesiyle onlarla çalışmaya başladım. Hatta ismini de vereyim çünkü çok güzel insanların olduğu bir mekandı: Kartepe Manzara Restoran. Sahibi Ahmet amca ve ailesi kendi ailem gibiydi. Orada şarkı söylemeyi çok seviyordum, fakat akustik müzik yapmak istiyordum. Çalıştığım ekip çok sesli müzik yapıyordu. Yine müziğimi ortaya koyamıyordum. Kendim gibi söyleyemiyordum. Arada da bazı özel gecelerde farklı yerlerde sahne aldım. Yani işin özeti müziğin ne tam içinde olabildim, ne de tam dışında. 

 

Başka bir projeniz var mı?

İnsanlar beni Geceler şarkımla tanıdı. Karadeniz şivesiyle okuduğum bir şarkı olduğu için Karadenizli sanatçı olarak lanse edildim. Aslında ben çok farklı tarzlarda okuyabiliyorum. Bunu da göstermek için rap müzikleri yapan bir arkadaşla birlikte yola çıktık ve R&B-Rap bir parça yaptık. Sözlerini ortak yazdık. Bu şarkının arenjesi Amsterdam'da yapıldı. Aslında rap ile uzaktan yakından alakam olmadı. Ama farklı tarzlar okumanın avantajı beni bu müzikle de tanıştırdı. İnşallah yakında Yokum ismini verdiğimiz slow şarkımıza klip çekeceğiz. Mekan araştırıyoruz. En kısa zamanda bu çalışmamızı da müzik severlerle buluşturacağız. Ayrıca müziğin dışında bir de organizasyon işine girdim. Bir tasarımcı ile birlikte çalışıyoruz. Modern Lady Tasarım Gülse Organizasyon olarak düğün, kına, sünnet, doğum günü, kadınlar matinesi, basın toplantıları gibi çeşitli organizasyonların mutfağını hazırlıyoruz. Şu anda ikisi birlikte yürüyor.


Youtube'da Samiha Geceler olarak bir şarkısı yayında olan Özkol'un sesi dinleyenleri kendisine hayran bıraktırdı.

ÖNCE KADINLAR

EĞİTİMDEN GEÇMELİ

Günümüzde kadınların karşılaştığı en büyük güçlük nedir?

Benim büyüdüğüm yerde kadınlarla erkekler arasında en ufak bir ayrım yok. Babam küçükken erkek kardeşim de dahil hepimizi sıraya dizer annemize yardımcı olmamız için birimizi seçerdi. Her seferinde farklı bir özelliği olanı söyler ve böylece adaletsiz de davranmazdı. Her sabah hepimizle spor yapardı. Babamın ufak bir çay ocağı vardı. Orada boş vakitlerimizde hep birlikte çalışırdık. Kız çocuğu olduğum için her hangi bir ayrıcalık yapılmadı. Ne el üstünde tutuldum ne yerildim. Ailem bana insan gibi davrandı. Böyle bir ailede büyüdüğüm için çok şanslıyım. Tabi herkes benim kadar şanslı değil. Bir kere doğduğunda ayırıyorlar kız-erkek çocuk diye. Kıza pembeleri erkeğe mavileri giydiriyorlar. Senin yerin şurası senin yerin de burası diye gösteriyorlar. Kimse cinsiyetini seçerek doğmuyor. Her ikisi Allahın lütfu. Her ikisi de aynı eşitlikte bu dünyaya gerekli. Biri olmadan biri olmaz. Ama maalesef erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Kız bisiklete biner mi? Kız top oynar mı? O saatte ne işi var dışarıda? gibi kadını erkekten ayıran o kadar çok cümle kuruyoruz ki farkında olmadan erkeği şahlandırıyoruz. Ya da sadece erkeğe evi geçindirmek zorunda olan insan tanımlamasını yükleyip ondan da hayatın mali yüklerini taşımasını bekliyoruz. Gibi gibi.. Bu örnekleri çoğaltabilirim. Erkek adamın erkek çocuğu olur. Siz bunun kız çocuğu için söylendiğini duydunuz mu? İyi de sen sadece bir erkekten mi dünyaya geldin? Erkek olmakla övünesin, ben olmasam olmazsın ki, aynı şey benim için de geçerli ben de sen olmasan olmam. Erkek de kadın da birbirine muhtaç aslında. Birini birinden cinsiyetiyle ayırmak yanlış. Günümüzde de bu ayrımın zorluğunu daha çok kadınlar yaşıyor maalesef.  Ben bir erkeği taciz eden kadın duymadım. Ya da bir yerde sıkıştırıp canına kast eden. Varsa da nadirdir. Erkek kendinde bu hakkı buluyor. Ve farklı gerekçeler sunuyor. Tayt giymişti, tahrik etti, çok geç saatte dışarıdaydı gibi... Bir toplumu değiştirmenin yolu kadınları eğitmekten geçiyor. Kesinlikle doğru bir söz. Çünkü anneler öncelikle bu ayrımcılığı başlatıyor. Benim hayatımı nasıl yaşamam gerektiğine kocam, erkek kardeşim ya da babam karar vermemeli. Kadın da kimseye zararı olmadan topluma faydalı olabilecek şekilde yaşamını sürdürmeli. Onun yerini kimse göstermemeli bence. Bir kadının mesleğini bile toplum gösteriyor. Kadın şu işi daha iyi yapar. Ona daha uygun. Bir kadına en çok annelik yakışır. Tabi ki doğru da erkeğe babalık yakışmıyor mu demek oluyor o zaman. Özellikle bu niye vurgulanıyor. Kadınsan evet işin zor bu memlekette. Kadınların karşılaştığı en büyük güçlük ne diye özetleyecek olursam bir çok kadının, şu hayatı kendi olarak yaşamamasıdır, hayatını başkalarının iki dudağının arasından çıkacak söze göre yaşamasıdır. En büyük güçlük budur işte.

 

Aştığınız en büyük engel nedir?

Müzikle ilgili geçirdiğim zorlu süreç sanıyorum hayatımdaki en büyük engel oldu hep. Aşmaya çalışıp da bir türlü aşamadığım beni bu kadar zorlayan başka bir şey olmadı hayatımda. Umarım bir gün tamamen geçerim o engeli.

 

En güçlü yanınız nedir?

Her düştüğümde tek başıma ayağa kalkıyor olmam. Tüm zorluklar karşısında bunu da hallederim diyebilmem. Bazen kendimi başka insanlara da yardım edebilecek kadar güçlü hissediyorum.

 

TÜM ZORLUKLARIN

ÜSTESİNDEN GELDİM

Kadın olmanın en gurur verici yanı nedir?

Sanıyorum bir insanı dünyaya getiriyor olabilmek. Diğer türlü benim için kadın ve erkeğin hiçbir ayrımı yok çünkü. Ülkemizde gurur duyulacak işler yapan o kadar çok bilim insanı, sporcu, sanatçı var ki bunu kadın ve erkek olarak ayırmak doğru olmaz.

 

Bir kadın olarak hayatın hangi koşullarına meydan okunuyorsunuz?

Ben uzun yıllar çalışma hayatı olan bir kadındım. Gerçi hala öyle ama. Çok yoğun mesailer harcadığım zaman oldu. Erkek daha çok çalışır algısı bizde tam tersiydi hep. Ben daha çok çalıştım diyebilirim. Kadın olarak çalışma hayatının tüm zorluklarına meydan okuduğumu söyleyebilirim. Geç biten mesailer, üç kişinin yapacağı işi tek başıma yapmalar sanıyorum çalışma hayatının bir çok zorluğunu görmüş ve üstesinden gelmiş bir insanım diyebilirim.

 

Yeter artık çok yoruldum dediğiniz anlar oldu mu?

Tabi ki oldu, her insan gibi. Zaman zaman herkes yorulur, yorulmalı da. Yorulduğunu hissedip dinlenmeli de. Kızımın hastalığı sürecinde çok yoruldum. Hatta yeter artık dayanamayacağım dediğim zamanlar oldu. Sabahlara kadar uyumadan yemek yemeden biriyle sohbet etmeden geçirdiğim günlerde çok yorulduğumu defalarca içime haykırdım. Müzikle alakalı çırpınışlarımın karşılığını alamadığım zamanlarda da yeter artık yoruldum dediğim zamanlarım oldu. Ama asla bittim artık demedim. İnsan yorulur,  dinlenir ve  sonra kaldığı yerden devam eder.

 

SUSMAK ERDEM DEĞİL
TESLİMİYET OLUYOR

Erkek egemen bir ortamda zorluk yaşıyor musunuz?

Zaman zaman tabi ki yaşıyorum. Sonuçta bir anneyim ve bir gelinim. Mesela kadınların sadece kadın oldukları için sürekli erkeğe hizmet etmelerine tahammül edemiyorum. Ben birine benden büyük olduğu için ya da gerçekten ihtiyacı olduğu için yardım etmeliyim. Ona bu nedenle hürmet göstermeliyim. Ama yeni girdiğim bazı ortamlarda koca koca kadınlar 15'inde erkek çocuklarına hizmet ediyor görüyorum ya çılgına dönüyorum. Bir çok insan gibi susuyorum. Ama susmak bazen erdem değil, teslimiyet oluyor. Umarım benim gibi düşünen kadınlar bu düzeni değiştiririz.

 

Kendinize rol model aldığınız kadın var mıydı?

İşin aslı tamamen ben de bu kadın gibi olmalıyım dediğim hiçbir kadın olmadı. Her başarı kişiye özeldir çünkü. Ama benim en güçlü gördüğüm ve hayatıma rol model alabilecek kadar güçlü bir karakteri olan kadın varsa; o da annemdir. Annem rol model almama değecek tek kadındır benim için. Çünkü onu çok yakından tanıyorum ve onun özelliklerini taşıdığımı biliyorum.

 

Hiç unutamadığınız ağladığınız bir an var mı?

Tabi ki başımdan aşağıya kaynar sular döküldüğü an oldu. Kızımı radyoloji kapısında beklerken sonucun kötü bir şey çıkacağıyla ilgili hiçbir endişe taşımıyordum. Ancak kızım MR'dan çıkıp teknisyenin bana böbreğinde kitle olduğunu ve bunun sıkıntılı olabileceğini söylemesi ile dünya başıma yıkıldı. Sadece gözlerimle değil, tüm organlarımla ağladım. Saniyeler içinde sırılsıklam oldum. O anı asla unutamıyorum.

 

Hiç şiddete uğradınız mı?

Psikolojik şiddete çok uğradım. Diğer türlüsüne cesaret eden olmadı.

 

HAYATI ISKALAMAYIN

Şimdiye kadar kılık kıyafetinize karışan oldu mu?

Eşimle ilk flört etmeye başladığımız dönemde bu konuda ufak tefek tartışmalarımız oldu. Çok küçüktük ama. 18 yaşında iki çocuktuk. Bunu ve dikkate çok almadığım çalıştığım ortamlardan gelen talepleri saymazsam olmadı diyebilirim.

 

Önümüzdeki 10 yıl içinde neyin değişmesi gerekiyor?

Sadece kafalar değişmeli. Düşünceler... Herkes kendi inandığı şekilde yaşamalı, başkalarına zarar vermeme detayını atlamadan. Saygı, hoşgörü insanın duygu temeli olmalı. Sevmeden önce saygı duymalı. Herkes düşüncesini özgürce söyleyebilmeli. Kadın-erkek el ele verip dünyayı birlikte güzelleştirmeli. Doğayı kirletmenin evini kirletmekten  farklı olmadığını anlamalı insanoğlu. İnsan olmanın gereklerini yerine getirmeli.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Hiç kimse hayatını ıskalamasın. Hayatı başkalarının dudağından çıkacak söze göre yaşamasın. Ve asla bugünün işini, bugünün duygusunu yarına bırakmasın. Hayatı ertelemeden yaşasın. Benim gibi bir şeyler yapmak için başına miladım diyeceği bir olayın gelmesini beklemesin. Bunun dışında bu keyifli sohbet için de size ayrıca  teşekkür ediyorum. Yayım hayatınızda başarılar diliyorum.

 

 

 

 

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Röportajlar haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.7929 TL 6.7658 TL
Euro
EURO
7.3787 TL 7.3492 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA