Advert Advert
Advert Advert
TARİH 29.09.2020 SAAT 22:13:02
Advert
 

İzmit'in gururu Mine Sota

22'nci kitabını önümüzdeki ay yayımlayacak olan Mine Sota, "Ben kendimi bir nevi kalem olarak görüyorum. Kendimle kitaplar yazarak vatana, insanlığa hizmet ediyorum. " dedi ve bize hikayesini anlattı
İzmit'in gururu Mine Sota
Advert

İzmitli Mine Sota.
Gerçek ismi Çiğdem Can.
Biz ona herkesin bildiği bir isimle sesleneceğiz; Mine Sota.
Sota, şimdiye kadar 22 kitap yazdı.
Dergilerde başlayan yazar hayatı 22. kitapla devam ediyor.
Türkiye’deki pek çok aylık ve haftalık dergide yazıları yayımlandı. Önemli yazar ve eleştirmenlerin övgülerini aldı.
 Ağustos 2006’da yayımlanan ilk kitabı, peş peşe baskılar yaptı. Türkiye’deki genç kuşak yazarlar arasında özellikle mizah alanında önemli bir isim olarak görülüyor.
22. kitabı yayınlanacak olan Mine Sota, sadece bir alanda değil birçok alanda kitap ele aldı.
Başarılı bir yazar olan Sota, sorularımızı cevapladı.

 

 

Bize biraz kendinizden söz edebilir misiniz?
İnsanın yaptığı iş üzerine siniyor. Çevremdeki herkes bu meslekle uğraştığımı biliyor. Kendimi bildim bileli yazı yazıyorum. İlk yazılarımı değerli hocam Yavuz Bülent Bakiler ve Mustafa Kutlu hocama yolladım. Bir anda kendimi dergilerde yazarken buldum. Sonra her şey kendiliğinden gelişti zaten. Şu an 22. kitabım yayın aşamasında. Beni en çok mutlu eden, her kesimden insanların kitaplarımı, yazılarımı okuması. Bu işin dışında başka hiçbir işle ilgilenmiyorum ki zaten vakit de yok. Türkiye'nin pek çok yerindeki kitap fuarlarına, okul etkinliklerine katılıyorum. Yaptığım işin sonucunu insanların yüzünde gördüğümde mutlu oluyorum. Kitaplarımdan yayılan gülücüklerin kendilerine şifa olduğunu düşünüyorum. Zaten kendilerinin söylemleri de bu şekilde. 10 yıl boyunca hiçbir yere gitmeden 13 kitap yazdım. Seyahatler sonra başladı. Mine Sota benim dergideki köşe adımdı. Dergiden kitaba dönünce bu isim de benimle kaldı. İnsanlar birbirlerini bıraktıkları hislerle tanırlar. Her şeyin gerçeğinden yanayım, kişilere olaylara direkt olarak takılmam. Bu bakış açım beni önyargılardan ve eksik algılardan koruyor. Okur kitlemi, her kesimden insanlar oluşturuyor. Benim için karşımdakinin sadece insan olması önemli. Velhasıl insanları sevmem için ortaya koyduğum bir şart yok. Başörtülü olmuş, mini etek giymiş, boynunda haç olmuş ya da inanmamış bunlar benim için önemli değil. Ben o insanın hayata bakışına ve gülümseyişine bakarım.

 

Şimdiye kadar mesleğinizde zorlandığınız anlar oldu mu?
Okurlarımdan yana hiç olmadı. Asla dışlanmadım, ötekileştirilmedim, bilakis takdir edildim. İnsanları samimiyetle sevdiğiniz de bu karşı tarafa mutlaka geçiyor. İşinizi de düzgün yaparsanız, her şey yolunda gidiyor zaten. Bazen etkinlik seyahatlerimden gece yarıları döndüğüm oluyor. Ne çevrem, ne de ailem bu saatte kız kısmısının dışarıda ne işi var gibi eleştiriler getirmiyor. Çünkü yaptığım işin öneminin farkındalar ve bilakis destek oluyorlar.  

 

Aştığınız en büyük engel nedir?
Öyle büyük bir engel yok ama bazı sıkıntılar olabiliyor. Yayın aşaması ve sonrası zorlu bir süreç.  Ama elbette güzel ve faydalı olan her şeyin zor olmak gibi bir huyu vardır. Hepsi kabulüm. En büyük dileğim, nicelik değil nitelik arayan bir kafa yapısının, okur kitlesinin genele hakim olması. Çok şükür ki benim okurlarım hakikaten nitelik arayan insanlar. Yazar dediğin şöyle görünür, böyle görünmez algısıyla, yeteneği olan, bu işe gönül vermiş insanları bir etiket veya bir kalıba sokma olayının çok yersiz olduğunu düşünüyorum. Gerçekten taltife layık, yazdıklarıyla edebiyat dünyasında temel taşı olmuş eserlere itibar edilsin istiyorum. Nitelik, toplumun seçiciliğine tamamen etki ettiğinde her şey çok daha farklı olacak kanaatindeyim.


Gerçek ismi Çiğdem Can olan Mine Sota, hem sorularımıza cevap verdi hem de yayımlanacak kitabı hakkında bilgi verdi.

 

Kadın olmanın en gurur verici yanı nedir?
Kadın ya da erkek olmaktan ziyade insan olmak odaklı bakıyorum. Kadın ya da erkek olma meselesi benim için ikinci planda kalıyor. Hayata karşı böyle bakınca bambaşka bir yaşam formunu alıyorsunuz. Bu şekilde hem yaradılışınızın amacına, hem de hedefinize çok daha iyi odaklanıyorsunuz. Eğer ben insanlara karşı böyle bakmasaydım, zaten böyle yazamazdım. Hiçbir zaman bir kadın mizah yazarı olarak gurur duyuyorum demedim. Kadınlar zaten eziliyordu ve mizahı beceremiyordu ama bakınız ben bunu başardım gibi bir anlam çıkar çünkü. Ben bu düşünceyi yok sayıyorum. Biz kimseye ya da dünyaya bir şey ispat etmek zorunda değiliz. Asıl dünya her şeyden öte “insan olmak…” gerektiğini anlamak zorunda. Ha kadınların dünyadaki önemiyle ilgili bir şey söylemem gerekirse, kadınsız ne olabilir ki Allah aşkına! Elbette bunun ne anlama geldiğini anlatabilmek için, kadını ikinci plana koyanlarında idrak yollarının açık olması gerekiyor. İnsaf ve vicdan eksikliği çok fazla var. Bir kadın yazar olarak zoru başardı helal olsun denilmesi gibi bir arzum da yok. Bu sanki bir zoru başarmış, asla yapamayacağı bir şeyi yapmış gibi duruyor. Yeteneğiniz, azminiz ve iş disiplininiz varsa gerisi hava civa. Ben zorluk tanımıyorum.

 

Erkek egemen bir ortamda zorluk yaşıyor musunuz?
Bana göre cinsiyet farkı olmalı. Bu bir sorun değil. Asıl sorun cinsiyet üzerine adaletsizce yüklenen menfi ve gereksiz kalıplar. Sen erkeksin şunu yapmalısın, sen kadınsın bunu yapmalısın gibi. Ve nedense bunların hiç birinin kapasite ve zekayla bir ölçülmüşlüğü yok. Bir ağaca böcek dadandığında çözüm o ağacı kesmek midir yoksa böcekleri temizlemek midir? Yani cinsiyet ayrımı kaldırılsın olayı çok büyük sorunlara zemin hazırlar. Bu düşünceyi toplumun ve tüm insanlığın sağlığı için tasvip edemem. Çünkü asıl sorun cinsiyetin belli olması değil, buna yüklenen adaletsiz ve aslı astarı olmayan kalıplar. Bizim evimizde sofra kurulacağı zaman erkekler oturup beklemezdi. Babam salatayı yapar, annem çorbayı karıştırır, ağabeyim masaya tabakları koyardı. Sen erkeksin, sen kadınsın cümleleri hiç kurulmadı bizim evimizde. Hep insan odaklı baktık. Herkes sadece insan olmak zorundaydı. İnsana yaraşır şekilde davranmak ailemizin temel kuralı.

 

 

Hiç şiddete uğradınız?
Şimdiye kadar bir tokat bile yediğimi hatırlamıyorum. Ya da sözlü bir tacize hiç maruz kalmadım. Kendi ilkel lisanınca zırvalayanlar her zaman olacaktır. Onlara da şifalar dileyip gelip geçilir. Her zaman çevremdeki insanlar bana karşı saygılı oldu. Ben de onlara. Ne ailemdeki, ne de çevremdeki erkeklerden bir fiske dahi yemedim. Bundan sonrası içinde zaten böyle bir şeye hiç kimse yeltenemesin diye kendimi savunma konusunda eğitimim var. Hiçbir şekilde aşağılayıcı duruma maruz kalmadım. Ne annem ne de babam birbirlerine asla şiddet uygulamadılar. Sadece fiziksel değil sözlü olarak da evimizde şiddet yoktu, her zaman saygı vardı. Babamız odamıza gireceği zaman kapımızı çalarak girerdi. Önemli bir karar alınacağı zaman hep birlikte fikrimizi beyan ederdik.

 

Önümüzdeki 10 yıl içinde neyin değişmesi gerekiyor?

Bir ülkeye zarar veren en büyük sorunun kişisel görüş ayrımcılığı olduğunu düşünüyorum. Birbirimizi sevmemiz için şartlar koşmamalıyız. Ortak insani saygıyla bir arada kalmalıyız. Ben yoldaki herkesin birbirine selam vererek, teşekkür ederek, kim olursa olsun umursayarak yaşayabileceği bir dünya istiyorum. Bu olduğu zaman artık insanlar neye değer verip, neye vermeyeceklerini çok daha iyi bilecektir. Bireysel bilinçten, toplumsal bilince geçen bir toplum istiyorum. İyilikler paylaşarak artsın. Yüzler gülsün, kimse kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin. Durmadan önce bir kalbimiz olduğunu hatırlamak ve hatırlatmak lazım.

Öğrenciler tarafından çok sevilen Mine Sota, imza günlerinde kendisiyle fotoğraf çektirenleri kırmıyor hatta birbirinden tatlı pozlar veriyor.

 

 

ÖNCE İNSAN OLMAYI
ÖĞRENMELİYİZ

Kadın cinayetleri…
Bu acı durumu toplumumuzun bağışıklık sistemine dananmış bir tümör olarak düşünüyorum. Sen erkeksin ifadesinin üzerine yüklenen misyon çok saçma. Erkek olmadan önce insan olmak gerekiyor. Elbette aynı şey kadınlar içinde geçerli. Bu kalıpların bir an önce yıkılması lazım. Kadın ya da erkek olmaktan öte insan olmak nedir, tekamül nedir, bunu öğrenmeli, okullarda bunun eğitimi verilmeli. İyi bir insan nasıl olunur, buradan yola çıkılmalı. İyi bir insansanız iyi bir erkeksiniz ya da iyi bir kadınsınızdır. Benim babam annemi hiç üzmedi. Neden? Çok iyi bir erkek olduğundan değil, çok iyi bir insan olduğundan. Kadın cinayetlerinin çok fazla sebepleri var ama temelinde korkunç bir sevgi açlığı yatıyor. Kadın cinayetlerinin medyaya bu denli geniş çapta yansıması, eğer bu facia boyutundaki sorunla ilgili olarak yapıcı ve kalıcı bir önlemler alınmasına yaramayacaksa, yeni emsaller oluşturmaması ve bu cinayetlerin bilinçaltında sıradanlaşıp normalleşmemesi adına gösterilmemesini daha uygun buluyorum.

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Röportajlar haberleri
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
7.8338 TL 7.8025 TL
Euro
EURO
9.1583 TL 9.1217 TL

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA