Advert Advert Advert Advert
Advert Advert
TARİH 18.02.2020 SAAT 23:09:27
Advert
 

SUMOTAŞ’ta neler oluyor?

SUMOTAŞ’ta neler oluyor?
rek

Çok ilginç bir kurum SUMOTAŞ…

Belki de birlikteliğin adresi olmuş, içeride ve dışarıda haksızlık ya da hata varsa topluca sesin yükseldiği bir kooperatif olarak hep dikkat çekmiş.

Kooperatif bütünüyle sendika gibi. Bir hak kaybı ya da gereksiz bir zarar söz konusu ise yeniden birlik olunup, her yere sesinin ulaşması için çaba gösteren bir birliktelik abidesi oldu SUMOTAŞ…

Başkanlıkla ilgili çok kavga gürültü yaşandı geçmişte. İbrahim Küçük’ün “başkanlıktan nasıl azledildiği” günleri hatırlarım.

Ya da fabrika ile yaşanan taşımacılık sürecinde ele avuca sığmayan isyan hala hafızamda tazedir…

Kısacası vakıfımdır birçok konusuna SUMOTAŞ’ın. Her ne kadar uğradıkları haksızlıkların hep karşısında olduysam da mutlaka hatalarında da “Bu konuda yanlış yapmışsınız” deme cesaretim hep olmuştur.

***

Şimdi de yeni gelişmeler yaşanıyor bu kooperatif ile ilgili. İstifa edip etmediğini tam olarak kestiremediğimiz Marika Mehmet Top’un başkanlığında yaşandığı öne sürülen problemler gerçekten çok büyük boyutlarda. Kimse farkında değil belki, ama anlatmaya çabaladığım maddi ve manevi gücü büyük olan bu kooperatif bir şekilde iflas noktasına getirilmiş.

Elbette güçlü olması hasebiyle ayakta kalmasını bilir SUMOTAŞ, ancak yine uğradığı bu ekonomik haksızlığın yükünü omuzlarından indirmesi galiba çok uzun zaman alacak gibi görünüyor.

 

NELER OLMUŞTU, HATIRLAYALIM…

SUMOTAŞ bir arsa alacak ve bu arsada belli bir kurum ile birlikte akaryakıt istasyonu işletilecek. Bu sebeple bir iş insanından 2 buçuk milyon lira para alınıyor. Sonra iş olmuyor. Ancak bir şekilde SUMOTAŞ bu iş insanına 2 buçuk milyon lira borçlu kalıyor. Para ödenecek, ancak nasıl ödeneceği belli değil. Dahası bu olay tamamen bir tesadüf eseri ortaya çıkıyor.

 

Hiçbir üyenin 2 buçuk milyon meselesinden haberi yok. Olay patlak verince istifa tartışmaları kendiliğinden başlıyor. SUMOTAŞ'ta ise süreç kendiliğinden kaynamaya noktasına geliyor. Bir de bilinmeyen borçlar ardı ardına geliyor. Bir başka akaryakıt istasyonuna tam 730 bin lira borç çıkıyor hiç hesapta yokken. Sonra başlatılan icra takibi ve ekstra masrafları ile birlikte borç 900 bin lira civarına yükseliyor. Yani hatırlamamız gereken çok şey var…

 

İSTİFA BUGÜN MÜ GELECEK?

SUMOTAŞ’ta yüzlerce üye var. Hepsi işin bir ucundan tutmaya razı. Sorunlar çözülsün, işimiz yürüsün diyen fedakar insanların elinde iken bu kooperatifin basiretsiz bir başkan tarafından yönetilmesi açıkçası sıkıntılı bir durum ortaya çıkarmış.

Bu kadar borçlu ve kısa vadede çözümü olmayan olaylarla ilgili olarak başka hangi kelimeyi kullanabilirsiniz ki…

Başta söylediğim gibi; SUMOTAŞ Başkanı Marika Mehmet Top istifa ettiğini söylemişti. Fakat şu ana kadar resmi bir gelişme yok. Yani istifa netleşmemiş. Rivayet o ki, kendisi bugün istifasını yönetimine, üyelere ve fabrika yönetimine iletecek. Üyelerin korkusu ise şu: “Umarız bu istifa olayının altından da bir çapanoğlu çıkmaz…”

Aslında gelinen nokta hem fabrika yönetimine, hem kamuoyuna ve hem de Marika Mehmet Top’a şu hatırlatmayı yapmamız icap eder: “SUMOTAŞ’ın sahibi üyelerdir…” Yönetimde olsun ya da olmasın o üyeler SUMOTAŞ’ın başındadır. Sıkıntılar olabilir. Ancak yönetim bile olmasa her bir üye, zarar edeceğini bilse bile kooperatifin verdiği taahhütlerinin arkasındadır. Yaşadıkları ise tamamen aile içinde cereyan eden bir hadisedir. Üyelerin oluşan haklı tepkisi belli ki Marika Mehmet Top’adır. Üyeler, Top’un yalan söyleyerek kooperatifi yönetmeye çabaladığını çok açıkça, kendisine ve kamuoyuna söylemektedir…
Ve o üyelerin ithamlarını tek tek size buradan aktarmak istiyorum. Yorum sahibi ben değil, onlar…

Gelinen noktada SUMOTAŞ’ın çok büyük olasılıkla başkanının başarısız, etkisiz ve sonuçsuz yönetiminin sonucu olarak ciddi maddi sıkıntıları var. O gereksiz yönetim anlayışı kooperatifin başına önemli işler açmış gibi görünüyor. Burada paralar har vurup harman savrulmuş. Paralar hep hesapsızca harcanmış. Dışarıya da hesapsızca mazot, akaryakıt satışı yapılmış…

 

Üyelerin hepsi emek sahibi. Ve bu emeklerinin karşılığını istedikleri şekilde alamıyorlar. Şu an için alacakları anlamında geriden geliyorlar. Ve bu alacaklar ciddi miktarlar. Ama rakamlar Başkan Marika Mehmet’in söylediği gibi değil. Geçen gün yaptığı basın açıklamasındaki sözleri hala SUMOTAŞ’ta üyeler tarafından “yalan” ifadesi ile karşılık buluyor.

 

GELELİM MARİKA MEHMET’İN AÇIKLAMALARINA

Ben bu gazetenin yazı işleri müdürüyüm. Hangi sayfayı hangi editör arkadaşım yaparsa yapsın, hangi haberde hangi muhabir arkadaşımın imzası bulunursa bulunsun, noktasına ve virgülüne kadar sorumluluk bendedir. Olası bir hatada yargılanmak benim sorumluluğumdadır. Yani sorumluluk nedir, çok iyi bilirim. Aynı sorumluluk duygusunun diğer kurumlarda da birileri tarafından yüklenilmesi gerektiğine inanırım. Gerekirse bedel bile öderim, bence herkes de ödemeye hazır olmalıdır.

 

Bu Marika Mehmet, SUMOTAŞ’ı 1 lira bile kredi çekmeden yönettiğini söylüyor. Elime geçen bilgilere göre bu koca bir “yalan”…

Açıkça söylüyorum, yalan...

 

Daha geçen yıl 2 milyon 540 bin lira kredi kullanılmış. Üstelik üyelerin iddiasına göre bu kredi gizlice temin edilmiş. Üyelerin meseleden sonradan bilgisi oluyor. Gizli derken bu bilgiyi aldığım kişiler bizzat Marika Mehmet’in en yakınlarında olan isimler. Aynı grupta hareket etmelerine rağmen “Yanlışa göz yumamayız” diyen taifeden söz ediyorum. Bu adamlar ekmeklerini yedikleri yer konusunda haksızlığı yapan babaları bile olsa tepki gösterirler.

 

Sonra 1 milyon 800 bin lira aydınlatma direklerine verildiği söylenmiş. Halbuki Suadiyespor’un sahasına yeri direkler takılınca eskileri kooperatife veriliyor ve aydınlatmalar yeni otopark sahasına dikiliyor. Açıkçası başkanın 1 milyon 800 bin lira ödediğini söylediği direkler bunlar mı, açıkçası tereddütte kaldım. Bu kısımda yanlış anlaşılmak istenmem. Çünkü belirtilen rakam gazetelere böyle yansıdı. Meblağ 1 milyon 800 bin lira deniyor. Şayet medyaya bu miktarda hatalı şekilde yansıdı ise özür dilemekten çekinmem…

 

 

VE EN ÇETREFİLLİ KONU

Şu meşhur 2 buçuk milyon meselemize gelince…

 

Bir akaryakıt firmasından alınan 2 buçuk milyon konusu var. Aslında üyelerden bazıları Başkan Marika Mehmet Top’a karşı bizzat söz alarak kürsüden “Bu para nerede?” diye soruyorlar. Cevap ise “Para bende, istediğim an öderim” şeklinde oluyor. Fakat yapılan hiçbir ödemenin olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü soruyu soran kişi hazırlıklı gelmiş; “Yalan söylüyorsun, o para Shell’e biriken borç için ödenmiş” deyince antenler o tarafa dönüyor.

 

Aradan belli bir zaman geçiyor, yine önemli bir toplantı sırasında aynı kişi yine 2 buçuk milyon liranın hesabını soruyor, “Başkan para nerede?” diyor. Bu kez cevap “Adama verdim” şeklinde oluyor. Soruyu soran yine tepki gösterip “Parayı Shell’e aktardın, niye yalan söylüyorsun?” diyerek tepkisini dile getiriyor…

 

Para hesapta bir dakika bile durmamış, hemen Shell’e aktarılmış. Toplantıda ise çek verdiğini söyleyip “Çek nakittir” savunmasını yapmış. Bu arada alacaklıya 430 bin lira ödeme yapılmış. Daha sonra ise yönetim kurulu 2 milyon 70 bin lira kredi çekerek adama parasını geri vermişler. Ardından SUMOTAŞ’ın durumu yerinde olan bir üyesi sorumluluk alarak adama 500 bin liralık çek vermiş de alacaklı da 500 bin lirayı iade etmiş. İşte SUMOTAŞ üyeleri o para ile bugün mazotunu temin edebiliyor…

 

 

İKİNCİ BÜYÜK SÜRPRİZ; HEDEF PETROL…

Her şey bitti mi sanıyorsunuz, hayır bekleyin, daha bitmedi…

Çünkü bir de Hedef Petrol tantanası var…

Adeta sürpriz yumurta gibi çıkıyor işin içinden. Buraya da tam 730 bin lira borç takılmış. Artık ne kadar zamandır yapılmışsa...

SUMOTAŞ üyelerinin iki hafta önceki ödenmeyen alacakları da bu Hedef Petrol’e gitmiş. Sadece bu kadar mı? Elbette değil…

Firmanın sahibi alacaklarına istinaden SUMOTAŞ’ı mahkemeye vermiş. Borcun üzerine bir de masraflar eklenmiş; tam 166 bin lira…

Yani nasıl olduğunu anlamadığımız bu akaryakıt firmasına olan borç icra takibi nedeniyle yaklaşık 900 bin liraya yükselmiş. Çok şükür bir üye yine işlerin yürüyebilmesi için sorumluluk almış da o 166 bin lirayı ödemiş. Kooperatifte işler durmamış çok şükür…

Arada bu istifa tantanaları dönünce yönetimde bir gerileme dönemi yaşandı haliyle. Fakat biraz özveri, biraz gayret derken üyelerin geriye dönük bir haftalık alacakları ödenmiş. Ancak şimdi yapılan ödeme için ayrılan para, Hedef Petrol’e borç nedeniyle aktarıldığı için sıkıntılar bugüne kadar devam etti. Fakat oluşan ne kadar borç varsa hepsini yine üyeler ödeyecek…

Üyelerin ağzından aktarıyorum:

Muhasebe programı dedin, görmedik…

Yıkama yeri dedin, orayı Shell hibe etti…

Bir de yine üyeler Marika Mehmet Top’un SUMOTAŞ’a gelemediğini, bu yüzden basın toplantısını bile Paşa’da yapmak zorunda kaldığını söylüyor. Doğru ya, rahat ve kendinden emin olan kişi çıkar SUMOTAŞ’a gelir ve açıklamasını yapar. Tepki göreceksen de yiğitçe görür ve gidersin.

Şimdi yönetim kurulu Marika Mehmet’in olmadığı bir döneme hazırlanıyor. Tüm hesaplar tek tek inceleniyor. Anladığımız kadarıyla konuyu bir şekilde yargıya götürecekler. Bir yerde sizin anlayacağınız bu başkan neye yok dediyse hepsi var çıktı.

Vergi ve SGK borcu olmadığını söyleyerek kendini kurtarmaya çabalamış ya, o da ilginç bir durum…

Sordum; o yapılan işler de muhasebe müdürünün işini tertipli düzenli yapması ile ilgili. Borcu aksatmadan ödediği için bu sorun yok. Dahası şimdiye kadar zaten kooperatifin böyle bir borcu hiç olmamış. Marika Mehmet bu vergi-SGK açıklaması ile, “Kötü olan kurum böyle mi olur” imajı yaratmaya çalışmış.

Meselenin detaylarını anlattım. Şimdi bundan sonrası yönetim kurulunda. Ne yapacaklar, ne edecekler hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Bunları düşündüğümüzde SUMOTAŞ belli ki ciddi manada bir ekonomik darlığa girecek gibi görünüyor. Fakat başta ifade ettiğim gibi, kooperatif birlik olmayı başarabilen üyelerce sahiplenilmiş bir kurum. Bu zorluğun altından da kalkacaklardır.

***

Bu arada unutmadan…

Bir SUMOTAŞ üyesinin yakınının şöyle bir paylaşımı olmuş, onu da sizinle paylaşmak istedim...

2 çekici için kredi çektin, tankerin yarısını akaryakıt şirketi verdi.

Asfalt kırığı belediyeden.

Işıklandırma direği olarak Suadiye Stadı’nın eskilerini hibe ile aldın.
Kamera sistemi falan yapmadın, kabloların ağzı açık.
Muhasebe programı diye bir şey daha görmedik.
Yıkama tesisini akaryakıt şirketi hibe etti dedin, altından motor yağı fiyaskosu çıktı.
1 lira kredi çekmedim dedin, 2.540.000 lira Ocak 2019’da kredi kullandın.
Aldığın 2.000.000 lirayı çekle ödedim, çek nakittir dedin, 3 gün önce kredi çekip ödedik.
Başka bir firmadan aldığın 730.000 liralık akaryakıtın ödemesini icraya düşerek üye hak edişleriyle ödedik. Birde 166.000 lira icra parası ödedik.
Shell’e senin döneminde sadece 2019’da 640.000 lira faiz ödedik.
Sadece ödediğimiz faiz 1.500.000 lirayı aştı, arkası da belli değil.
Kayıp olan çekleri de sığdıramadık, başka sefere.

 

 

Tanıdık bir acı

 

Deprem…

Bir gün olacağını bilirsiniz, ancak önüne geçemezsiniz…

Kocaeli olarak biz bu depremin acısını çok yakından biliriz.

Tekrar ediyorum, biz bu acının ne demek olduğunu çok iyi biliriz.

Yaşayıp da öğrenenlerdeniz.

O yüzden tıpkı dün Van’da olduğu gibi bugün de Elazığ’da, Malatya’da neler olup bittiğini haliyle en iyi biz anlarız. Elazığ’ın yanındayız, fakat gelmemiz gereken çok önemli bir nokta var ki; depreme hazırlık noktasında artık çok önemli adımlar atılmasının gerektiğidir.

Türkiye her ne kadar depremle yaşamasını öğrenmiş olsa da hazırlık aşamasında gelişmiş dünya ülkelerinin çok gerisinde.

 

NE VAR SANKİ

Aileler için;

Bir deprem çantası hazırlamak…

Çocuklarımıza ara sıra deprem gerçeğini anlatmak ve önlemler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak…

Çok mu zor?

Devletimiz için;

Artık deprem gerçeği ile yüzleşmek…

Milleti önlem almaya sevk etmek…

Yapılarla ilgili denetim mekanizmasını en üst seviyede sağlamak…

Toplanma alanlarını en ince detayı düşünülmüş şekilde belirlemek…

Eski yapıların yıkımını sağlayıp kentsel dönüşümün önünü açmak…

Çok mu zor?

 

 

Deprem saçmalıkları

 

En sinir olduğum konulardan birisidir…

Devleti ya da hükümeti eleştirecek bir konu bulduklarında, daha doğrusu bulduklarını zannettiklerinde birileri hemen mal bulmuş mağribi gibi meselenin üzerine atlarlar.

Elazığ’da deprem oldu ya, şimdi ellerinden gelen her türlü mantıksız sözü ortalığa saçmaya çalışırlar.

Mesela Jeoloji Mühendisleri Odası’nın ilimiz temsilcisi Niyazi Temizkan’ın söylediği gibi…

Tamam, senin bu durum senin ilgi alanına giriyor ve deprem konusunda, alınmayan önlemler konusunda, yapılabilecekler hakkında ne söylesen hakkındır.

Fakat bu depremle ilgili açıklamanın altına “Ülke kaynaklarının Kanal İstanbul gibi bu ülke insanına hiçbir faydası olmayacak projelere harcanmasına değil, halkımızın sağlıklı ve güvenli yaşamasına ayrılması gerektiğini ifade ediyoruz” sözünü niye kullanırsın…

Belli ki senin derdin konuyu ya da eksikleri gündeme getirmek değil, bilakis siyaset yapıp meselenin üzerine atlama maharetini ortaya sermektir.

Yapmayın…

Etmeyin…

Millet canıyla uğraşırken Kanal İstanbul konusunu deprem meselesinin arasına sıkıştırıp saçmalıklarınıza yenilerini eklemeyin…

 

 

Gerçek dost

 

Türkiye artık kendine yeten bir ülke…

Sadece gelen Suriyelilere değil, her mağduriyette kendi halkının da yanında olabilir bir ülkeyiz artık.

Elazığ merkezli meydana gelen, kuzeyden güneye birçok vilayetimizde hissedilen bir deprem yaşadık.

Fakat dediğimiz gibi Türkiye artık kendine yetebilen bir ülke. Bu büyük deprem ile ilgili uluslararası boyutta bir yardım talebinde bulunulmadı.

Fakat dost kötü günde kendini belli ediyor işte.

Bugüne kadar her türlü olumsuzlukta bir olabildiğimiz Can Azerbaycan, hiçbir yardım talebi yok iken, Böyle bir çağrıda bulunulmamışken yardım uçaklarını halsiz habersiz Elazığ’a göndermiş…

Tabi mevzu habersiz şekilde gelişince geyik muhabbetleri de peşi sıra gelmiş haliyle.

Dost, dar gününde çağırmadan gelendir.

Her fırsatı ve hattı depremi bile siyasi malzeme olarak kullananların utanabilmesi dileğiyle…

 

 

 

Sosyal medya teröristleri

 

Terörizm yalnızca eşkıya’nın dağda ya da düz ovada canlara kastetmesi ile olmaz…

Bazen öyle bir söz söyler, öyle bir sosyal medya paylaşımı yaparsınız ki, o teröristle aynı kefeye konulursunuz.

Tekrar ediyorum; Elazığ’da bir deprem meydana geldi. Fakat bu depremle birlikte insanların çirkin yüzleri, ahlaksız tarafları tek tek ortaya çıktı.

Kullanılan o aşağılık cümlelerle sözün ona siyaset yapan ucuzlar, benim gözümde yaptıkları paylaşımları ile benim gözümde ancak ve ancak sosyal medya teröristi olurlar.

Dahası bozgunluğa sebep olmak istemeleri dolayısıyla askerin ve milletin canına kıyan PKK’lıdan, DEAŞ’lıdan bir farkları yoktur.

İnternet alemini gezin, şöyle bir bakın ve üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerini dinleyin. O aşağılık sosyal medya teröristlerinin kimler olduğunu anlarsınız…

 

 

 

 

Bu haber eklendi
Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum.
Diğer Kent haberleri
Anket
Sizce, Kocaeli'deki yapılar depreme karşı yeterince güvenli mi?
Evet
Hayır
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
6.0778 TL 6.0536 TL
Euro
EURO
6.5813 TL 6.5550 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA