Advert Advert Advert
Advert Advert Advert
TARİH 22.08.2019 SAAT 11:07:41
Advert
Advert
 

İzmit’e bir çocuk hassasiyetiyle yaklaştım

Bu sözler, 10 yıllık belediye başkanlığı dönemini tamamlak üzere olan İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan’a ait. Bir çocuk doktoru olan Doğan, şehre verdiği önemi gösterdiği özeni bu sözle anlamayı uygun görüyor.

***

Seçime artık bir kaç hafta var…

12 belediye başkanı artık görevini bırakmak üzere. O başkanlardan en dikkat çekeni kendi isteğiyle göreve talip olmayan Nevzat Doğan…

Doğan ile 10 yılını konuşmanın bir gazetecilik görevi olduğunu düşünüyordum.

Şöyle siyasetten uzak, samimi bir bilanço çıkarmasını istiyordum.

Geçtiğimiz hafta bu fırsatı bulduk ve Çinili Mutfak’ta bir araya geldik.

Bu arada Çinili Mutfak harika bir konsepte Nükhet Hanımın ellerinde oturmuş. Tavsiye ediyorum.

İzmit Tarihi Çarşısı’nı da mutlaka görün.

***

Neyse, Doğan ile bir saati aşkın bir sohbet yaptık. Ben sordum o samimiyetle cevap verdi.

Tamamen onun cümleleriyle size aktarmaya çalışacağım. İşte o söyleşi:

 

NORMAL BABA OLACAĞIM

Başkan Baba ile başlayalım isterseniz; kızlarınız görevi bırakıyor olmanızdan memnun mu?

Ailemiz çok memnun. Ben de dahil (Gülüyor) Özellikle küçük kızım çok memnun. Çünkü ona daha önce sormuştum: “Tekrar aday olup ‘Başkan Baba’ mı olayım” diye ama kızım hemen atılıp “Başkan Baba olma ‘Normal Baba’ ol” demişti… Aile çok heyecanlı, bu sürecin tamamlanmasını bekliyorlar. Samimi bir şey söyleyeyim mi, Ben de son derece memnunum. Müsterihim. Yani böyle insan güzel bir şey yapar ve “oh be değdi” der; tatlı bir yorgunluk ile bir tatmin duygusu hisseder ya öyle hissediyorum. Şimdi benim tek bir görevim kaldı. Gözümün arkada kalmaması için siyasi ve belediyecilik anlayışımdaki Sibel Gönül’e koltuğumu devretmek.

 

HAMDOLSUN ENERJİM YERİNDE

Peki. Seçimden sonra bu yoğunlukta çalışmayacak mısınız? İşinizin başına geçtiğinizde de yoğun olmayacak mısınız?

Kesinlikle olacak. Ben ilkokuldan beri sürekli çalışıyorum. Hem çalıştım hem okudum. Yedi yaşında su sattım. Sekiz yaşında gazete sattım. Dokuz yaşında sebze sattım. 10 yaşında manav işlettim. 12 yaşında bakkal dükkanı açıldı. Lise bitene kadar da orada çalıştım. Üniversite okurken de yazları çalıştım. Hacattepe Tıp, ülkemizin en zor okullarından biriydi. İnanılmaz çalıştım, dereceyle bitirdim. Çocuk hastalıkları stajım Şişli Eftal’deydi. Türkiye’nin en yoğun hastanesi. Çok çalıştım. Nöbetler çok zor geçerdi. Yoğunluk benim işim. Çalışmak benim temel ihtiyacım. Ben saat 22.00’de fitnessa gidiyorum. Hamdolsun enerjim yerinde.

 

Kızlar çok sevinmesinler, çok mutlu olmasınlar siz çalışmaya devam edeceksiniz anlaşılan.

Ben çalışmaya devam edeceğim ama bir gerçek var, aileme daha çok vakit ayırabileceğim.

 

 

AYAĞINIZI DENK ALIN

Bu 10 yılda personelinizle ilgili yaşadığınız ilginç şeyler var mı?

Bir örnek vereyim. Bunu Seyhan Hanımanlattığı için biliyorum. Daha yeni tanıştığımız zamanlar, bir toplantısırasında “Not alın” deyince Seyhan Hanım not almak için önümdeki “Unutmayınız” kartlarından almış, “Bir dakika” deyip elinden almışım, “Niye bunu alıyorsunuz” diye de sormuşum. “Yazacağım” deyince de takvim yaprağını yırtıp vermişim. “Buna yaz, yazık değil mi karta” demişim. Mali İşler Müdürümüz Seyhan Özcan şaşırmış ve gidip personele anlatmış “Aman ayağınızı denk alın, bir kağıdın hesabını yapan tasarruflu bir başkan var, karşımızda” demiş. (Gülüyor)

 

İZMİT’İ PARİS İLE KIYASLAYIN

Başka hatırladığınız örnek var mı?

Park Bahçeler Müdürü Ayhan Varol anlatmıştı. Bize sonradan katılmıştı. Bana bir örnek vermiş, bir öneride bulunmuş. Reddetmişim, o gayri ihtiyari, “Ama başkanım, Gölcük, Derince, Körfez belediyeleri böyle yapıyor” demiş. Ben de masaya vurmuşum, “Sen kendine gel. İzmit Belediyesi’ndesin. Sen İzmit’i Paris Belediyesi’yle Amsterdam Belediyesi’yle mukayese et. Nerede olduğunu hatırla” demişim. Ben bunları unuttum ama arkadaşlar konuşurken hatırlatıyorlar.

 

VATANDAŞIN DERDİNİ BİRGÜNDE ÇÖZECEKSİNİZ

Çok güzel örnek… Başka var mı böyle örnekler?

Aşağıdaki belediye binasındayız. Uzun süren toplantılar yapıyoruz. Gece 02.00’lere kadar sürüyor. İmar Gurubu Başkan Yardımcısı Filiz Ertürk, müdürler var. İmarı da önemsiyorum. Bana bilgiler veriyorlar. Konu inşaat ruhsatlarının verilme süresine geldi.42 günde veriyormuşuz. “42 gün çok değil mi” diye şaşkınlıkla sordum. “Başkanım her yerde 3- 4ay sürüyor” dediler. “Çok, bunu düşürmemiz lazım. Kaça düşürebilirsiniz” diye sordum. “Bir aya düşürürüz” dediler. “Bir ay olmaz, biraz daha zorlayın” dedim.

 

TÜRKİYE’NİN EN HIZLI İNŞAAT RUHSATI VEREN BELEDİYESİYİZ

Pazarlık yapıyorsunuz…

Evet evet. Ben öyle deyince “Bakalım 20 güne düşebilir mi, diye” dediler. “Ne 20 günü bir günde vereceksiniz bir günde..” diye çıkışınca Filiz Hanım acı acı gülümsedi. “Doktor işte imardan anlamıyor” diye düşünüldü, sanırım. “Olmaz” dediler. “Vatandaşın işi bir günde bitecek, böyle olacak. Böyle olması için benden ne istiyorsanız isteyin” dedim. Sonra her toplantıda önce 30 güne sonra 25 güne sonra 20 güne sonra 10 güne derken bir gün İmar Müdürü Reyhan (Erbayrak) Hanım kapıyı açtı, girdi odaya “Başkanım bir günde ruhsatı verdik” dedi. Çünkü sistemi değiştirdik. Vatandaşın bütün evraklarını tam alıyoruz. Aldığımız andan itibaren de saat çalışıyor. Alan kişi yetiştirecek. İddia ediyorum, Türkiye’nin en hızlı inşaat ruhsatı veren belediyesiyiz. 2 buçuk gün ortalamasına düşmüştük; şimdi 3-4 günü buluyor. Çünkü yangın meselesini de bize verdiler. Ben insanları hiç görmem ama ruhsatlarını tıkır tıkır alırlar. Altı ayda bu düzeni oturttuk.

 

 

“BAŞKAN OĞLUM, BEN EVLENMEK İSTİYORUM”

Vatandaşla enteresan anılarınız var mı?

Çok oldu. Bir gün bir cami avlusunda konuşuyoruz.Ben anlatıyorum, sağ olsunlar sevgiyle saygıyla dinliyorlar ama yaşlı bir amcam sürekli yanıma yaklaşıyor. Anladım bir şey demek istiyor. “Söyle amcacığım” dedim. Biraz sakin bir köşeye geçtik. “Başkan oğlum, sen benim halimden anlarsın. Ben 82 yaşındayım ama dincim. İki katlı evim var. Bir katı kirada, birinde ben oturuyorum. Koca ev. Çok yalnızım. Bana bir hatun bul, evlenmek istiyorum. Evi de ona vereceğim” dedi. (Gülüyor) “Tamam amca” dedim. Telefonunu aldım, bir iki yere de haber verdim ama sonrasını bilmiyorum. (Gülüyor)

 

VATANDAŞ DA ZORLANDI BEN DE ZORLANDIM

Belediye başkanı şehrül emindir. Şehrin emanet edildiği kişidir. Siz bunu hissettiniz mi?

Şunu hissettim. Başta vatandaşa benim duruşum değişik geldi. Çünkü olmaza “olmaz” diyordum. Bir iki yıl anlaşılamadım. Vatandaş da zorlandı, ben de zorlandım. Çünkü siyasette, böyle makamlardaki kişiler kolay hayır demezler. Genellikle arkadan dolanılır ama vatandaşa ‘hayır’ denmez. Ben öyle yapmadım. Vatandaş da oldu mu olmadı mı olacak mı anlayamaz. Sonra görüldü ki (Masaya vuruyor) bizim sözümüz söz. “Olur” dersek oluyor, “Olmaz” dersek olmuyor. Ama bunu hak ve adalet içerisinde yaptık. Bir süre sonra bu algı işimizi kolaylaştırdı. Vatandaş bana ulaşırdı. Ben de hemen müdürlerle onu yuvarlak masaya oturtur. Sorunu anında ve yerinde çözümledik. Sözümüze hep itibar edildi. “Nevzat Bey öyle diyorsa, doğrudur, hakkımız yenmez” dendi. Bana imarla ilgili para pulla ilgili hiç şikayet gelmez. Çünkü aşağıda işler doğru döner. Yanlış olmaz.

 

KEŞKE ÇOK BÜYÜK BİR KONGRE VE KÜLTÜR MERKEZİ YAPSAYDIM

Keşke zamanım olsaydı da şunu da yapsaydım dediğiniz bir şey var mı?

Keşke buraya –ilk başladığımda başlamalıydım- çok büyük bir kongre ve kültür merkezi yapsaydım. Şimdi Büyükşehir bitirmek üzere ama ondan da kapsamlı, içinde fuar alanları, konge merkezleri, toplantı salonları olan bir büyük merkez yapmalıydık. Ama biz başladığımızda çok temel şeylere odaklandık.

 

BEŞ BELEDİYEYİ BİRLEŞTİRDİK

Nelere odaklandınız?

Şimdi unutuldu ama ben göreve geldiğimde beş belediye birleşmişti ve beş belediyenin kopuk kopuk hizmetlerini birleştirmek iki yılımızı yedi. Milletimiz unuttu. Bir gün önce beş belediye başkanı vardı. Ertesi gün ben tek belediye başkanıydım. İki senede sistemi oturttuk. Ayrıca Meclis’te CHP çoğunluktaydı.  İşlerimiz bu yüzden de zayıfladı. Kültür Tepesi bir yıl geriye attı. Gereksiz bir muhalefet vardı. Atatürk Heykeli’nin orayı mezbelelikten zor kurtardık. Meclis üyelerinde sıkıntı yoktu ama CHP ilçe izin vermiyordu.

 

KENT KÜTÜPHANESİ VE OKUMA MEYDANI

Keşke dediğiniz başka proje var mı?

Kent Kütüphanesi ve okuma meydanı.  İçimde kaldı demeyeyim, çünkü başlattık ama bitmedi. Milli Eğitim ile sözleşmesini yaptık ama okulların taşınması uzadı. İnşallah onu da Sibel Hanım yapacak. Çünkü vaatleri arasında var.

Bir not olarak ileteyim, keşke yapsaydık dediklerimin hepsi başka kurumlardan kaynaklı sıkıntılar nedeniyle olmadı.

Mesela Halkevinin restorasyonu… Biz yapardık ama izin vermediler. Orayı halk tiyatrosu yapıp halka açmak istedik. Olmadı.

Keşke dediğmi bir şey de İzmit’in tepelerdeki silüetinin değişmemiş olması. Keşke kentsel dönüşümle değiştirebilseydik. Ama o da Büyükşehir’in yetki alanında olan bir şey. Bizim girmemiz mümkün değildi.

 

 

BU ŞEHİRDE DOĞMAK İSTERDİM

Bu 10 yıl için İzmitlilere bir şey söylemek isteseniz, Nevzat Doğan ne der?

Bu şehirde doğmak isterdim. Ama Allah Nasip etti Gümüşhane’nin Bahçecik köyünde doğdum. Ama bu şehirde 54 yılımı geçirdim. Bu şehrin sokaklarında çember çevirdim. Su sattım. Toprak sahada Kocaelispor’u izleyerek büyüdüm. Buranın okullarında okudum. Bu şehrin yetiştirdiği bir çocuk doktoruyum. Allah nasip etti bu şehre doktor olarak, milletvekili olarak ve belediye başkanı olarak hizmet ettim. Aktif bir milletvekiliydim. Sağlıkta ciddi sıçrama yaptık. Belediye başkanlığımda da kalben hizmet ettim.

 

İZMİT’E BİR ÇOCUK HASSASİYETİYLE BAKTIM

Nasıl baktınız bu şehre?

Ben İzmit’e hep çocuk hassasiyetiyle baktım. Bir çocuk gibi emanet gördüm. Çocuk doktorluğu öyledir. İnsanlar en değerli varlıklarını getirirler size emanet ederler. Size güvenirler. “Önce Allah sonra siz” derler. Büyük sorumluluktur. O sorumluluk ben de aşırı hassasiyet oluşturdu. Belediye başkanlığında da aynı hassasiyetle İzmit’e baktım. Şehri de bir bebek- çocuk gibi gördüm. Onun gelişmesini doğru sağlamak lazım. Psikolojisini bozmamak lazım.

 

AKRABALARIMI HİÇ KAYIRMADIM

Parasal konular dahilher konuda hatasız olmaya çalıştım. Kendi parama göstermediğim hassasiyeti milletin- belediyenin parasına gösterdim. Bir kağıdın bile hesabını sordum.  Kesinlikle bilerek yanlış yapmadım. Belediyede yanlış yapanı da affetmedim, parti ayrımı yapmadan iyi olanla çalıştım hatası olanla da çalışmadım. Benim hala eşi CHP’de yönetici olan müdürüm vardır. Akrabalarımı hiç kayırmadım. Bana kızanlar oldu ama temiz bir soy ad her şeyden önemli. Babam fakir bir adamdı ama bana pırıl pırıl bir soy ad bıraktı. Bana dünyayı bir yana koysalar bir tarafa da temiz bir soy ad koysalar ben temiz soy adı tercih ederim.

Bu anlamda şehri kucaklayan belediye olduk. Şeffaf olduk. Benim yanımda kimse fiskos konuşmaz.

Bu bölümde şunu söyleyeyim, her dönemin adamı rantiyeciler var. Onların partisi yok. Her partiye sızmışlar.Bunlarla mücadele etmek lazım. Herkesin destek olması lazım. Bazen yalnız kaldığımı hissettim.

 

İZMİT HALKI VEFALI

Zor muydu hizmet etmek?

İlimizde nüfus çok, yüzölçümü küçük. Ana gövde İzmit’te gündüz nüfusu 1 milyonun üzerinde. Mesela pazarlar olayında müthiş bir iş yaptık. 11 kapalı pazar yaptık ama bir yandan da müthiş bir disiplin oluşturduk.Esnafı zora sokmadan halkın istediklerini yaptık. Yani düşünün kalp çalışacak, vücut tüm fonksiyonlarını yerine getirecek ama siz de bir yandan içeride ameliyat yapacaksınız. Şehir de öyle… Şehir canlı ama yapmanız gerekenler var. O canlılığı sekteye uğratmadan yapmanız gerekenler var. Bun rağmen şehir merkezinde çok önemli yerlere dokunduk Acısu, İkizliçeşme, Cumhuriyet- Çocuk Parkı, Yeni Cuma’nın çevresi, Belsa’nın çevresi, Fevziye’nin etrafı, en son Bakırcılar Sokak… Her yere elimizi soktuk. Yürüyüş Yolu’na dokunmadık çünkü Büyükşehir’e aitti, Fevziye ve İstiklal caddelerinde ise üç kez anket yaptık, toplantı yaptık esnafın yüzde 85’i istemedi. Şehri çok sıkmayacaksınız ama çok serbest de bırakmayacaksınız.

 

Emeğinizin karşılığını aldınız mı, 10 yılın sonunda?..

İzmit halkı vefalı. Sağduyulu ve bilinçli. Olayları çok güzel izliyor ve tahlil ediyor. Kesinlikle aldım. Öğrencinin pazarcının gözünde, köylünün gözünde, güzel yaklaşımlar görüyorum. Elbette yüzde 100’ü mutlu edemezsiniz. Rantiyeciler beni niye sevsin. Her kesimden rantiyeciyle mücadele ettim.

 

SON GÖREVİM KOLTUĞU SİBEL GÖNÜL’E BIRAKMAK

Son göreviniz nedir?

Ben İzmit’i seviyorum, İzmit halkını seviyorum. Bu şehide güldüm ağladım. Acıları hep beraber çektik. Bu şehirde başarılar da yaşadık. Türkiye’nin en güzel şehrinde yaşıyoruz. Bu şehirde yaşamaktan onur ve gurur duyuyorum. İzmit’in parçası olmaktan gurur duydum. Hep ceketimi alıp gidecekmiş hissi ile arkada bir eksik bırakmadan çalıştım. Siyasi riskleri de alıp fark oluşturmaya çalıştım. Kentin ufkunu zorladım. Kendi tarzımı ortaya koydum. Ben ayrıldıktan sonra o fark İzmit tarihinde yazılacağını düşünüyorum. Son görevim ise tekraren söyleyeyim, belediyeyi Sibel Gönül’e teslim etmektir. Bunun için de 31 Mart gecesine kadar elimden gelen her şeyi yapacağım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Demokratkocaeli:
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Yorumunuz :
Güvenlik : Captcha
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları
Anket
VEFATLARIMIZ
Dolar
DOLAR
5.7285 TL 5.7056 TL
Euro
EURO
6.3568 TL 6.3314 TL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

Demokrat Kocaeli Gazetesi yılların verdiği tecrübe ile Kocaeli haber konusunda uzmanlaşmış bir ekibe sahiptir. Kocaeli Gazetesi olarak Kocaeli ve ilçelerine basılı yayın hizmetimiz ile Kocaeli Yerel Gazeteleri arasında yerini almaktadır. Demokrat Kocaeli Gazetesi olarak Son Dakika Kocaeli Haberleri ulaştırmak için gece gündüz 7 gün 24 saat çalışan bir ekiple hizmetinizdeyiz. Kocaeli'de olan olayları anında aktarmak sizi bilgilendirmek bizim için önemli. Gazetecilik mesleğinin zorluğunun farkındayız ve Gazetecilik mesleğini severek yapmaktayız. Kocaeli Yerel Gazeteler arasında önceliğimiz sizlere daha iyi ve daha hızlı kocaeli haber hizmeti sunmaktır.

ANIT MEDYA